KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Vekili ...
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/431 Esas - 2024/94
- Esas no
- 2023/431
- Karar no
- 2024/94
- Hakim
- ...
- Katip
- ....
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 13/11/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/04/2024
- Talep
- —
Karar Metni
1.687 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili 13/11/2023 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin ... nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurunun ... kararı ile re'sen 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b), (c) bentleri uyarınca reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın bu kez ... ... kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait "... ..." marka başvurusu ile aynı ibareler kullanılarak oluşturulmuş olan markasının tescil edildiğini, marka başvurusunun 35, 36, 38, 42. sınıflar bakımından tescilinin talep edildiğini,
"..." ibaresinin tanımlayıcı olmadığını ileri sürerek; ... sayılı "..." ibareli müvekkil başvurusunun reddine dair ... ...'nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, "..." sözcüğünün birçok alanda kullanılan herhangi bir hizmet ya da ürünü oluşabilecek hasar ya da zararlara karşı korumayı ifade eden bir ibare olduğunu, oluşturulan bu tamlananın reddedilen mal hizmetler bakımından herhangi bir ayırt ediciliğihih bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava, davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın özü, davacının ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu yönünden, 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b) ve (c) madde ve bentleri anlamında tescil engeli bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. İptali istenen ... kararının davacıya 17/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 13/11/2023 tarihinde açılan davanın 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında: "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(b, c) bentleri uyarınca reddine yönelik ... kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Yapılan incelemede, başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden müteşekkil olduğu görülmüş, tescili talep edilen mal ve hizmetlerin ortalama tüketiciler nezdinde doğrudan anlamı dahilinde bir algılamaya yol açacak olan başvurunun, anlamı herkes tarafından açık, belirgin ve oldukça genel bir ifade olduğu kanaatine varılmış ret kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından ticari kaynak belirtme, ayırt etme vasfı bulunmadığı, marka algısı yaratır nitelikte olmadığı, bu hizmetlerin cinsini, çeşidini gösterir nitelikte olduğu görülmüş ve 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri gereğince verilen ret kararı yerinde görülmüştür.
Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır.
Belirtilen nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın ve başvurunun reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. Madde gerekçesi incelendiğinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. .... sayılı ... 7. maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre işaretin tescilinin mümkün olmaması için “kaynak gösterme fonksiyonu”na sahip olmaması gerekmektedir.
Zira ...i ve üye ülkelerin ulusal mevzuatlarına göre bu maddenin yorumunda hareket noktası markanın esaslı fonksiyonu kavramıdır. Bir markanın esaslı/asıl fonksiyonu, mal ve hizmetleri bir başkasının mal ve hizmetlerinden ayırt etmekten ibarettir. Dolayısıyla ürünün bir kişi veya firmaya ait olduğunu tanıtmaya imkan vermesi, yani ayırt edici gücünün olması gereklidir. Eğer ki işaret, ürünün aidiyeti hakkında tüketiciye bir bilgi veremiyor ise marka olarak tescil edilemez. Dolayısıyla ayırt edicilik fonksiyonu, işaretlerin genel ve temel bir özelliğidir (...”).
“Bir markanın ayırt edici karaktere sahip olması için o markanın, tescili istenen ürünün belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirler hale gelmiş ve böylece o ürünü diğer işletmelerin mallarından ayırır hale getirmiş olması gerekir. (...).”. ...kararlarında da, ayırt ediciliğin markanın temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunun sağlanıp sağlanmadığına bağlı olduğu ifade edilmektedir. Emsal .... sayılı kararında:
"556 sayılı KHK ile hüküm altına alınan tanım ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ayırt edicilik fonksiyonu markanın en temel unsurudur. Çünkü, ayırt edicilik markanın üzerinde kullanıldığı bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan en önemli tescil şartıdır." denilerek ayırt ediciliğin markanın en temel unsuru olduğuna dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen bu görüşler çerçevesine işaretin, tescili talep olunan emtialar yönünden “kaynak gösterme” fonksiyonunun var olup olmadığı incelenmeli ve bu doğrultuda bir kanaate varılmalıdır.
Kanunun 5/1-c maddesi ise “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. 556 s. KHK döneminde 7/1-c maddesinin doğrudan karşılığı olan bu düzenlemeye göre bir işaretin 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere işaretin 6769 s. SMK 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında kalıp kalmadığı hususu, başvuru kapsamındaki emtialar ile işaret arasındaki ilişki gözetilerek değerlendirilmesi gereken bir husustur. Zira tescili talep edilen işaretin kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı ya da ilgili mal ya da hizmetin bir özelliğini ifade edip etmediği değerlendirilirken, başvuru kapsamındaki mallar / hizmetler esas alınmalıdır.
6769 SMK m. 5/1-b ve 5/1-c Maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme Uyuşmazlık kapsamında davacının başvurusunda tescil edilmek istenen hizmetlerin 09, 35, 36, 42. Sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin olduğu görülmektedir.
Davacının dava konusu "..." marka ibaresi incelendiğinde oval çerçevenin turuncu ve beyaz renk olmak üzere ikiye bölündüğü, biri diğerine göre vurgulanmaksızın eşit şekilde ve yan yana yazılmak suretiyle, beyaz zemin üzerine turuncu renkte ... ibaresinin yer aldığı, turuncu zemin üzerinde ise ... ibaresinin bulunduğu, başkaca ilave şekil unsurunu içermediği, markada bulunan çerçevenin herhangi bir ayırt edicilik katmadığı görülmektedir. Nitekim tanımlayıcı/ ayırt edici olmayan kelime ögesine, teker teker harflerin kendisine veya arka planına "renk eklenmesi" işarete ayırt edici nitelik kazandırmak için yeterli değildir. Öyle ki renklerin ticari hayatta kıllanılması olağandır.
.... Mahkemesi’nin 29 Mart 2012 tarihli ... sayılı "..." kararında: “Temyiz Kurulu kararında ilk olarak ürünlerin potansiyel kullanıcı kitlesinin tıbbi alanda faaliyet gösteren özel bir grup, özellikle diş hekimleri olduğu belirtir ve bu kişilerin başvuru kapsamındaki malların amacının diş muayenesini ... cihazı aracılığıyla üç boyutlu olarak yapmak olduğunu bileceklerini ifade eder.
Markanın İngilizce terimlerden oluşması nedeniyle dikkate alınması gereken tüketiciler Birliğin İngilizce konuşan tüketicilerdir. Temyiz Kuruluna göre, markayı oluşturan iki unsurdan birisi olan “.... ibaresi “..." teriminin yaygın kullanılan kısaltmasıdır ve diğer kelime unsuru olan “...” kelimesi “.....” veya “...” kelimesinin kısaltması olarak “tıbbi inceleme benzeri detaylı inceleme veya çalışma” anlamlarına gelmektedir.
Belirtilen tüm hususlar birlikte dikkate alındığında Kurula göre, malların özel tüketici grubu, “...” markasını, başvuru kapsamında yer alan mallar bakımından, üç boyutlu inceleme yapılmasını sağlayan diş hekimliğine ilişkin bir .... cihazının kısaltması olarak algılayacaktır.
Dolayısıyla, başvuru kapsamında yer alan mallar bakımından marka münhasıran tanımlayıcı ve aynı nedenlerle ayırt edici nitelikten yoksun niteliktedir ve dolayısıyla, 7(1)(b) ve (c) paragrafları kapsamında verilen ret kararı yerindedir.” yorumu yapılmıştır.
Başka bir örnek dava olan ...’nın "..." kararında, "hedef kitlenin bakış açısından tescili düşünülen mal veya hizmetlerin doğrudan veya başkaca özelliklerinden birine ilişkin belirleyiciliği olan markaların 7/1c kapsamında olduğu" ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar göz önüne alınarak, Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde; "..." ibaresinin birçok alanda kullanılan herhangi bir hizmet ya da ürünü oluşabilecek hasar ya da zararlara karşı korumayı ifade eden bir ibare olduğu değerlendirilmiştir. Aynı zamanda ticari hayatta sıklıkla kullanılagelmektedir ve sigortacılık alanında tanımlayıcı niteliktedir.
Ayrıca; "..." kelimelerinin birlikte oluşturduğu anlamın sıra dışı, alışılagelmemiş ve sektörden bağımsız belirli bir farklılık yaratan bir kombinasyon olarak kabulünün mümkün olmayacağı, ilgili hizmetler bakımından tanımlayıcı olan kelimelerin bir arada kullanılmasıyla oluşturulan kombinasyonların bütün olarak da tanımlayıcı nitelikte kabul edilmesi gerektiği ve rekabetin bozulmaması bağlamında herkesin kullanımına açık tutulması gereken bir ibare olduğu değerlendirilmiştir.
Diğer yandan; davacının ... nezdinde "...." ibareli markasının tescilli olmasının dava konusu markanın tescili için örnek teşkil etmemektedir. Zira markalar arasındaki özgünlük derecesini belirleyen unsurlar farklıdır.
Netice itibariyle her biri tescili düşünülen mal ve hizmetleri tanımlayıcı olan unsurlardan oluşturulmuş yeni kelimeler içeren bir markanın kendisinin de, yeni kelime ve sadece parçaların toplamı (bir araya getirilmesi) arasında somut bir farklılık olmadığı sürece, tescili düşünülen mal ve hizmetlerin tanımlayıcı olduğu değerlendirilmiştir. Bu genel tespitler ve somut olay bazında yukarıda ifade edilen değerlendirme neticesinde; dava konusu başvurunun belirtilen hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve tüketici nezdinde doğrudan özellik bildirir nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olduğu değerlendirilmiş ve davanın reddine karar vermek gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/431, K. 2024/94, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama