KÜNYE
T.C. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkan...
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2023
- T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/779 Esas - 2023/102
- Esas no
- 2021/779
- Karar no
- 2023/102
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 30/11/2016
- Karar yazım tarihi
- 17/02/2023
Karar Metni
1.311 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememize açılan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
İDDİA
Davacı vekili, davalı şirket tarafından yapılan inşaat alanının 14/06/2016 tarihinde oluşan heyelan nedeniyle yolun 150metrelik kısmının çöktüğünü, altyapıların atıl duruma düştüğünü, heyelan meydana gelen bölümde idareye ait içme suyu hattı, pis su hattı ve yağmur suyu hattının tahrip olduğunu, altyapı sisteminde oluşan hasar nedeniyle toplam 66.774,87 TL masraf yapıldığını, ayrıca tahrip olan hattın yeniden döşenmesi sonucu 239.508TL harcama yapıldığını, hasar bedeli olan 306.282,87TL'nin hasar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, olay bölgesinin dolgu zemin olduğunu, davacının hiçbir teknik önlem almadan yol ve alt yapıyı geçirdiğini, dolgu zemin olan bölgede yüksek bina yapımına davalı tarafından izin verildiğini, müvekkilinin projelerinin onaylandığını, proje ve şartnamelere uygun imalat yapıldığını, imalatın yapı denetim firmasınca denetlendiğini, gerekli testlerin de yaptırıldığını, olaydan önce fore kazık imalatının onaylandığını, tespit bilirkişilerince hazırlanan raporun hiçbir teknik dayanağının olmadığını,
kazı imalatı sırasında toprak dolması sebebiyle betonda boşluk kaldığı iddia edilmesine rağmen bunun görülmesinin ve tespitinin imkansız olduğunu, tespitteki diğer belirlemelere de katılmadıklarını, hasar tamiratının belediye tarafından yapılmadığını, taşeronların yaptığını, bedellerin fahiş olarak belirlendiğini, idareye ait alt yapıdan sızan suyun dolgu zemini daha da kayganlaştırarak sorunu arttırdığını, inşaata başlamadan önce de yolda ve altyapıda çökmeler meydana geldiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ GEREKÇE
Dava, inşaat çalışmaları sırasında meydana gelen heyelan nedeniyle zarar gören altyapıdan dolayı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davalının yaptığı inşaat esnasında heyelan meydana geldiği, bu heyelanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu, bu olay sonucunda da davacıya ait altyapıda zarar meydana geldiği, olay sonrasında davacı idarenin 15/06/2016 tarihli hasarla ilgili keşif özeti hazırladığı, davacının ancak bu keşif özetine göre belirlediği zararları davalıdan talep edebileceği, fazlaya ilişkin taleplerini ise ispat edemediği,
keşif özetine göre belirlenen zararların da rayiç değerleri bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile 9.073,11TL hasar giderim bedeli, 5.765,46TL su bedeli olmak üzere toplam 14.838,57TL'nin hasar tarihi olan 14/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekiliyle davalı vekili tarafından verilen karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulmuş, ...karar sayılı 09/11/2021 tarihli ilamıyla "...Dava, inşaat çalışmaları sırasında meydana gelen heyelan nedeniyle zarar gören alt yapıdan dolayı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 49/1. maddesine göre “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören, haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; davaya konu zararın davalı şirkete ait projenin fore kazıklı ankraj imalatından kaynaklandığı, bu imalatta meydana gelen çökme nedeniyle davacının sorumluluğu altında olan yol ve yolun altından geçmekte olan içme suyu, pis su ve yağmur suyu hatlarının zarar gördüğü, bu hatlardan içme suyu hattının acilen geçici olarak döşenerek su verildiği, akabinde yukarıda belirtilen 3 su hattının sabit olarak tamiratının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun geçici olarak döşenen hatta ilişkin olarak düzenlendiği, sabit olarak tamir edilen 3 hatta ilişkin görüşlerinin ise “ispatlanamadığı” yönünde olduğu görülmüş ise de, yukarıda belirtilen gerçek zarar ilkesi kapsamında,
