KÜNYE
Türk Milleti Adına Karara Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/398 Esas - 2024/320
- Esas no
- 2023/398
- Karar no
- 2024/320
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekilleri
- Av. ....
Karar Metni
2.556 kelime·13 dk okuma·13 bölüm
Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/10/2023
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2024
TALEP
Davacı vekili 20/10/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ... (...) nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun... yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin...'in ... sayılı ..... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu,
zira davacının 2011 yılından beri... nezdinde tescil ettirdiği “...”li markaları altında ... tarafından ruhsatlı 15 özel koleji işlettiğini, davacının “...” markasının 41. Sınıfa giren eğitim hizmetlerinde tescilli hak sahibi olduğunu, bu markalar arasında “...”, “...”, “... ...” ibareleri markaların da bulunduğunu, müvekkilinin gerek kullanım gerekse tescil bakımından “...” markasının öncelikli hak sahibi olduğunu, taraflar arasında hukuki uyuşmazlıkların bulunmasının ve yargılama sürecinin halihazırda devam etmesinin öncelikli hak sahipliğinin belirlenmesi bakımından ...’nın kıstası olamayacağını,
zaten davalının markasının tescilli olduğu emtialar ile davacının markasını tescil ettirmek istediği hizmetlerin benzer/türdeş olmadığını, ayrıca taraflar arasında, davalı tarafından haksız olarak kullanılmakta olan “...” markası bakımından ..... Esas ve davacının “... ...” bakımından ... Esas sayılı dosyaların da halihazırda derdest olduğunu ileri sürerek, ...’in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının marka başvurusunun reddedildiği hizmetler açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtialarda kullanılacağını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçe ve beyanında özetle: Müvekkili “...”nin 2017-2018 eğitim öğretim yılında faaliyetlerine başladığını, üniversitenin... nezdinde ... sayılı marka başvurusunun, davacının tescilli “...” markası sebebiyle 41. sınıfta tescil edilemediğini, 16 ve 43. sınıflarda tescil edildiğini, ancak davacının söz konusu markasını 41. sınıfa giren hizmetlerde kullanmadığı, dolayısıyla “...” markasının 41. sınıfa giren hizmetler yönünden dahi gerçek hak sahibinin davalı üniversite olduğunu, davacının ... sayılı “...” markasının kullanılmama nedeniyle iptal için davalı tarafından... ’nde açılan ....
Esas no.lu davanın halen derdest olduğunu, davacının ... sayılı “...” markasını da hiç kullanmadığını, zaten bu markalanın başvuru tarihi olan 23.12.2016 tarihinin, davalının kuruluşunun yayınlandığı 29824 sayılı Resmi Gazete’nin tarihi olan 07.09.2016 tarihinden sonra olduğunu, taraflar arasında başkaca devam edegelen davalar bulunduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yüksek derecede benzer olduğunu, ayrıca taraf markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kabulünün gerektiğini,
davacının dava konusu edilen markanın tescilinin SMK m. 6/3 ve 6/9 hükümlerine de aykırı olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3'e dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 24/08/2023 olduğu, 20/10/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
... numaralı marka tescil başvurusu dosyası içeriğinin örneği incelendiğinde; davacının 25.08.2021 tarihinde 41. Sınıfa giren hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı "..." ibareli marka başvurusunun, ... tarafından tescil edilmek üzere 13.12.2021 tarihli ve 386 sayılı ...’nde ilanı üzerine davalı firmanın SMK m. 6/1, m. 6/3 ve m. 6/9 hükümlerine ve ... sayılı markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davalının bu itirazı esnasında huzurdaki dava dosyasına da sunmuş olduğu belge ve delilleri sunmuş olduğu,
bu itiraz karşı görüş bildirirken davacının da huzurdaki dava dosyasına da sunmuş olduğu belge ve delilleri sunmuş olduğunu, bu itirazı, karşı görüşü ve belgeleri inceleyen ...’nın 29.06.2022 tarihli ve ...sayılı kararı ile davalının itirazını haksız bularak reddettiği, bu meyanda davacı adına tescilli ... sayılı markanın mevcudiyeti nedeniyle davalının SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki itirazlarının kabul edilmediğinin de belirtildiği,
bu karara davalının aynı gerekçelere ve aynı markaya dayalı olarak tekrar itiraz ettiği, bu itirazın da...’in ....’nun huzurda dava konusu edilen 23.08.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak kısmen kabul edildiği anlaşılmaktadır.
... ...'in ... sayılı kararında;
" ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/9. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "..." ibareli marka ile "..." ibareli itiraz gerekçesi marka arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin üst düzeyde olmasının yanı sıra, markaların kısmen bağlantılı mal/hizmetleri kapsaması ve düşük düzeyde emtia benzerliğinin yüksek düzeyde işaret benzerliği ile telafi edilmiş olması hususları birlikte dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Markalarda farklılaşan mal/hizmetler bakımından, sayılan markalar arasında Md. 6/1 anlamında karıştırılma riski bulunmadığı tespit ve kanaatlerine varılmıştır.
Başvuru sahibi tarafından sunulan karşı görüşte ileri sürülen önceki tarihli ''...'', ''...'' ibareli markalar aleyhinde dava ikame edilmiş olduğu görüldüğünden, taraflar arasında ihtilaf bulunması nedeniyle söz konusu markalar öncelikli hak sağlar nitelikte görülmemiştir.
6769 s. SMK'nun 6(3) maddesi "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmünü içermektedir.
Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu "..." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK'nın 6/3. Maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye'de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir.
6769 sayılı SMK Md. 6/9' a göre ''Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.''
İtirazda, başvuru sahibi adına kayıtlı .... sayılı ve ''...'', ''...'' markaların hükümsüzlüğü talebiyle dava açıldığı ve başvurunun hükümsüzlük kararı verilmesi halinde oluşacak sonucu etkisiz kılmayı amaçladığı, bu nedenle kötü niyet çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmiş olmasına rağmen, dava tarihleri başvurudan sonraki tarihli olduğundan ilgili yöndeki itirazın reddi gerekmiştir.
İtirazda, başvuru sahibi adına kayıtlı önceki tarihli ''... veya ''...'' markaları aleyhine hükümsüzlük davası ikame edildiği, davaların kesinleşmesi durumunda muterizin gerçek hak sahibi olacağı, bu nedenle dava sonucunun beklenilmesi talep edilmiştir.
Bu çerçevede yapılan değerlendirmede, başvurunun reddine dayanak olan marka hakkındaki hükümsüzlük davası hakkında henüz ilk derece mahkemesi tarafından verilen bir karar bulunmaması, mevcut yargı teşkilatında fikri ve sınai haklar alanında ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve ... olmak üzere üç aşamalı bir yargı süreci bulunması, bekletici sorun talebine konu davanın henüz bu aşamalardan ilkinde bulunması ve ilk derece mahkemesi tarafından verilecek karara karşı kanun yollarına başvurulması halinde söz konusu davada kesinleşmiş kararın çıkmasının uzun yıllar alabilecek olması gibi hususları göz önüne alan Kurul, somut olayda yargı sürecinin bekletici sorun yapılması talebini kabul etmemiş ve mevcut hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiği görüşüne ulaşmıştır.
Sayılan nedenlerle, itirazın kısmen kabulü gerekmiştir.
KARAR
İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 41:Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)." bakımından reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası "..." (...) 41. sınıf.
Davalı Markası "..." (...) 16, 43. sınıflar.
Bilirkişi heyetinden alınan alınan 26/06/2024 havale tarihli raporda özetle;
"1) Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu,
2) Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen/markanın kısmen reddedildiği hizmetlerin tamamı açısından emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
3) Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı,
4) Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde yer verilen sebeplerden dolayı, (3) nolu bentte yer alan tespite rağmen, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm hizmetler özelinde, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu,
5) Davacının tescilli markalarından doğan öncelikli/kazanılmış hak sahipliği iddialarının, dava konusu edilen markanın tesciline bir etkisinin olamayacağı,
6) Dava konusu edilen 23.08.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu
değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,." ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 41. sınıftaki: "41: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır (başvuru kapsamından çıkarılan ve dava konusu edilen mal/hizmetler).
İtiraza dayanak davalı markasının ise ... sayılı markaların koruma kapsamında 16, 43. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin bulunduğu gözlenmektedir. Bu doğrultuda, davacının markasının kısmen reddedildiği hizmetlerin, davalının markasının kapsamında birebir yer almıyor ise de, bu hizmetlerin, davalının markasının tescilli olduğu emtialar ile benzer/türdeş emtialar oldukları değerlendirilmiştir. Buna göre; davacının markalarının kısmen reddedildiği hizmetlerin tamamı yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde;
bunların tüketicinin/alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan hizmetler olmadığı fiili gerçekleri gözetildiğinde, alıcıların bu hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının markası, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette düz yazım karakterindeki siyah renkli kalın ve büyük harflerle, aynı satır üzerinde aynı puntolarla ayrı olarak yazılmış “...” kelime öbeği, tek unsur olarak kullanılmış ve söz konusu bütünleşik ibarenin tamamının esas unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Davalının markası ise, renkli ve basit bir figür de ihtiva eden, karma nitelikli bir markadır; işaretin üst kısmında gri çerçeveli kırmızı zeminli elips şeklindeki bir figürün içine, “....” harflerinden oluşan bir şekil unsuru konuşlandırılmış, bunun altına da düz yazım karakterindeki koyu renkli büyük harflerle, iki ayrı satırda ve farklı puntolarla olacak şekilde, davacının markasındaki kelime öbeğinin aynısı olan “...” kelime öbeği yazılmıştır.
Davalının markasında kullanılmış olan basit şekil unsurunun, işarete markasal hüviyette kattığı ayırt ediciliğin, kelime unsurlarına nispeten düşük olduğu değerlendirilmiştir. Zira, böyle, basit şekil unsuru yanında daha büyük puntolarla yazılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, marka hukukundaki yerleşik görüşe göre, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi geçerli olacaktır.
Ayrıca; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden böyle karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Bu nedenle de davalının markasında da esas unsurun “...” kelime öbeği olduğu değerlendirilmiştir.
Karşılaştırılan markalarda esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” kelime öbeğinin ayniyetinden hareketle, davalının markasındaki şekil unsurunun mevcudiyetine rağmen, markaların benzer olduğu değerlendirilmiştir. Davalının “...”li markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”li markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” yüksek ihtimal dahilindedir. Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da, aynı sonucu vermektedir.
Somut olayda, karşılaştırılan markaların görsel ve bilhassa işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakın benzer olduğu sonuç ve kanaatine varılmış ve sonuç olarak, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm hizmetler özelinde taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
2. DAVACININ “...” KELİME ÖBEĞİ ÜZERİNDE ÖNCEKİ TARİHLERDE TESCİL EDİLMİŞ MARKALARINDAN KAYNAKLI MÜKTESEP HAK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Müktesep hak uygulamasında, önceki tarihli markasının devamı olarak bir marka başvurusu yapan marka sahibi, bazı hallerde yapılan itiraza karşı itiraz sahibinin markasından önceki tarihli markasının varlığını müktesep hak savunması olarak ileri sürebilmekte, bu halde yapmış olduğu yeni marka başvurusunun tescili engellenememektedir. Yani müktesep hak ilkesi gereğince, bazı istisnai durum ve koşullarda bir işletmeye ait önceki marka, bu işletmenin daha sonraki marka başvuruları için kazanılmış hak teşkil etmektedir (...).
Müktesep hak kavramının kanunda tanımı bulunmamakta olup, konu süreç içerisinde ... kararları ile birlikte şekillenmiştir. Yargıtayın istikrarlı uygulaması sonucunda içtihat olarak yerleşen ilkeleri kapsamında müktesep hakkın uygulama alanı bulması için;
a. Önceki tarihli marka ile sonraki tarihli markaların benzer olması,
b. Markaların kapsadıkları mal/hizmet sınıflarının aynı olması ve
c. Markanın kullanımının ve/veya tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, ilkelerinin kümülatif olarak sağlanması gerekir.
Somut dava bakımından; herşeyden önce, “...” markası üzerindeki hak sahipliğinin taraflar arasında bir süredir çekişme konusu olduğu, bu hususta ... Esas ve .... Esas sayılı dosyaların da halihazırda derdest olduğu, her iki tarafın da dava dosyasına sunmuş olduğu beyan ve delillerden anlaşılmaktadır. Yani; yukarıda yer verilen, ...’ın getirdiği müktesep hak kriterlerinden; “markanın kullanımının ve/veya tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, ” kriterinin somut uyuşmazlıkta bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle; davacının, önceki tarihlerde tescilli markalarından gelen ve himaye görmesi gereken müktesep bir hakkının somut olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/398, K. 2024/320, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama