KÜNYE
T.C. ...2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Mart 2023
- Esas no
- 2023/32
- Karar no
- 2023/87
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Dava
- Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
- Dava tarihi
- 26/10/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17.03.2023
Karar Metni
3.122 kelime·16 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dahil olduğu şirketler grubunun bugün dünya devi olarak nitelendirilen sayılı şirketler grupları arasında olduğunu, söz konusu şirketler grubuna dahil dünyanın çeşitli bölgelerinde en az 20 şirket bulunduğunu, davacının 180 yıldır tıbbi ve sıhhi ürünler de dahil olmak üzere güzellik ve kişisel bakım ürünleri, temizlik ürünleri, tüketim malzemeleri, kumaş ve ev bakımı ve temizliği, bebek bakımı, havlular, kağıt mendiller, yiyecek ve içecekler gibi pek çok sahada faaliyet gösterdiğini, davacının ... , .... gibi dünyaca meşhur ve yüksek tanınmışlık seviyesine ulaşmış pek çok markası bulunduğunu,
Bu markalarından birinin de ... olduğunu, çok uzun yıllardır dünya çapında üretilmekte ve pazarlanmakta olduğunu, Türkiye’de 1954 yılından beri tescilli markanın tıbbi ve sıhhi ürünler ile bütünleşmiş efsanevi bir marka ve ürün olduğunu, ... markasının 1919 yılından itibaren ... markası ile birlikte kullanıldığını, 1919 yılında ABD’de yaşanan İspanyol gribi salgını sebebiyle ... ... satışının 900.000 ABD Dolarından 2.9 milyon ABD Dolarına çıktığını, bu marka ile yaklaşık 1 asıra yakın bir süredir satışa sunulan merhem ürününün tüm dünyada tüketicilerin öksürük ve soğuk algınlığı tedavilerinde güvendiği ve başvurduğu bir ürün olduğunu,
..., ... VAPOR ŞEKİL, ... ... ŞEKİL ve tek başına ... ibaresinin TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, ... ve ... ... markalarının tamamen ve ilk kez davacı tarafından yaratılmış son derece farklı ve ayırt edici markalar olduğunu, davacının dünyada ve Türkiye’deki yaygın, yoğun ve kesintisiz kullanım, reklam ve promosyon faaliyetleri neticesinde toplumda tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandığını, ilgili delillerin sunulduğunu,
Davalı firmanın ...BUHARLAŞAN MERHEM ... ... ibareli marka tescil başvurusunun 2016/66999 no. ile işleme alındığını, yayına ve karara karşı yapılan itirazların reddine karar verildiğini, söz konusu kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu,
Dava konusu markalar arasında ... ... ibaresine bağlı olarak m. 8/1-b anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, BUHARLAŞAN MERHEM ibaresinin markanın kullanılacağı malı tanımlamakta olup başvuru kapsamındaki mallar açısından ayırt ediciliği olmadığını, davalı firma başvurusunda yer alan ...işaretinin davalının çatı markası olduğunu ve davalı adına tescilli bulunduğunu, şu halde davalının ... ... ibaresini tescil ettirme niyetinde olduğunu,
Diğer yandan YİDK kararında yer alan “... ...” ibaresinin sektörde farklı müteşebbisler tarafından kullanıldığı yönündeki kanaate ne şekilde ulaşıldığı konusunda yine karar içinde bir açıklama bulunmadığını, bu tespitin kabulünün mümkün olmadığını,
Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile yine benzer başvurulara karşı TÜRKPATENT’in red kararlarının da bulunduğunu,
Diğer yandan itiraz aşamasında davalının kullanımlarına ilişkin olarak sunulan bilgi ve belgelerin, tescil sürecinde marka örneklerinin değerlendirileceği gerekçesi ile dikkate alınmadığını, oysa söz konusu belgelerin fiili kullanımda karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetini ve davalının kötüniyetini ispatlandığını, öte yandan fiili durum dikkate alınmayacak ise sektörde ... ... ibaresinin kullanımının olup olmadığı gözetilmeksizin sadece marka örneklerinin karıştırılmasının değerlendirilmesi gerektiğini dolayısıyla kararın çelişkili olduğunu,
Dava konusu marka işaretleri arasındaki benzerliğin yanı sıra başvuru kapsamındaki malların da davacı tescilleri kapsamındaki mallar ile bire bir aynı, doğrudan ilgili ve birbirini tamamlayan mallar olduğunu ve ortalama tüketici kesiminin iki işaret arasında herhangi bir bağlantı kurmasının karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, bunun için çağrışımın dahi yeterli olacağını,
556 sayılı KHK m. 8/3 kapsamında davacının ... ve ... ... markaları üzerinde eskiye dayalı yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde öncelikli ve gerçek hak sahipliği bulunduğunu,
Dava konusu markanın tescili halinde m. 8/4 ile aranan üç koşuldan birinin gerçekleşeceğini,
Davalı firmanın kötüniyetli başvuru yaptığını, zira davalının, davacı gibi mentollü merhem ürünleri ürettiği düşünüldüğünde davacı marka ve mallarından haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, bu halde davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer dava konusu işaretin tercih edilmesinin tesadüf olamayacağını, bu hareketi ile davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve davacı markalarının tanınmışlığından faydalanma amacı ile hareket ettiğini, davalının iç ve dış ambalajı yine marka işaretini davacı gibi kullanması sebebiyle de haksız kazanç sağlama niyeti ile hareket edildiğini,
bu hususlarda davalı firmaya ihtarname keşide edilmişse de davalının cevap vermediğini fakat ihtarnamenin gönderilmesinden hemen sonra 2016/05661 ve 2016/05662 sayılı tasarım başvurularının yapıldığını, davacı itirazları üzerine tasarımların iptaline karar verildiğini belirterek 556 sayılı KHK m. 7, 8, 35, 42 ve sair ilgili maddeleri (6769 sayılı SMK m. 5, 6, 18, 25), YHGK 2008/11-501E., 2008/507K. sayılı 16.07.2008 tarihli kararı ve TMK m. 2 uyarınca TPE YİDK kararının iptaline ve başvuru konusu işaret tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle somut uyuşmazlığın değerlendirilmesinde 556 sayılı KHK hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, öte yandan SMK m. 25/3 gereğince hükümsüzlük davası bakımından Kurum’a husumet yöneltilemeyeceğini,
Diğer yandan dava konusu iki marka arasında fonetik, okunuş, genel intiba olarak bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle müşteri kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması, karıştırılması ihtimali bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; 1946 yılında İÜ Eczacılık Fakültesinden mezun olduktan sonra Zürih’te ilaç sektöründe deneyim edinen Ecz. Seyit D. ...’nın 1948 yılında Eczane ve ... Laboratuvarını kurduğunu, bu yıllarda İÜ Tıp Fakültesinden mezun olan kardeşi Dr. Mustafa S: ...’nın da kendisine katıldığını, 1951 yılından ... Laboratuvarı Koll. Şirketini kurduklarını ve 1981 yılında ... İlaç San. A.Ş. tüzel kişiliğine geçildiğini, İlaç sanayi konusunda birçok yenilik ve üretimde imzası olan davalının, Türkiye’de ilk olarak kullanılan ve ...olarak bilinen mamulü 1966 yılından yani yaklaşık 50 yıldır üretip sattığını ve 41046 sayılı ... ... markasının sahibi olduğunu,
Ayrıca meşhurluğu ve tanınmışlığı tartışmasız ...markasının da 1979 yılından beri tescilli olduğunu ve kullanıldığını, firmanın 5021 m2 arsa üzerine kurulu fabrikasında faaliyetlerine devam ettiğini,
Dava konusu marka işaretinde asıl ve ayırt edici unsurun 1979 yılından beri ...olduğunu, ... kelimesinin “buhar, buharlaşmak” anlamında kullanılan yabancı bir kelime olduğunu, ... ibaresinin ise “ovma, masaj” anlamına geldiğini, davacının da eylem, fiil belirten bu kelimeleri ilk kez kendisinin bulduğunu herhalde iddia etmeyeceğini, dava konusu markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığından davacı iddialarının yersiz olduğunu,
Markaların değerlendirilmesinde bir bütün olarak bıraktığı intibaın dikkate alınması gerektiğini, bu itibarla ...markasının şekil, görüntü ve okunuş olarak yeterli ayırt edicilikte olduğunu, dava konusu markaların 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, farklı işaretlerin aynı/benzer mallarda tesciline de bir engel olmadığını,
Tarafların ... ve ...markaları doğrudan ve güçlü bir ayırt ediciliğe sahip olduğundan ... ... – ... ibarelerine bağlı bir karışıklığın doğmayacağını, aksi yöndeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı Kurum tarafından benzer nitelikte pek çok karar verilmiş olduğunu,
Türkiye pazarında ...markasının tartışılmaz bilinirliğe/tanınmışlığa sahip olduğunu, davalının bu markasını değişik versiyonlarda buharlaşan merhem ürünlerinde kullanması ve bu özelliğini göstermesi için aynı anlama gelen ... ... ibaresini kullanmasının kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davalı firma tarafından 18.08.2016 tarihinde “...BUHARLAŞAN MERHEM ... ...” işaretinin 01, 03, 05, 16. sınıf mallarda tescili için yapılan başvurunun 2016/66999 No. ile işleme alındığı,
Marka yayınına davacı firma tarafından KHK’nın 8/1-b, 8/3, 8/4, 8/5, 35 ve diğer maddeleri çerçevesinde itiraz edildiği, başvuru sahibinin itiraza karşı görüşlerini sunduğu,
Markalar Dairesi Başkanlığı’nca itirazın haklı bulunmayarak reddedildiği, bunun üzerine davacının yeniden inceleme talebinde bulunduğu,
Türk Patent ve Marka Kurumu’nun 24.08.2017 tarih ve ... no.lu kararının markalar ve emtialar arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi gereğince iltibas bulunmadığından ve davalının kötü niyeti ispatlanamadığından itirazın reddine karar verildiği ret kararının davacıya tebliğ olunduğu, ve yasal süre içerisinde iş bu davanın açıldığı belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacı itirazlarına karşın davalı başvurusunun kabulünün hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu hakkında rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar tescil edilemez” hükmünü içermektedir. Bu düzenleme marka hukukuna hakim olan öncelik ve bir markanın tek bir sahibi olması ilkelerini ifade eder.
7/1-b bendi kapsamına “aynı” veya “aynı türdeki” mallar ve hizmetler ile “aynı” veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” olan markalar girmekte olup bu madde ile daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış bir markanın mükerrer tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Dolayısıyla maddenin uygulama alanı bulabilmesi için hem markalar hem de tescile konu mal ve hizmetler açısından ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin var olması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde, dava konusu markalarda yer alan farklı markalar, işaret ve renklerin markalar arasında ilk bakışta ayniyet ya da ayırt edilemeyecek bir benzerlik algısına mani olduğu düşünülmektedir.
Sonuç olarak dava konusu markalar arasında 556 sayılı KHK m.7/1-b anlamında ayniyet/ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendinde “Tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer olması ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer olması, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali olması ve bu karıştırılma ihtimalinin tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsaması.” hali düzenlenmiştir.
Bu hükümden anlaşıldığı üzere m. 8/1-b anlamında bir benzerlikten söz edilebilmesi için dava konusu marka işaretlerinin aynı/benzer olması, dava konusu markaların kapsadığı mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve söz konusu markaların ilişkili olmaları ihtimali de dahil aralarında halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunması koşullarının aynı anda gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
556 s. KHK’nın 8/1-b hükmü uyarınca markalar ve tescile konu mallar arasında halk arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, ardından da somut olayın şartları dikkate alınarak markaların halk tarafından karıştırılma tehlikesi olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
556 sayılı KHK m. 8/1-b hükmünde, markalar arasında “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”ten değil “herhangi bir şekilde benzerlik”ten bahsedilmektedir. KHK’ nın 8/1-b maddesi anlamında bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisinin hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya mal; diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılırken; marka, mal veya hizmete bütünsel açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır.
Ayrıca, farklı unsurları bünyesinde bulunduran bir marka, bir başka markayı çağrıştırıyorsa ve bilhassa halk nezdinde bu başka marka ile irtibatının mevcut olduğu intibaını yaratıyorsa, “benzer” veya diğer bir ifade ile “karıştırılma ihtimali olan (iltibas)” markadan bahsedilir.Benzeri olup olmadığının tespitinde orta düzeyde tüketici üzerinde bıraktığı intiba esas alınır.
Öte yandan iltibas tehlikesinden söz edebilmek için sadece emtia listeleri arasında benzerliğin var olması yeterli değildir. Marka işaretleri bakımından da benzerlik şartının gerçekleşmesi ve bu benzerliğin halk nezdinde karışıklık doğuracağının tespiti gerekir. Buna göre markalar arasında benzerliğin işitsel, görsel veya anlamsal açıdan olması mümkündür. Ancak bu benzerlik tespit edilirken markanın bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalıdır.
Markalar ve mal ve hizmetler arasında benzerlik nedeniyle halkın markaları karıştırma olasılığının olup olmadığı hususu yukarıda belirtilen ilkeler ve somut olayın bütün şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. “İnceleme konusu markaların görsel, işitsel veya anlamsal benzerliğinin bütün olarak değerlendirilmesi, markaların baskın ve ayırt edici nitelikte olan unsurları dikkate alınarak oluşturulan genel izlenim esas alınarak yapılmalıdır.”
Bir diğer konu ise dava konusu 05. sınıf mallar bakımından ilgili tüketici kesiminin kimlerden oluştuğudur. Zira davacı yan dava konusu malı ... markalı merhem ürününe indirgemişse de incelemenin, dava konusu tescil kapsamları dikkate alınarak yapılması gerektiği malumdur.
Genel olarak Farmasötik ürünler, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra “doktor” tarafından reçetelenir ve “eczacılar” tarafından, yazılan reçetedeki “teşhise” göre hastaya verilir. İlaç markalarının 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında iltibas yaratır mahiyette olup olmadıklarının tespitinde Yargıtay uygulamasında ortalama tüketicilerin değil, konunun uzmanı sayılan doktor ve eczacıların görüşünün dikkate alınması gerekmektedir.
İlaç markaları söz konusu olduğunda hem doktrinde hem de içtihatlarda bu ürünlerin asıl tüketicisinin ve hedef kitlesinin, bu ürünlerin son kullanıcılarının sıradan insanlar olmadıkları, ilaç ve benzeri ürünlerin tüketicisinin esasen bu ürünleri reçete eden doktorlar ve reçeteli ilaçların satışını yapan ecza depoları ve eczacılar oldukları kabul edilmektedir. Bu zincirdeki her bir halka, işinin uzmanı ve ilaçlarla ilgili en küçük farklılıkları dahi bilen ve bunlara dikkat eden kimselerdir. Çoğu zaman farklı bir şekil unsuru ya da kelimenin iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağı kabul edilirken, ilaç markalarında bir iki harf farkının dahi iltibası önleyeceği benimsenmektedir.
Marka işaretindeki ...sözcüğü büyük, kalın ve kırmızı harflerle olmak üzere bütüne göre dikkate çekici yazılmıştır ve işarette ön plandadır. Marka işaretinde yer alan BUHARLAŞAM MERHEM ifadesi doğrudan malın kendisini niteliğinden ayırt ediciliğe bir katkısı olmadığı gibi bu durum tarafların da kabulündedir. Marka işaretinde bulunan İngilizce ... kelimesinin Türkçesi “buhar, buğu, buharlaşmak” ve yine İngilizce ... kelimesinin Türkçe karşılığı “ovmak, ovuşturmak, masaj yapmak” olup ... ... (veybır rab) şeklindeki birlikte yazımın sektörde “buharlaşan merhem” ibaresinin karşılığı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde ... ... ibaresinin bu tür mallar bakımından tanımlayıcı bir kelime olmakla herkesin kullanımına açık olduğunun kabulü gerekmiştir. Dolayısıyla davalı işaretinde esas ve ayırt edici unsur ...dir.
Davacı markalarının ise ..., ... ... ... harfleri sebebiyle en azından görsel bir benzerlik bulunmakta ise de bu benzerliğin karıştırılma ihtimalini kapsamadığı düşünülmektedir. Zira ... ... sektörde buharlaşan merhem anlamında yaygın olarak kullanılan tanımlayıcı bir ibaredir, davacının ... ... marka işaretinde kullanılan ... markasının varlığı da karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.
Uyuşmazlığın temeli ise davacının ... işareti üzerinde tescile dayalı hak sahibi olmasıdır. Ancak davacı markasının ... ... değil ... olduğu ve tanımlayıcı ... kelimesinde yer alan UR harflerinin işarette kullanılmadığı görülmektedir. Zaten yukarıda da arz edildiği üzere davacının marka yapma mantığı VAPO harflerinin sonuna ek getirilmesi şeklinde olup ... markasının bilinen bir anlamı da tespit edilememiştir.
Davalının .... ... işaretine bütünsel açıdan bakıldığında da davacı markaları ile bağlantısı varmış intibaı bırakmadığı, ... ve ...markalı ürünlerin ilgili tüketici kesimini oluşturan doktor ve eczacılar tarafından markaların karıştırılmayacağı ve hatta halkın davacıya ait bilhassa buharlaşan merhem malını ... markası ile isteyeceği bu sebeple bir iltibas tehlikesi doğmayacağı düşünülmektedir.
Dolayısıyla ... markası ... ... tamlamasından devşirilmişte olsa artık yeni bir işaret olduğu ve tescile dayalı markasal hakları doğurduğu ne var ki bu işaretin sektörde tanımlayıcı bir ibare olarak kullanılan ... ... tamlamasının kullanılmasına engel teşkil etmeyeceği düşünülmektedir.
Sonuç olarak dava konusu markalar arasında, 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
556 s. KHK'nın 8/4 hükmü bir marka veya başvurunun aynı veya benzerinin farklı mal ya da hizmetlerde kullanılabileceğini belirttikten sonra aynı madde ile bu hükmün istisnası düzenlenmiş olup, toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla tescilli bir marka veya başvurunun aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda itiraz üzerine reddedilir denilmektedir.
Sunulan bu deliller davacının ... markasının sektörel tanınmışlığına ilişkin olup dava konusu ... markasının m. 8/4 anlamında tanınmış marka olduğu iddiaları ispatlanamadığı gibi dava konusu marka işaretleri benzer bulunmadığından tanınmışlık iddiasının da somut olaya bir etkisi bulunmamaktadır.
556 s. KHK m. 35 (Kötüniyet) Kapsamında; marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötüniyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötüniyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır.
Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir.
Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden bilme, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötüniyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının kötüniyet iddiasının; davalının dava konusu markanın kullanıldığı ürününün iç ve dış ambalajını davacı gibi kullandığı ve bu sebeple tasarım başvurusunun ilanına yapılan itirazlarının kabulü ile tasarımların reddine karar verilmesi ve davacının buharlaşan merhem ürünlerinde kullandığı markasının varlığına rağmen davalının dava konusu başvuruyu yapılmış olmasına dayalı olduğu görülmüştür.Ancak dava konusu marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı tespit edilmiş olmakla somut olayda kötüniyetli marka başvurusu şartlarının gerçekleşmediği, biçimindeki gerekçe ile davanın reddine yönelik karar tesis edilmiştir.
Kararı davacı taraf vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 27.03.2019 tarih ve 2017/390 Esas, 2019/124 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekillerinin temyiz yoluna başvurdu ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 30.11.2022 gün ve E:2021/4470, K:2022/8538 sayılı kararıyla " İlk Derece Mahkemesi'nce hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının itiraza mesnet ‘‘...’’, ‘‘... ...’’markaları ile davalının "...BUHARLAŞAN MERHEM ... ..." ibareli başvuru markasının benzer olmaması nedeniyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise davacının istinaf başvurusunun yukarıda yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi ‘‘Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa...’’ hükmünü haizdir.
Bu hüküm uyarınca benzerlik karşılaştırılması yapılırken davacının itiraza mesnet ‘‘...’’, ‘‘... ...’’ markaları ile davalının " ...BUHARLAŞAN MERHEM ... ..."’ibareli başvuru markasının bütünsel olarak karşılaştırılması gerekmekte olup itiraza mesnet davacı markaları ve davalı başvuru markasında yer alan “... ...” ibaresinin Türkçe anlamı göz önünde bulundurulduğunda bu ibare tescilli olduğu sağlık ve temizlik ile ilgili tüm sınıflar yönünden tanımlayıcı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim bu husus İlk Derece Mahkemesi'nce alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak açıklanmış olup ayrıca ... ... ibaresi ilgili sektörde farklı firmalar tarafından da markaları ile birlikte kullanılmaktadır.
Bu durum karşısında iltibas oluşturacak şekilde benzer olmayan işaretlerin yanılgılı gerekçe ile Kataljin ibaresinin karşılaştırmada dikkate alınmaksızın benzer olduğunun kabulü ile istinaf başvurusunun kabulüne ve sonuçta davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." biçimindeki gerekçe ile bozma kararı verilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 30.11.2022 gün ve E:2021/4470, K:2022/8538 sayılı bozma ilamına uyulmuştur.
Neticede davacının itiraza mesnet ‘‘...’’, ‘‘... ...’’ markaları ile davalının " ...BUHARLAŞAN MERHEM ... ..."’ibareli başvuru markasının bütünsel olarak karşılaştırıldığında itiraza mesnet davacı markaları ve davalı başvuru markasında yer alan “... ...” ibaresinin Türkçe anlamı göz önünde bulundurulduğunda bu ibare tescilli olduğu sağlık ve temizlik ile ilgili tüm sınıflar yönünden tanımlayıcı olduğu , ... ... ibaresi ilgili sektörde farklı firmalar tarafından da markaları ile birlikte kullanıldığı, bu durum karşısında markalar arasında iltibas oluşturacak şekilde benzer olmadığı,
tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı , davacının VARORUB ibareli markasının tanınmışlığı için yeterli delilin dosya kapsamında bulunmadığı, kaldı ki marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlığın dava konusu uyuşmazlığa bir etkisinin bulanmadığı, markalar arasında benzerliğin bulunmaması karşısında, davalının yeni bir marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin salt bu nedenle kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatlerine varılmış açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kâtip Hâkim ... · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/32, K. 2023/87, 16 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama