KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/118 Esas - 2024/362
- Esas no
- 2024/118
- Karar no
- 2024/362
- Hakim
- .......
- Katip
- .......
- Davacı
- .......
- Vekilleri
- Av. .......
Karar Metni
2.980 kelime·15 dk okuma·14 bölüm
Av. ....... Av. ....... DAVALI : 1- .......
VEKİLİ
Av. ....... DAVALI : 2- .......
VEKİLLERİ
Av. ....... Av. .......
DAVA
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/03/2024
KARAR TARİHİ : 26/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/10/2024
TALEP
Davacı vekili 12/03/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin seri marka oluşturacak şekilde, çok sayıda "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak 37 ve 39. sınıflarda tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ....... ilanı üzerine müvekkili tarafından ....... itirazda bulunulduğunu, itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini,
bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ....... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira davacı şirketin 1946 yılında ....... ’da kurulduğunu, 2019 yılı itibari ile 423 milyar TL’yi aşan konsolide aktif büyüklüğü ile Türkiye’nin en büyük ikinci özel bankası olduğunu, davacı bankanın Haziran 2019 tarihinden itibaren faaliyetlerini ... ... markasıyla sürdürdüğünü, davacının ... nezdinde bir kısmı tanınmış olan 600 adetin üzerinde başvuru konu olan ve tescilli markasının bulunduğunu,
davacıya ait “...” ve “...” markalarının da Kurum nezdinde tanınmış marka statüsünde olduğunu, marka başvurusunun SMK 6/6 uyarınca davacının ticaret unvanını içermesi nedeniyle de reddinin gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirketin 1990 senesinde kurulan ... şirketi olup, ... markalı ürünlerin Türkiye’deki tek distribütörü olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalıya ait "..." markalı hizmetlerin gerekli şartları sağlayan ... ve ... markalı araçlar için davalı tarafından sağlanan ... hizmetlerine verilen isim olduğunu, davacının ... ve ... markaları için 37 ve 39. Sınıftaki hizmetler bakımından markasal kullanımını ispatlayamadığını, davacı tarafından itiraza mesnet gösterilen pek çok markanın hükümden düştüğünü, markalar bir bütün olarak ele alındıklarında aralarında görsel,
işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, ... ibaresinin tek başına yaygın olarak kullanılan zayıf bir ibare olduğunu, davacıya ait ... ve ... markalarının bankacılık sektöründeki tanınmışlığının davalının tescil talebinde bulunduğu 37 ve 39. Sınıftaki hizmetlere sirayet etmeyeceğini, davacının SMK Mad. 6/6 kapsamındaki hak sahipliğini ispatlayamadığını, davacının kötü niyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 6/5, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 15/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 12/03/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ....... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
... başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde. Dava konusu ibaresinin 37 ve 39. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 31.03.2022 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.04.2022 tarih ve 394 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür.
Anılan karara karşı davacı tarafça itiraz edildiği, ...’nın 28.02.2023 tarihli kararı ile taraf markalarının benzer olarak görülmedikleri ve davacı itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu karara karşı davacı tarafça bir kez daha itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılması ve başvurunun reddine karar verilmesinin talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 12.01.2024 tarih ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....... sayılı "... ....... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve aşağıda açıklanan gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvurunun 37 ve 39. sınıflarda tescil edilmek istendiği, markalarda ortak unsur konumunda bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayrıca başvurunun bütün olarak "..." ibaresinden oluşması gibi hususlar dikkate alındığında, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından iş bu itirazın da reddi gerekmiştir.
Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından, başvuru sahibi tarafından yapılan kullanım ispatı talebinin de ulaşılan bu sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Başvurunun tescili durumunda muterize ait herhangi bir hak ihlali bulunmadığı görüldüğünden 6769 s. SMK Md. 6/6 gerekçeli itiraz reddedilmiştir. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından haklı bulunmamıştır.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (...) 37, 39. sınıflar.
Davacı Markaları "... ....... "
( ....... ) 09, 16, 28, 35, 36, 38, 41, 42.. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 16/08/2024 havale tarihli raporda özetle;
"• Taraf markalarının bir bütün halinde bıraktığı izlenimin bakımından görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığı ve ilgili tüketici yönünden uyuşmazlık konusu mal/hizmetler yönünden SMK 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
• Dosya içeriğinde davalının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut bilgiye rastlanmadığından, mevcut bilgiler ışığında bu yönde kanaat oluşmamakla birlikte takdirin Sayın Mahkemede olduğu,
• Davacının ticaret unvanının esaslı unsuru ile davalı markasının esaslı unsurunun farklı olduğu, işaretler arasında benzerlik bulunmadığı gibi, ticaret unvanının kullanıldığı işletmenin faaliyet alanı ile markanın tescilinin istenildiği mal veya hizmet alanının aynı veya benzer olmadığı anlaşıldığından dava konusu markanın SMK 6/6 Maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
• Davalıya ait “...” ibareli markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 05'inci sınıflardaki:
"37: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri.
Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri.
Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.
39: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak yukarıda belirtilen davacı mesnet markalarının kapsamında ise 09, 16, 28, 35, 36, 38, 41, 42. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan 37. ve 39. sınıf hizmetler davacının itiraza mesnet olan (kullanım ispatı itirazına konu olmayan) markaların kapsamında yer almamaktadır. Ancak aynı alt sınıflarda olmasalar da mal ve hizmetler arasında yukarıda belirtilen kriterler uyarınca benzerlik olabilecektir.
Bu kapsamda dava konusu marka başvurusu kapsamında 37. Sınıfta yer alan Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri.
İle davacının itiraza mesnet markaları kapsamında 09. Sınıfta yer alan Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler).
Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, emtialarının Birinin diğerini tamamlama imkânının olması ve 09. Sınıfta yer alan bu emtiaların hizmetin sunulması sırasında kullanılan ürünler olması nedeniyle ilişkili olduğu, söz konusu mal ve hizmetler arasında benzerlik olduğu,
dava konusu marka kapsamında yukarıda açıklanan hizmetler dışında kalan diğer mal/hizmetlerle davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel açıdan yapılan değerlendirmede; davalı markası düz yazı karakteri ile büyük harflerle "..." kelimesinden oluşmaktadır. Davacının itiraza mesnet markalarının bir kısmı kelime markaları iken bir kısmı kelime ve şekilden oluşan karma nitelikte markalardır. Karma markalarda renk olarak yeşil renk kullanılmış ve ... ibaresinin solunda yeşil renkte dört yapraklı yonca şekli ve para, emeklilik, ..., Kredi, pos, prestij kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur. Kelime markaları ise en az 4 ya da 5 kelimeden oluşmaktadır. Renk, kompozisyon ve şekil olarak markalar arasında farklılıkların olduğu, taraf markalarının görsel olarak benzer olmadığı değerlendirilmiştir.
İşitsel açıdan; davalı markası “...” ve “...” olarak iki kelimenin birleşmesinden oluşmakta olup; bir bütün halinde ... şeklinde okunacaktır. Davacı markalarının büyük bir kısmı da ... kelimesi ile başlamakta olup; yanına emeklilik, kredi, ... gibi ikinci kelimeler eklenmiştir. Taraf markalarının ilk kelimelerinin aynı olması nedeniyle markaların işitsel olarak düşük seviyede benzerlik taşıdığı görülmektedir.
Anlamsal benzerlik açısından ise taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kelimesi güvence anlamına gelmektedir. Davalı markası ... ve ... kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş olup; bu iki kelime birleşik yazılı olup; kelime bir bütün halinde anlam ifade etmemektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca taraf markalarının anlamsal benzerlik taşımadığı değerlendirilmiştir.
Görsel, fonetik ve anlamsal unsurların her biri 6769 Sayılı SMK’nın aramış olduğu ve doktrinde kabul gören markanın bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel intiba değerlendirmesine katkı yapan unsurlardır. Bu çerçevede uyuşmazlık konusu taraf markaları incelendiğinde; davacı markalarının esaslı unsuru “...” ibaresi, davalı markasının esaslı unsuru ise “...” ibaresidir. Davacı markalarında yeşil-siyah-beyaz renkler hakimken, davalı markasında renk unsuru bulunmamaktadır.
Davalı markasında ... ibaresi küçük harflerle yazılı iken, davalı markasında büyük harflerle yazılıdır. Bununla birlikte davacı markalarında ... ibaresinin yanına gelen kelimeler ... ibaresine birleşik değildir. Davacı markalarında ... ibaresi esas unsur iken, davalı markasında bir bütün halinde ... ibaresi esas unsurdur.
Temelde bir sözcüğün anlamsal içeriği o sözcüğün ayırt ediciliğini belirleyen en önemli husustur. Zira bir ülkenin konuşma dilinde yaygın olan sözcüklerin üçüncü kişiler tarafından kullanımının tümüyle engellenerek, sözcüğün sadece marka sahibinin tekeline verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hâllerde marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüst kullanımına katlanmak zorundadır. Taraf markalarında ortak olarak yer alan ... kelimesi “güvence, kesin” anlamı taşıması itibari ile yaygın olarak kullanılan ve özellikle hizmet sınıflarında vasıf bildirici, hizmetin ne şekilde sunulduğunu açıklayıcı niteliktedir.
Doktrinde de kabul edildiği üzere karıştırma ihtimalinin değerlendirmesinde “markanın ayırt edicilik gücü” dikkate alınması gereken bir husus olup uygulamada “güçlü marka” – “zayıf marka” ayrımı yapılmaktadır. Örneğin Yüksek Mahkeme ... ve ... markaları arasındaki bir uyuşmazlıkta “...” veya “...” ibarelerinin, kullanıldığı mal veya hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle, karıştırma ihtimali bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Buna göre kendisine, kullanmak istediği emtialar ile doğrudan bağlantılı veyahut ilgili mal ya da hizmetin bulunduğu sektörde ayırt ediciliği zayıf ya da ticaret hayatında genel anlamda yaygın olarak kullanımı bulunan bir işareti marka olarak seçen kimsenin, bu ibareye daha sonra eklenen ek unsurlarla oluşturulan farklı markaların varlığına katlanması gerekliliği pek çok yargı kararında kabul edilmiştir.
Hatta öyle ki; bu şekilde zayıf ayırt edici niteliği haiz ibareler tercih edilmek suretiyle bir seri marka zinciri yaratılmak suretiyle daha geniş bir koruma elde edilmesi de mümkün olmamalıdır. Zira bir markanın seri marka algısı yarattığının kabul edilebilmesinin koşullarından biri, seri marka algısına konu kök unsurun ne denli ayırt edici olduğu, başka bir ifadeyle ayırt edici gücüdür.
Güçlü ayırt ediciliği bulunan özgün, yaratılmış, farazi mahiyetteki bir işaret ile oluşturulmaya çalışılan bir seri marka ailesinde, bu güçlü işareti içerir şekilde yaratılan sonraki markaların da bu ailenin bir zinciri olduğu algısı nasıl ki tüketici algısında hemen oluşabilir ise, ayırt edici vasfı zayıf işaretler etrafında yaratılmaya çalışılan seri marka ailesinde, tüketicinin bu ibarenin yaygın kullanımına aşina olması nedeniyle, bu ibareyi içerir şekilde karşı karşıya kaldığı bir markayı, her halükarda önceki ailenin bir serisi olarak yorumlamama ihtimali daha yüksektir.
Zaten bunun aksi bir yorumda, normal şartlarda zayıf ayırt edici karaktere haiz bir markanın, sonraki başvuruları engellemesi mümkün değilken ve marka sahibi sonraki başvurulara katlanmak durumundayken, zayıf ibarelerin çeşitli ek unsurlarla seri marka algısı oluşturacak şekilde birden fazla kere tescil ettirilerek koruma altına alınması suretiyle zayıf marka kavramı salt seri marka imajı ile aşılabilecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ... ibaresi ayırt ediciliği düşük, zayıf bir işarettir. Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o marka ile normal koşullarda karıştırılma ihtimali oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumundadır. Nitekim, ayırt ediciliği düşük ibarelere yapılan bazı küçük eklemeler dahi bu ibareleri birbirlerinden farklılaştırabilmektedir ve marka olarak tescil edilmiş olsa bile ayırt ediciliği düşük bir işaret üzerinde bir kişiye geniş, mutlak bir hak tanınması mümkün değildir. Nitekim, ....... Dairesi’nin içtihatlarında da “...” ibareli markanın zayıf olduğu açıkça ifade edilmiştir. (Örneğin; ....... . sayılı ilamı)
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3. SMK 6/6 MADDESİNE HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK 6/6 maddesi “tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, tasarım tescili ve coğrafi işaret gibi sına hak sahiplerinin de bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescil taleplerine itirazda bulunarak tescili engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı şirketin faaliyet alanı bankacılık ve finans hizmetleri olup; uyuşmazlık konusu 37. ve 39. sınıf kapsamında yer alan hizmetlerde faaliyette bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır.
Huzurdaki uyuşmazlıkta, davacı şirketin ticaret unvanı ... A.Ş. şeklinde iken davalı markası ... şeklindedir. Davacının ticaret unvanının esaslı unsuru ... BANKASI ibaresidir. Davacının ticaret unvanının esaslı unsuru ile davalı markasının esaslı unsurunun farklı olduğu, işaretler arasında benzerlik bulunmadığı gibi ticaret unvanının kullanıldığı işletmenin faaliyet alanı ile markanın tescilinin istenildiği mal veya hizmet alanının aynı veya benzer olmadığı anlaşıldığından dava konusu markanın SMK 6/6 Maddesi koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
4.KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ....... · e-imzalıdır. Hakim ....... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/118, K. 2024/362, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama