KÜNYE
T.C. Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Ankara
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2022
- Esas no
- 2021/159 Esas
- Karar no
- 2022/13
- Dava
- İtirazın İptali (Cari Hesap Alacağından Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/03/2021
- Karar yazım tarihi
- 24/01/2022
Karar Metni
957 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Cari Hesap Alacağından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ... Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası le davalı aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu, takibe konu borcun taraflar arasındaki ticari ilişkiden ve davacı şirket tarafından keşide edilen faturadan kaynaklandığını, fatura bedelinin bakiyesi olan 12.115,80 TL alacaklı olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli itiraz olduğunu, dava öncesi arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı yana usulüne uygun yapılan tebligata rağmen, davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizce mali müşavir bilirkişiden alınan 08/11/2021 tarihli raporda özetle.
"Davacının defter ve kayıtları ile kayıtlara dayanak teşkil eden fatura ve diğer ilişkili belgelerinin usul ve esaslara uygun kaydedildikleri, kayıt dayanağı belgelerinin mevcut olduğu, süresinde gerekli tasdik ve onay işlemlerinin yapılmış olduğu, bu haliyle davacının 2020 yılı defterlerinin delil vasfının bulunduğu, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme bulunmadığı, davacının düzenlediği faturadan, davacı ile davalı arasında kafes tel uygulaması hizmetine dayalı bir ticari ilişki olduğu, davalının davacı faturalarına itirazına konu bir belge sunmadığı, davaya cevap vermediği, defter ve belge ibraz etmediği,
davalının takibe itirazında, herhangi bir borcunun olmadığını, davacı ile aralarında hukuki ilişki olmadığını, takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına, borca, ferilerine açıkça itiraz ettiğini, aralarında gerçekleşmiş bir işin olmadığını, beyan ettiği, davacının takipte toplam 12.115,80 TL bakiye alacak bedeli üzerinden takibe geçmiş olduğu, davalının davacıya borç tutarının, davacı defter kayıtlarına göre, 28.10.2020 tarihinde 27.623,80 TL olduğu,
davacının takipte ve davada talep ettiği 12.115,80 TL veya defter kayıtlarına esas tespitini yaptığımız 27.623,80 TL alacak tutarının hangisinin ödeneceği konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava taraflar arasındaki kafes tel uygulamasına ililşkin cari hesap alacağından kaynaklanan faturaya dayalı takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir. Dosya kapsamının incelenmesinde; davalı aleyhine Ankara ... Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında 12.115,80 TL 27.10.2020 tarihli bakiye fatura alacağının tahsiline ilişkin takip yapıldığı, davalı tarafından takibe süresinde itiraz edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış, yine davalıya ticari defter ve kayıtların sunulması için verilen kesin sürenin tebliğ edilmesine rağmen defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/938 Esas, 2018/1567 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; "... Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere. 1086 sayılı HUMK’nın 326. maddesine göre (6100 sayılı HMK'nın m. 219) her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır.
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 83/2. maddesindeki (6100 sayılı HMK'nın m. 222/5.) özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HUMK'nın 330 ve ardından gelen maddelerindeki (HMK'nın m. 220.) konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.
HUMK'nın 332. maddesi (HMK'nın m. 220.), bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki.
HUMK'nın 332. maddesindeki (HMK'nın m. 220.) bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri (HMK'nın m. 220.) anlamında “vesika” niteliğindedir.
Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 82. maddesindeki (HMK'nın m. 222.) hüküm, “I -Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir...." davalıya verilen kesin mühlet içerisinde ticari defterlerin sunulmaması,
alınan bilirkişi raporuna ise itiraz edilmemesi nazara alındığında davacının usulüne uygun ticari defterleri vasıtasıyla dava konusu alacağı ispatladığı kabul edilmiş, yine alacağın likit olduğunun kabulü ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/159, K. 2022/13, 14 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama