KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/81
- Karar no
- 2024/338
- Hakim
- ... ...
- Katip
- .....
- Davacı
- .....
- Vekili
- Av. ... - .....
- Davalı
- 1- ... .....
- Vekili
- Av. ... - ... .....
- Davalı
- 2- ... -... ...
- Vekili
- Av. ... - .....
- Dava
- Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 22/02/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/10/2024
- Talep
- —
Karar Metni
2.863 kelime·14 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili 22/02/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin seri marka oluşturacak şekilde, "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ..... ilanı üzerine müvekkili tarafından ..... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini,
ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira müvekkilinin Türkiye’de ayakkabı marketi sisteminin öncüsü olduğunu, mağazalarında “...” ve “...” markaları altında ayakkabı türevi birçok ürünün satıldığını, davacının bu markalarının tanınmış marka statüsününde olduklarını, davalının markasında kullanılmış olan “...” işaretinin davacının “...”li markalarıyla ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ayakkabı sektöründe “...” harfinin davacı ile özdeşleştiğini ve bir ayakkabı üzerinde “...” harfini gören tüketicinin aklına gelen ilk markanın davacının markası olduğunu,
“...” harfi ile ilgili yüzlerce farklı kombinasyonda tasarım yapılabilecek iken davalının davacının markasına birebir benzeyen bir “...” harfi kullanmasının davalının davacının markalarının tanınmışlığından faydalanma kastını açıkça ortaya koyduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadıklarını, davalının markasının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajının davacının markalarından farklı olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” harfinin gündelik ve ticari hayatta yaygın olarak kullanımı bulunan ayırt edicilik vasfı nispeten zayıf bir unsur olduğu gözetildiğinde, tüketici nezdinde “...” harflerinin/ibarelerinin farklı algılanacağı ve
markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, davacının somut olayda SMK m. 6/4, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerinde sayılan şartların gerçekleştiğini ispat edemediğini, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili markasının “...” harfi dışında başka unsurlar da ihtiva ettiğini ve bütünsel açıdan ele alınması gerektiğini, ayrıca “...” harfinin markasal kullanımının davacının tekelinde olmadığını, ... nezdinde dava dışı kişi ve kuruluşlar adına tescilli birçok “...”li markanın bulunduğunu, dolayısıyla taraf markalarının “...” harfinin ortaklığından hareketle görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği iddiasının kabul edilemeyeceğini ve taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tarafların hitap ettiği tüketici kitlesinin de çok farklı olduğunu, davacının “...” markasını değil, “...” markasını kullandığını savunarak davanı reddini istemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/4 maddesine göre ... Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında tanınmış marka olup olmadığı iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 26/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 22/02/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ..... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Davalı şahsın 15.01.2022 tarihinde 25 ve 35. Sınıflara giren emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmek üzere ilan edildiği, bu ilana davacının SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/4, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve ..... sayılı kararı ile mesnet alınan tüm markalar ve gerekçeler açısından reddedildiği, davacının reddedilen itirazını aynı gerekçelerle ve aynı markalara dayalı olarak yinelediği, bu itirazın da ...’in ..... ’nun huzurda dava konusu edilen 25.12.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..... sayılı " ..... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli ret kararına karşı yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, muterizin md. 6(3), 6(4), 6(5), 6(6) ve 6(9) gerekçeli itirazları, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığı yönündeki değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır.
Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında: Davalı Başvuru Markası "..." (...) 25, 35. sınıf.
Davacı Markaları " ..... " ( ..... ) 02, 03, 05, 09, 10, 12, 14, 15, 16, 18, 21, 22, 24, 25, 27, 28, 30, 32, 33, 35, 36, 40, 41, 42, 43, 44, 45. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 26/06/2024 havale tarihli raporda özetle:
"1. Dava konusu marka başvurusunun kapsamındaki “hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler” mallarının davacının markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı,
2. Dava konusu marka başvurusu ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı,
3. Dava konusu marka ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4. Davacının SMK 6/6 maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
5. Dava konusu ... Sayılı ... kararının yerinde olduğu,
6. Dava konusu marka bakımından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı" ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 25, 35'inci sınıflardaki: "25: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.
35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar.
Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.
Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler.
Yapma çiçekler, yapma meyveler. Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler” mallarının2 bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ..... sayılı " ..... " ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 02, 03, 05, 09, 10, 12, 14, 15, 16, 18, 21, 22, 24, 25, 27, 28, 30, 32, 33, 35, 36, 40, 41, 42, 43, 44, 45. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda davacının muhtelif markaları, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtialar ile aynı/aynı tür/benzer/ilintili mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Keza; davacının muhtelif markaları, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 25. sınıftaki emtialar yönünden tescillidir.
35. Sınıfa giren, satış hizmetleri yönünden tescilli davacı markalarına bakıldığında ise; davacının markalarının, 16, 24 ve 25. sınıflara giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden tescilli olduğu görülmekte ise de davacının hiçbir markasının, dava konusu edilen markanın kapsamındaki, 26. sınıfa giren emtiaların 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden tescilli olmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacının bir kısım markası, “çeşitli malların” satışı hizmetleri yönünden tescilli ise de ...’ın yeni tarihli kararlarında ( ..... .) 35/5. sınıfta genel mağazacılık hizmeti açısından tescilli olma durumunda markaların SMK m. 6/1 hükmü kapsamında değerlendirilmesi esnasında,
marka işlem dosyasındaki kayıtlara göre söz konusu markaların fiilen satışa sunulan alt ürün grupları dikkate alınarak sınıfsal benzerliğin değerlendirilmesi ve söz konusu mağazacılık hizmeti bakımından “çoğun içinde az da vardır” uygulaması dikkate alınmaksızın fiilen satışa sunulan ürünler gözetilerek bu alt sınıf bakımından emtia karşılaştırılması yapılması gerektiği içtihat olunmuştur.
Davacının gerek ... marka işlem dosyasına, gerekse huzurdaki dava dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, davacının 26. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleriyle iştigal etmediği netlikle anlaşılabildiğinden, davacının fiili kullanıma ilişkin durumun tevsik şartını yerine getiremediği ve “çeşitli malların” satışı hizmetleri yönünden tescilli markalarının, 26. Sınıfa giren emtialarının satışı hizmetleri kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen markanın kapsamına giren, 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ve 35. Sınıf altında, 16, 24 ve 25. Sınıflara giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, 26. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu kanaatine varılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 25. Sınıfa giren emtialar ile 16, 24, 25 ve 26. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetlerinin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu mal ve hizmetlerin tüketicinin/alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı,
sık satın alınan emtialar olmadığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, tüketicilerin/alıcıların bu mal ve hizmetleri satın aldığı anda bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin ortalamanın üstünde olduğu/olması gerektiği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının markalarının büyük bir kısmı, şekil ve bazen de renk unsurlarından yoksun kelime markalarıdır. Bu markaların bir kısmında “...” harfi karakteristik bir yazım şekliyle işaretin tek unsuru olacak şekilde kullanılmıştır, bir kısmında da başta “...” ve “...” ibareleri olmak üzere, başkaca kelime unsurlarıyla birlikte, bazen baskın karakterde ve ilk anda göze çarpacak biçimde, bazen de birlikte kullanıldığı kelime unsurlarıyla aynı karakterlerde ve özelliklerde yazılmış olması sebebiyle bu kelime unsurlarıyla bütünleşik biçimde algılanmaktadır. Davacının “...” ibaresini tek unsur olarak ihtiva eden markalarında ise “...” harfi/işareti, bu ibarenin son harfi hüviyetinde ibareyle birleşik olarak yazılmıştır.
Davalının dava konusu edilen markası da kelime markası hüviyeti ağır basan bir işarettir (...); işarette kare şeklinde siyah renkli bir zemin üzerine beyaz renkli kalın bir “...” harfi büyük puntolarla ve yine beyaz renkli ince harfli “...” ibaresi de nispeten küçük puntolarla yazılmıştır. Her ne kadar işarette “...” harfi büyük puntolarla yazılmış ise de, “...” ibaresinin tamamen geri planda kaldığı da söylenememektedir.
Davacı yanın ilk bakışta “...” harfi algısını doğrudan tüketiciye veren markaları ile dava konusu marka arasında, görsel anlamda hiçbir benzerliğin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı yanın "..." ibareli markalarında, belirtilen harf şekilsel olarak kıvrımlı belirtilmişken, davalı markasındaki "..." harfi klasik "..." yazımı olarak belirtilmiştir.
Davacı markalarının sahip olduğu kavramsal karşılık itibariyle de yine işaretlerin birbirlerinden net olarak uzaklaştıkları, taraf markaları bir kısım emtialar bakımından benzerlik göstermekte iseler de markaları oluşturan işaretler arasındaki somut görsel ve kavramsal farklılıkların mevcudiyeti karşısında, ortalama bir tüketicinin dahi işaretler arasında bir benzerlik kurması ve hatta yanılgıya düşmesinin mümkün olmadığı,
taraf markalarında ortak olarak kullanılmış olan “...” harfinin birbirlerinden oldukça farklı yazım stilleri ve işaretlerin genel görünümleri itibariyle tüketiciler nezdinde yanılgı veyahut iktisadi/idari bir ilişkinin varlığı yönünde bir algı yaratmayacağı, taraf markalarında anılan harfin kullanımının markaların nihai algılarına, başka bir ifadeyle kurumsal kimliklerine olan etkisinin birbirinden somut bir biçimde farklılaştığı, markaların görsel intibasında da başka herhangi ortak bir unsurun olmamasından dolayı birbirlerinden yeterince uzaklaştıkları, dolayısıyla tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan farklılaşmış olduğu, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü koşullarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Somut olayda dava konusu markada “...” harfinin tek başına baskın unsur olarak algılandığı ileri sürülmüştür. Marka konsepti dahilinde davalı tarafından ... harfinin kullanılması, davacının marka haklarını ihlal etmediği gibi, davacının da bu harfin üçüncü kişilerce kullanılmasına katlanma külfeti bulunmaktadır. Zira, markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz olmayan veya düşük olan ibarelerin, yeterince farklılaşmış markalar içinde kullanımı, tescilli markaya dayanılarak engellenemez.
2. SMK 6/3 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK m. 6/3 ile “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir” hükmü düzenlenmiştir.
Burada söz konusu olan, tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir. Bir kişinin marka olarak tescil ettirmek istediği bir işaretle ilgili olarak üçüncü kişinin, bu işaret üzerinde, başvurudan veya rüçhan haklarından önceye dayanan herhangi bir hakkı ve bu haktan kaynaklanan bir itiraz yetkisi bulunabilir. Önceye dayanan böyle bir hakkın varlığı halinde başvurusu yapılan markanın tescili mümkün değildir. İtiraz hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasını gerekli kılar.
Davacı taraf, dava konusu edilen markada kullanılmış olan ibarenin, bu markanın kapsamına alınmak istenilen emtialarda kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde tescilsiz olarak kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline etkisinin olamayacağı değerlendirilmekle; markalar SMK 6/1 kapsamında da benzer bulunmadığından, SMK 6/3 hükmüne dayalı iddianın sonuca etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3. TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait markanın sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
4. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ..... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/81, K. 2024/338, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama