KÜNYE
- Mercii
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/673
- Karar No
- 2024/912
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
Karar Metni
1.025 kelime·5 dk okuma·14 bölüm
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/673 Esas - 2024/912
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/673
KARAR NO : 2024/912
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 27/09/2023
KARAR TARİHİ : 18/12/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin İtalya merkezli bir şirket olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin faturalardan kaynaklı olarak 290.416,18 Euro alacaklı olduğunu, mevcut borcun ödenmesi için 17.06.2021 tarihinde taraflar arasında protokol imzalandığını, borcun 232.332,94 EURO olarak ödenmesi yönünde mutabık kaldıklarını, ödeme planının belirlendiğini, protokolün 3.4. maddesinde de plana uygun ödeme yapılmaması halinde, indirimin geçersiz kalacağının hükme bağlandığını, davalı yanın protokol çerçevesinde 39.300,00 Euro ödeme yaptığını, başkaca bir ödemesinin olmadığını, bakiye alacağın tahsili için ...... .... ....
Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, anılan takibin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, şimdilik 100,00 EURO'luk kısma yönelik itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, istemin zaman aşımına uğradığını, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, davacının yabancı şirket olması nedeniyle teminat gösterme yükümlülüğünün bulunduğunu, bu şartı yerine getirmediğini, davacı tarafın dava dilekçesinde faturalardan bahsedip alacağına ona dayandırmış olduğunu, ancak taraflar arasında yürüyen bir ticari ilişki bulunduğunu, ödemelerin mahsubunun gerektiğini, ticari ilişkilerde borç ve alacak bakiyesi üzerinden net borç ve alacağın çıkartılmasının zorunlu olduğunu, ticari ilişkinin tekil olarak faturalara dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
KANITLAR
... .... .... .... takip sayılı dosyası incelenmiş, takip alacaklısının davacı, takip borçlusunun davalı olduğu, takibin ilamsız icra takibi niteliğinde bulunduğu, 290.862,29 Euro alacak üzerinden takibin başlatıldığı, faturaya dayalı bulunduğu, davalının itirazı ile takibin durduğu ve işbu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların kayıtlı olduğu vergi müdürlüklerinden BA-BS formları celp edilmiştir.
17/06/2021 tarihli protokol örneği davacı tarafça ibraz edilmiştir.
Arabuluculuk anlaşamama son tutanağı sunulmuştur.
Davacının dayandığı fatura örnekleri ibraz edilmiştir.
Davalının ödeme belgeleri sunulmuştur.
Davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılmış, düzenlenen raporda; davalı defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanışların zamanında yaptırıldığı, davacının takibine dayanak faturaların kayıtlarda yer aldığı, toplamının 290.416,08 Euro olduğu ve davalı tarafından 34.361,08 Euro ödeme yapıldığı hususları görüş olarak bildirilmiştir.
Davacı vekili, 19/11/2024 tarihli dilekçesi ile itirazın iptali olarak açtıkları davalarını 256.055,10 Euro üzerinden alacak davası şeklinde tam ıslah ettiklerini açıklamıştır.
GEREKÇE
Dava, emtia satım sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta İtalya'da mukim davacı ile davalı arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu, davacının faturalar düzenlediği, tarafların bir araya gelerek 17/06/2021 tarihli protokolü imzaladıkları, davacının alacağının belirlendiği, ödenmesinin takvime bağlandığı, ihlali halinde indirimsiz şekilde ödemenin yapılacağının, uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanacağının, ... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili bulunduğunun kararlaştırıldığı, davalının kısmi ödeme yaptığı, davacının bakiye alacağının tahsili için icra takibi başlattığı, takibin itirazla durduğu, kısmi olarak itirazın iptali davasını açtığı, sonra davasını tam ıslah ederek alacak davası şeklinde karar verilmesini talep ettiği, davalının ise, davanın reddini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının, davalıdan alacağının olup olmadığı, varsa miktarı, istemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının teminat gösterme zorunluluğunun bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
Satım sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devir etme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Tarafların icap ve kabul iradelerinin birleşmesiyle tesis olur. Geçerliliği için kural olarak bir şekil şartı düzenlenmemiştir. Sözlü yapılması halinde, genel ispat kuralları çerçevesinde varlığını ileri süren bunu kanıtlamalıdır. Öte yandan, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Satıcı öncelikle teslimi, teslim sabitse alıcı da bedeli ödediğini ispat etmelidir.
Davalı taraf her ne kadar davacının yabancı olduğundan bahisle teminat yatırmasını talep etmiş ise de Lahey Konvansiyonu hükümleri ile davacının mukim olduğu İtalya Cumhuriyeti ile Ülkemiz arasındaki karşılıklı anlaşma dikkate alındığında, davacının teminat yatırmasının zorunlu olmadığı sonucuna varılmıştır.
Düzenlenen protokol, faturalar ve BA-BS formları ile kabullerden anlaşılacağı üzere, taraflar arasında satım sözleşmesi bulunduğu sabittir. Tacirler arası satım sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda zaman aşımı süresi 10 yıl olup, icra takibi, dava ve ıslah dilekçesinin verilmesi tarihleri dikkate alındığında, davalının zamana aşımı itirazına itibar edilmemiş ve davanın esası incelenmiştir.
İddia, savunma, faturalar, taraflar arasında varlığı çekişmesiz olan protokol hükümleri, icra takibi, davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu, BA-BS formları, ödeme belgeleri ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasında ticari satıma ilişkin sözlü sözleşme olduğu, davacının davalıya mal satıp teslim ettiği sabit olmuştur.
Öte yandan, tarafların bir araya gelerek davacının alacağının belirlendiği, indirim uygulandığı, kalanın ödenmesinin takvime bağlandığı, uyulmaması halinde indirimsiz ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı, davalının bu kapsamda 17/06/2021 tarihinde 19.361,08 Euro, 29/09/2021 tarihinde ise 15.000,00 Euro ödeme yaptığı, başka ödemesinin bulunmadığı, davacının alacağının 256.055,10 Euro olduğu da ortaya çıkmıştır. Davalı, ödeme olgusunu kanıtlayamamıştır.
O halde, davacının bu tutarda alacağının olduğu sonucuna varılmıştır. Protokol sonrası davacı, davalı tarafı ayrıca ve açıkça temerrüte düşürmemiştir. Davalı, davacının başlattığı icra takip tarihi itibariyle temerrüte düşmüş kabul edilmiştir. Davacının alacağı yabancı para üzerinden belirlenmiş olup, bu para üzerinden talepte bulunmasında bir yanlışlık görülmemiş, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizi talep edebileceği kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında, davacının davasının kısmen subuta erdiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/673, K. 2024/912, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama