KÜNYE
T.C. Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi Davalı ...... Yazıldığı Tarih
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/663 Esas - 2025/316
- Esas no
- 2024/663 Esas
- Karar no
- 2025/316
- Hakim
- ......
- Katip
- ......
- Davacı
- ......
- Vekili
- Av. ......
- Vekili
- Av.......
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/09/2024
- Gerekçeli kararın
- 02/06/2025
Karar Metni
1.189 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında ...nolu ve 15/01/2024 tarihli 815.458,02.TL bedelli fatura ile ... nolu ve 31/01/2024 tarihli 13.609,85-TL bedelli faturanın düzenlendiğini, fatura bedellerinin bakiyesi olan 250.000,00-TL asıl alacağın ve icra takip tarihine kadar işlemiş 63.126,42-TL reeskont avans faizi ile birlikte 313.126,42-TL toplam alacak için ...... dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlu tarafından icra takip borcuna haksız ve kötü niyetli olarak itirazı sonrasında takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan bu davada müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davaya konu faturaların kabul edilmediğini, müvekkil şirketin muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süre geçmiş olsa bile tek başına bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini sağlamadığını beyanla davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formları dosyaya kazandırılmış, dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dosya kapsamından davacının davalı aleyhine fatura alacağına dayalı olarak 236.390,15-TL asıl alacak, 59.939,48-TL işlemiş faiz, 13.609,85-TL asıl alacak, 3.186,94-TL işlemiş faiz olmak üzere 313.126,42-TL alacak üzerinden ...... sayılı dosyasından 23/07/2024 tarihinde ilamsız icra takibine giriştiği ve davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğu, yasal sürede eldeki itirazın iptali istemli davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
20/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...taraf 2024 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırıldığı ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, tarafların ticari ilişkide açık hesap şeklinde çalıştığı, taraf yasal defter kayıtları ile beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve doğruladığı, davacı şirketin takip tarihinde davalı şirketten 15/01/2024 tarihli ...nolu 815.458,02-TL bedelli faturadan kaynaklı 236.390,15-TL ile 31/01/2024 tarihli ... no.lu 13.609,85 TL tutarlı faturadan kaynaklı 13.606,85-TL alacaklı olduğu,
davalı şirket tarafından takip ve dava tarihinden sonra 11/07/2024 tarihindeki 250.000,00-TL'lik borcuna karşılık 17/01/2025 tarihinde davacı şirket ...... Şubesi ...... no.lu hesabına 250.000,00-TL EFT yaptığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle oluşan bakiyenin ödenmediği iddia edilmiş, davalı tarafından ise faturalara konu malzemelerin ayıpsız ve sözleşmeye uygun teslim edilmediği, faturaların kabul edilmediği, bir borcun olmadığı savunulmuştur.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf, akdi ilişkinin varlığı ile teslim olgusunu kanıtlama yükümü altındadır.
Somut olayda; dosyaya mübrez bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu üzere, HMK md. 222 gereğince tarafların kesin delil niteliğini haiz ticari defter ve kayıtlarına göre icra takibine konu faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve bu faturalar nedeniyle davacının davalıdan 250.000,00-TL alacaklı olduğu görülmüş olup bu kayıtlara göre artık söz konusu faturalara konu mal ve hizmetin davacı tarafından verildiğinin kabulü gerekmektedir (Emsal: ......'nin, 23/03/2017 tarih ve ...... sayılı ilamı).
Dolayısıyla davacı, tüm dosya kapsamı ile incelenen tarafların birbiriyle uyumlu ticari defter ve kayıtları çerçevesinde teslim olgusunu kanıtlamıştır. Davalı tarafından da bu hususta davacıya davadan sonra, 17/01/2025 tarihinde 250.000,00-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasında takipten ve davadan sonra yapılan ödemenin icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınması gerekmektedir (Emsal: ......, 21/09/2011 tarih ve ......sayılı kararı).
Mevcut hukuki durum karşısında, davalının icra takibine itirazının 250.000,00-TL miktarlı asıl alacak bakımından haklı olmadığı görülmekle, davalının ......sayılı icra takibine itirazının, 250.000,00-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek üzere devamına, takipten ve davadan sonra yapılan 17/01/2025 tarih ve 250.000,00-TL miktarlı ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından icra takibinde işlemiş faiz de talep edilmiştir.
Bu bağlamda davacı tarafından TTK md. 1530 gereğince işlemiş faiz talep edildiği bildirilmiş ise de, kanun maddesine ait gerekçede de açıklandığı üzere, TTK 1530. maddenin konuluş amacına baktığımızda, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmakla (Emsal: .......'nin 20/10/2017 tarih ve ...... sayılı ilamı), somut olayda TTK'nın 1530. maddesi hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı,
aynı zamanda somut olayda kararlaştırılan bir kesin vade olmadığı gibi davacı tarafından, takipten önce davalının TBK’nın 117. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün ispat olunmadığı, salt fatura tebliğinin de temerrüde neden olmayacağı gözetilerek (Emsal: .......'nin 10/07/2014 tarih ve ...... sayılı ilamı), işlemiş faize yönelik davacı talebinin reddi gerekmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İİK'nın 67/2. maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir.
Dosya kapsamı itibariyle davalının takibe itirazının haklı olmadığı ve takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 50.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
Davalının kötüniyet tazminatı talebi bakımından ise, reddolunan miktar yönünden davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekmiş ve son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
29/04/2025 Katip ...... · e-imzalı Hakim ...... · e-imzalı
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/663, K. 2025/316, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama