KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/120
- Karar No
- 2023/349
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2023
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/121 Esas - 2023/338
- Esas no
- 2023/121
- Karar no
- 2023/338
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
3.810 kelime·19 dk okuma·10 bölüm
Av. ... Av. ...
DAVALILAR : 1- ... 2-... Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 09/03/2023
KARAR TARİHİ : 26/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/01/2024
TALEP
Davacı vekili 09/03/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla ÖZETLE: müvekkili şirketin ... sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ...+..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... ... (...) tarafından reddine karar verildiğini,
müvekkili şirketin 2008 yılından bu yana ........ adlı internet sitesi üzerinden mobilya, ev dekorasyonu, ev tekstili, züccaciye, mutfak ürünleri ve elektrikli ev aletleri gibi ürünlerin satışını yaptığını, anılan internet sitesinin mobilya ve ev dekorasyonu ürünlerinde Türkiye’nin en büyük e-ticaret sitesi olduğunu, Türkiye’nin birçok farklı ilinde 42 adet mağazası bulunduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile aynı türdeki mal ve hizmetler için tescil edildiğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini,
müvekkili markasının toplum nezdinde tanınmış bir marka olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markasının ayırt ediciliğinin zayıflayacağını, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket markasına zarar verdiğini ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek; ... ...'in ... sayılı kararının iptaline ve davalının ... başvuru numaralı ve "... ...+..." ibareli tescil başvurusunun reddini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahsa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma gününü bildiren tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve dava konusu marka tescil başvurusunun reddine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 15/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 09/03/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve dava konusu marka tescil başvurusunun reddinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "....... ...", "...", "....... ...", ".......", "....... ...", "....... ", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve sair gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6'ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
....
Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu "... ..." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK'nın 6/III maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye’de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir.
…
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/IV ve 6/V maddeleri hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
...
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir.
...
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
...
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve Yargıtay kararları bulunmaktadır. Örneğin,... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası "... ...+..." (...) 20. sınıf 35. sınıf
Davacı Markaları ".......+...", "...", "....... ...", ".......", "....... ...", "....... ", "... ..." ... (Davacının itiraza mesnet markalarından altı çizili olarak gösterilen markaların tescil başvurusu/ tescili geçersiz olduğu anlaşılmış olup değerlendirmeye alınmamıştır.) 08, 09, 11, 14, 20, 21, 24, 25, 27, 28, 35, 37, 41. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 05/09/2023 havale tarihli raporda özetle; "1. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm mal ve hizmet bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğu, 2. Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel ve işitsel olarak benzerlik taşıdığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, 3. Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, 4. Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı" ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME Dava konusu "... ...+..." ibareli marka başvurusunun 20, 35'inci sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 08, 09, 11, 14, 20, 21, 24, 25, 27, 28, 35, 37, 41'inci sınıflar arasındaki bir kısım mal ve hizmetin alt gruplarında tescilli ".......+...", "...", "....... ...", ".......", "....... ...", "... ..." ibareli markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "... ...+..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 20, 35'nci sınıflardaki:
"20. Sınıf: Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, deniz yatakları (kampçılar için uyku tulumları hariç). Aynalar. Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler.
Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul ambalaj, nakliye ve depolama amaçlı variller, fıçılar, bidonlar, hazneler (depolar), kutular, ambalaj kapları, nakliye amaçlı konteynerler, sandıklar, taşıma paletleri, bunlarla birlikte kullanılan kapaklar.
Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Sepetler, balıkçı sepetleri.
Ev hayvanları için kulübeler, yuvalar, yataklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları. Araç tekerlekleri için metalden olmayan takozlar.
35. Sınıf: 01-34. Sınıflar arası alt gruplar (Bkz. Bilirkişi Raporu syf.4 vd.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davacı markalarının ise "...." ibarelerinden meydana geldiği ve kapsamlarında;
... sayılı "...." ibareli marka kapsamında 11, 20, 35 sınıflardaki,
... sayılı "..." ibareli marka kapsamında 11, 20, 35, 37, 41. sınıflardaki,
... sayılı "...." ibareli marka kapsamında 11, 20, 35, 41. sınıflardaki,
... sayılı "...." ibareli marka kapsamında 08, 09, 11, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 27, 28, 35, 37,41. sınıflardaki,
... sayılı "...." ibareli marka kapsamında 08, 09, 11, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 27, 28, 35, 37, 41. sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında 20 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacıya ait itiraza mesnet ... “...” ibareli markaların ise hali hazırda 20 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak Mahkememizce, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında SMK md.6/1 kapsamında aynı/benzer/ilişkili olması şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
B) Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Davaya konu marka başvurusu, “...” kelimeleri ile “...” ibaresinin üstünde konumlandırılmış “çatı” algısı yaratan bir ... unsurundan oluşmaktadır. ”...” ibaresi, “...” ibaresinin altında çok daha küçük punto ile yazılmış olup, gerek yazıldığı punto gerekse davanın konusunu oluşturan emtialar bakımından tanımlayıcı olduğundan, markanın tali unsuru niteliğindedir. Dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresi anlamı olan bir kelime değildir. Yazıldığı gibi okunan kelime, “..." şeklinde telaffuz edilmektedir.
Davacıya ait bazı markalar ise turuncu bir ev şekli ile “...” kelimesinden oluşmaktadır. Davacının bir kısım markalarında ise “....” ile “...” ibareleri yer almaktadır. Markalardaki “...” ibaresi, internet adreslerinin uzantısı olup, herkes tarafından kullanılan bir ibare olduğundan, ayırt edici niteliği bulunmamaktadır. “...” ibaresi ise, “...” ibaresine nazaran çok küçük punto ile yazılmış bir slogandır.
Davacı markalarının esas unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresinin de herhangi bir anlamı bulunmamakta, kelime “..." şeklinde telaffuz edilmektedir. Taraf markalarının esas unsurlarını karşılaştırdığımızda, her iki kelimenin de altı harf dört heceden oluştuğu, toplamda ise dört harf benzerliği taşıdığı tespit edilmiştir. Markalar arasındaki farklılık dördüncü ve beşinci harflerden kaynaklanmaktadır. Karşılaştırılan markaların başı ve sonu, aynı harflerden oluşmaktadır.
Bir diğer deyişle markaların başlangıç ve bitiş sesleri aynıdır. Taraf markalarının özellikle dört heceden oluştuğu gözetildiğinde, bu ibareleri uzun kelime markaları olarak nitelendirmek gerekmektedir. Uzun kelime markalarında toplam 4 harf benzerliği ve benzer olarak nitelenen bu harflerin aynı şekilde sıralandığı gözetildiğinde, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait markanın anlamı olan bir kelime olmaması nedeniyle, taraf markaları anlamsal olarak benzer ibareler değildir. Açıklanan gerekçelerle, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kriterlere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt gruplarının profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, muhasebe, iş yönetimi, reklamcılık, ithalat – ihracat vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak ve araştırma yaparak hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediğinden ilgili hizmetler bakımından alıcıların bilinç düzeyi daha yüksek tüketicilerden oldukları mütalaa edilmiştir.
Bununla birlikte alıcı bu araştırmayı çoğu zaman bireysel bir şekilde yaptığından, her ne kadar dikkat ve özen düzeyi nispeten daha yüksek olacak ise de bu durumun ilgili tüketicinin hiçbir koşulda yanılgı yaşamayacağı gibi bir sonucu beraberinde de getirmeyeceği, özellikle internet üzerinden tüketicinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda tercihlerini somutlaştırmak yönünde gerçekleştirdiği eylemlerinde, bilinç düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun birbirine benzer işaretler ile karşı karşıya kaldığında yanılma ihtimalinin bulunacağı değerlendirilmektedir.
Neticeten bütüncül değerlendirme sonucunda Mahkememizce; taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, sınıfsal bazda ayniyet oluştuğu, dava konusu marka başvurusunda esas ve tüketici algısında markasal nitelik gösterir mahiyetteki esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait markalarda ise esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarında bir ev şekli bulunmakta iken, dava konusu markada çatı şeklini andıran bir ... unsuru bulunduğu, gerek davacı markalarında gerekse dava konusu markada içinde “EV” kelimesi geçen tali unsurlar bulunduğu,
davacı markası anlamlı bir kelime olmadığından ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, taraf markaları tanımlanırken veya telaffuz edilirken “...” ve “...” ibarelerinin ön planda olacağı, işbu kelimeler arasında toplamda 4 harf benzerliği bulunduğu, taraf markalarının uzun kelime markaları bulunduğu gözetildiğinde 2 harften ibaret farkın taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılmasının önüne geçemeyeceği, taraf markalarının aynı heceler ile başladığı, bir diğer ifade ile markaların ilk 3 harfinin benzer olduğu,
tüketicilerin dikkatinin markanın başına yoğunlaşması nedeniyle kelimenin başında oluşturulan benzerliğin tüketiciler nezdinde iltibasa yol açma ihtimalinin yüksek olması, kelimenin ortasında yaratılan harf farklılığının, taraf markalarını birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği, markanın ortasındaki farklılığın, markanın başında ve sonunda yaratılan farklılığa göre daha az dikkat çekici olduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile dava konusu markanın birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması,
ortalama tüketicilerin davalı markasından edindiği izlenimi dava konusu markaya aktarabilecek olması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, markaların birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmış, dava konusu ... kararının iptali koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
2- SMK 6/3 UYARINCA ESKİYE DAYALI KULLANIM HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Buna göre; bir markayı ihdas ve istimal eden kimse, o markanın gerçek sahibidir ve açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır.
Bu ilke uyarınca, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir.
Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanılagelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Hem ... ... uygulamasında hem ... içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin “kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için” tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir.
Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir. Benimsenme ile kastedilen kullanıma konu işaretin ilgili tüketici çevresi tarafından teşebbüsün mal veya hizmetine işaret eden bir marka olarak algılanmasıdır.
İlgili çevre, ibarenin kullanıldığı mal veya hizmetlerin mevcut ve potansiyel tüketicileri ile bu alanda mal veya hizmet üreten, sunan ve dağıtan diğer kişilerden oluşmaktadır. Bu yönüyle ayırt edici niteliğin toplumun tüm kesiminde değil ilgili çevrede kazanılmış olması da yeterli görülmektedir.
Önceye dayalı kullanım hakkının değerlendirilmesinde, işaretin kullanıldığı coğrafi alan, kullanımın niteliği, süresi, işarete yapılan yatırımlar, işaretin pazar payı ve işaretten elde edilen ciro vb. hakkında olmalıdır.
Sınırlı sayıda olmamakla birlikte markasal kullanıma ilişkin faturalar, sipariş formları, mali ve finansal tablolar, ticaret odalarının beyanları, medyaya yansıyan haberler, makaleler, reklam ve tanıtıma yönelik belgeler denetlenebilir olmaları kaydıyla delil olarak sunulabilmektedir. Söz konusu delillerin kullanımın yoğunluğu ve süresi ile etkilenen coğrafi alan, kullanımın süresi, pazar payı ve elde edilen ciro hakkında bilgi verebilir nitelikte ve sayıda olmalıdır.
Bu kapsamda davacı yan tarafından marka işlem dosyasına sunulan delillerin incelenmesi neticesinde; davacı tarafın dosyaya sunduğu belgeler; "..." adresli internet sitesi görüntüleri, ... hesaplarının görselleri, ... reklamlarına ilişkin 2020-2021 tarihli faturalar, markaya ilişkin online reklamların linkleri, dergi ve gazete reklamları, “...
Ocak-Şubat post analizi” başlıklı sunum dosyası, “Kategori Satın Alım Alışkanlıkları, Marka Bilinirliği ve İmaj Algı Araştırması 2020” başlıklı sunum dosyası, tedarikçi sözleşmelerinden ibarettir.
Dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde, davacının, "...” markasını mobilya ve ev dekorasyon ürünlerinin satışı ve pazarlanması için e-ticaret sitesinde ve mağazasında kullandığı tespit edilmiş olup, bu hizmet, davacının tescilli markaları kapsamında bulunan faaliyet konusudur. Davacının kullanımına konu markalar, tescilli markalar ile hali hazırda koruma altında olup, tescilsiz bir kullanım söz konusu değildir.
Dolayısıyla somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3- SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK m.6/5'de tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir.
Somut dava bakımından bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, dava aşamasında ise ...adresli internet sitesi görüntüleri, ... hesaplarının görselleri, ... reklamlarına ilişkin 2020-2021 tarihli faturalar, markaya ilişkin online reklamların linkleri, dergi ve gazete reklamları, “...
OcakŞubat post analizi” başlıklı sunum dosyası, “Kategori Satın Alım Alışkanlıkları, Marka Bilinirliği ve İmaj Algı Araştırması 2020” başlıklı sunum dosyası, tedarikçi sözleşmeleri sunulduğu tespit edilmişse de, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, nitekim delil dilekçesi ekinde dosyaya sunulan .... sayılı kararında da “davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı”nın belirtildiği, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
4- KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
Dava dilekçesinde "...başvurucusunun ... olan ... No'lu '... ...' ibareli marka tescil başvurusunun reddine" dair talep bakımından; açılan dava 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesi uyarınca açılan ... karar iptali talepli dava olduğundan ve dava ... kararının yerinde olup olmadığı ile sınırlı olarak incelenebileceğinden ve neticeten de mahkemece kısmen ya da tamamen "kabul" ya da "red" biçiminde karar verilebileceğinden; fazlaya dair istem olarak değerlendirilmiş ve söz konusu tespit şeklindeki istem, dava konusu kapsamında talep edilemeyecek bir husus olarak (fazlaya dair istem olarak nitelendirilip) reddedilmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığına kanaat getirilerek davanın kabulüne, fazlaya dair istemlerin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/120, K. 2023/349, 7 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama