KÜNYE
T.C.
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/103
- Karar No
- 2024/713
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
Karar Metni
1.317 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/103 Esas
KARAR NO: 2024/713
DAVA
3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 08/02/2024
KARAR TARİHİ: 11/09/2024
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle:
Davalı, -------- İcra Dairesinin --------- Esas Nolu dosyası ile dava dışı takip borçluları aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve İcra dosyasının kesinleşmesi üzerine, üçün şahıs davacı müvekkile haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkilin icra dosyasının tarafı ve borçlusu olmadığını, icra dosya alacaklısını da tanımadığını, müvekkilin takipten haberdar olmadığı gibi kendine gönderilen birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinden de haberi olmamış,
hem sağlık sorunları hem de icra dosyası ile ilgisi de olmadığından itiraz edemediğini bu nedenle kanundan kaynaklanan itiraz haklarını kaybettiğini ve bu davayı açtıklarını, müvekkilin dava dışı takip borçlularına hiçbir borcu bulunmadığını, icra dosyasının borçlusu müvekkil olmadığı gibi takibe konu kambiyo senedinin müvekkille ilgisi olmadığını, taraflar arasındaki dava Şartı Arabuluculuk süreci de ---------- dosya no ile anlaşamama şeklinde olumsuz sonuçlandığını, davalı takip alacaklısının, üçüncü şahıs müvekkil ve borçlular arasında bir borç ilişkisinin mevcut olduğuna dair iddiası gerçeği yansıtmadığını,
müvekkile gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle işbu menfi tespit davasını açtıklarını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın işbu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, konu olayda davacı tarafça ikame edilen menfi tespit davası her ne kadar üçüncü haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içerisinde açılmış gibi gözükse de icra dosyası ayrıntılı olarak bakıldığında davanın açıldığını gösterir belgeyi -------- icra dairesi'nin --------- esas sayılı dosyasına sunmadığını, haciz ihbarnamesini 09/11/2023 tarihinde bizzat imza karşılığı tebliğ almış fakat bu ihbarnameye karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını,
dolayısıyla yasal itiraz süresi içinde itiraz etmediği gibi tebligattan da haberdar olduğunu, dava süresinde olmadığı gibi yasal da olmadığını, işbu bildirim süresi hak düşürücü süre olup davacı tarafça yerine getirilmediğinden davacı adına haciz işlemlerinin devam edilip işbu haksız davanın da usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı kötü niyetli olup, sırf ücreti vekalet kazanmak adına dava yoluna başvurduğunu, davacı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı olarak hareket ettiğini, davacının dava dışı takip borçlularına hiçbir borcunun olmadığını,
takip borçlusu olmadığı gibi takibe konu kambiyo senedinin de tarafı olmadığını ifade ettiğini ancak davacı tarafça ileri sürülen bu hususlar gerçeği yansıtmadığını, --------- icra dairesi'nin ---------esas sayılı dosyasında borçlu sıfatıyla bulunan borçlu ----------, davacı --------- oğlu olup aynı zamanda icra dosyasında borçlu sıfatıyla bulunan borçlu --------- da davacının kardeşi olduğunu, aynı zamanda davacı ----------, --------- şirketi'nin yetkilisi olduğunu, dava konusu takibe dayanak belge olan 28/02/2018 düzenlenme tarihli çekin borçlusu oğuz ---------- olduğunu,
usulüne uygun şekilde gerçekleşen tebligat işlemi neticesinde süresi içerisinde ihbarnameye cevap vermeyen -------- şirketi, dava konusu icra takibine borçlu sıfatıyla kaydedildiğini, davacının işbu davası haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddini ve davacı aleyhine dava konusu takip miktarının %20 oranında kötü niyet tazminatına ve %10 para cezasına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: davalının cevap dilekçesindeki hususlar kabul edilemeyeceği davalı,
çek takibine konu ettiği ---------- İcra Dairesinin ---------- Esas nolu dosya borçlusunun davacı olmadığını ve hatta davacının sahibi olduğu --------Ş.'ninde dosya borçlusu olmadığını ifade açıkça ettiğini, davalı, sadece takip borçlularından bazılarının davacının kardeşi veya oğlu olduğunu beyan ederek Haciz ihbarnamesi gönderdiğini izah ettiğini, icra dosyasının borçlusu müvekkil olmadığı gibi takibe konu kambiyo senedinin müvekkille de ilgisi olmadığın, Müvekkilin dava dışı takip borçlularına hiçbir borcu bulunmadığını, davalı, soyut alacak iddiasının dayanağını somut olarak gösteremediğini,
dosyada alacağın varlığına ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını bu nedenle davalının alacak iddiası soyut bir iddiadan öteye geçemediğini talep ve dava etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ;Dava, İİK'nın 89. maddesi kapsamında menfi tespit davasıdır.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e,
f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. " 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin;
davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, Dava dilekçesi içeriğine göre icra takibinde, davacıya İİK'nın 89. maddesine dayalı ihbarnameler gönderilmiş, 3.haciz ihbarnamesini müteakip davacı tarafından;
borcunun bulunmadığı iddiasıyla eldeki dava açılmış olup, davacı ile takip alacaklısı ve takip borçlusu arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Bu anlamda uyuşmazlık ticari bir uyuşmazlık değil takip hukukundan kaynaklanmakta olup, İİK'nın 89.maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Ayrıca temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde, bir etkisi bulunmamaktadır Bu nedenlerle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/103, K. 2024/713, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama