KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/100 Esas - 2024/328
- Esas no
- 2024/100
- Karar no
- 2024/328
- Hakim
- .......
- Katip
- .......
- Davacı
- .......
- Vekili
- Av. .......
- Davalı
- .......
- Vekili
- Av. .......
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/03/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17/09/2024
- Talep
- —
Karar Metni
2.306 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Davacı vekili 04/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle: Davacının kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun nitelikte iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren ve sermayesinin tamamı devlete ait bulunan bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, davacının unvanı “... ...” iken ....... sayılı ....
Kararı ile “... ...” olarak değiştirildiğini, davacının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı tescilli markaların sahibi olduğunu, anılan markaları gerek ticaret unvanında gerekse ticari emtialarda fasılasız olarak kullanıldığını, davalı şahsın "..." unvanlı ve " ....... " adresinde yerleşik iş yerinde markasal kullanımlarda bulunduğunu ve markasal kullanımların davacının tescilli markalarıyla yakın derecede benzediğini, bu markada kullanılan renklerin de davacının markalarını andırdığını, bu durumun tüketicileri yanılttığını ve davalının davacının marka haklarını ihlal ederek haksız kazanç elde ettiğini,
davalı iş yerinde hiçbir hukuki bağı olmamasına rağmen davacının markasına benzer işaret, renk, tasarım, logo ve sözcüklerle iş yerinin davacıyla alakalı olduğu intibaını tüketiciler nezdinde uyandırarak ... ve ... ürünleri satışını yapılmasının, iç mekanda kullanılan görsellerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmasının, davalının tüketiciyi yanıltılmak sureti ile davacının markalarının gücünden faydalanması anlamına geldiğini ileri sürerek,
davalı eylemlerinin davacının tescilli marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu ihlallerin hükmen kaldırılmasını ve hükmün ilânına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ... tarafından "..."nun itibarından haksız yararlandığı vs. gerekçe ile müvekkiline kesilen idari para cezasına karşı, müvekkili davalının .......
Mahkemesi’nde açtığı idari işlemin iptali davalarının kabul edildiğini ve haksız ve hukuka aykırı para cezalarının iptal edilmiş olduğunu, her ne kadar davalının işletmesinin adı “...” ise de ortalama hayat tecrübesine sahip her vatandaşın bu ibareyi "..." ibaresinden ayırabileceğini, davalının işletmesinin tabelalarında kullandığı logoda bir dana resmi bulunduğunu, halbuki davacının markalarında sadece bir boynuz figürünün mevcut olduğunu,
davacının logolarında kullanılmış olan kırmızı rengin de kasaplarda yüzyıllardır kullanılan karanfil rengini çağrıştırması sebebiyle kullanımının kültürel bir anlam taşıdığını ve bu rengin kullanımının davacının tekeline verilemeyeceğini, davalının işletmesinin iç mekanlarında ve ürün etiketlerinde kullandığı logonun da davacının markalarından oldukça bağımsız bir görüntüye sahip olduğunu ve bu etiketlerin sadece tavuk ürünlerinin paketlerinde bulunduğunu, bu etiketlerde davalının işletmelerinin “ ....... ” şeklindeki adının yer aldığını, ayrıca davalının ... sayılı markasının ... nezdinde tescilli olduğunu savunarak,
davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Davanın, SMK 149/1-a uyarınca marka hakkına tecavüzün tespiti ve tecavüzün kaldırılması isteminden ibaret olduğu anlaşıldı.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller toplanmış, tasarım konusu bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı eylemlerinin, davacının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markalarına ilişkin marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylemlerin tespiti ve kaldırılması ile ilân istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce alınan 11/06/2024 havale tarihli bilirkişi tespit raporunun sonuç bölümünde özetle: "...1) Davacının ....... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların/markasal kullanımların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 2) Dava konusu edilen markasal kullanımlar ile davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların aynı/benzer/türdeş olduğu, 3) Bu sebeplerden dolayı, davalının dava konusu edilen markasal kullanımlarının, davacının ....... sayılı tescilli markalarından kaynaklanan haklarının ihlali niteliğini haiz olduğu,,...." ifade edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29 ve 149. maddeleri şu şekildedir:
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler:
MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.
SMK'nın 29. maddesinde önce 7. maddeye gönderme yapılarak, belirtilen maddede sayılan hallerin birer tecavüz olduğu belirtilmekte, devamında ise kısmen tekrar yoluyla marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. SMK'nın 7/2(a) maddesinde "Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması" hali düzenlenirken 29/1(b) maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek durumu düzenlenmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, davacıya ait marka tescil belgeleri, tarafların ibraz ettiği deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında göre;
... sayılı ... ibareli markanın 29, 31 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 01/07/1991 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı ".... ...+..." ibareli markanın 18, 29, 40 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 01/07/1991 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı "....+..." ibareli markanın 29, 31 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 03/12/2009 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı "..." ibareli markanın 29 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 26/05/2011 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı "... ...+..." ibareli markanın 29 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 30/05/2011 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı "...+..." ibareli markanın 29, 31 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 30/05/2011 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı "...+..." ibareli markanın 29 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 01/07/1991 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı " ....... " ibareli markanın 29 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 15/01/2013 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı " ....... " ibareli markanın 29 sınıf alt gruplarındaki bir kısım emtialar 03/08/2023 tarihinde tescil edildiği;
anlaşılmıştır.
Davacının markasının kapsamına giren emtialar ile dava konusu edilen markasal kullanımların gerçekleştiği emtiaların aynı/benzer olup olmadığı: Davacının markalarının tescilli olduğu emtialar: İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar.. Bağırsaklar.. ..., ..., kümes hayvanlarının etleri, ... mamulleri, ... hülasaları, pişirilmiş, konserveleşmiş, dondurulmuş ... ürünleri.. Yenilebilir katı yağlar. Hayvan kesim hizmetleri. Dava konusu edilen markasal kullanımların gerçekleştiği emtialar: ... ürünlerinin satışı hizmetleri. Dolayısıyla mal/hizmet benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Davacının tescilli markalarıyla dava konusu edilen markasal kullanımların aynı/benzer olup olmadığı:
Somut olayda davalının "..." ve "..." şeklinde kullanımları mevcuttur. Taraf markaları/kullanımlarının karşılaştırılan işaretler/tescilli markalar ve markasal kullanımlar birlikte incelendiğinde; işaretleri oluşturan unsurların hepsinin birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir.
Eldeki davada, davacının markaları, kelime, renk ve ... unsurlarının bir arada kullanıldığı karma markalardır; işaretlerde dairesel şekillerin/zeminlerin üzerine “....” kısaltması ve “...” isim tamlaması ile “...” tarihi yazılmış ve bu unsurlar dışında işaretlerde başkaca .../renk unsurlarına ve“ ....... ” gibi cins isimlere/kelime öbeklerine de yer verilmiştir.
Davacının karma markalarında işaretlerin bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda, yani markaların genel tertip tarzları ve görünümleri itibariyle görsel olarak tek bir unsurun ön plana çıkmadığı değerlendirilmektedir. Bu işaretlerde ortak olan "...+büyükbaş hayvan kafası" figüründen, yani “...” kısaltmasının ve bir büyükbaş hayvanın boynuzlarıyla birlikte kafasının görüntüsünün, bazen ... tarihi ile “...” kelime öbeğiyle birlikte dairesel bir zemin ve rafına konuşlandırılmasıyla oluşturulmuş kompozisyondan müteşekkil özelliği baskın çıkan ve ... ve ... sayılı markalarda ise, sayılan özellikleri haiz kompozisyonun bir bütün olarak algılandığı ve bu markaların esas unsurunun bir bütün olarak bu kompozisyon olduğu değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda, dava konusu edilen markasal kullanımlarda da, “...” veya “...” kelime öbekleri ve davacı tarafından davalının işletmesinde satın alındığı ileri sürülen ürünün görselini de ihtiva eden etiketinde, davacının markalarındaki gibi, büyükbaş bir hayvanın boynuzlarını andıracak şekilde tasarlanmış dairesel bir ... unsuru ve davalının işyerinin tabelasının her iki ucunda da görseli, yani yine daire içerisinde yerleştirilmiş bir büyükbaş hayvan figürünün baş kısmı kullanılmıştır.
Öncelikle; bu işaretlerde kullanılmış olan ...” veya “...” tamlamaları ile “...” tamlamalarının ve dahi büyükbaş bir hayvanın boynuzlarını veya baş kısmını andıracak şekilde tasarlanmış dairesel figürün, karşılaştırılan işaretler arasında görsel bir benzerlik/yakınlaşma yaratmaya yeterli ortak unsurlar olduğu değerlendirilmiştir.
Bütün bu unsurlarının hiç birinin tek başına ön planda olmadığı genel kompozisyon itibariyle de karşılaştırılan işaretlerin benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Her ne kadar, “...” ve “...” ibareleri, birer cins isim, yani tasviri/tanımlayıcı birer kelime olmaları itibariyle, bilhassa somut uyuşmazlığa konu 29. Sınıfa giren ... ve ... ürünleri açısından markasal hüviyette ayırt edicilikleri düşük/zayıf ibareler ise de bunların “...” veya ...” veya “...” şeklinde, hiçbir teknik zorunluluk olmamasına rağmen, gerek kurgusal, gerekse anlamsal açıdan birbirlerine yakın benzer birer tamlama içinde kullanılmış olması, bu zayıf ibareler itibariyle dahi karşılaştırılan işaretlerin kurgusal açıdan yakınlaşmalarına sebebiyet verdiği değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla; davacının ambalaj şeklinin bütünsel kompozisyonundan ziyade, “...” kısaltmasını veya “...” kelime öbeğini, büyükbaş bir hayvan kafası figürünü ihtiva eden dairesel bir zemin etrafına yerleştirilmiş bir kompozisyon içerisinde ihtiva eden, ve ... ve ... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların genel tertip tarzlarının ve ihtiva ettikleri unsurların benzerliğinin;
potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “....” veya “...” ibarelerini bu kompozisyon içerisinde ihtiva eden markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının yakın benzer ibareleri ve ... kompozisyonunu ihtiva eden markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulması ihtimalini doğurduğu değerlendirilmiştir.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da aynı sonucu vermektedir; karşılaştırılan markalarda/markasal kullanımlarda kelime unsurlarının ve kısaltmaların okunuşları ve kulakta bıraktıkları “tını”ları benzerdir. İşaretlerin kavramsal açıdan karşılaştırılması neticesinde de, markalarda/markasal kullanılmalarda yer alan kelime öbeklerinde geçen ve Türkçe’de anlamı olan cins isimler, karşılaştırılan markaların/işaretlerin tüketicinin zihninde çok da farklı birer algı oluşturmamalarına sebebiyet vermektedir.
Karıştırılma ihtimali bakımından; davacının ....... sayılı markaları özelinde, taraf markalarında kullanılmış olan “...”, ...” veya “...” tamlamalarının ve aynı tertip tarzıyla tasarlanmış ... unsurlarının mevcudiyetinden hareketle, bu işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, bu benzerliğin;
potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...” ibaresini böyle bir kompozisyon içerisinde ihtiva eden markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının yakın benzer ibareleri ve kompozisyonu ihtiva eden markasal kullanımlarıyla karşılaştığında bu markaları/markasal kullanımları benzer bulması ihtimalini doğuracağı değerlendirilmiştir.
Dava konusu edilen markasal kullanımların konu emtialar ile davacının markalarının korunduğu emtiaların da aynı/benzer/türdeş olduğu ve dahi gıda ile ilintili bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin yüksek olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle, bu mal ve hizmetlerde, benzer özelliklerdeki bu işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılmasının tüketicilerin/alıcıların söz konusu mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile,
her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasal kullanımlarının, davacının bu markalarının kapsamına giren bu emtialar açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitlere göre somut olay değerlendirildiğinde; davacının ....... sayılı markaları özelinde, dava konusu edilen markasal kullanımların iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmakla, davalının ... sayılı, 11/02/2021 başvuru tarihli markasına dayalı savunmasına 6769 sayılı SMK 155. madde hükmü karşısında itibar edilemeyeceğinden, davalı eylemlerinin davacının tescilli markalarından doğan haklarının ihlali fiili ile örtüştüğü sonuç ve kanaatine varılarak, davacının davanın kabulü ile davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini tespitine, SMK 149/1-d hükmü uyarınca davalının, davacının marka hakkına tecavüz eylemlerinin durdurulmasına ve hükmün ilanına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ....... · e-imzalıdır. Hakim ....... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 916,00-TL · Posta Masrafı 90,00-TL · Bilirkişi Ücreti 7.500,00-TL · Toplam 8.506,00-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/100, K. 2024/328, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama