KÜNYE
T.C. ... 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C.
- Mercii
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/324
- Karar No
- 2023/117
- Karar tarihi
- 30 Mart 2023
Karar Metni
2.263 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2022/324
KARAR NO : 2023/117
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA
Marka YİDK Kararının İptali ile Tescil
DAVA TARİHİ : 28/06/2022
KARAR TARİHİ : 30/03/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2023
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Tescil istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, 29.09.2020 tarihinde “ke kinetic enerji blue edition + şekil” unsurlu markanın tescili için davalı TÜRKPATENT nezdinde dosyalamış olduğu 2020/115984 sayılı marka başvurusunun, davalı şahsın 2018 00710 sayılı markasına dayalı olarak dosyaladığı itirazlar üzerine bütünüyle reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, dava konusu edilen markada geçen kelime unsurlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
aralarından sadece “kinetic” ibaresinin seçilerek markaların karşılaştırılmasının ve aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun söylenmesinin marka hukukuna göre mümkün olmadığını, zaten de taraf markalarında ortak olan “kinetic” ibaresinin İngilizce bir sözcük olarak Türkçe’ye “kinetik” şeklinde geçtiğini ve Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne göre “kinetik enerji” sözcüğünden bağımsız tek başına ayrı bir anlam barındırdığını, dolayısıyla dava konusu edilen markada geçen “kinetic enerji” tamlamasının redde mesnet alınan “kinetics”li marka ile kavramsal açıdan benzemediğini ve farklı olduğunu, nitekim “ke kinetic enerji” ibaresinin davacı adına,
davalının redde mesnet alınan markasından çok önceki bir tarihte tescil edilmiş olan 2006 19894 sayılı marka kapsamında zaten korunuyor olduğunu, yani davacının uyuşmazlık konusu olan “ke kinetic enerji” kelime öbeği üzerinde kazanılmış bir hakkının bulunduğunu, somut uyuşmazlıkta taraf markalarında geçen "ke kinetic enerji blue edition" ve “kinetics fruit” sözcüklerini benzer bulan davalı TÜRKPATENT’in davacının 2006 19894 sayılı markası ile dava konusu edilen markayı karşılaştırırken bunların asli unsuru olarak birebir aynı “kinetics” kelimesini esas almamış olmasının dava konusu edilen YİDK kararındaki ciddi bir çelişki olduğunu,
davacının “kinetic enerji” markasından haberdar olmaması mümkün değilken davalı şahsın redde mesnet markasına dayalı olarak davacının marka tesciline itiraz etmiş ve idareyi yanıltmış olmasının davalının kötü niyetini gösterdiğini, taraf markalarının baskın logo unsurları ihtiva etmeleri nedeniyle görsel açıdan rahatlıkla ayırt edilebildiklerini, ayrıca taraf markalarının kapsadığı emtiaların benzerliği değerlendirmesi yapılırken de bu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğunu ve bunların bilgilenmiş kullanıcı olduğu hususunun göz ardı edilmiş olduğunu iddia ederek,
TÜRKPATENT YİDK’nın 13.05.2022 tarihli ve 2022-M-5871 sayılı kararının iptalini ve gerekli prosedür işletildikten sonra müvekkilinin 2020/115984 başvuru sayılı markasının tescilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının marka başvurusunun reddedildiği emtialar açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtialarda kullanılacağını, markalarda en ön planda olan ibarelerin ortak olmasının markaları benzer kıldığını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının müktesep hak iddialarının da müktesep hakkın gerekli koşullarını sağlayamadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs dilekçeleriyle özetle; “kinetics fruit” markalı ürünlerinin özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde hemen hemen her markette satışa sunuluyor olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markanın tescili halinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, taraf markalarının esas ve baskın unsurunun ortak “kinetic” ibaresi olduğunu, markalarda kullanılmış olan diğer unsurların tali nitelikte olduklarını, taraf markalarının kelime uzunlukları ve harf sayıları ile tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarının aynı olmasının da taraf markalarını yakın benzer kıldığını, ayrıca taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacağını, davacının kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali ile koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde; davacının 29.09.2020 tarihinde 32. Sınıfa giren “enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri”nde kullanılmak üzere dosyaladığı görselli marka başvurusunun tescil edilmek üzere 27.01.2021 tarihli ve 365 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine davalı şahsın SMK m. 6/1, m. 6/3 ve m. 6/9 hükümlerine ve 2018 00710 sayılı markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davalının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığının 23.09.2021 tarihli ve 210541248 sayılı kararı ile SMK m. 6/1 hükmü yönünden haklı bulunarak davacının marka başvurusunun bütünüyle reddedildiği,
davacının bu karara karşı dosyaladığı itirazın da TÜRKPATENT’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 13.05.2022 tarihli ve 2022-M-5871 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, verilen kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER
DAVACININ 2020/115984 BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVALININ TESCİLLİ MARKASI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI;
6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir.
“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır.
Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.
Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir.
Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla;
• Markaların ayniyeti/benzerliği,
• Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği,
• Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali,
üzerinde durulacaktır. Buna göre;
Markaların ayniyeti/benzerliği:
Davacı tarafın tescil ettirmek istediği marka ile davalı şahsın redde mesnet alınan tescilli markası birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki;
Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır.
Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.
Zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır.
Uyuşmazlık konusu olan markalar yan yana konularak görsel olarak karşılaştırıldığında; davacının tescil ettirmek istediği marka, renk ve kelime unsurlarından müteşekkil, belli bir kompozsiyonu ihtiva eden bir markadır; işarette lacivert renkli dikdörtgen bir zemin üzerine sol tarafa beyaz çerçeveli zemin rengindeki kalın ve büyük harflerle “...” ibaresi, baş ve son harflerinin içerisine “enerji” ibaresi ve “ke” kısaltması konuşlandırılacak şekilde yazılmış, sağ tarafa da beyaz renkli kalın harflerle “BLUE” ve nispeten küçük puntolarla beyaz renkli el yazısına yakın karakterli küçük harflerle “edition” ibaresi yerleştirilmiştir.
İşarette her ne kadar “...” ibaresi büyük puntolarla yazılmış olduğu, “BLUE edition” kelime öbeğinin de zemin rengine zıt beyaz renkli harflerle yazıldığı ve görsel açıdan geri planda kalmadığı ancak yine de; uyuşmazlık konusu olan içecek sektörü de dahil olmak üzere, pek çok sektörde Türkçe’de “sürüm, baskı” anlamlarını haiz “edition” ibaresinin muhtelif renk adlarıyla birlikte, bir işletmenin ürünlerini aynı işletmenin farklı versiyonlardaki aynı cins ürünlerinden ayırmak amacıyla, yani alt marka hüviyetinde tüm aktörler tarafından sıklıkla kullanıldığı fiili gerçeği karşısında,
dava konusu edilen markada büyük puntolarla yazılmış “...” ibaresinin asıl himaye edilmek istenilen esas unsur olduğu, markalarda aynı şekilde okunan “.../KİNETİCS” ibarelerinin geçiyor olmasının taraf markalarında her ne kadar kelime unsurları da kullanılmış olsa da, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan farklılaştırmaya yetmediği, işaretlerde kullanılan diğer kelimelerin/kelime öbeklerinin varlığının da, işaretlerin tüketici zihninde yarattığı algıyı yeterli derecede farklı kılmaya yetmediği,
Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı, davalının redde mesnet tescilli markasının kapsamında birebir yer aldığı, dolayısıyla; somut olayda emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali:
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir.
Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.
Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici/müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir.
MK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır:
• Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler,
• Çağrıştırma,
• Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat,
• Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
• Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir.
Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarında, harfleri ve harf dizinleri itibariyle ayniyete yakın derecede benzer “.../KİNETİCS” ibarelerinin geçiyor olmasından hareketle, her iki markanın karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik
anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimali bulunduğu, 6769
sayılı SMK nın 6/1 maddesi anlamında benzerliğin olduğu,
DAVACININ “...” İBARESİ ÜZERİNDE ÖNCEKİ TARİHLERDE TESCİL EDİLMİŞ MARKASINDAN KAYNAKLI MÜKTESEP HAK İDDİASI:
Yargı içtihatlarında müktesep hakkın varlığı incelenirken, tescili istenen yeni
marka redde mesnet markalar ile kıyaslandığında, redde mesnet markalara yakınlaşma
çabası ve dolayısıyla tescil isteyenin önceki tescillerine nazaran iltibas tehlikesi içermemesi,
yani; önceden tescilli markanın asli unsurunun muhafaza edilmesi, işletme ile bağlantısı ve
tüketici nezdinde yarattığı izlenimin yeni başvuruda da korunmuş olması, müktesep hakka dayanak gösterilen tescilli markanın, aynı asli unsur muhafaza edilerek uzun süredir
kullanılıyor olması ve taraflar arasında bu markanın tescil ve kullanımının çekişmeli
olmaması (redde mesnet marka sahibi tarafından bu tescillere karşı hükümsüzlük davası
açılabilecek sürenin geçmiş olması), tescili istenen yeni markanın, müktesep hakka
dayanak gösterilen eski tescil kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür mal ve
hizmetleri kapsaması, yani; önceki tescilin kapsamının genişletilmemesi halinde, önceki
tescilden kaynaklanan müktesep hakkın kabulü gerektiği ifade edilmiştir.) (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 2007/7547E, 2008/10251 ve 2008/11505E, 2008/121839 sayılı kararları).
Davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2006 19894 sayılı markasının, müktesep hak kriterlerinden “sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi” şartını karşılamadığı tespit edilmediğinden, davacının dava konusu edilen markasının reddedildiği emtialar yönünden tescilini gerektirecek, önceki tarihlerde tescile bağlanmış markasından gelen kazanılmış bir hakkının da bulunmadığı,
Netice itibariyle, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından , Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, markalar arasında karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen/markanın reddedildiği emtialar açısından emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, davacının “...” markası/tanıtma vasıtası üzerinde önceki tarihte tescil edilmiş markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı,
Dava konusu edilen 13.05.2022 tarihli ve 2022-M-5871 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hâkim ... · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/324, K. 2023/117, 30 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama