KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/197 Esas - 2024/511
- Esas no
- 2023/197
- Karar no
- 2024/511
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Mersis Numarası
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Mersis Numarası
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
- Dava tarihi
- 24/11/2023
- Kararın yazıldığı tarih
- 29/11/2024
Karar Metni
2.904 kelime·15 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının ... alanlarında faaliyet gösteren, yönetim ve organizasyonu profesyonel olarak belirlenmiş kurumsal bir şirket olduğu, "... ..." markasının tescilli hak sahibi olduğu, davalı firmanın ...sayılı "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazın reddine karar verildiği, dava konusu markalar arasında SMK m. 6/1 kapsamında ayırt edici bir fark bulunmadığı gibi aynı/benzer mal/hizmetlerin bulunduğu, markalar arasındaki benzerliğin ... kararında da tespit edildiği ancak Kurum tarafından davalının ... başvuru numaralı "... " markası dikkate alınarak verilen kararın hatalı olduğu,
davalı markasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği belirterek, ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ...sayılı başvurunun kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalının köklü ve alanında öncü bir şirket olduğu, "..." markası ile Türkiye'nin en büyük av tüfeği ihracatçılarından biri olduğu, kırka yakın ülkeye satış yaptığı, Kurum nezdinde ..., ..., ...sayı ile tescilli “...” markalarının sahibi olduğu, "..." ve "... " olarak ... sayılı ile ...kanalıyla yapılan başvuruya ilişkin ön tescil belgesi sunulduğu, bu markaların ...’ta tescilli olduğu, aralıksız bir biçimde 13 ve 35. Sınıf kapsamında ürün sattığı ve toptan veya perakende pazarlama faaliyetinde bulunduğu, bu fiili kullanım sonucu markanın, alanında maruf, meşhur ve tanınmış hale geldiği,
böylece davalının markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu, davacı markasının sonraki tarihli olduğu, markalar arasında benzerlik bulunmadığı, markadaki ... ibaresinin yeterli düzeyde ayırt edici olduğu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ...sayılı başvurunun kaldırılmasına karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı firmanın 18.02.2022 tarihinde "..." ibaresinin 13 ve 35. sınıf mal/hizmetlerde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ...no. ile işleme alındığı ve 27.05.2022 tarih ve 397 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği, Marka yayınına davacı tarafından 6769 sayılı SMK 6/1 kapsamında, “... sayılı “... ...” markası ile itiraz edildiği, başvuru sahibinin itiraza karşı görüş sunduğu, Kurum tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacının itirazın yeniden incelenmesini talep ettiği, başvuru sahibinin karşı görüşlerini sunduğu, ...’nın 18.09.2023 ve ... sayılı kararıyla.
“Yapılan incelemede, çekişme konusu markaların "..." ibaresini esas unsur olarak ortak şekilde içermeleri nedeniyle benzer oldukları düşünülmekle birlikte, başvuru sahibi adına ... sayı ile, itiraz gerekçesi markadan daha önce 2003 yılından bu yana tescilli bulunan ve halen hüküm ifade eden "..." ibareli markanın varlığı ve söz konusu markanın kapsamında, çekişme konusu markaların ortak olarak içerdiği 13. sınıfa dahil malların da bulunması ve başvuru sahibinin söz konusu markanın "... ..." biçiminde çatı marka olarak 13. sınıfa dahil ateşli silahlar bakımından kullanıldığını gösterir deliller de sunmuş olması karşısında,
başvuru sahibinin önceden tescilli markasına dayalı seri marka oluşturduğu kanaatine varılmış, dolayısıyla başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi talebiyle yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Aynı gerekçelerle, kötü niyetli başvuru iddiası da haklı görülmemiş ve açıklanan nedenlerle itirazın reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ve ek raporda özetle;
1.Davalı markasının tescilli olduğu 13. sınıfın 01 ve 02. alt grubunda bulunan “Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler” malları ile 35.05. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” nin davacı markasının tescilli olduğu 13. sınıf mallar ile aynı/ benzer olduğu,
2. Dava konusu marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu,
3.Buna göre SMK m. 6/1 koşullarının (1.) maddede belirtilen mal/hizmetler bakımından oluştuğu,
4.Davalı markasının kapsadığı 13. sınıfın 03 ve 04. alt gruplarında yer alan Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar malları ile bu malların satışı hizmetlerinin davacı markasının tescilli olduğu mal/hizmetler ile benzerlik ilişkisi içinde olup olmadığı ve buna göre m. 6/1 koşullarının tespitinin, sektör bilirkişinin değerlendirmesi ve Sayın Mahkemenin takdiri ile karara bağlanabileceği,
5.Diğer yandan kazanılmış hak bakımından yapılan incelemenin kabulü halinde davalının önceki tarihli ... sayılı markası bakımından müktesep hak koşullarının gerçekleştiği, buna göre (1.) maddede belirtilen mal/hizmetler bakımından SMK m. 6/1 koşullarının ortadan kalkacağı,
6.Davalı markasının kapsadığı “35. sınıf Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler.
Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.
Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)”nin, davacı markasının tescilli olduğu mal/hizmetlerden farklı olduğu, bu hizmetler bakımından SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığı,
7.... kararının iptali ve dava konusu ...sayılı başvurunun kaldırılması taleplerinin nihai takdirinin mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
Makina Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ve ek raporda özetle;
-Davalıya ait dava konusu marka (... - ...) ile Davacıya ait marka (....) kapsamlarının 13. Sınıfta yer alan ‘’Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler.’’ emtiaları için aynı/benzer olduğu,
-13. Sınıfta yer alan ‘’ Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar.’’ İle 35. Sınıfta yer alan yukarıdaki tabloda koyu renkle işaretlenmeyen emtialar için birbirinin yerine ikame edilebilen emtialar olmadıkları, tamamlayıcılık veya rekabet ilişkisi içerisinde olmadıkları, satış ve pazarlama kanallarının farklı olması, hedef tüketici kitlelerinin farklı olması gerekçeleri ile aynı/benzer olmadıkları,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir ( ...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Davalının müktesep hak iddiası bulunduğu görülmüştür.
Müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: müktesep hak iddia edilen tescilli marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması, eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
... ...
(13 ve 35. sınıf) (12, 13, 42. sınıf)
Müktesep Hakka Mesnet Davalı Markası ... 24.04.2002 (13 ve 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalı markasının tescilli olduğu 13. sınıfın 01 ve 02. alt grubunda bulunan “Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler” malları ile 35.05. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” nin davacı markasının tescilli olduğu 13. sınıf mallar ile aynı/ benzer olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davalı markasının “...” ibaresinden müteşekkil bir kelime markası olduğu, marka işaretinde yer alan “silah” sözcüğü tanımlayıcı olduğundan “...” ibaresinin esas ve ayırt edici unsur konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının itirazına mesnet markası ise “... ...” kelimelerini haiz olduğu, ... ibaresinin davacının çatı markası olmakla birlikte benzerlik incelemesinde yok sayılması mümkün olmayıp esas unsurun bir parçası olarak değerlendirmede dikkate alınması gerektiği, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ... ibaresinden dolayı ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu.
ANCAK bilirkişi raporlarıyla da isabetli bir şekilde izah edildiği üzere; başvuru sahibi adına ... sayı ile, itiraz gerekçesi markadan daha önce 2003 yılından bu yana tescilli bulunan ve halen hüküm ifade eden "..." ibareli markanın varlığı ve söz konusu markanın kapsamında, çekişme konusu markaların ortak olarak içerdiği 13. sınıfa dahil malların da bulunması ve başvuru sahibinin söz konusu markanın "... ..." biçiminde çatı marka olarak 13. sınıfa dahil ateşli silahlar bakımından kullanıldığını gösterir deliller de sunmuş olması karşısında,
başvuru sahibinin önceden tescilli markasından dolayı müktesep hakkı bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/197, K. 2024/511, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama