İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/136 K.2024/303

...

Esas2023/136Karar2024/303Tarih25 Haziran 2024Okuma14 dk · 2.704 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
25 Haziran 2024
Esas no
2023/136
Karar no
2024/303
Hakim
... ...
Katip
... ...
Davacı
... - T.C. Kimlik No: ...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.704 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

...

VEKİLİ

Av. ... - ....

DAVALI

1- ... - T.C. Kimlik No: ... ...

VEKİLİ

Av. ... - ...

DAVALI

2- ... - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA

Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali

DAVA TARİHİ : 16/08/2023

KARAR TARİHİ : 25/06/2024

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, işbu başvuruya karşı davalı ... tarafından ... sayılı “...” markası gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, yapılan itirazın ... tarafından reddedildiğini ancak işbu karara karşı davalı tarafından yapılan ... başvurusu sonucunda başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin ... TİC.

A.Ş.’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu şirketin ... sayılı “...” ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, bu markanın şirketin maddi sıkıntılar yaşaması nedeniyle yenilenemediğini, şirketin unvan değişikliğine giderek ... TİC.

A.Ş. olduğunu, davaya konu markaların benzer olmadığını, benzerlik incelemesinde markanın ilk kısmının daha önemli olduğunu, markaların aynı sesle başlamadığını, markaların sınıfsal olarak farklı olduğunu, mal ve hizmet benzerliği azaldıkça karıştırılma ihtimalinin de azalacağını, markaların medikal ve tıp sektörü profesyonellerine hitap ettiğini ve bu kişilerin yüksek dikkat düzeyine sahip olduğunu, başvuruya yapılan itirazın kötüniyetli olduğunu, müvekkili ve davalı arasında akrabalık ilişkisi olduğunu,

müvekkilinin seri marka üretmesinin önlenmeye çalışıldığını beyanla ... sayılı ... kararının iptaline ve markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle; markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer olduğunu, 3. sınıf ve 5. sınıf ile 10. sınıfın benzer olduğunu, markaların aynı sektörde faaliyet gösteren mağazalarda satılacağını, ortalama tüketiciler iki marka arasında herhangi bir şekilde bağlantı kuruyorsa karıştırma ihtimalinin mevcut olduğunu, müvekkilinin halen bu marka ile hem üretim hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, hizmet kalitesinin haklı bir üne kavuştuğunu, davacının gerçek hak sahibi olmadığını, davacının,

müvekkili ile aralarındaki husumete dayanarak farklı bir marka ismiyle tescil başvurusu yapabilecekken işbu davayı kötü emellerine alet ettiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YARGILAMA

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun ... sayılı ... kararının iptaline ve dava konusu ... sayılı marka başvurusunun tescili talep edilen tüm mal ve hizmetler yönünden devamına karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''...'' ibareli marka tescil başvurusu, ... vekili tarafından, uluslararası sınıflandırma sisteminin 10’uncu sınıfında yer alan bir kısım emtialarda kullanılmak üzere 27.12.2021 tarihli dilekçe ile yapıldığı, söz konusu başvuru, ... kod numarası ile işleme alınmış.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı SMK)’nun “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5’inci maddesi kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmenin ardından 14.02.2022 tarih ve 390 sayılı ...’nde ilanına karar verilmiş olduğu, anılan başvurunun ilanına, yasal süresi içinde olmak üzere ... vekili tarafından 11.03.2022 tarihli dilekçe ile ... sayılı “...” ibareli marka mesnet gösterilerek, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca itiraz edildiği, itirazın ... tarafından 6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6’ncı maddesi kapsamında incelenmiş olup, “itirazın reddine” karar verildiği,

itirazın reddi kararına, itiraz sahibi vekili tarafından 28.11.2022 tarihli dilekçe ile itiraz edilmesi üzerine, söz konusu itiraz ... ...’da görüşüldüğü ve ...’nın ... sayılı kararı ile, “... başvuru numaralı ‘...’ ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ‘...’ ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) İnceleme sonucunda, ‘...’ ibareli başvuru ile ‘...’ ibareli markaların görsel,

işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından yüksek düzeyde benzer markalar olduğu kanaatine varılmıştır. Şöyle ki, belirtilen markalar arasındaki tek farklılık, itiraz gerekçesi markada ikinci harf olan ‘h’ harfi olup, bu farklılığın markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı düşünülmektedir.

6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır.

Mal/hizmetlerin benzerliği açısından yapılan incelemede ise, başvuru kapsamında yer alan 10. sınıfa dahil mallar ile itiraz gerekçesi markanın kapsamındaki 5. sınıfa dahil malların benzer/ilişkili olduğu görüldüğünden markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna ulaşılmış ve itiraz haklı bulunmuştur…” gerekçesine yer verilmek suretiyle, itirazın kabulüne ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.

Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.

Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:

1. Davacıya ait marka başvurusu ile davalıya ait marka arasında, başvuruda yer alan:“Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. (10-4) Ameliyathane giysileri ve steril örtüler.”malları bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu,

2. İşbu davanın konusu, davacı başvuru sahibinin başvurusunun reddine ilişkin davacı tarafından ikâme edilen taleplere ilişkin olup SMK sistematiğinde, gerçek hak sahipliği iddiasının, sonraki başvuruya itiraz ile ilgili olarak ileri sürülebilen bir iddia olması, kaldı ki işbu davanın gerçek kişi ... tarafından ikâme edilmesi ve kendisi tarafından dosyaya sunulan beyanlarda kullanımların gerçek kişi değil dava dışı bir şirket tarafından yapıldığının ifade edilmesi, bir başka anlatımla bir an için gerçek hak sahipliği hususu değerlendirilecek olursa bile bu hakkın, tüzel kişiliğe sahip olan şirket bakımından değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilebilir olmadığı,

3. İşbu davanın, başvuru sahibi tarafından ikâme edilen başvurunun reddi ile ilgili ... kararının iptali talebi olması karşısında davacının kötüniyet iddiası ile ilgili takdir hakkının Mahkemeye ait olduğu,

bildirilmiştir.

Eczacı uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:

1.Davacıya ait marka başvurusu ile davalıya ait marka arasında, başvuruda yer alan : “Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.(10-4) Ameliyathane giysileri ve steril örtüler.” malları bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu,

2.İşbu davanın konusu, davacı başvuru sahibinin başvurusunun reddine ilişkin davacı tarafından ikame edilen taleplere ilişkin SMK sistematiğinde, gerçek hak sahipliği iddiasının, sonraki başvuruya itiraz ile ilgili olarak sürülebilen bir iddia olması, kaldı ki işbu davanın gerçek kişi ... tarafından ikame edilmesi ve kendisi tarafından dosyaya sunulan beyanlarda kullanımların gerçek kişi değil dava dışı bir şirket tarafından yapıldığının ifade edilmesi, bir başka anlatımla bir an için gerçek hak sahipliği husus değerlendirilecek olursa bile bu hakkın, tüzel kişiliğe sahip olan şirket bakımından değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilebilir olmadığı,

3.İşbu davanın, başvuru sahibi tarafından ikame edilen başvurunun reddi ile ilgili ... kararının iptali talebi olması karşısında davacının kötü niyet iddiası ile ilgili takdir hakkı mahkemeye ait olduğu,

bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.

“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;

(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:

-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.

- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında

kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.

SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.

Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.

Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davacı Markası Davalı Markası

...+... ... (10. sınıf) (03 ve 05. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; teknik bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere davaya konu marka başvurusunda bulunan çekişme konusu mallardan: “Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. (10-4) Ameliyathane giysileri ve steril örtüler.” mallarının, davalıya ait markada benzer/ilişkili olarak yer aldığı, zira bu mallar aynı üreticiler tarafından satılabilen, aynı dağıtım kanallarına sahip olan, benzer tüketici kitlesine hitap eden ürünler olmakla beraber tüm bu kapsamda, işbu mallar yönünden SMK md.6/1 kapsamında mal ve hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili olması şartının sağlandığı görülmektedir.

Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.

Davacının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusu, mavi zemin üzerine, sarı renkle yazılmış “...” kelimesi ve sağ tarafında “diz” görselinden oluştuğu, markanın başvuru sınıfları da göz önüne alındığında mezkûr ... unsurunun ayırt ediciliğinin düşük olması, piyasadaki pek çok markada benzer ... unsurlarının bulunması karşısında markanın esaslı unsurunun bir bütün olarak “...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır.

Davalının markalarının incelenmesinde; markanın herhangi bir ... unsuru ve renk unsuru içermeyen kelime markası olduğu, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır.

Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.

...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markası ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ibarelerin anlamı bulunmadığı için taraf markaları arasında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı; bütünsel bakış açısıyla markaların benzer olduğu,

işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,

taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, dava konusunun, davacı başvuru sahibinin başvurusunun reddine ilişkin davacı tarafından ikâme edilen taleplere ilişkin olup SMK sistematiğinde, gerçek hak sahipliği iddiasının, sonraki başvuruya itiraz ile ilgili olarak ileri sürülebilen bir iddia olması, kaldı ki işbu davanın gerçek kişi ... tarafından ikâme edilmesi ve kendisi tarafından dosyaya sunulan beyanlarda kullanımların gerçek kişi değil dava dışı bir şirket tarafından yapıldığının ifade edilmesi,

bir başka anlatımla bir an için gerçek hak sahipliği hususu değerlendirilecek olursa bile bu hakkın, tüzel kişiliğe sahip olan şirket bakımından değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilebilir olmadığı, SMK 6/3 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötüniyetli olduğuna dair delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği.

SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere:

1-DAVANIN REDDİNE,

2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),

Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024

Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/136, K. 2024/303, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Davalı
  5. Vekili
  6. Davalı
  7. Dava
  8. Dava Tarihi : 16/08/2023
  9. Karar Tarihi : 25/06/2024
  10. Kararın
  11. Yazıldığı Tarih : 19/08/2024
  12. Dava
  13. Cevap
  14. Yargılama
  15. Gerekçe
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/136
Karar No
2024/303
Tarih
25 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/137 K.2024/828
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/138 K.2024/1133
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/138 K.2024/441
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/138 K.2024/469
  • Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/139 K.2024/305
  • Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/139 K.2024/341

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.