davaya konu olay nedeniyle davacının hangi hatlarının zarar gördüğünün açık ve net olarak belirlenmesi ve bu hatların tamiratı/yenilenmesi gerekip gerekmediğinin net olarak ortaya konulması ve tamirat/yenilenme masrafının ille de belgeye dayalı olarak ispatı beklenmeyip HMK’nın 51.maddesi de nazara alınarak bu hattın tamiri/yenilenmesi için gerekli olan bedelin bilirkişilerce rayiç bedele göre hesaplanması gerekirken bu hususları içermeyen eksik bilirkişi raporuna dayanarak ve mahkemece de yukarıda belirtilen deliller kapsamında inceleme yapılmadan ve deliller toplanmadan karar verilmesi..." doğru olmadığı gerekçesiyle mahkememizce verilen
hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yeniden yapılan yargılama esnasında istinaf mahkemesinin kararı doğrultusunda dosya aynı bilirkişilere tevdi edilerek alınan 30/05/2022 tarihli ek raporda "...Dava konusu olay sebebiyle davacı idarenin çöken su hattının tamiratı ve tamirat süresince oluşacak su zaiyatı sebebiyle tespit edilen 14.838,57 TL'ye ilave olarak kanal ve yağmur suyu hatlarındaki hasara ilişkin olarak tespit raporuna itibar edilerek 55.337,00 TL talep edilebileceği" belirtilmiş,
bu rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra dosya aynı bilirkişilere tevdi edilerek alınan 4.ek raporda "...Davacı vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı, hakim nezaretinde düzenlenen tespit raporuna göre davacının gerçek zararının 14.838,57 TL olduğu, davacı vekilinin kanıtlayamadığı iddiasından yola çıkıldığında ise bu tutara ilave olarak 55.377,00 TL talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yukarıda belirtildiği gibi inşaat yapımı sırasında meydana gelen heyelan nedeniyle altyapıda meydana gelen zararın inşaat yüklenicisi olan davalıdan tazminine yönelik işbu dava açılmış olup 6098 sayılı TBK'nın 49/1.maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille bir başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olup, zarar gören haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararı haksız fiil sorumlusundan isteyebilir.
Davaya konu zarar davalı şirkete ait projenin fore kazıklı ankraj imalatından kaynaklanmış olup bu imalatta meydana gelen çökme nedeniyle davacının sorumluluğu altında olan yol ve yolun altından geçmekte olan içme suyu pis su ve yağmur suyu hatlarının zarar gördüğü, bu hatlardan içme suyu hattının acilen geçici olarak döşenerek su verildiği ve akabinde de belirtilen su hattının tamiratının yapıldığı anlaşılmaktadır.
İlk mahkeme kararında belirtildiği gibi ispat edilen 9.073,11 TL hasar giderim bedeliyle 5.765,46 TL su bedeli olmak üzere toplam 14.838,57 TL hasar bedeli ile olay tarihi sonrası ...
Değişik iş sayılı dosyasında tespit keşfi ile, bilirkişiden alınan 18/07/2016 tarihli raporda fora kazık inşaatının yapıldığı parsele doğru kaymayla birlikte caddedeki taş duvarda hasar meydana geldiği, hasarın giderildiği belirtilmiş, duvardaki 200 metre çökmeden kaynaklı hasar için de davacının 55.377,00 TL talep edilebileceği belirtilmiş, rapor alınan bilirkişiler de bu görüşe katılmışlardır.
Toplanan delillere göre inşaat yapımı sırasında meydana gelen heyelan sonucunda davacının sorumlu olduğu yol ve yolun altından geçmekte olan içme suyu, pis su ve yağmur suyu hatlarının zarar gördüğü, davacının sunulan delillere göre içme suyu, pis su ve yağmur suyu hatlarında meydana gelen zararlardan dolayı ilk mahkeme kararında belirtildiği gibi 14.838,57 TL ile olay sonrası ... değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespit esnasında 18/07/2016 tarihli bilirkişi raporuyla belirlenen cadde üzerindeki taş duvarda zarar meydana geldiği,
bilirkişi raporunda zarar belirtilmemişse de davacının belirlenen bu zararı da isteyebileceği bilirkişiden alınan rapor ve ek raporlarda bu zararın da 55.337,00 TL olabileceğinin belirtildiği anlaşılmış olmakla toplam zarar miktarı olan 70.215,57 TL'nin zarar tarihi olan 14/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek talebe uygun olarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip...
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/779, K. 2023/102, 15 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama