KÜNYE
T.C. Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No
- 2023/851 Esas - 2024/537
- Esas no
- 2023/851 Esas
- Karar no
- 2024/537
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/12/2023
- Karar yazım tarihi
- 04/11/2024
Karar Metni
1.722 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılar aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, alacaklı şirket ile davalı şirketlerin ortağı olduğu .... .... .... arasındaki ticari ilişki çerçevesinde fatura karşılığı yapılan ticaretin toplam 681.748,55 TL olduğunu, bu tutarın 481.748,55 TL'sinin ödendiğini, takibe konan 200.000,00 TL'nin ödenmediğini, borcun ödenmediği hususunun ticari defter kayıtlarında sabit olduğunu, arabuluculuk başvurusundan olumlu bir sonuç alınamadığını belirterek,
fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalılar üzerine yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak davacının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş faturasının bulunmadığı, sözleşmeye uygun fatura düzenlendiğinin davacı tarafından ispat edilmesi istendiğini, faturanın yapılan işe uygun olduğunun açıklanması gerektiğini, faturanın tek başına kesin delil niteliğine haiz olmadığını, Yargıtay kararlarında ispat yükünün davacı tarafta olduğunun belirtildiğini,
davacı tarafça yapılan arabuluculuk görüşmelerinde icra inkar tazminatına ilişkin müzakere yapılmaması ve son tutanakta söz konusu taleplerinin yer almaması nedeni ile davacı tarafın icra inkar tazminatına ilişkin taleplerinin de reddi gerektiğini belirterek davacının davasının zamanaşımı itirazları nedeniyle reddine, davanın esastan reddine, %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER
Arabuluculuk son tutanağı, Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin 2023/234565 esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve belgeleri ile Ba-Bs formları, takip ve dava konusu iki adet fatura, bilirkişi raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı alacaklının iki adet fatura alacağının tahsili amacı ile başlattığı... 4. Genel İcra Dairesi'nin 2023/234565 esas sayılı ilamsız icra takibine davalı borçluların yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İİK'nun ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder.
Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Bu hükümler çerçevesinde dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı alacaklının iki faturaya dayalı olarak 200.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacı ile...
4. Genel İcra Dairesi'nin 2023/234565 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçlulara 26/10/2023 ve 28/10/2023 tarihlerinde tebliğ edildiği, borçlular vekilinin İİK'nun 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 26/10/2023 tarihinde icra dairesine başvurarak, alacaklıya herhangi bir borçları bulunmadığını, bu nedenle takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini beyanla icra takibine itiraz ettiği, İİK'nun 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu,
davacı alacaklının İİK'nun 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 11/12/2023 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.
Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 26/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda, uyuşmazlığın davacı fırma tarafından düzenlenen 2 adet fatura tutarı olan 681.748,55 TL’ye karşılık, davalı adi ortaklık tarafından 481.748,55 TL ödeme yapılmasından kaynaklandığı, bakiye 200.000,00 TL'nin ödeme yapılmadığından davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından düzenlenen 2 adet faturanın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, Gelir İdare Başkanlığı Form Bs listesinde görüldüğü, fatura ve sevk irsaliyelerinin davalı firma elemanları tarafından teslim alındığı,
kaşelendiği ve ticari defterler aynen kaydedildiği, her iki taraf kayıtlarında uyumsuzluk bulunmadığı, faturaların yapılan işe uygun olup olmadığı hususunda, davalı vekili tarafından dayanak belge ve doküman dosyaya sunulmadığı, faturalara itiraz edilmediğini, iade faturası düzenlenmediği, bu nedenle, davacı firmanın, davalı adi ortaklıktan 200.000,00 TL alacaklı görüldüğü, davacı firma icra takibinde 18.349,00 TL işlemiş faiz talep etmiş olup, tarafınca yapılan hesaplamada bu tutarın 20.539,73 TL olduğunun belirlendiği bildirilmiştir.
Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur.
Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir...
Faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (Yargıtay HGK'nun 14/05/2019 tarih ve 2017/19-823 esas, 2019/553 karar sayılı kararı).
TTK'nun 21/2. maddesi "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır" şeklinde düzenlenmiş olup, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Yine aynı madde uyarınca, faturanın içeriğine Kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir (Yargıtay HGK'nun 30/05/2019 tarih ve 2017/1655 esas, 2019/638 karar sayılı kararı).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/10/2023 tarih ve 2022/3245 esas, 2023/5599 karar sayılı kararında "davalının takip konusu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, BA formu ile Vergi Dairesine bildirdiği, faturaların ticari defterlere kayıt edilmesinin malın teslimi anlamına geldiği, davacının ticari kayıtlarına göre fatura tutarı kadar alacaklı olduğunun anlaşıldığı, faturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı teslim aldığının kabulü gerektiği, malı teslim aldığı kabul edilen davalının ise teslimin gerçekleşmediğini ya da satış bedelini ödediğini kesin deliller ile ispatlayamadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu" belirtilmiştir.
.... .... .... karar sayılı kararında, faturanın süresinden sonra iade edildiği, davalının kayıtlarında bedelinin ödendiğine ilişkin bir kaydın yer almadığı, davalı taraf hizmeti almadığını iddia etmekte ise de süresi içerisinde faturaya itiraz etmediği, artık mal veya hizmetin teslim edilmediğin ispat yükünün davalıda olduğu ve bu faturanın ödendiğinin davalı tarafından ispatı gerekir ise de herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığı, davalının iddiasınının ispatlanamadığı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkememizce dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsene n26/07/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip ve dava konusu davacı tarafından düzenlenen iki adet faturanın davalı adi ortaklığın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve form Bs listesinde görüldüğü, fatura ve sevk irsaliyelerinin davalı firma elemanları tarafından teslim alındığı, kaşelendiği ve ticari defterler aynen kaydedildiği, her iki taraf kayıtlarında uyumsuzluk bulunmadığı, davalılar tarafında faturalara itiraz edilmediği ve iade faturası düzenlenmediği,
bu durumda yukarıda açıklandığı üzere davacı lehine iki adet faturaya konu malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine dair karine oluştuğu, bu karinenin aksinin ise davalılar tarafından ispat edilemediği, bu nedenle davacı firmanın, davalı adi ortaklıktan 200.000,00 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından takibe konu asıl alacak miktarı yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline, takipten önce davalı iş ortaklığı TTK'nun 18/3. maddesine uygun şekilde temerrüte düşürülmediğinden takipten önce işleyen faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/851, K. 2024/537, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama