KÜNYE
T.C. Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/162 Esas - 2025/746
- Esas no
- 2025/162 Esas
- Karar no
- 2025/746
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
1.055 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Av. ...
DAVA
Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27.02.2025
KARAR TARİHİ : 21.10.2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23.10.2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...İşl. Ltd. Şti. uhdesinde bulunan "...
İl Sınırları ve Sorumluluk Alanları İçerisinde Bulunan Yeşil Alanlar Parklar, Refüjler, Yan Bantlar, Mezarlıklar, Piknik Alanları, Barajları, Gölleri Rekreasyon Alanları ve Tesislerin Bakım-Onarım ve Tadilat İşi" kapsamında, müvekkili şirketin, faaliyet alanı ile ilgili aldığı ihalelere konu işlerin bir kısmını taşeron şirketler aracılığı ile yaptırdığını, davalı şirketin de müvekkili şirketin taşeronları olarak çalıştıklarını, davalının taşeron olarak çalıştığı dönemlerde, davalı şirkette çalışan işçi ...'nın, işçilik alacakları için ... karşı arabuluculuk yoluna başvurduğunu,
arabulucuk görüşmeleri neticelerinde tarafların anlaşarak başvurucunun işçilik alacaklarının ... tarafından ödendiğini, ayrıca arabuluculuk ücret ve masraflarının da ödendiğini, 8.240,00-TL ödeme tutarının, müvekkili şirketin hakediş alacaklarından 25.08.2022 tarihinde kesildiğini, yapılan bu kesintiden davalı taşeron şirketin sorumlu olduğunu ancak dava öncesinde yapılan tüm görüşmelere rağmen ödeme yapılmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00-TL'nin 25.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
İş Kanunu uyarınca devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu, dava dışı işçinin müvekkili şirketteki işten ayrılma tarihinin 2018 yılı olduğu gözetildiğinde dava konusu edilen alacak kalemleri için müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı işçi tarafından açılan davanın müvekkili şirkete ihbar edilmediğini, müvekkili şirketin savunma hakkının kısıtlandığını ve müvekkili şirketin dava konusunda herhangi bir beyanına başurulmadığının dikkate alınarak müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
dava dışı işçinin müvekkili şirketteki iş akdini kendi isteğiyle herhangi bir haklı nedeni bulunmaksızın sonlandırıldığından ve kıdem tazminatı şartlarından dolayı 1 yıl süreli çalışma şartını çalışma döneminde sağlamadığından dolayı kıdem tazminatına hak kazanmadığını, müvekkili şirketteki iş akdini haklı bir nedeni olmaksızın sonlandıran dava dışı işçiye ilişkin kıdem tazminatının müvekkili şirketten talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
mahkeme aksi kanaatte ise ilgili kıdem tazminatının hesaplanmasında mahkemeye sunulan dava dışı işçiye ait ücret bodrosu gözetilerek sorumluluk hesabının müvekkili şirkete çalıştığı dönemdeki ücreti yönünden yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin davacı nezdinde bulunan nakit teminat alacakları olması nedeniyle dava konusu taleplere karşı takas mahsup def'inde bulunduklarını belirterek müvekkili şirket aleyhine açılan davanın esastan reddine, mahkemenin aksi kanatte olması halinde takas mahsup defilerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücu alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkememizce taraf delilleri toplanmış, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, davaya konu ödemelere dair bilgi ve belgeler ile ... kayıtları celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
22.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...dava dışı işçiye ödenen 8.240,00-TL işçilik alacaklarından, yüklenici şirketin sorumluluk tutarının 7.896,67-TL olduğu, davalı firmanın davacı nezdinde ... nolu nazım hesaplar adı altında takip edilen hesabında 466.000,00-TL teminat mektubundan dolayı alacaklı olduğu, ayrıca nakit yada emanet kesintileri hesabında herhangi bir bakiyenin olmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile gerekçeli ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmasının mümkün olduğu değerlendirilen bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek; özellikle celp olunan ... kayıtlarından da sabit olduğu üzere işçilik alacakları dava dışı işsahibi ... tarafından ödenip davacı yüklenicinin hak edişinden kesilen işçinin davalı taşeronun işçisi olması, davacının işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair davalı taşeron ile imzalanan sözleşmede bir hükmün bulunmadığı,
aksine taraflar arasındaki sözleşme kapsamında sorumluluğun davalıya bırakıldığının kararlaştırılmış olduğu gözetilerek davacının, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının davalı taşerondan ilgili işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olmak üzere talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Somut olarak; işçilere ödenen kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur.
Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Bu ilkelere uygun olarak 22.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar çerçevesinde davacının, 25.07.2025 tarihli ıslah dilekçesi de nazara alınarak, 7.896,67-TL’yi davalıdan talep edebileceği anlaşılmıştır.
Temerrüt durumu bakımından ise, davaya konu ödemenin davalının taraf olduğu veya ona ihbar olunan bir dava nedeniyle yapılmadığı ve davalının davadan önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla dava ve ıslah tarihlerinin esas alınması gerekmiştir.
Son olarak, her ne kadar davalı tarafından davacıya verilen teminat dolayısıyla mevcut alacağı nedeniyle takas/mahsup defi ileri sürülmüş, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafından bu davalıdan 466.000,00-TL teminat mektubu alındığı anlaşılmış ise de, taraflar arasındaki sözleşmelerin 4. maddesi kapsamında davacıya işçilik alacakları nedeniyle uğramış olduğu zararın teminattan karşılanması hususunda verilen yetkinin, davacının alacağını davalıdan dava yoluyla talep etmesine engel teşkil etmediği ve sözleşmenin 6. maddesi kapsamında teminatın iadesi koşulları oluşmadığı sürece teminat mektubundan kaynaklı,
davacının alacağından mahsubu gereken bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceği, bir bütün olarak ilgili teminatın iadesi sözleşmelerin tasfiyesi aşamasında değerlendirecek olup, eldeki dava dosyasında teminat alacağının muaccel hale gelip gelmediği ve asıl sözleşme kapsamında edimin tam ve eksiksiz şekilde ifa edilip edilmediği hususları bu yargılamanın konusu olmadığından takas ve mahsup definin kabulü mümkün olmamıştır.
Katip ... · (e-imzalıdır) Hakim ... · (e-imzalıdır)
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/162, K. 2025/746, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama