KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/103
- Karar no
- 2024/341
- Hakim
- ... ...
- Katip
- .....
- Davacı
- .....
- Vekili
- Av. ... - .....
- Davalı
- 1- ... .....
- Vekili
- Av. ... - ... .....
- Davalı
- 2- ... - ...
- Dava
- Marka (Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/03/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/10/2024
- Talep
- —
Karar Metni
2.564 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili 04/03/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin "..." ibareli seri markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ..... ilanı üzerine müvekkili tarafından ..... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını,
zira müvekkilinin 1972 yılından beri gıda sektöründe yer aldığını, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olduğunu, 1986 yılından bu yana “...” markalarını kullandığını, “...” markasının ... sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucunda davacının “...” ibareli markalarının tüketici nezdinde tanındığını ve davacı ile özdeşleştiğini, davalı başvurusuna esas markanın müvekkili seri marka hüviyetinde bulunan “...”lu markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olabilecek nitelikte olduğunu,
“...” ibaresinin aynı zamanda ticaret unvanının da esas unsuru olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile iltibas yaratacağını, davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahsa usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edildiği halde davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 10/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 04/03/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ..... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Dava konusu "... ... ..." ibaresinin 30. Sınıf mallarda tescili amacıyla 28.10.2022 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 28.11.2022 tarih ve ..... sayılı ..... ’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür. Anılan ilana karşı davacı yanın “...” esas unsurlu çok sayıda önceki tarihli markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 18.07.2023 tarihli kararı neticesinde davacı yan itirazlarının reddine karar verdiği görülmüştür.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..... sayılı " ..... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Birden fazla unsurdan oluşan bileşke markalar söz konusu olduğunda, iki marka arasındaki benzerliğin tespiti, bileşke bir markayı oluşturan öğelerden sadece birisini alarak, o öğeyi başka bir markayla karşılaştırmanın ötesinde bir incelemeyi gerektirir. Karşılaştırma, ihtilaf konusu markaların her birini bütün olarak inceleyerek yapılmalıdır, ancak bazı durumlarda, bileşke markayı oluşturan öğelerden biri, bileşke markanın kamunun ilgili kesiminde yarattığı bütüncül algıda baskın konumda bulunabilir.
...
Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "... ... ..." ibareli başvuru ile itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır.
İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "... ... ..." (...) 30. sınıf.
Davacı Markaları " ..... " ( ..... ) 30. sınıf.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 16/08/2024 havale tarihli raporda özetle:
" Dava konusu başvuru kapsamında 30.sınıfta yer alan emtiaların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer aldığı,
Rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan gerekçelerle taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı,
SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşma ihtimalinin bulunmadığı
Davacı yanın SMK m. 6/6 uyarınca ek bir koruma elde edemeyeceği,
Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemeye ait olduğu," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "... ... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30'uncu sınıflardaki:
"(30-1) Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. (30- 2) Makarnalar, mantılar, erişteler. (30-3) Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. (30-4) Bal, arı sütü, propolis. (30-5) Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar.
(30-6) Mayalar, kabartma tozları. (30-7) Her türlü un, irmikler, nişastalar. (30- 8) Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. (30-9) Çaylar, buzlu çaylar. (30-10) Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. (30-11) Sakızlar. (30-12) Dondurmalar, yenilebilir buzlar. (30-13) Tuz. (30-14) Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.
(30-15) Pekmez" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ..... sayılı " ..... " ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 30. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda dava konusu marka başvurusunda 30. sınıfta tescil edilmek istenilen mallar, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı ya da aynı türdeki gıda ürünleridir. Bu nedenle dosya kapsamında mal-hizmet benzerliği şartının sağlandığı, ilave bir incelemeye gerek kalmaksızın söylenebilecektir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu markalar incelendiklerinde dava konusu ".... ... ..." şeklindeki başvurunun şekil ve sözcük unsurlarından oluşan bir bileşke marka olduğu, markanın yuvarlak bir logo içerisinde üst kısımda “...” şeklinde konumlandırılmış ve markadaki sair sözcük unsurlarının tamamından daha büyük şekilde yazılmış bir harf kombinasyonu, bu kombinasyonun hemen altında dondurma görseli, en altta ise tali nitelikte kalacak şekilde yazılmış “... ...” ibarelerinden oluştuğu, “...” şeklindeki harflerin, anılan sözcüklerin ilk harflerinden oluştuğu görülmekle birlikte, marka içerisinde esasen ayırt edici ve hakim unsurun bu harf dizilimi olduğu, “... ...” ibaresinin ise slogan algısı yaratır tali unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı yanın önceki tarihli markaları ise “...” esas unsuruna haiz markalar olup, davacının tanınmış marka görselinin "... makarna" logosuna haiz olduğu, davaya konu ve mesnet markaların logolu veyahut logosuz yazım biçimlerinde davacının “...” ibaresini muhtelif ek sözcük ve şekil unsurları ile bir seri marka ailesine dönüştürdüğü görülmüştür. Bu bağlamda tespiti gereken husus taraf markalarının bütünsel algıları itibariyle, ortalama dikkat, zeka ve seçicilik düzeyindeki tüketiciler tarafından, birbiri ile benzer, birbirlerinin devamı ve dolayısıyla iktisadi kaynak açısından aynı kaynağa ait markalar algısı yaratıp yaratmayacaklarıdır.
İltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur.
Taraf markaları öncelikli olarak görsel algılar itibariyle kıyaslandıklarında, dava konusu başvurunun, davacı markalarından, bütünsel kompozisyonu itibariyle derhal uzaklaştığı, görsel algılarda taraf markaları arasında herhangi bir şekli unsur açısından benzerlik olmadığı, taraf markalarının tamamen farklı kurumsal imajlar çizen logolara sahip oldukları, dava konusu markadaki hakim sözcük unsurunun “...” harfleri olduğu,
bununla birlikte markalarda “...” sözcük unsurlarının ortak olarak yer aldığı görülmekte ise de taraf markalarındaki kullanımların yarattığı görsel algıda markalar arasında ortalama düzeyde dahi bir benzerlik halinin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.
Keza yine dava konusu markanın görsel algısında konumlandırılan unsurlar itibariyle “...” şeklindeki harf diziliminin telaffuz esnasında da tüketiciler tarafından öncelikle telaffuz edileceği, “... ...” ibaresinin ise tali bir algı yaratacağı değerlendirilmiştir.
Taraf markalarının ortak unsuru olan “...” kelimesi Türkçe bir sözcük olarak günlük dilde de yerleşik kullanıma haiz ve “yaşadıklarından veya karşılaştıklarından dolayı hoşnutluk içinde bulunan; ongun (I), saadetli, bahtiyar, berhudar, hümayun, mesut” anlamlarında bir sıfattır. Bu tür kelimelerin anlamları ve yaygın kullanımları itibariyle ticaret hayatında faaliyet gösteren/göstermek isteyen teşebbüslerce sıkça akla gelen ve tercih edilen ibarelerden olduğu, dolayısıyla özgün ya da yaratılmış markalar gibi güçlü ayırt edicilikleri olmayacağı kabul edilmektedir.
Karşılaştırılan markalarda ortak olan “...” ibaresinin anlamı itibariyle, herkes tarafından bilinen, toplumumuzda uyandırdığı yerleşmiş, genel anlamı ve yarattığı algı gözetildiğinde, herkes tarafından bilinen/kullanılan, ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden oluşan markalarla iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceğine, bu tür zayıf ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu durumu ile örtüştüğü değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Zira; tanımlayıcılığı veya bilgilendirme işlevi güçlü olan ibarelerin marka olarak kullanımla ayırt edicilik kazanmaları mümkündür.
Öte yandan, herkesin çok sık kullanımına açık, vasıf bildirici ibarelerde bu dönüşüme izin verilmemiştir. “...” kelimesinin, böyle dönüşümü hak ettiğinin kabul edilebilmesi için, ülkedeki alıcı/tüketici çevresinin çok büyük bir kısmının bu işareti, davacının işletmesi ile bağlantı içinde algılaması gerekir. Bunun için aranacak ölçünün, hiçbir şekilde bir markanın tanınmış olup olmadığını tespit ederken belirlenen ölçüden daha hafif olmamasına dikkat edilmelidir.
Çünkü; herkesin kullanımına açık ve olumlu bir anlamı çağrıştıran/algılatan ve bu yönüyle markasal hüviyette herkes tarafından tercih edilebilecek bir sıfatın bir kişinin tekeline bırakılması, bir markanın tanınmış sayılmasının sonuçlarından daha önemlidir. Dosya kapsamına göre; “...” ibaresi itibariyle bu tür bir bağımsızlaşmanın sağlandığından bahsedilmesi olanaksızdır.
Sonuçta; taraf markalarında “...” ibareleri kullanılmış ise de markalarda geçen diğer kelime unsurlarının ve işaretlerin genel kompozisyonlarının, markaları yeterli bir derece farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği” durumu ile örtüştüğü değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçe ile taraf markalarında “...” ibarelerinin geçiyor olmasının, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı değerlendirilmiştir. Görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılık, duysal/fonetik ve anlamsal açılardan da aynı sonucu vermektedir. Karşılaştırılan markalar birbirinden çok farklı kelimeler de ihtiva ettiklerinden, markalarda “...” ibarelerinin kullanılmış olması, markaları duysal açıdan yaklaştırmaya yetmemektedir.
Markaların bütün olarak okunuşları esnasında kulakta bıraktıkları tını, fonetik algı birbirinden farklıdır. Markaların tüketicilerin zihninde yarattıkları anlamsal algı ise, yine markalardaki “...” kelimeleri dışındaki ibarelerin mevcudiyeti ve bunların bilinen/yerleşik anlamları nedeniyle, birbirlerinden yeterince farklıdır.
Bütün bunlara göre; taraf markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer almasının, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yetmediği değerlendirilmiştir.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3. SMK 6/6 MADDESİNE HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK 6/6 maddesi “tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, tasarım tescili ve coğrafi işaret gibi sına hak sahiplerinin de bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescil taleplerine itirazda bulunarak tescili engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı yanın ticaret unvanının kılavuz unsuru “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacı yanca sunulan deliller, davacının bu ibareyi ticaret unvanından bağımsız olarak markasal nitelik arz edecek şekilde gıda ürünlerinde kullandığını ortaya koymakla birlikte, bu faaliyetlerin zaten davacının tescilli markaları kapsamında da yer almakta olduğu, yukarıda açıklanan gerekçeler ile taraf markaları SMK m. 6/1 uyarınca karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmediğinden, davacının ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı değerlendirilmiştir.
4. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ..... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/103, K. 2024/341, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama