KÜNYE
- Mercii
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/528
- Karar No
- 2024/836
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
Karar Metni
2.219 kelime·11 dk okuma·19 bölüm
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/528 Esas - 2024/836
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/528
KARAR NO : 2024/836
DAVA
Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 27/07/2017
Birleşen ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/752 Esas sayılı dosyası.
D
DAVA
Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 06/11/2018
KARAR TARİHİ : 27/11/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2024
Mahkememizde görülmekte asıl ve birleşen davaların yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı bulunduklarını, yönetim kurulu başkanlığına seçilen.... .... .... tarihli genel kurul toplantısında yasal çoğunluğu sağlamak için kooperatif ortağı olmayan kişilerin ortak gibi gösterilerek toplantı nisabının usule aykırı olarak sağlandığını, bu duruma itirazların müvekkillerce belirtilmiş olmasına rağmen tutanağa geçirilmediğini, mevzuat hükümlerine göre bu itirazların tutanağa geçirilmemiş olmasının genel kurul kararının iptaline dayanak teşkil edeceğini,
kooperatif ortaklarından bir kısmının toplantıda bulunan şahısların ortak olup olmadıklarının anlaşılması için hazirun defteri ile pay defterlerini istediklerini, kooperatif ortağı .... .... .... .... 'ı temsilen orada bulunan .... .... .... 'ın ısrarla pay defterini istediğini, pay defterinin bulunduğu ancak kayıt yapılmadığı cevabının alındığını, kooperatifin işlerinin görülmesinde rol almış olan pek çok ortağın kooperatifin ibra edilmesi sırasında hazır bulundurulduğunu ve oy kullanmalarına müsade edildiğini, ödeme yapılmadığı halde, dava dışı kişilere ödeme yapılmış gibi kayıtlara yer verildiğini ileri sürerek,
kooperatifin 30/06/2017 tarihli genel kurul toplantısı ve alınan kararların iptaline ve nitelikli dolandırıcılık ile evrakta sahtecilik suçlarını işlemiş olan yönetim ve denetim kurulu başkanlarının görevden alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili, davacıların bir kısım iddialarının dava dışındaki olaylara yönelik olduğunu, hukuken dinlenilmesinin mümkün bulunmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kişinin yönetim kurulu üyeliğine kabul edilmesine engel teşkil etmeyeceğini, dava dilekçesinde denetim kurulu üyeliğine seçildiği iddia olunan ... ...'in denetim kurulu üyesi olmadığını, iptali talep edilen genel kurul kararlarının usul, hak ve yasaya uygun olduğunu, ticari defterler, bilançolar, faaliyet raporları, denetim raporları ve sair evrakın tüm üyelerin incelemesine açık bulunduğunu,
...ın davacılar tarafından divan başkanlığın aday olarak gösterildiğini, ancak seçilemediğini, bilahare divan katibi olarak görev yaptığını, davacıların yakın oldukları katibin beyanlarının zapta geçirilmediği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacılar, davalı kooperatifinin 2006-2018 tarihleri arasında yapılmış olan tüm genel kurul toplantılarında alınmış bulunan kararlarının tamamının ve toplantılarının yapılış şekli ve şartlarının Türk Hukuk tatbikatına aykırı olduğunu, usulsüz ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen toplantıların yok sayılmaları gerektiğini, davalı kooperatifin yöneticileri olan ve dava dilekçesi ekindeki teftiş raporu sonuç bölümünde adları yazılı olan yönetici şahısların ve bunların iş bağlantısı yaptığı kişiler ve akrabalarının suç işlemek amacıyla örgüt kurarak zimmet, görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık,
resmi evrakta sahtecilik suçlarını işlemiş olduklarını, ortaklara yüksek oranda faiz uyguladıklarını ileri sürerek, 2006-2018 yılları arasında kooperatifçe yapılmış olan tüm genel kurul toplantılarının iptali ile alınmış bulunan kararların yok sayılmasına, teftiş raporunun sonuç bölümünde tespit edilen para miktarının kooperatif üyelerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
Davalı vekili, davacı ...'ın kooperatif üyesi olmadığını, bu kişi yönünden dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, genel kurul kararlarının iptali yönünden hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını, davacıların talebinin mutlak butlan hallerinde kabul edilebileceğini, ancak mutlak butlanı gerektirir hiçbir vakıaya dayanılmadığını, istenilen tazminat bakımından kooperatiften talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
KANITLAR
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı Kooperatifin ticaret sicil kayıtları ile genel kurul tutanakları ve hazurun cetvelleri örnekleri celp edilmiştir. Kooperatifin 2006-2017 yılları arası genel kurul tutanakları ve hazirun cetvelleri sunulmuştur. A.... .... .... Esas sayılı dosyaları celp edilmiştir.
Koperatif uzmanı bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış, düzenlenen raporlarda; davanın 30/06/2017 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, yönetim ve denetim kurulu başkanlarının görevden alınması talebine ilişkin olduğu, davanın 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmış bulunduğu, davacıların toplantıya katıldıkları ancak hiçbir kararda red oyu kullandıklarına ilişkin bir kayıt olmadığı gibi, alınan kararlara karşı muhalefet şerhi de düşülmemiş olduğu, bu nedenle iptal davası açmak için dava şartının gerçeklememiş olduğu hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu,
genel kurulda alınan kararların, mutlak butlanla malul olup olmadığı çerçevesinde yapılan değerlendirmede, 3 nolu gündem maddesiyle alınan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın, 4 nolu gündem maddesiyle yapılan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi, 5 nolu gündem maddesiyle görüşülen tahmini bütçe ve alınan aidat kararının, kamu düzenine yahut emredici hükümlere aykırılığından söz edilemeyeceğinden mutlak butlanla malul olmayacağı, birleşen dosya bakımından 1163 Sayılı kooperatifler yasasının 87. maddesi bakımından 17/06/2006, 28/06/2008, 28/06/2009, 26/06/2010,
25/06/2011 tarihli genel kurulda bakanlık temsilcisiyle ilgi başvuru ve bekleme prosedürünün uygulanmadığı, alınan kararların yok sayılıp sayılmayacağı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, 30/06/2017 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, birleşen dava ise davalı kooperatifin 2006-2018 yılları arasında yapılan tüm genel kurulda alınan kararların iptali ile yok sayılmaları ve yöneticiler tarafından zimmete geçirilen tutarların iadesi istemine yöneliktir.
Somut uyuşmazlıkta asıl davada davacıların tamamının davalının ortağı oldukları, birleşen davada ise davacı ...'ın ortaklığının bulunmadığı, diğer davacıların ortaklığının var olduğu, asıl davada 30/06/2017 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, birleşen davada da 2006-2018 yılları arasında yapılan genel kurullarda alınan kararların iptali ile yokluğunun tespiti ve yöneticilerin zimmete geçirdikleri tutarların davacılara iadesinin talep edildiği, asıl ve birleşen davada davalı kooperatifin yönetim ve denetim organlarıyla ilgili adli ve idare soruşturmaların yapıldığı, usulsülüklerin tespit edildiği ve buna bağlı birçok soruşturmanın açıldığı, ayrıca kamu davalarının ikame edildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, asıl davada 30/06/2017 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, birleşen davada ise 2006-2018 yılları arasında yapılan davalı genel kurullarda alınan kararların iptali ile yokluklarının tespiti, yönetim ile denetim kurullarının zimmetine geçirdiklerini iddia ettikleri tutarların davacılara iadesinin gerekip gerekmediği yönlerinde toplanmaktadır.
1163 sayılı Kanunun 53. maddesi uyarınca genel kurul kararları aleyhine iptal davası açma hakkı olanlar, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurmak zorundadır. Bu süre, iptal davası açma bakımından hak düşürücü niteliktedir. Davacılar, 27/07/2017 tarihinde dava açtıklarından, iptal davası açısından davanın süresinde olduğu kabul edilmiştir. Ancak, alınan kararlar emredici hükümlere aykırı olması halinde kararın batıl olduğunu tespitini istemli dava, süreye bağlı değildir.
Kooperatif genel kurulunda alınan kararların iptalinin dava edilmesi koşulları, 1163 sayılı Kanunun 53. maddesinde açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin usullere uyulmaması, tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmaz. Ayrıca, alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğunun kanıtlanması gerekmektedir.
Çağrıdaki usulsüzlüğün müeyyidesi, genel kurula katılmayan ortağa kararlara muhalefet şerhi yazdırmadan süresinde dava açma hakkı vermesidir. Ancak, çağrıdaki usulsüzlüğü rağmen genel kurula katılan ortağın iptal davası açması için, yine alınan karara karşı oy kullanması ve muhalefetini tutanağa yazdırması gerekmektedir. Aksi, halde ortağın dava açma hakkı olmayacaktır.
Ancak, alınan kararların emredici hükümlere aykırı olması halinde, alınan karar ve/veya kararlar mutlak butlanla batıl olacağından, muhalefete gerek olmaksızın ve hatta olumlu oy kullansa bile, süreye bağlı olmaksızın iptali talep edilebilecektir.
Birleşen davanın konusunu teşkil eden genel kurulların yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1163 Sayılı Kanunun mülga 87. maddesi uyarınca, genel kurul toplantıları Bakanlık temsilcisinin huzuru ile açılır ve devam eder. İdare, bildirilen günde temsilci bulunmasını sağlar. Temsilciler, toplantının kanunlara, ana sözleşmeye ve gündeme göre yürütülmesini, denetleme ve temin ile görevlidirler.
Genel kurul kararlarının muhtevi tutanaklar ile toplantıya katılanların listesi temsilciler tarafından imzalanır. Temsilci, genel kurulda kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak alınan kararlar hakkındaki görüşünü tutanakla belirtmeye mecburdur. Ancak, usulüne uygun müracaat yapıldığı halde, temsilci toplantıya gelmez ise toplantı icrasını temin etmek üzere, mahalli idare amirine durum bildirilir. Temsilci yine gelmez ise, bir saat sonunda toplantıya başlanır.
Ancak, 21/10/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7339 sayılı kanunun 12. maddesi ile mülki amire başvuru zorunluluğu kaldırılmıştır.
Öte yandan, 1163 Sayılı Kanunun 56. maddesinde yönetim kurulu üyeliğine seçilme koşulları etraflıca belirlenmiştir. Bunlardan biri de anılan düzenlemede belirtilen suçlardan dolayı mahkum olmamaktır. Başka bir ifadeyle, sayılan suçlardan birinden mahkum olmak seçilmeye engeldir.
1163 Sayılı Kanunun 98. maddesi yollamasıyla, bu Kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda TTK'nın anonim şirketlere ait hükümleri uygulanacaktır. Bu düzenleme dolayısıyla yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.
Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur.
Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır.
İddia, savunma, ticaret sicil bilgileri, celp edilen genel kurul tutanakları, hazurun cetvelleri, soruşturma dosyaları, dava dışı yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılan kamu davaları, idari soruşturma raporları ile bilirkişi kök ve ek raporu kapsamından anlaşılacağı üzere, asıl davanın davacılarının, davalının ortağı oldukları, işbu asıl davada tarafların aktif ve pasif dava ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacılar, asıl davanın konusu genel kurula katılmışlardır.
Bu genel kurul tutanağı ve eklerinin incelenmesinden, karşı oy kullandıkları ve kararlara muhalefet ettiklerine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Öte yandan, toplantı ve karar nisabı bakımından da yasa ve sözleşmeye aykırılık tespit edilmemiştir.
Her ne kadar toplantı ve karar nisabını etkileyecek şekilde ortak olmayan kişilerin, kooperatifle ticari ilişkileri olanların toplantıya katıldığı, kendilerinin muhalefetlerinin ve karşı oylarının tutanağa yazdırılmadığı ileri sürülmüş ise de, bu yönde tanık dahil iddialarını kanıtlar deliller sunmamışlardır. İptal davası bakımından karşı oy ve muhalefet şartı yerine getirilmemiştir. Kararların geçersiz olduğuna yönelik iddialarını da ispat edememişlerdir.
Öte yandan, davalının yönetim ve denetim kurulu üyelerinin mahkumiyetleri dolayısıyla seçilmelerine yönelik iddia, emredici hukuk kurallarına aykırılık teşkil etmektedir. Bu iddianın da incelenmesi gerekmektedir.
Ancak, yönetim ve denetleme kurulundan seçilen kişilerle ilgili, seçildikleri tarih itibariyle kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığı, HAGB kararının olduğu, bu kararın mahkumiyet kararı gibi sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından, davacıların bu yöndeki iddialarına da itibar edilmemiş asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen dava bakımından yapılan incelemeye gelince; birleşen davada davacı ..., davalının 2006-2018 yılları arasındaki genel kurullarında alınan kararların iptali ile yokluklarının tespitini, yönetim ve denetim kurulunun zimmetine geçirdikleri tutarın iadesi talebinde bulunmuştur.
Ancak, anılan davacının, davalı kooperatifin hiçbir zaman ortağı olmadığı, bu istemlerde bulunacak kişinin kooperatif ortağı sıfatının bulunması gerektiği ve hatta karar kesinleşinceye kadar bu sıfatı korumasının zorunlu olduğu ve dava açmada hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından, davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davacılar ise, ortaklık sıfatını koruduklarından birleşen dava bakımından aktif dava ehliyetlerinin olduğu ve bu davayı açmada hukuki yararlarının varlığı kabul edilmiştir. 2006-2018 yılları arasında yapılan tüm genel kurul tutanakları ile ekleri celp edilmiştir. Bu genel kurulların hazurun cetvelleri incelendiğinde, davacılar ... ile ...'ın genellikle genel kurullara katıldıkları, karşı oy kullanıp muhalefetlerini tutanaklara geçirtmedikleri tespit edilmiştir.
İptal davası bakımından da hak düşürücü bir aylık sürede davalarını açmamışlardır.
Ancak, davalı kooperatifin 17/06/2006, 28/06/2008, 28/06/2009, 26/06/2010, 25/06/2011 ve 30/06/2012 tarihli genel kurullarında o tarihte yürürlükte bulunan ve emredici nitelikte olan 1163 Sayılı Kanunun 87. maddesinde belirtildiği şekilde Bakanlık temsilcisinin katılımı için gerekli prosedüre uyulmadığı, yapılan bu genel kurullarda alınan bütün kararların geçersiz olduğu, davacıların kararların geçersizliğinin tespitini istemelerinde hukuki yararlarının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer genel kurullar bakımından yapılan incelemede de başta toplantı gerekse karar nisapları olmak üzere diğer emredici düzenlemelere aykırılık tespit edilmemiş, iptal ve geçersizlik koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, davacı ... ile ... dilekçelerinde belirtmiş oldukları yönetici ve denetçilerin usulsüzlükleri sonucu oluşan zararın kendileri adına tahsili yönünde talepte bulunmuşlar ise de, davacıların bu istemlerinin dolaylı zarar teşkil ettiği, bu kalem zararın tazmini için yöneticiler ve denetçilere karşı doğrudan dava açılması gerektiği, davalı kooperatife husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından, anılan davacıların tazminat istemlerinin de davalıya pasif husumet düşmeyeceği için reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan 34886 E-imzalıdır
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/528, K. 2024/836, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama