KÜNYE
- Mercii
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/518
- Karar No
- 2024/640
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/518 Esas - 2024/640
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇEL KARAR
ESAS NO
2024/518 Esas
KARAR NO : 2024/640
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/01/2024
KARAR TARİHİ : 18/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2014 yılında davalıdan 100.000 USD borç para aldığını, karşılığında 30/05/2014 tanzim tarihli, 30/12/2014 vadeli, 4 adet bono düzenleyerek davalıya verdiğini, söz konusu borçlarına istinaden davalıya banka yoluyla toplam 140.000 USD ödeme yaptığını, buna rağmen davalının, bahse konu senetler dayanak gösterilerek, ... ... ... .sayılı takip dosyaları ile icra takibi başlattığını belirterek, söz konusu takip dosyaları nedeni ile davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile takiplerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacı yanın senet borçlarının ödendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... ... ... K. Sayılı ilamı ile, takip dayanağı belgelerin bono olduğu ve kambiyo senedi vasfının bulunduğu, bu nedenle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu belirtilerek, görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın Mahkememize tevzi edildiği görülmüştür.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114.maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay'ca re'sen dikkate alınması gerekir.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin davalıdan almış olduğu borç para nedeni ile vermiş olduğu bono bedellerinin banka yoluyla ödendiğini, buna karşı davalı yanca haksız kazanç elde etmek kastıyla bonoların icra takiplerine konu edildiğini belirterek, iş bu icra takipleri nedeni ile borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise, davacının ödeme yapmadığını savunmuştur.
Bu anlamda taraflar arasında tüketim ödüncü (karz) akdi hususunda ihtilaf bulunmamakta olup, uyuşmazlığın, iş bu karz akti, temel ilişkisi kapsamında dosyaya sunulan deliller, sözleşmeler ve belgeler incelenerek sonuçlandırılması gerektiğine ve davada temel borç ilişkisine dayanıldığına ve taraflar arasındaki temel ilişki de ticari dava niteliğinde olmadığına göre, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla; Mahkememizin karşı görevsizliğine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/518, K. 2024/640, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama