KÜNYE
T.C. Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2022
- T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/249 Esas - 2022/236
- Esas No
- 2018/249
- Karar No
- 2022/236
- Dava
- Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
- Dava Tarihi
- 12/07/2018
Karar Metni
2.771 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 07/07/2022 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirket hakkında genel bilgiler verdikten sonra özetle; müvekkilinin ev tekstilinin lider kuruluşları arasında yer aldığını, faaliyetlerini tescilli markaları – tanıtma vasıtaları ile yürüttüğünü, müvekkilinin “... ” esas unsurlu markalarının davacının faaliyetleri ve hitap ettiği geniş halk kesimi göz önüne alındığında herkes tarafından bilinen tanınmış markalar olduğunu, logosunun görsel ve yazılı basında müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu 50 adet ...
Grup şirketinin tanıtımı için kullanıldığını ve müvekkili şirketin amblemi haline geldiğini, davalı şirketin davacının tescilli markalarında esas unsur durumunda bulunduğu tartışmasız olan “... şekil,... ” ibarelerinin kullanımı ile açıkça iltibas yaratacak şekilde çok benzer karakterize edilmiş “...” unsurlarından oluşan markanın 17 ve 25. Sınıflarda kullanılmak üzere tescili için ... numaralı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu tescil başvurusuna yaptıkları itirazların reddedildiğini, söz konusu marka başvurusunun tescili halinde müvekkilinin tescilli markalarından doğan haklarına açıkça aykırılık oluşacağını,
davalı başvurusunun müvekkilinin marka/logolarının serisi niteliğinde algılanacağını, “...” harfini ihtiva eden marka başvurusu ile müvekkiline ait “..., ... ..., ... ...” esas unsurlu markaların birbirleri ile benzer ve karıştırılma ihtimallerinin olduğunu, markaların kapsamları arasında benzer olan-olabilecek emtiaların bulunduğunu, ... tescil numaralı “... + ... şekli” markasının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalı şirketin marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğunu ifade ederek,
TÜRKPATENT YİDK’nın 04/06/2018 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı "... ..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevaplarında özetle; markalar arasında bütünsel açıdan benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, davacı markalarında davalı markasında yer almayan “...”, “...” ibareleri ile yine davalı markasında kullanımındakinden farklı olan “...” harfli logoyu içerdiğini, davacı markalarında esas unsur olarak kullanılan “.../...” ibareleri ile davalı markasının esas unsuru konumunda olan “...” ibaresinin tamamen farklı olduğunu ve iltibasa neden olmayacağını, davacı markasında yer alan “...” harfinin genel olarak “... ibaresiyle bir arada kullanıldığı göz önüne alındığında markalar arasında iltibas bulunmadığını,
taraf markalarında kullanılan “...” harflerinin de tamamen farklı olduğunu, iki marka arasındaki belirgin farkla karşısında tüketicilerin iki farklı marka karşısında olduklarının farkına varabilecekleri, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarını ve davalının bu tanınmışlıktan haksız menfaat temin edeceğini ispat edemediğini, davacının kötü niyet iddialarını ispat edemediğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet, ticaret unvanı ve telif haklarından kaynaklanan itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ... sayılı "... ..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Dava konusu, davalının ... sayı ve "... ..." ibareli marka için 16/11/2016 tarihinde 17 ve 25.Sınıf mal/hizmetleri kaplayacak şekilde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, ilana karşı davacının 89/009610, 97/002832, 2002/14354, 2002/14355, 2003/19924, 2003/19925, 2007/17678, 97/002833, 2015/91085, 2007/66906 "...+şekil, ..." ibareli birtakım markalarına dayanarak itirazda bulunulduğu, itirazın reddine karar verildiği, red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, bu defa TÜRKPATENT YİDK’nın 04/06/2018 tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu markanın 17. sınıftaki kauçuk, üretimde kullanım için ekstrüde formda plastikler, metalden olmayan esnek borular gibi endüstri sahasında tüketime konu olan mallar yer aldığı; bu malların, endüstride üretim hammaddesi veya üretim sürecinde kullanılan parçalardan olması nedeniyle günlük tüketime konu olmayan teknik nitelikteki ürünler olduğu; bundan dolayı da mallar hakkında bilgisi olan, benzer mallarla karşılaştırma yapabilecek bilgi veya donanıma sahip kişilerin tüketimi söz konusu olacağı; şu halde söz konusu mallarla ilgili olarak dikkat seviyesi ortalama düzeydeki tüketicilere nazaran görece yüksek olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınması gerektiği;
25. sınıftaki ayak giyeceklerinin imalatında kullanılan topuklar, sayalar, burun kapakları gibi ürünler dava konusu markanın tescil kapsamında yer aldığı; başka bir ifadeyle nihai tüketime konu olan ayakkabı ürünlerinin imalatı sırasında kullanılan parçalar tescile konu olduğu; nihai tüketime konu olan ürünlerin imalatı sırasında kullanılan parçalar, ancak üretim zincirinde yer alan ve konu hakkında bilgi sahibi olan kişilerden oluşacağı; bu durumda söz konusu mallar bakımından da bilinçli tüketicilerin dikkate alınması gerektiği;
Dava konusu ... tescil numaralı markanın tescil edildiği 25.sınıftaki malların tamamının davacının 2002/14354, 2002/14355, 2003/19924, 2003/19925, 182864, 2015/91085 tescil numaralı markalarının kapsamındaki bazı mallarla aynı veya benzer olduğu; söz konusu mallar bakımından birbirini tamamlama, aynı veya benzer amaca ilişkin olma, pazarlama/satış yollarının ilişkili olması, birbiriyle rekabet etme yahut birbirlerini tamamlama gibi koşullar bulunduğu anlaşılmıştır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. Ortalama tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına, yeterli kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur.
Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir.
Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar.
Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
Somut olayda; davacının dayanak gösterdiği ve dava konusu marka ile kapsam benzerliği gösteren markalarından ... numaralı markalar herhangi bir harf kısaltması içermeyip ... ” ibaresinin yer aldığı; markaların bütünsel olarak karşılaştırılması esası uyarınca söz konusu markaların “...” harfini havi logo içermeleri barındırdıkları sözcük unsurlarının farklı olması karşısında bir işaret benzerliğine konu olmayacağı; çünkü ilgili tüketici, özellikle görsel olarak karşı karşıya kaldığı markadaki tüm unsurları bir bütün olarak algılayarak tercihlerinde dikkate aldığı;
ayrıca “...” harfi alfabede herkesin kullanımına konu olabilecek harflerden olup sırf “...” harfinin ortak olarak markalarda yer almasından ötürü bir işaret benzerliğinden söz edilemeyeceği; kaldı ki, karşılaştırma konusu işaretlerde “...” harfleri birbirinden farklı renk veya şekil unsurlarıyla oluşturulmuş olup bu farklılıkların ilgili tüketici bakımından algılanacak olması da dikkate alınması gerektiği; davacının karşılaştırmaya konu markalarından 2002/14355 ve 182864 tescil numaralı markaları ise karakterize edilmiş “...” harfini içerdiği;
dava konusu markada davacının markalarından farklı şekilde karakterize edilmiş olan “...” harfinin yanı sıra “...” sözcük unsurunun da bulunması karşısında ilgili tüketici nazarında bu markalar arasında da bir görsel açıdan bir benzerlik kurulmayacağı; açıklanan hususlar karşısında karşılaştırma konusu taraf markalarının görsel olarak yazım şekilleri, harf karakterleri, sözcük ve şekil unsurlarının benzer olmadığı anlaşılmıştır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi mümkündür. Özellikle, siparişle veya sözlü olarak temin edilen mal ve hizmetlerde işitsel benzerlik daha büyük öneme sahiptir.
Somut olayda; karşılaştırma konusu taraf markalarının “...” sesi ile başlaması veya bu ses ile başlayan sözcük unsurlarını içermesi dışında hiçbir işitsel bağlantıları bulunmadığı; markaların karşılaştırılmasında bütünsel karşılaştırmanın esas olması karşısında salt tek sesin aynı olması nedeniyle herhangi bir benzerlik kurulması mümkün olmayacağı; nitekim davacının karşılaştırmaya konu olan markalarında sadece “... ” olarak telaffuz edileceği; bu durumda karşılaştırma konusu markalar arasında herhangi bir ses ve tını benzerliğinin bulunmadığı, dolayısıyla işitsel benzerliğin kurulmasının söz konusu olmayacağı anlaşılmıştır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının tekabül ettikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Somut olayda; dava konusu markada yer alan “... ” ibaresinin anlamı araştırıldığında bir sonuca ulaşılamadığı; davacının karşılaştırmaya esas markalarında yer alan “...” ibaresi, “güçlü bir biçimde olan” anlamına geldiği; davacının markalarında yer alan “teks” ibaresi “tekstil kısaltmasına ilişkin bir algı yaratırken “linens” İngilizce olup Türkçede “çarşaflar” anlamına geldiği; bu sözcüğün İngilizcedeki çoğul eki olan “s” ibaresi nedeniyle “linen” sözcüğünün çoğulu olarak algılanması durumunda ise “keten” veya “çamaşır” anlamına geldiği; tüm bu kavramsal unsurlarının birbirine herhangi bir benzerlik içermemesi karşısında karşılaştırma konusu taraf markaları arasında kavramsal olarak da bir benzerlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mülga 556 Sayılı KHK m. 8/1-b hükmüne göre halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış bir marka ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa marka başvurusu tescil edilemez.
İki marka arasında benzerliğin bulunması, bu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu anlamına gelmez. Nitekim gerek marka hukuku, gerek haksız rekabet hukuku, benzerliğe hukuki sonuç bağlamamakta, benzerliğin karıştırma ihtimaline yol açmasına hukuki sonuç bağlamaktadır. Belirtilen bu durumun, markaya tecavüze veya hükümsüzlüğe yol açtığı kabul edilmektedir.
Markalar arasındaki benzerliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Her benzerlik otomatik olarak karıştırılma sonucunu doğurmaz, bu nedenle ancak tüketici nezdinde karışıklığa yol açan markalar söz konusu ise, bu benzerliğe hukuki sonuç bağlanır.
Bir markanın “benzer” olarak nitelendirilebilmesi için, onun tescilli bir marka ile aralarında bağlantı olduğu ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin söz konusu olması gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu marka ile davacının dayanak yaptığı markalar arasında sadece 25. sınıftaki mallar bakımından benzerlik bulunmasına karşın herhangi bir işaret benzerliği bulunmadığı; markalar arasında iltibasın varlığından söz edilebilmesi için hem kapsam ve işaret benzerliğinin hem ilişkili olduklarına ilişkin tüketici algısının bulunması gerektiği; şu halde sadece kısmi bir kapsam benzerliğinin varlığından hareketle taraf markalarının benzer ve ilişkili olduğu sonucuna ulaşılamayacağından taraf markaları arasında bağlantı olduğu ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı;
Belirtilen nedenlerle de taraf markaları arasında 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı anlaşılmıştır.
Eskiye Dayalı Kullanım Bakımından Mülga KHK’daki ilgili düzenleme;
“Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez.
a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise,
b) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa.” hükmünü içermektedir.
Belirtilen düzenleme uyarınca, tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir işaretin sahibinin itiraz etmesi halinde, başvuru tarihinden önce bu marka veya işaret üzerinde bir hak elde edilmiş ve durum marka ya da işaret sahibine başkaları tarafından kullanılmasını engelleme hakkı veriyorsa, başvuru tescil edilmez. Bu kullanımın belirli bir mal ile veya hizmetle ilişkilendirilmesi ve markasal kullanım olarak kabul edilmesi, en azından belirli bir bölge ve ilgili çevrede ayırt edicilik sağlaması yeterli görülmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından tescilli markalarının yanı sıra ticaret unvanının markaları ile aynı unsuru içerdiği ileri sürülerek eskiye dayalı kullanım iddiasında bulunulmuştur.
Markalar hukukumuzda tescil ilkesi geçerli olmakla birlikte, mülga 556 sayılı KHK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir. Bu istisnalardan biri de mülga KHK’nın 8/3 maddesidir.
Bu hükümde, tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret üzerinde markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden (veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden) önce kazanılan hakkın sahibine de, bu işaretin bir başkası adına tesciline itiraz etme hakkı tanınmıştır. Mülga KHK’nın bu hükmüyle, işaret üzerinde ilk kullanma yoluyla haksız rekabet hükümlerine göre kazanılan hakkı üstün tutma amaçlanmıştır.
Bu düzenlemeye göre eskiye dayalı kullanım için dikkate alınması gerekenler; tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir.
Davacının dava dosyasına ibraz ettiği deliller arasında dayanak gösterdiği tescilli markalarının dışındaki kullanımlar ticaret unvanı kapsamında olduğu; bu kullanımların ... Grup tarafından gerçekleştirildiği; tarih kaydı içermeyen veya enerji, doğalgaz gibi çekişme konusu ile ilgili olmayan alanlardaki kullanımlar somut uyuşmazlık kapsamında davacıya dava konusu marka bakımından eskiye dayalı kullanımdan kaynaklı olarak herhangi bir öncelik hakkı verecek nitelikte olmadığı; ayrıca, davacının eskiye dayalı kullanım iddiasına konu olan “...” ibareli kullanımlar ile dava konusu “... ...” ibareleri arasında işaret benzerliği de bulunmadığı;
Tüm bu hususlar karşısında davacının dava konusu marka bakımından eskiye dayalı kullanımdan kaynaklanan hak sahipliği iddiasını ispat edemediği ve bu nedenle de dava konusu markayla ilgili olarak herhangi bir öncelik hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mülga 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde; “Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir.” denilmektedir.
Dosya kapsamında davacı markalarının tanınmışlığı, davalı markasının tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından yarar sağlayıp sağlamayacağı, onun itibar ve ayırt ediciliğini zedeleyip zedelemeyeceği hususlarını ispatlayacak nitelikte, bilgi ve yeterli delil sunulmadığı; mülga 556 sayılı KHK m. 8/4 hükmünün uygulanma imkânı bulunmadığı;
Ayrıca, dava konusu marka ile davacının dayanak yaptığı markalar arasında aynılık veya benzerlik bulunmadığından söz konusu tescil engelinin somut uyuşmazlığa uygulanma imkânı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusunun yapılıp karara bağlandığı sırada yürürlükte olan düzenlemeye göre; “tescil için başvurusu yapılan markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir”. Ticaret siciline tescil edilmiş ticaret unvanının, söz konusu maddede yer alan mülkiyet hakkı kapsamına girdiği kuşkusuzdur. Özellikle unvanın kullanıldığı faaliyet alanı ile markanın yöneldiği alan aynı veya benzer ise, bu kullanım halk arasında karışıklığa sebebiyet veriyorsa veya iki işletme arasında irtibatın kurulması ihtimalini ortaya çıkarıyorsa, ticaret unvanı sahibinin itirazını kabul etmek gerekir.
Davacının ticaret unvanını oluşturan “...” sözcüğü ile “... ...” ibareleri benzer olmadığından, davacının ticaret unvanına dayanarak dava konusu marka başvurusuna itiraz edemeyeceği anlaşılmıştır.
Yargıtay kararlarında kötüniyetin varlığı için şunlar benimsenmiştir;
"Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir." Y.HGK., 16.07.2008 T., 2008/11-501 E., 2008/507 K.
Kötü niyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Neticede; dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu davalının ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafından aşamalarda ileri sürülen eskiye dayalı kullanım iddialarının ispat edilemediği ve eskiye dayalı kullanım iddialarına konu olan işaret ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddialarını ispat edemediği ve tanınmışlık iddialarına konu edilen işaret ile dava konusu marka arasında aynılık/benzerlik ilişkisi bulunmadığı,
davacı tarafından ileri sürülen diğer fikri haklar ve kişilik hakları bakımından dava konusu markaya tescil engeli oluşturacak bir hususun bulunmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kâtip Hâkim ... · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2018/249, K. 2022/236, 7 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama