KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/481 Esas - 2024/305
- Esas no
- 2023/481
- Karar no
- 2024/305
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalılar
- 1- ...
Karar Metni
2.345 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
2- ... Av. ...
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/12/2023
KARAR TARİHİ : 10/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2024
TALEP
Davacı vekili 18/12/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin .... sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... (...) itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini,
ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira Müvekkili şirkete ait "..." ibareli seri markalar ile davalı "... ..." markası arasındaki benzerliğin halk tarafından karıştırılmasına neden olacağını ve müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, davaya konu markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin ''...'' marka imajını haksız olarak kendine transfer edeceğini, dava konusu marka başvurusunun müvekkili markalarının tescilli olduğu aynı ve benzer mal ve hizmette tescil edilmek istendiğini, aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini,
aynı ve benzer ihtiyaçları giderdiğini ve birbirinin yerine ikame ve rekabet etme ihtimali bulunduğunu, davalının sayısız seçenek özgürlüğü olmasına rağmen, söz konusu ibareyi seçmiş olmasının iltibas ve haksız rekabet şeklinde kendini gösteren kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ... ibaresinin müvekkilinin 1999 yılından bu yana kullandığı marka olduğunu, uzun yıllardır kullandığı ve tanıtımını yaptığı markaya ayırt edicilik kazandırdığını, taraf markalarının ilk dört harfinin birebir aynı olduğunu ve aynı sınıfları kapsadığını ileri sürerek,
... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Dava dilekçesi davalı şahsa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak davalı şahıs yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 19/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 18/12/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Dava konusu ... sayılı ve ... ... ibareli ve 43. Sınıf emtiaları kapsayan marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında Bülten'de ilan edildiği görülmüştür. Söz konusu ilana karşı davacı yanın ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle itiraz ettiği, anılan itirazların ... kararı neticesinde reddedildiği görülmüştür. Bu karar karşı yapılan itiraz üzerine, ... ...'in ... sayılı kararında:
"... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Son olarak 6769 s. SMK'nın 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dayalı itirazın kabulüne yönelik yeterli kanaat oluşmadığından belirtilen maddelere dayalı itirazlar kabul edilmemiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "... ..." (...) 43. sınıf.
Davacı Markaları "..." (...) 03, 05, 09, 14, 16, 28, 29, 30, 31, 33, 34, 35, 37, 40, 41, 43. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 31/05/2024 havale tarihli raporda özetle;
"1. Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları,
2. Taraf markalarını oluşturan işaretler arasında rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ilgili tüketici kitleleri ve taraf markalarını oluşturan kelimelerin harf dizilimsel, fonetik ve hatta kavramsal açıdan oluşturduğu somut farklılıkların bütünü olan etkileri nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı,
3. Somut uyuşmazlıkta 6/4 ve 6/5 maddesi kapsamında aranılan şartların oluşmadığı,
4. Dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 43'üncü sınıftaki:
"43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ... sayılı "..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 03, 05, 09, 14, 16, 28, 29, 30, 31, 33, 34, 35, 37, 40, 41, 43. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 43. Sınıf emtiaların tamamının, davacının redde mesnet .... markaları kapsamında aynı sınıfta yer aldığı görülen 43. Sınıf emtialar ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikteki emtialarıdır. Böylelikle, taraf markaları arasında mal/hizmet benzerliği şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 43. Sınıftaki hizmetlerden “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin hemen her kesimden kimseler olabilecekleri ve tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkate düzeyi ile hareket etmeyecekleri ancak sair hizmetler açısından aynı yönde bir değerlendirmenin doğrudan yapılmasının doğru olmayacağı, zira 43. Sınıf diğer alt gruplarında yer alan hizmetler nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip, düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan,
tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi daha yüksek kimse olarak değerlendirilebilecekleri düşünülmektedir. Yine de ilgili grup açısından tüketici kitlesinin de geniş bir gruptan oluşması nedeniyle bu tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir yorum yapılması da isabetli olmayacaktır.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu "... ..." ibareli markanın beyaz zemin üzerine, siyah renk kullanılarak düz yazı karakteri ve tümü büyük harflerden oluşan ve figüratif hiçbir unsur taşımayan bir sözcük markası olduğu, anılan ibaredeki “...” kelimesinin İngilizce bir kelime olduğu ve “cesurca” anlamına geldiği, “...” kelimesinin ise “et lokantası, biftekçi” anlamına geldiği, söz konusu ... kelimelerinin tanımlayıcı bir kelime olduğu, tüketicinin anılan markayı parçalara bölerek algılamasına neden hiçbir durumun mevcut olmadığı, markanın esas unsurunun bu ibarenin bütününden oluştuğu davalı markasında münhasıran ve esas unsurun ... ibaresi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yana ait markalara bakıldığında ise "..." mesnet markalarının her birinde ön plandaki tek unsurun “...” kelimesi olduğu, markaların bir kısmında ibarelerin daire şeklinde kırmızı-siyah ve yeşil renkli bir fon içerisinde dairenin etrafını saracak şekilde konumlandırıldığı, yine daire şeklinin iç kısmında stilize yazı karakteri ile konumlandırılmış “B” harfinin yer aldığı, kimi markaların ise şekilsiz düz yazı formatında oluşturulduğu, ... kelimesinin yanında “....” gibi ek bazı sözcük ve şekillerden oluştuğu görülmüştür. Bu anlamda davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresinin kendisi olduğu, ... kelimesi etrafında oluşturduğu seri bir marka ailesinin yer aldığı değerlendirilmiştir.
Görsel açıdan yapılan değerlendirmede; davacı şirket markasında kırmızı-siyah, yeşil-kırmızı ya da bir renk kombinasyonu ve daire çerçeve kullanılmış olduğu, bir kısım markaların ise siyah renk kullanılarak düz yazı karakteri ve tümü büyük harflerden oluşan ve figüratif hiçbir unsur taşımayan bir sözcük markaları olduğu, bu haliyle markaların genel görünümünün davalının düz yazı ve farklı ek unsurlarla oluşturmuş olduğu ... markasından farklı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda ilgili tüketici kesiminin markalar arasında görsel açıdan bir benzerlik kurmayacağı değerlendirilmiştir.
İşitsel açıdan ise davalı markası "..." olarak, davacı markalarının esas unsurunun ise "..." olarak telaffuz edileceği, telaffuzlarının ve kulakta bıraktıkları izin tamamen farklı olduğu, dava konusu markanın hecelemesinin “...”, davacı markalarının hecelemesinin ise “...” şeklinde olduğu, her iki marka bakımından vurgunun farklı sesleri üzerinde toplandığı, davaya konu markanın davacı markalarından farklılaştırdığı, davaya konu markanın bir bütün olarak ... ibaresinden oluştuğu, her ne kadar markaların başlangıç sesleri aynı ise de son hecelerin farklı olduğu ve bu farklılığın markalar arasında benzerlik oluşturmayacağı ve işitsel bakımdan benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Anlamsal açıdan, yukarıda da açıklandığı üzere davaya konu “...” kelimesinin “cesur/cesurca” anlamına geldiği, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin ise “çok iyi/ aferin” anlamında kullanıldığı, bu haliyle markalar arasında her hangi bir anlamsal benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davaya konu ... ibareli markanın, davacının ... esas unsurlu markalarını akla getirmeyeceği değerlendirilmiştir. Tüketici davaya konu markayı parçalara ayırarak değil, bir bütün olarak değerlendirecektir. Başka bir anlatımla, taraf markalarında “...” harfleri aynı dizilimle yer almakla birlikte, bu harflerin yazılış, okunuş veya görünüş benzerlikleri iltibasın oluşması için tek başına yeterli görülmemektedir. Davalı başvurusu “...” değil, “...” ibaresinden oluşmaktadır.
Bu bütünü oluşturan harflerin bir kısmının davacı markaları ile ortak olması benzerlik bulunduğunun kabulü için yeterli değildir. Zira ortalama bir tüketicinin, taraf markalarının salt birtakım harf dizilimsel benzerlik taşımalarından kaynaklı aralarında bir ilişki kurması mümkün olmadığı gibi “...” şeklinde şeklinde hiçbir anlam işareti olmayan bu ortak harf dizilimi üzerinden bir algı edinimi mümkün görülmemektedir.
Davaya konu ... markasını gören herhangi bir tüketicinin bu markayı ve ürünü doğrudan ya da dolaylı olarak ... markası ile ilişkilendirmesi söz konusu olmadığından davaya konu markanın davacı markasının ayırt edici karakterini zedelemesi de söz konusu olmayacaktır.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9 bendi koşullarının mevcut olmadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/481, K. 2024/305, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama