KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2023
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/446 Esas - 2023/149
- Esas no
- 2022/446
- Karar no
- 2023/149
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 02/11/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13/04/2023
- Dava
- —
Karar Metni
2.683 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
Davacı vekili 02/11/2022 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin ... nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurunun ... kararı ile re'sen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın bu kez ... kurulunca 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b), (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddedildiği, oysa ...’nun ... sayılı kararının 6769 sayılı SMK’nın ilgili hükümleri ile Marka Hukuku'nun genel mantık ve ilkelerine uygun olmadığından iptali gerektiğini, marka başvurusunun bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini;
mal veya hizmetlerin özelliklerini sadece çağrıştıran ya da anımsatan işaretlerin tanımlayıcı olarak değerlendirilemeyeceğini; başvuruyu oluşturan işaretin mal veya hizmetin ilgili olduğu sektörde kullanılan terim ya da kavramlardan birisi olmasının, ibarenin tanımlayıcı olduğu sonucunu tek başına ortaya çıkarmak için yeterli olmadığını; işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan bir ilişki bulunması gerektiğini; ...’ın sloganları sözcük markalarının bir alt grubu olarak görmediğini;
bir reklam sloganı, tanıtım işlevinin yanı sıra, ilgili kamuoyu tarafından ilgili mal ve hizmetlerin kaynağı olarak hemen algılanabiliyorsa, ayırt edici karaktere sahip olarak kabul edilmesi gerektiğini; müvekkilinin markasının da bir slogan marka olarak sadece tanıtım işlevi görmemekte aynı zamanda mal/hizmetin kaynağı olarak algılanmasını sağladığını; dolayısıyla ayırt edici karaktere sahip olduğunu; savlarını destekleyen emsal ... kararları olduğunu;
müvekkilinin marka başvurusunun tüketici nezdindeki bilinirliği dikkate alındığında da ortalama seviyedeki tüketici nezdinde yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu gerçeği nedeniyle markanın tescil edilmesi gerektiğini, davalı Kurumca 6769 sayılı SMK’nın 5/1-b ve c bendi gereğince ... markasının reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, ... sayılı "..." ibareli müvekkil başvurusunun reddine dair ... ...'nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
6769 sayılı SMK’nın 5/1 (a) ve (b) maddesinde, 4. madde kapsamına girmeyen işaretlerin ve herhangi bir ayırt ediciliği niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğinin düzenlendiğini; söz konusu düzenlemelerden, öncelikle herhangi bir sözcüğün kural olarak marka olarak tescil edilebileceğinin açıklıkla anlaşıldığını; ancak böyle bir sözcüğün, hem ayırt edici bir özelliğinin olması gerektiğini; ayırt edicilikten kasıt; markanın, ürünün/hizmetin kendisinden ve yine ürünün/hizmetin adından farklı bir işaret, sözcük veya isim olması ve kolayca tanınır nitelikte bulunması gerektiğini;
tescili istenen sözcüğün, kullanılacak emtianın özgün yapısına bağı olmadan algılanabilmesi, kelimenin kullanılacağı ürün/hizmetlerden bağımsızlaşmasının gerektiğini; marka algısı yaratmayacak şekilde ortalama tüketici tarafından mal veya hizmetleri işaret etmenin ya da onların asli özelliklerini belirtmenin normal bir yolu olarak algılanacak ifadelerin ayırt edici nitelikte olmadığının kabul edildiğini.
6769 s. SMK’nın 5/1(c) hükmü gereğince başvuru kapsamındaki mallar ve hizmetler için tanımlayıcı nitelikte olan işaretleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren başvuruların marka olarak tescil edilemeyeceğini; tanımlayıcı markaların tescil edilmemesinin nedeninin, mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten terimlerin herkes tarafından serbestçe kullanılabileceğini bir firmaya, tanımlayıcı bir terimin -diğer firmalara ve rakiplerine dezavantaj yaratacak şekilde- tekel olarak verilmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığını; “...” ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olduğunu;
her marka tescil süreçleri kendine özgü özellikler taşıdığından, ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden ve her bir başvuruya ilişkin mümkün olan itiraz süreçlerinin yürütülüp yürütülmediği ve verilen kararın hangi aşamada, hangi gerekçeyle verildiği, sunulan delillerin mahiyeti gibi hususlar farklılık arz ettiğinden, dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesinin de yerinde görülmediğini beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
YARGILAMA VE DELİLLER
Tarafların sav ve savunmaları dinlenmiş, delilleri toplanmış, iptali istenen ... sayılı ... kararı ve davacıya ait ... sayılı "..." ibareli başvuru sayılı marka işlem dosyası getirtilmiş, teknik ve özel bilgiyi gerektiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan rapor objektif, dosya kapsamındaki delillerle tutarlı denetim ve hüküm kurmaya yeterli kabul edilmiş, ve Mahkememizce de benimsenmiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlığın Tespiti ve Uygulanacak Hükümler, Delillerin Değerlendirilmesi ve Kabul Dava davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemine ilişkindir. ... Karar tarihinin 09/09/2022 olduğu, 02/11/2022 tarihinde açılan davanın 5000 sayılı kanunun 15/C maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir. Uyuşmazlığın özü, davacının ... sayılı "..." ibareli başvurusu yönünden, 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b) ve (c) madde ve bentleri anlamında tescil engeli bulunup bulunmadığından ibarettir.
... sayılı başvuru işlem dosyası incelendiğinde, davacının, 23.07.2020 tarihinde "..." ibaresinin 09, 35, 36. sınıflarda yer alan "09.SINIF: Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları.
Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri.
Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri.
Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar.
Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri.
Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar. Metronomlar.
35.SINIF: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “1-34 SINIFTAKİ TÜM MALLAR” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) 36.SINIF: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.
Gümrük müşavirliği hizmetleri" mal ve hizmetlerinde kullanılmak üzere marka olarak tescili istemiyle davalı kuruma başvuruda bulunduğu, ... kod numarasını alan başvurunun mutlak ret nedenleri yönünden incelenmesi sonucu, Markalar Dairesi Başkanlığı’nca, 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b) ve (c) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bu kararın yeniden incelenmesi isteminin ise, ... ...’nun, ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın iptali istemiyle Mahkememiz önündeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş, buna göre;
6769 s. SMK 5/1-b maddesi uyarınca yapılan değerlendirme:
6769 s. SMK 5/1-b maddesi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. Madde gerekçesi incelendiğinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. ... sayılı ... 7. maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre işaretin tescilinin mümkün olmaması için “kaynak gösterme fonksiyonu”na sahip olmaması gerekmektedir.
Zira ... ve üye ülkelerin ulusal mevzuatlarına göre bu maddenin yorumunda hareket noktası markanın esaslı fonksiyonu kavramıdır. Bir markanın esaslı/asıl fonksiyonu, mal ve hizmetleri bir başkasının mal ve hizmetlerinden ayırt etmekten ibarettir. Dolayısıyla ürünün bir kişi veya firmaya ait olduğunu tanıtmaya imkan vermesi, yani ayırt edici gücünün olması gereklidir. Eğer ki işaret, ürünün aidiyeti hakkında tüketiciye bir bilgi veremiyor ise marka olarak tescil edilemez. Dolayısıyla ayırt edicilik fonksiyonu, işaretlerin genel ve temel bir özelliğidir. (...”).
“Bir markanın ayırt edici karaktere sahip olması için o markanın, tescili istenen ürünün belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirler hale gelmiş ve böylece o ürünü diğer işletmelerin mallarından ayırır hale getirmiş olması gerekir. (...).”. ... kararlarında da, ayırt ediciliğin markanın temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunun sağlanıp sağlanmadığına bağlı olduğu ifade edilmektedir. .... sayılı kararında:
"556 sayılı KHK ile hüküm altına alınan tanım ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ayırt edicilik fonksiyonu markanın en temel unsurudur. Çünkü, ayırt edicilik markanın üzerinde kullanıldığı bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan en önemli tescil şartıdır." denilerek ayırt ediciliğin markanın en temel unsuru olduğuna dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen bu görüşler çerçevesine işaretin, tescili talep olunan emtialar yönünden “kaynak gösterme” fonksiyonunun var olup olmadığı incelenmeli ve bu doğrultuda bir kanaate varılmalıdır.
Somut olayda dava konusu marka başvurusunu oluşturan işaret; "..." şeklinde salt kelime unsurlarından oluşmaktadır.
Marka başvurusunun genel görünümü içinde kelime unsurları eşit düzeyde temsil edilmiş olup, söz konusu marka başvurusu bir bütün halinde algılanmaktadır. “...” ibaresi “Hızlıca, çabucak al/satın al, ödemeyi sonra yap” anlamını çağrıştırmakta ve İngilizce “...” (Kısaltması:...) olarak ifade edilen, tüketicilerin satın almalarını ve faizsiz olarak zaman içinde ödemelerini sağlayan kısa vadeli bir finansman türünü; alışveriş kredisi çözümü algısı oluşturmaktadır.
Çünkü bu ödeme yöntemi ifadesindeki “şimdi” kelimesi yerine “hemen” kelimesi kullanılması, dava konusu işarete markasal bir ayırt edicilik kazandırmadığı düşünülmektedir.
İnternet arama motorlarında “...” anahtar kelimeleri yazılarak yapılacak araştırmada bu ifadelerin, bir finansman türü, satın almada kullanılan bir sözleşme türü olarak kullanıldığı anlaşılmakta olup, bir bütün olarak değerlendirildiğinde ironi, ses tekrarı, hayal gücü, yaratıcılık içermediği, şaşkınlık verici olmadığı,
anlam yönünden çözümlenemeyen, alışılmışın dışında kelime kombinasyonlarını içerme özelliği taşımadığı böylece tüketiciler tarafından refleks olarak bir mal ve/ya hizmetin satın alınması ve ödeme şekli olarak her teşebbüs tarafından kullanılan bir yöntemi çağrıştıracağından, markasal olarak algılanabilmesinin mümkün olmayacağı, bu nedenle soyut ayırt edicilik niteliğinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bir işaretin somut ayırt edicilik niteliğinin tespitinde, işaretin başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetleri diğer mal ve hizmetlerden ayırt etmeye elverişli olup olmadığı, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı incelenmelidir.
Dolayısıyla, tescili talep edilen işaretin somut ayırt edici niteliğe sahip olduğunun söylenebilmesi için, işaretin hangi mal ve hizmetler için tescili isteniyorsa o mal ve hizmetleri o grupta yer alan diğer mal ve hizmetlerden somut olarak ayırt edebilmelidir. Somut ayırt ediciliği olmayan işaretlerin soyut ayırt edici nitelikleri ve dolayısıyla marka olabilme kabiliyetleri vardır, kullanım sonucu ayırt edici hale gelebilirler.
Somut ayırt edici nitelik işaretin seçildiği anda var olabileceği gibi, kullanma neticesinde de kazanabilir.
Dava konusu marka başvurusunun soyut ayırt ediciliği olmadığı, bir başka ifade ile marka olabilme kabiliyeti olmadığı kanaatine varıldığından, bu durumda somut ayırt ediciliği de bulunmamaktadır. Dava konusu marka başvurusunun soyut ayırt edicilik niteliği bulunmadığı böylece marka olabilme kabiliyeti olmadığı için 9, 35 ve 36.sınıf kapsamında yer alan mal ve/ya hizmetler açısından somut ayırt ediciliğinin de bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
6769 s. SMK 5/1-c maddesi uyarınca yapılan değerlendirme:
Kanunun 5/1-c maddesi “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. 556 s. KHK döneminde 7/1-c maddesinin doğrudan karşılığı olan bu düzenlemeye göre bir işaretin 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.
Tanımlayıcı işaretler, tescili talep edilen mal ya da hizmetleri doğrudan tanımlayan, mal ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf gibi özelliklerine ya da kalitesine doğrudan atıfta bulunan işaretlerdir. Bu hükmün temel amacı, ilgili sektörde faaliyet gösteren herkesin kullanımına açık olması gereken tanımlayıcı işaretlerin tek kişinin tekeline verilmesinin önüne geçerek kamu yararını gözetmektir.
Yani, mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten işaretlerin ilgili herkes tarafından serbestçe kullanımını temin etmektir. Böylece tanımlayıcı bir işaretin tek bir kişinin tekeline verilmek suretiyle diğer işletmelere ve rakiplerine karşı haksız bir avantaj sağlamasını engellemektir.
Bir işaretin tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için, işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve spesifik bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu doğrudan doğruya ve derhal düşündürmesi, bu ilişkinin tüketicinin algısında fazladan bir irdeleme ya da analize gerek olmadan doğrudan kurulabilmesi gerekir. Mal veya hizmetlerin özelliklerini sadece çağrıştıran ya da anımsatan işaretler tanımlayıcı olarak değerlendirilemez.
Tanımlayıcı bir markanın piyasada kullanılması, benzer sektörlerde üretim ya da satış yapan firmaların haksız rekabet ile karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Herkes tarafından kullanıma açık olması gereken tanımlayıcı ibarelerin tek bir kişi ya da firma tekeline verilmesi, piyasada haksız rekabet yaratarak, hem tüketicileri hem de firmaları olumsuz yönde etkilemektedir.
Dava konusu marka başvurusu 9, 35 ve 36.sınıf kapsamında yer alan mal ve hizmetler için yapılmıştır. Somut olayda dava konusu “...” ibaresi, yukarıdaki bölümde açıklandığı gibi ticari yaşamda tüketicilerin satın almalarını ve faizsiz olarak zaman içinde ödemelerini sağlayan kısa vadeli bir finansman türü; alışveriş kredisi çözümü; kısa vadeli bir finansman sözleşmesi; alternatif bir ödeme türü olarak 36.sınıftaki “Finansal ve parasal hizmetler” açısından herkesin kullanımına açık olup, sadece bir işletmenin tekeline verilemeyecek nitelikte olup, doğrudan tanımlayıcı niteliktedir.
09.sınıf kapsamında mallar, 35.sınıf kapsamındaki hizmetler ve 36.sınıf kapsamındaki “Finansal ve parasal hizmetler” haricindeki hizmetler açısından değerlendirildiğinde de, “...” ibaresi söz konusu mal ve hizmetlerin nasıl satın alınacağı ve ödemesinin nasıl yapılacağını tanımlamaktadır. Mal ve hizmetler, üreticileri tarafından satma ve hedef müşteri kitlesi açısından satın alma eyleminin konusudur.
Satın alma eylemi, mal ve/ya hizmetin karşılığının ödenmesi eylemi ile ilişkilidir.
Dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan hiçbir mal ve/ya hizmetin satın alma ve ödeme eylemlerinin konusu olamayacağı düşünülemeyeceğinden, tüm mal ve/ya hizmetler açısından da bir satın alma ve ödeme şeklini ifade ettiği, bu nedenle herkes tarafından kullanıma açık olması gereken tanımlayıcı ibare olduğu; tek bir kişi ya da firma tekeline verilmesinin, piyasada haksız rekabet yaratarak, hem tüketicileri hem de firmaları olumsuz yönde etkileyebileceği kanaatine varılmıştır.
SMKm.5/2 Koşulları Bakımından Yapılan Değerlendirme
6769 Sayılı SMK.m. 5/2 hükmüne göre “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.”
Soyut ayırt ediciliğe sahip olmayan işaretler kullanım yoluyla dahi ayırt edicilik kazanamaz, sonradan tescil edilebilir hale gelemez ve hiçbir zaman marka olamazlar. Dava konusu marka başvurusunun, soyut ayırt ediciği bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanmasının da mümkün olamayacağı düşünülmektedir.
Bununla birlikte dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanıp kazanmadığına ilişkin dosyada mevcut bilgi ve deliller kapsamında, davacı tarafından kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanıldığı yönündeki iddianın mevcut deliller ile ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Netice itibariyle, dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan hizmetlerin tamamı için ayırt edici niteliğe haiz olmadığı ve tanımlayıcı mahiyette olduğu kanaatine varıldığından ... ...’nın ... sayılı kararının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/446, K. 2023/149, 13 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama