KÜNYE
- Mercii
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/215
- Karar No
- 2023/33
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2023
Karar Metni
1.833 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
T.C. ...2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/215 Esas - 2023/33
T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2022/215 Karar No : 2023/33
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Dava Tarihi : 30/05/2022 Karar Tarihi : 26/01/2023 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 30/01/2023 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; markanın ayırt edici niteliğe sahip olmayan bir işaret içerdiği iddiasının kabul edilemez olduğunu, itiraza konu markanın hem kelimesel hem de görsel anlamda ayırt ediciliğe sahip olduğunu, başvuru konusu, ibare ve biçimli işaret, “bir bütün olarak” üzerinde yer alan sözcükler, şekil ve renklendirmeler bakımından, müvekkilinin sunacağı hizmetleri, başka bir işletmenin sunacağı aynı tür hizmetlere ilişkin işaretlerden ayırmaya elverişli olduğunu, çünkü işaretin sınırları belirli olup, tescil olunduğu hizmetleri doğrudan akla getirmediği,
hizmetlerin özelliklerini ön plâna çıkarmadığı yahut çağrıştırmadığı gibi, hizmetlerin cinsine uzak olarak, onların anlamlarından arındırılmış biçimde oluşturulmuş bir işaret olduğunu, müvekkili şirket tarafından tescili istenilen sözcük ve şekilden oluşan işaretin, alışılmışın dışında farklı bir biçim, şekil ve renk kompozisyonu ile birlikte, 36.sınıftaki hizmetlerle ilgili sektörde genel kullanımı olan bir ibare veya biçimi ihtiva etmediğini, davaya konu markanın, tanımlayıcılık vasfına sahip olmadığını, huzurdaki markanın, ticari hayatta herkes tarafından kullanılan veya bir meslek,
sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları içermediğini ifade ederek, TÜRKPATENT YİDK’nın 28/03/2022 tarih ve ... sayılı kısmi red kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevabında özetle; başvuru konusu “mikrokredi” ibaresinin bir bütün olarak ihtiva ettiği anlam ve ilgili tüketici kesiminde oluşturduğu doğrudan algının ret kararına konu hizmetlerin özelliğini, amacını gösteren doğrudan tanımlayıcı bir ibare nitelikte olduğu, ayrıca belirtilen tanımlayıcı anlam nedeniyle “mikrokredi” ibaresinin kendiliğinden ve başlangıçta, ret kararına konu hizmetlerin ticari kaynağını, işletmesel kökenini belirten bir ibare olarak algılanabilir nitelikte olmadığı,
aksine ibarenin ilgili sektörde herkes tarafından serbestçe kullanılabilecek ölçüde genel ve sunulan hizmetlerin özelliğine işaret eden, somut ayırt edicilikten yoksun bir ibare olduğunu, davacı marka başvurusunda yer alan “mikrokredi” ibaresinin, ortalama tüketici kitlesi tarafından, doğrudan doğruya ve hiçbir zihni çabaya gerek kalmadan tasviri şekilde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, vasıf bildirici bu ibarenin tescilinin mümkün olmadığını, anlamı itibariyle ve tescil edilmek istendiği emtialar dikkate alındığında tanımlayıcı ibare olduğu ve markada ancak tali unsur olarak yer alabileceğini,
başvuruya konu olan ibarenin redde konu olan hizmetler bakımından ilgili sektörde yaygın olarak kullanıldığı, bu nedenle başvurunun tescili talep edilen ve müvekkili Kurumca reddedilen hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olduğunu, söz konusu ibarenin belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve ibarenin ilgili sektörde tanımlayıcı ve ortak kullanıma açık bir ifade olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetlerinin 6769 sayılı kanunun 5/1-b,c,d maddeleri gereğince reddinin yerinde olup olmadığı, davaya konu markanın tescile konu mal/hizmetler ile birlikte değerlendirildiğinde tamamlayıcılık vasfına haiz olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ... sayılı; "mikrokredi" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ... sayılı "mikrokredi" ibareli marka için davacı tarafından 01/09/2021 tarihinde 36.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde başvuruda bulunduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından söz konusu marka başvurusunun kapsamından 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b) bentleri gereğince “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.”, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(c) ve (d) bentleri gereğince “Finansal ve parasal hizmetler”in çıkarılmasına karar verildiği, davacının bu karara itirazda bulunduğu, TÜRKPATENT YİDK'nın 28/03/2022 tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Markaların Korunması Hakkındaki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasına ait bentlerde marka olarak tescil edilemeyecek işaretler sayılmıştır. Bu bentlerden b bendi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler” şeklindedir.
Doktrinde ayırt edici nitelik bazı yazarlar tarafından somut ve soyut olmak üzere iki açıdan değerlendirilmektedir. Bu görüşe göre işaretin marka olabilmesi için ön şart, mal ve hizmetten bağımsız olarak, o işaretin soyut ayırt edici niteliğe sahip olmasıdır. Yani soyut ayırt edicilik işaretin ayırt edebilme yeteneğine sahip olması anlamına gelir. Bu ön şartı yerine getiren işaret somut olarak tescile konu mal ve hizmetleri diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden de ayırt edebiliyorsa o işaretin somut ayırt ediciliği vardır ve artık tescil edilebilir demektir.
Bu görüşü irdelemek gerekirse ilk durumda marka olamayacak işaretler ikinci durumda ise salt başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden marka olarak tescil edilemeyecek işaretler söz konusudur. Bu durumda bir işaretin somut ayırt edici niteliğinin bulunmaması, yani başvuru kapsamındaki mal veya hizmetler açısından ayırt edici niteliğinin bulunmaması, diğer mallar ve hizmetler için tescil edilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Başka bir anlatımla bu işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip olabilir. Ancak tersi durum yani işaretin soyut ayırt edici niteliğinin bulunmaması, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetten bağımsız olarak tüm mal ve hizmetler için o işaretin marka olmasını engeller.
Dolayısıyla bu görüşe göre soyut ayırt edici niteliğin yokluğu hiçbir şekilde aşılamayacak bir mutlak tescil engeli iken, somut ayırt edici gücün olmayışı kullanım sonucu aşılabilir. Tersi anlatımla soyut ayırt ediciliği olmayan bir işaret kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olsa bile tescil edilemeyecektir. Ancak diğer bir görüşe göre teorik olarak herhangi bir ayrım gücü olmayan bir işaret, tescil tarihinden önce kullanılmış ve bu nedenle kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış ise tescil edilebilecektir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu markanın redde konu malları ve hizmetleri; “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.”dir.
Dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “mikrokredi” yoksul müşterilere kredi hizmetlerinin sağlanmasıdır. Öte yandan, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanan “Türkiye’de Yoksullukla Mücadelede Mikrokredi Uygulamaları” başlıklı makalede “Mikrokredi yoksullukla mücadelede uygulanan politikalardan birisi olarak göze çarpmaktadır.” denilmektedir. Bu çalışmada dünya çapında mikrokredinin uygulanmasında örnek oluşturan Bangladeş Grameen Bank uygulamasına genel bir çerçeveden bakılarak, yoksullukla mücadelede ve istihdam yaratmada Türkiye’deki mikrokredi uygulamaları incelenmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, “mikrokredi” kelimesi bankacılık sektöründe yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir ibare olduğu, herhangi bir ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir ibare olduğu;
Neticede, dava konusu markanın 6769 s. SMK’nın 5/1-(b) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına almıştır. Burada bahsedilen ticaret alanı mutlak olarak kullanılan ticaret alanı olmayıp, markanın kullanılacağı mal ve hizmetlere ait ticaret alanı olarak değerlendirilmelidir.
Bu hükmün kabul edilmesinin birinci nedeni, mal ve hizmetlerin niteliklerini tek unsur veya esas unsur olarak içeren bir işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, dolayısıyla ayırt edici nitelikten yoksun olmasıdır. İkinci neden ise, malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı niteliklerini ifade eden bir ad veya işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir.
Somut olay itibariyle tescili istenen işaretin 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi kapsamında mütalaa edilip edilemeyeceği değerlendirilecek olursa; yukarıda da belirtildiği üzere, marka “dijitalbank” kelimesinden ibarettir. Bu durumda davacı başvurusunun, redde konu mallar/hizmetler yönünden cins, çeşit, vasıf bildirici özelliği bulunup bulunmadığıdır.
Bu açıklamalar doğrultusunda, özellikle yoksul müşterilere mikrokredi sağlanarak finansal anlamda hizmet verildiği, dolayısıyla dava konusu “mikrokredi” ibaresinin dava konusu markanın kapsamındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” bakımından tanımlayıcı olduğu;
Neticede, dava konusu marka, kapsamındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” bakımından 6769 s. SMK’nın 5/1-(c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının d bendi “Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına almıştır.
Markanın ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir işaret olup olmadığı değerlendirilirken söz konusu ibarenin ayrıca tanımlayıcı olup olmadığına bakılmaz. Sadece ticari hayatta ilgili sektörde hali hazırda farklı ticari aktörler tarafından kullanılıp kullanılmadığı göz önünde bulundurulur. Böyle bir kullanımın gelecekte oluşup oluşmayacağına dair herhangi bir ihtimal araştırması da yapılmaz.
Marka başvurusunda münhasıran veya esas unsur olarak yer alan ibarenin 5/1(d) maddesi kapsamına girip girmediği, tescili talep edilen mal ve hizmetler dikkate alınarak değerlendirilir. Bir işaretin 5/1(d) maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için işaret ile tescili talep edilen mal ve hizmetler arasında ilişki bulunmalıdır.
5/1(c) maddesinde önemli olan ibarenin tanımlayıcı olup olmadığı iken, 5/1(d) maddesinde dikkate alınması gereken temel husus, ibarenin tescili talep edilen mallar ve hizmetlerle ilişkili olarak ticaret alanında yaygın kullanımının bulunup bulunmadığıdır. Buradaki kullanımın, 5/1(c) bendindekinin aksine, potansiyel değil fiili yaygın kullanım olması gerekmektedir.
Gündelik hayatta ve ticaret alanında yaygın kullanımı olan işaretlerden oluşan marka başvuruları, başvurusu yapılan işaretle tescili talep edilen mal ve hizmetler arasında ilişki kurulması durumunda bu kapsamda değerlendirilerek reddedilir.
Bu doğrultuda, somut olayda, dava konusu “mikrokredi” ibaresinin, finans sektöründe özellikle bankacılık sektöründe herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler kapsamında değerlendirilebileceği;
Neticede, dava konusu marka, kapsamındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” bakımından 6769 s. SMK’nın 5/1-(d) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Neticede dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu davacının ... sayılı "mikrokredi" ibareli marka başvurusunun kapsamında bulunan hizmetlerin tamamı için ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan “Finansal ve parasal hizmetler.” hizmetleri için tanımlayıcı mahiyette olduğu, dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan “Finansal ve parasal hizmetler.” hizmetleri için SMK 5/1-(d) kapsamında tesciline engel olduğu, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kâtip · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/215, K. 2023/33, 26 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama