KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/444
- Karar no
- 2024/354
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- 1- ... ...
- Vekili
- Av. ... - ... ...
- Davalı
- 2- ...
- Dava
- Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 22/11/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/09/2024
- Talep
- —
Karar Metni
2.404 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili 22/11/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını,
zira müvekkilinin 29, 30 ve 32. sınıf emtialarda “...” ibareli seri ve tanınmış markaları bulunduğunu, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davaya konu markalar incelenirken "..." ve "..." markalarının çatı markalar olarak geri planda bırakılması gerektiği, “...” markaları ile ilgili daha evvelki birçok itirazlarının Kurum tarafından kabul edildiğini, yine “.., "... ..." gibi markaların tamamının mahkemelerce müvekkili markaları ile iltibas yaratır düzeyde benzer görüldüğünü, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile iltibas yaratacağını,
davalının müvekkili şirketin marka imajını kendi markasına haksız olarak aktarabileceğini ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "... ... ..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirkete dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak davalı şirketçe davaya cevap verilmemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9 dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının,
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 25/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 22/11/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Dava konusu ... ... ... ibaresinin 30. sınıftaki “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” mallarında tescili amacıyla 20.08.2022 tarihinde gerçekleştirildiği görülen ... sayılı marka başvurusunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.09.2022 tarih ve 405 sayılı Bültende ilan olunduğu görülmüştür. Anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ancak ...’nın 09.03.2023 tarihli kararı ile taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığına kanaat getirildiği anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ...", "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "... ... ..." (...) 30. sınıf.
Davacı Markaları "... ...", "... ...", "... ..." (....) 30. sınıf.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 13/08/2024 havale tarihli raporda özetle;
" Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da birebir yer aldığı,
Taraf markalarını oluşturan ibareler bakımından yapılan değerlendirmede “...” kelimesinin her iki taraf markalarında da ortak ve hakim unsur/unsurlardan biri olması, bu ibarenin karşılaştırılan mallar açısından ayırt ediciliğinin bulunması, bu marka ile ilgili verilmiş emsal nitelikteki yargı kararları çerçevesinde, başvuru konusu marka ile davacı markalarının, ortalama tüketiciler nezdinde, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek bir benzerlik taşıdıkları,
İşlem dosyasındaki deliller çerçevesinde davacı yan markalarının tanınırlığı ve 6/5 maddesinin koşullarının meydana geldiği yönünde bir kanaate varılamadığı,
Başvurunun kötü niyetle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda nihai hukuki yorumun Sayın Mahkemeye ait olması gerektiği" ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30'uncu sınıflardaki:
"30.sınıf: Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak .... sayılı davacı markalarının kapsamında ise yine 30. Sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, dava konusu marka başvurusu kapsamında 30. Sınıfta tescil edilmek istenilen malların, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı ya da aynı türdeki gıda ürünleri olduğu görülmüştür. Böylelikle, mal/hizmet benzerliği şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan gıda ürünleri, ortalama düzeyde dikkat, özen ve seçicilik seviyesine sahip herhangi bir meslek, gelir, eğitim veya yaş grubunda yer alan tüketici grubuna hitap edecektir.
Bu tüketici grubunun, bakkal, market, süpermarket, büfe gibi yerlerden bu mahiyetteki gıda ürünlerini satın alırken çoğu zaman anlık kararlar ile tercihlerini yönlendirdiği, bu tür ürünlerin çoğu zaman birbirine benzeyen renk ve şekil unsurlarından oluşan ambalajlarda satışı gerçekleştiği, tüketicinin anlık kararlar ve ortalama dikkat seviyesi ile tercihlerini gerçekleştirdiği, dolayısıyla asgari dikkat düzeyinde işaretler konusunda yanılgı
yaşama ihtimalinin çoğu zaman var olacağı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu marka incelendiğinde, "... ... ..." ibareli başvurunun üç ayrı sözcük unsurundan meydana geldiği, herhangi bir şekli unsur taşımadığı, markanın ilk sıradaki sözcüğü olan “...” ibaresinin davalı firma ticaret unvanı kılavuz unsuru olduğu gibi ... sicil kayıtları aracılığıyla da tespiti mümkün olduğu üzere davalı firma adına en eskisi 2002 tarihli olmak üzere muhtelif kereler tescil ile koruma altına alınmış bir ibare olduğu, dolayısıyla anılan ibarenin marka içerisindeki pozisyonunun esasen bir üst/çatı marka olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu markada aslen koruma altına alınmak istenilen unsurun “...” olmadığı açıktır. Markadaki ikinci sözcük unsuru olan “...” kelimesi ise İngilizce ‘de “altın, altından, altın sarısı” esas anlamlarına gelmekte iken marka örneğindeki son sözcük olan “...” kelimesinin ise İngilizce’de ya da dilimizde bir anlamı bulunmamakla birlikte Latin dillerinde “aşk” anlamına gelen bir sözcük olduğu görülmüştür.
Dolayısıyla dava konusu markada aslen koruma altına alınmak istenilen ve markasal ayırt edicilik atfedilerek tescil kapsamındaki ürünlerin piyasaya sürüldüğü bir ihtimalde, tüketici tarafından ilk olarak algılanacak olan ibarelerin marka örneğindeki “... ...” kısmı olacağı değerlendirilmiştir.
Davacı yanın işlem ve dava dosyasına dayanak tuttuğu markaları ise "... ..." ibareli markalardır. Davacı yanın tamamı “... ...” şeklinde tasarlandığı görülen markalarında, “...” ibaresinin de aynı davalı markasındaki “...” ibaresi gibi davacı yan açısından “çatı” marka konumunda olduğunun kabulü gerekecektir. Böyle bir durumda davacı yanın anılan markaları ile aslen korunan unsurunun “...” kelimesi olarak görülmesi gerektiği düşünülmektedir.
Somut olayda taraf markaları arasındaki ortak unsur konumunda olan “...” ibaresinin sahip olduğu kavramsal karşılık ileri sürülerek tescil kapsamındaki emtialar yönünden zayıf bir marka olarak nitelendirilemeyeceği hususunun pek çok mahkeme kararı ile de sübuta erdiği, dolayısıyla davacı markalarında “...” çatı markası yanında yer alan ve markadaki tek asli unsur konumunda bulunan “...” ibaresinin, uyuşmazlık konusu 30. Sınıf emtialar yönünden ayırt edici olduğu görülmektedir.
Dava konusu markada yukarıda da ifade edildiği üzere aslen korunmak istenilen unsurun “... ...” şeklindeki bütün olduğu, bu bütünde “...” kelimesinin bağımsız ayırt edici karakterini koruduğu gibi her iki kelimenin de eş boyutlu olarak yazımından ötürü bütünsel algıda “...” kelimesinin tali nitelikte veyahut kavramsal karşılığını doğrudan vurgulayan birsıfat niteliğinde kullanıma konu edildiği izleniminin mevcut olmadığı, başka bir ifadeyle anılan ibarenin kavramsal olarak sahip olduğu karşılık itibariyle ürünün niteliğine (özellikle kalitesine ) doğrudan işaret eder şekilde bir kullanımının mevcut olmadığı,
“...” ibaresinin uyuşmazlık konusu gıda ürünleri bakımından tasviri veyahut zayıf bir anlamının bulunduğu konusunda doğrudan bir kanaate varılmadığı, bu halde anılan ibarenin markadaki esaslı unsurlardan biri olarak görülmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Kaldı ki dava konusu başvurunun tam olarak davacı markalarının fiili anlamda da kullanıldığı mallar ile sınırlandırılmak suretiyle başvuru konusu edildiği bir durumda, tüketicinin her iki taraf markası ile birebir aynı tür ürünlerde, aynı satış noktalarında, aynı reyon ve raflarda, birbirine benzer nitelikte ambalajlama teknikleri ile tüketiciye sunulmuş ürünlerde karşı karşıya kalacağı düşünüldüğünde, markalar arasındaki ek sözcük unsurlarından oluşan farklılıklara rağmen, her iki markada da “...” ibaresinin aynı mahiyette markasal etkiler yaratacak şekilde kullanımından kaynaklı,
tüketicinin işaretleri birbirleri ile iktisadi açıdan benzer olarak algılayacak olduğu değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla markalarında “...” çatı markası yanında yer alan yegane esas unsur konumundaki “...” ibaresinin bizzat kendisinin, dava konusu marka içerisinde esas unsurlardan biri olarak yer almasının, tüketicinin, taraf markalarını, emtiaların da ayniyeti karşısında, anılan markayı, davacının önceki tarihli seri markaları ile ilişkilendirmesine neden olabileceği, işaretler arasında en azından iktisadi – idari bir bağ kurabileceği kanaati hasıl olmuştur.
Nitekim eldeki davaya emsal olabilecek .... . sayılı ilamında da "..."..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresi ile şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı,..." yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Yukarıda açıklanan gerekçelerle SMK 25 yollaması ile SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu anlaşılmış, dava konusu edilen ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Neticeten taraf markalarını oluşturan işaretlerin, ortak olarak “...” ibaresini içermeleri nedeniyle yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı, markaların ilgili tüketicilerinin hemen her kesimden tüketiciler olabilecekleri ve tüketicilerin gıda ürünlerini satın alırken harcayacağı zaman, emek ve maliyet açısından dikkat düzeyinin görece zayıf olacağı, böyle bir durumda aynı raflarda, aynı reyonlarda satışa konu edilmesi muhtemelen ürünler üzerinde davacı markaları ile benzer şekilde oluşturulmuş “... ...” esas unsurlu markayı gören tüketicinin,
her bir markanın aynı iktisadi kaynağa ait olduğu yönünde yanılgı yaşama ihtimalinin ve ürünler arasında işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin var olacağı, bu durumun ise taraf markalarını taşıyan işaretlerin karıştırılması sonucunu doğurabileceği kanaatlerine varılmış olup başvuru kapsamındaki tüm mallar açısından, emsal mahiyetteki yargı kararlarının varlığı da gözetildiğinde, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin doğabileceği kanaatine varılmış;
taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 578,10.-TL · Posta Masrafı 703,50.-TL · Bilirkişi Ücreti 7.500,00.-TL · Toplam 8.781,60.-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/444, K. 2024/354, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama