KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2023
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/416 Esas - 2023/143
- Esas no
- 2022/416
- Karar no
- 2023/143
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- 1- ...
Karar Metni
2.018 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
Av. ... : 2- ... Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 12/10/2022
KARAR TARİHİ : 06/04/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2023
DAVA
Davacı vekili 12/10/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla, müvekkilinin ... nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun .... yayınlandığını; davalı şirketin ... sayılı ve "...", "...", "... ...", "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabulüne karar verilerek başvurunun 05, 29, 30, 31, 32 ve 33. sınıf bir kısım emtialarda ret kararı verildiğini, kısmen reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilin yeniden inceleme taleplerinin ... ... sayılı ... kararı ile nihai olarak reddedildiği,
oysa verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların sesçil olarak benzer olmadıkları gibi görsel olarak da benzer olmadıklarını, “...” kelimesinin gıda sektöründe çok yaygın kullanılan bir kelime olduğunu, bu kelimeyi içerir çok sayıda markanın bulunduğunu, taraf markalarının kavramsal olarak da benzer olmadıklarını, davalı firmanın da zaten bir ... üreticisi olduğunu, davalının sektörde yaygın kullanılan “...” kelimesine “s” harfinin ekleyerek baştan zayıf karakterli “...” markasını yarattığını,
bu haliyle markaların arasında iltibas ihtimalinin zaten bulunmadığını, taraf markalarının ilgili tüketicilerinin bu iki markayı karıştırmayacaklarını belirterek, ... ’nun ... sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kararın yerinde olduğunu; kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde.
Kurum tarafından verilen kararın isabetli olduğunu ve işbu davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanı da olan “...” ibaresinin ayırt ediciliği güçlü bir marka olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile benzer olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, hiçbir zorunluluğu olmadığı halde bu markayı tercih ettiğini, markaların başlangıçlarındaki ilk dört harfin birebir aynı olduğunu, bu haliyle markaların benzer oldukları gibi taraf firmalarının da bağlantılı firmalar oldukları gibi bir algı ortaya çıktığını,
“..." markalarının kulakta bıraktığı etki ile "..." markasının kulakta bıraktığı etkinin aynı olduğunu, davacı markasının müvekkilinin özgün ve orijinal markası ile benzer olduğunu beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
YARGILAMA VE DELİLLER
Mahkememizce tarafların sav ve savunmaları dinlenmiş, davaya konu ... ...’nun ... sayılı kararı ile davacıya ait ... kod nolu marka başvuru dosyası ve davalı şirkete ait marka tescil belgeleri getirtilmiş, taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan rapor dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlıgın Tespiti ve Uygulanacak Hükümler, Delillerin Tartışılması ve Kabul
Dava, davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali isteminden ibarettir. ... kararının davacı başvuru sahibine 26/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 12/10/2022 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı kanunun 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
Mahkememize uzman bilirkişi heyetinden alınan 08/03/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle; "...Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamındaki emtiaların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı ya da benzer olduğu, - Bununla birlikte taraf markaları karşılaştırıldıklarında, bütüne hakim olan nihai algılarının, ilgili tüketiciler nezdinde, işaretlerin birbirlerinden farklı markalar olarak algılanmasını sağlayacak nitelikte olduğu, bu halde işaretler arasında karıştırılma ihtimali koşullarını meydana getirecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı..." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SMK m.6/1 hükmü kısaca, bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir.
Karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. İlke olarak mal ve hizmet benzerliği ile değerlendirmeye başlanır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Buna göre dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, başvuru kapsamından çıkartılan 05, 29, 30, 31, 32, 33. sınıftaki "05.sınıf: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler 29.sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.
Kuru bakliyat.Hazır çorbalar, bulyonlar.Zeytin, zeytin ezmeleri.Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil).Yenilebilir bitkisel yağlar.Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.Kuru yemişler.Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin.Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
30.sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.Makarnalar, mantılar, erişteler.Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.Bal, arı sütü, propolis.Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar.Mayalar, kabartma tozları.
Her türlü un, irmikler, nişastalar.Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar.Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.Sakızlar.Dondurmalar, yenilebilir buzlar.Tuz.Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.Pekmez 31.sınıf: Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar.
32.sınıf: Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.
33.sınıf: Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller" mal ve hizmetlerin yer aldığı, itiraza mesnet markaların ... sayılı ve "...", "...", "... ...", "..." ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 05, 29, 30, 31, 32 sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı, gözlenmektedir.
Buna göre, açıklanan kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmede, başvuru konusu marka kapsamında yer almakla birlikte davalı taraf itirazları sonucunda reddine karar verilen malların tamamı, davalı yanın redde gerekçe markaları kapsamında aynı sınıflarda yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikteki günlük tüketime uygun gıda ürünleri, ilaç içerikli ya da ilaç benzeri takviye gıda, diyet amaçlı ürünler, hayvansal ürünler, alkollü ve alkollü içecekler olup bu mal gruplarının tamamı açısından taraf markalarının benzer ihtiyaçları karşılayan, tüketiciye aynı kanaldan ve aynı tür satış yöntemi ile ulaştırılan,
birbirleri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, hedef tüketici kitleleri benzer olan, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikame edilebilirliği bulunan mal ve aynı malların satışına yönelik hizmetleri kapsadıkları tespit ve kabul edilmiştir.
İşaretlerin benzerliğine gelince, bu değerlendirmede, önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli bir faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan dominant yada ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "..." ibarelerinden oluştuğu görülmektedir.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde "..." şeklindeki başvurunun yedi harften oluşan “...” hakim sözcük unsuru ve bu sözcük unsurunun üst kısmında “tüten duman” algısı ile oluşturulmuş turuncu renkte, dekoratif amaçlı kullanılan bir logodan oluştuğu, “...” kelimesinin bilinen bir anlamının ne dilimizde ne de yaygın kullanılan yabancı dillerde olmadığı, soldan sağa okuma ilkesi uyarınca ortalama bir tüketici tarafından “...” şeklinde telaffuz edileceği değerlendirilmektedir.
Davalı yana ait redde gerekçe markalar ise "...", "..." ve "... ..." görsellerine haiz, tamamı “...” kelimesinin münhasır esas unsur ya da hakim sözcük unsuru olarak ihtiva eden markalar olup, bu markalarda çeşitli renk, figüratif unsur ya da ek sözcük unsurları yer almakla birlikte hiçbir unsurun “...” kelimesini geri plana iter nitelikte olmadığı, altı harften oluşan bu ibarenin dilimizde ya da yaygın bilinen yabancı dillerde bir anlama sahip olmadığı, yazımına en uygun şekilde “...” olarak telaffuz edileceği sonucuna varılmıştır.
Bu halde tespiti gereken husus, taraf markalarının esas unsurları olan “...” ve “...” kelimelerinin, ilgili tüketiciler nezdinde benzer algılar yaratıp yaratmayacağı ve bu benzerliğin işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır.
Taraf markaları görsel algısına etki eden figüratif/şekli unsurları itibariyle hiçbir benzerlik taşımamaktadırlar. Bu halde işaretlerin görsel algılarının yalnızca esas unsurlarını oluşturan sözcük unsurları ve harf dizilimleri itibariyle incelenmesi gerekmektedir. Dava konusu marka “...-“ harflerinden oluşurken davalı markası “...” harflerinden oluşmaktadır.
Her iki kelimenin ilk dört harfi olan “...” harfleri birebir aynı dizilimde yer aldığı gibi yine markalarsa “a” ve “s” harfleri ortak ve fakat farklı bir dizilimde yer almaktadır. Bu çerçevede kelimelerin başlangıçlarında yer alan harf dizilimleri itibariyle bir benzerlik ilişkisinde olduğu değerlendirilebilir. Ancak harf dizilimsel açıdan oluşan bu benzerliğin kelimelerin telaffuzunda ise aynı doğrultuda bir algı yaratmadığı aşikardır.
Zira dava konusu marka “...” şeklinde (daha doğru olarak) telaffuz edilecekken davalı markaları “...” şeklinde telaffuz edilmektedir. Bu halde her iki markanın hem heceleme yapıları hem hece sayıları farklılaşmış olduğundan salt harf dizilimsel benzerlik işitsel açıdan aynı algıyı doğurmamaktadır.
Başka bir ifadeyle dayalı yana ait “...” şeklindeki markalar ile dava konusu “...” markasının nihai algıları ve tüketicide yarattıkları imajlar birbirlerinden belirgin olarak farklıdır. Taraf markalarının her ikisinin de somut bir anlam ihtiva etmediği gözetildiğinde kelimelerin kavramsal bir karşılaştırmaya tabi tutulması ise mümkün olmayacaktır.
Her iki markanın da “...” kelime kökünden türetildiğinin ortalama tüketiciler ile “marka – ürün” arasında doğrudan bir bağlantı olmadığı durumlarda algılanması zaten mümkün olmayacağı gibi bir an için tüketicilerin her iki markanın da “...” kelime kökünden türetildiğini anladığı bir varsayımda, bu defa her iki markayı da yine birbirlerinden yeterli düzeyde uzaklaşmayı başararak yaratılmış işaretler olarak algılayacak ve yine doğrudan bir bağlantı kurmayacaktır.
Bu haliyle taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldıklarında her ne kadar ortak harf dizilimleri ihtiva ettikleri değerlendirilebilir ise de gerek görsel gerekse de işitsel algısı itibariyle aralarında yüksek düzeyde bir benzerlik hali zaten mevcut olmadığı gibi bütünsel algıları itibariyle de birbirlerinin kurumsal kimliklerini çağrıştırır bir izlenim yaratmamaktadır.
Nitekim ortalama tüketici grubu olarak tabi edilen kitle, ‘aceleci bir geri zekalı’ değil8, aksine ‘makul seviyede bilgilenmiş, özenli ve dikkatli tüketiciler” olduklarından, bu bağlamda her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, zira bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin ortalama tüketici olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu,
gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Böyle bir durumda ise her iki taraf markasının ortak olarak “...” başlangıç sesini içermelerine rağmen, ortalama bir tüketicinin, taraf markalarının nihai algılarında, anılan ibareleri tamamlayan bütünsel sözcükler itibariyle, salt bu ortak harf dizilimi nedeniyle oluşan benzerlikten ötürü bir yanılgı yaşama ihtimalinin olmayacağı sonucuna varılmıştır.
Netice itibariyle başvuru konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen malların tamamının, davalı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer aldığı görülmekte ise de markalar arasındaki benzerlik düzeyinin, ilgili tüketiciler nezdinde, işaretler arasında karıştırılma ihitmaline yol açacak mahiyette olmadığı, dava konusu markanın, bütün olarak davalı markasını birebir ihtiva etmediği, her iki markanın da başlangıç sesleri benzer ise de bitiş sesleri, bütüne hakim görünümleri ve yine telaffuzlarının, işaretlerin birbirlerinden farklılaşmaları açısından yeterli görülmesi gerektiği, dolayısıyla işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı kanaati oluşmuştur.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kabulüne, ... ...'nun ... sayılı kararının iptaline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 172,90.-TL · Posta Masrafı 120,00.-TL · Bilirkişi Ücreti 2.800,00.-TL · Toplam 3.092,90-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/416, K. 2023/143, 6 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama