KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/154 Esas - 2024/133
- Esas no
- 2023/154
- Karar no
- 2024/133
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
Karar Metni
3.140 kelime·16 dk okuma·11 bölüm
VEKİLİ Av. .... DAVALILAR : 1-.... 2- ... 3- ... Av. ...
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/03/2023
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
TALEP
Davacı vekili 25/03/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin .... sayılı "... " ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahısların bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını,
zira davacı ...
A.Ş.’nin Türkiye’de modern perakende sektörünün öncülüğünü yaptığını, davacı şirketin “... ...” markasına ilişkin ... ’na yapılmış olan tanınmışlık başvurusu Kurum tarafından kabul edildiğini ve “... ...” markasının ... nezdinde tanınmış marka olduğunu, davacının “.../...” markalarının yoğun kullanım ve tanıtım faaliyetleri neticesinde ayırt edici nitelik kazandığını, itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın davacı firmanın “.../...” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını,
itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 23. ve 35. Sınıflarda davacıya ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olduğunu, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve diğer bilgi-belgelerin kendilerine tebliğine rağmen, davalı şahıslar tarafından dosya kapsamında cevap dilekçesi sunulmamış, yargılamaya katılım sağlanmamıştır.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 26/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 25/03/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli ret kararına karşı yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, muterizin md. 6(3), 6(5), 6(6) ve 6(9) gerekçeli itirazları, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığı yönündeki değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır.
Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için mal/hizmet ayniyeti/benzerliğinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Markaları "... ...", "...." (.....) ..... Sınıflar
Davalı Başvuru Markası "...+..." (...) 23 / 35 sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan havale 16/01/2024 tarihli raporda özetle;
"• Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında kalan 23, 35 Sınıftaki hizmetlerin tamamı davacının önceki tarihli ve tescilli markaları kapsamı ile aynı, aynı tür ya da benzer/ilişkili oldukları,
• Dava konusu ... sayılı marka ile davacıya ait markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerliğinin bulunmadığı, ilgili tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı,
•Davacı markalarının tanınmış marka olup olmadığı yahut m. 6/5’te sayılan risklerden en az birisinin gerçekleştirme olasılığının mevcut olup olmadığını ispatı konusunda dosya kapsamında yeterli delil sunulmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 23/ 35'uncu sınıflardaki:
"23: Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler.
35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "... " ibarelerinden meydana geldiği kapsamında .... sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda dava konusu markanın kapsamında yer alan 23, 35. Sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı davacının önceki tarihli tescilli ... markaları kapsamı ile aynı/aynı tür ya da benzer bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup, doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Kimi durumlarda markanın tescilli olduğu mal veya hizmete bağlı olarak alıcı ve tüketici kesimi farklılaşmakta ve orta seviyedeki tüketiciden daha yüksek özellikte bir tüketici grubu dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut olay açısından ise taraf markalarının kapsamlarında ortak yer alan 23. Sınıftaki ürünlerinin hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı ürünler olup gıda ürünlerinin genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin bilgi/bilinç/dikkat/özen derecesinin yüksek olmayabileceği değerlendirilmiştir.
35.05 alt grubunda hemen her sektöre yönelik malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin hitap ettiği tüketici grubunun ise eğitim, yaş, uzmanlık bakımından çeşitlilik göstermesi, bir kısmının alım öncesinde araştırma ve karşılaştırma yapılma ihtiyacı duyulan bir kısmının ise anlık kararlarla alınabilen türde mallar olması bakımından geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili tüketici kitlesinin göstereceği dikkat düzeyinin düşük, orta ve yüksek olabileceği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; davalı markasının beyaz zemin üzerine tamamı büyük harflerle ve stilize yazı karakteri ile yazılmış tek bir ibareden yani “...” ibaresinden oluştuğu, bu ibarede herhangi bir kısmın vurgulanarak ön plana çıkarılmadığı ve eşit boyut ve renkte yazıldığı, ilgili ibarenin etrafını çevreleyen ve genellikle nakış ve dikiş gibi el işlerinde kullanılan bir çerçeve türü olan “kasnak” görselini andıran bir daire görseli içerisine konumlandırıldığı, markada yer alan “o” harfinin şeklinde figüratif şekilde tasarlandığı,
bu görselin ise “...” adı verilen, “kalın iplikle elde örülmüş iş” anlamına gelen ve bu el sanatı ile oluşturulan ürün görseli olduğu anlaşılmaktadır. “...” ibaresinin ise bir bütün olarak Türkçe'de ya da başta İngilizce olmak üzere yabancı dillerde bilinen bir anlamı bulunmadığı görülmekle birlikte, marka logosunda yer alan görsel unsurlar ile bir bütün olarak yorum yapıldığında, ilgili ibarenin “...'' sanatından türetilen bir ibare olabileceği değerlendirilmiştir.
Davalı markası her ne kadar "... el sanatı" ibaresini ifade eder şekilde oluşturulmuş ise de kelimenin ".../..." ifadesi ile başlıyor olmasının, davacı markaları ile ortak unsur içeriyor olması nedeniyle iltibas bakımından değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı markalarındaki "..." ibaresi davacının markalarının esaslı unsurudur. Kimi markalarında farklı faktörler “...”nun geri planda kalmasına neden olsa da genel olarak markalardaki diğer görsel unsurlar tek başına ayırt ediciliği tesis edecek önemde değildir. Görsel unsurların yanında ... markasına moods, tips, lifestyle, cooks gibi çeşitli tali unsurlar da eklenmiştir. Dava konusu başvuru da “...” ve “...” kelimelerinden oluşmaktadır. Benzerlikler ve farklılıklar bir bütün halinde değerlendirildiğinde markalar arasındaki görsel benzerliğin ortalama olduğu kanaatine varılmıştır.
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; önceki markalar .... gibi unsurların eklenmesiyle oluşturulmuş başvuruya esas marka ise “...” ile “...” ibarelerinden oluşmuştur. Dolayısıyla başvuru ve önceki markalar benzer kelime yapısına sahiptir. Bu nedenle markalar arasındaki işitsel benzerlik bulunmaktadır.
Bununla birlikte markalarda görsel unsurların, tüketicilerin markalara yönelik tecrübelerini 3. Kişilere aktarımında ikincil planda olacağı, başka bir ifadeyle sözcük ve ... unsurlarından oluşan markalarda tüketici algısında sözcük unsuru daha ön planda olacak olup tüketicinin, mal veya hizmet ile marka arasındaki ilişkiyi tanımlarken figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade edeceği değerlendirilmektedir.
Bu durum doktrinde "söz görünümden yüksek sesle konuşur" ilkesi olarak da kabul edilmiş bir ilkedir.
Bu kapsamda, dava konusu marka "..." şeklindeki kelime ile başladığından ve dilimizde soldan sağa okuma prensibi geçerli olduğundan, her ne kadar davalı markası "..." şeklinde "..." ekine de haiz ise, davacının "..." ibareli markalarını tanımış ve bilen bir tüketicinin, davalının dava konusu markasını telafuz ettiğinde, bilhassa işitsel olarak davacı markası zannına kapılabileceği değerlendirilmiştir.
Anlamsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; "..." kelimesi büyük manasına gelmektedir ve önceki markalarda da sonraki başvuruda da bu manasını korumaktadır. "..." dilimizde de kullanılan bir kelime olduğundan en azından müşterilerin bir kısmı tarafından “büyük” manasıyla algılanacaktır. Davalı markası "..." şeklinde ise de "..." kelimesinin "..." kelimesi ile bitişik yazılması sebebiyle herhangi bir anlam içermediği değerlendirilmiş, dolayısıyla markalar arasında kavramsal olarak da benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Nitekim .... .nin 02/06/2022 tarih ve .... sayılı ilamında" davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "... " ibaresidir. Bu durumda, .... Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve ... sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir." şeklinde;
Yine ...'.nin10/03/2022 tarih ve ..... sayılı ilamında "davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibaresinden oluştuğu, başvuru konusu işaret ise “... ” ibaresidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir (...). Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilip bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi " şeklinde;
.... 15/12/2022 tarih ve .... sayılı ilamında "Davalı şirkete ait dava konusu markadaki “... ” ibaresinde öne çıkan unsurun “...” ibaresi olması sebebiyle anılan markadaki esas unsur “...” ibaresi olup markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde oldukları görülmektedir. Buradan hareketle davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markalar ile davalı şirkete ait “....” ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunduğu açıktır.
Dolayısıyla eldeki davaya emsal olabilecek yüksek yargı kararları da dikkate alınarak, davacı markaları ile davalı şirkete ait dava konusu markanın aynı mal veya hizmetlerde kullanılması durumunda o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kanaati hasıl olmuştur.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise "..." ibareli davacı marketlerinin büyük şehirlerde özellikle lüks kabul edilen, örneğin .... gibi merkezlerde yoğun olarak şubeleştiği bilinmektedir. Gıda satışının lüks segmentinde marka belli bir bilinirlik kazanmış olmakla birlikte genel gıda satışında müşterilerin önemli bir kısmı tarafından bilindiği yönünde kanaate varılmamıştır.
Öte yandan, bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı değerlendirilmiştir.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4.HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu markalar benzer bulunduğundan, SMK 25/1 yollaması ile SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının da oluştuğu kanaatine varılmış, ancak dava konusu ... sayılı marka henüz tescilli olmadığından "hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını belirtmiş ise de; ....'nun 08.06.216 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, rapor aksi yönde, davalının dava konusu marka başvurusu ile itiraza ve hükümsüzlüğe benzer markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu, emtiaların ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği koşullarının oluştuğu göz önüne alındığında, markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının tüm emtialar yönünden somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 385,40.-TL · Posta Masrafı 1.375,50.-TL · Bilirkişi Ücreti 3.300,00.-TL · Toplam 5.060,90.-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/154, K. 2024/133, 26 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama