İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/465 K.2024/790

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/465 Esas - 2024/790 T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/465Karar2024/790Tarih15 Kasım 2024Okuma23 dk · 4.687 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/465
Karar No
2024/790
Karar tarihi
15 Kasım 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.687 kelime·23 dk okuma·11 bölüm

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/465 Esas - 2024/790 T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR

ESAS NO

2023/465 Esas

KARAR NO : 2024/790

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 05/07/2023

KARAR TARİHİ : 15/11/2024

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili 05/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1973 yılında endüstriyel ve medikal sistemlerin tıbbi cihazların ithalatı,

satışı ve bu cihazların bakım onarım servisi işiyle iştigal eden, bu sektördeki dünyaca

ünlü birçok markanın Türkiye temsilciliğini, distribütörlüğünü yapan 72 yıllık maziye

sahip köklü bir şirket olduğunu,

Davalı şirketin müvekkil şirket bünyesinde çalışmakta iken istifa suretiyle haksız

şekilde iş akitlerini feshederek ayrılan çalışanlar tarafından kurulduğunu,

Dilekçe ekinde sunulan Ticaret Sicil Gazetesi suretinden anlaşılacağı üzere davalı şirket

ortakları olan .... .... ....

Davalı ortaklarının her birinin müvekkili şirkette 7-10 yıl arası çalışmakta iken hiçbir

haklı neden olmaksızın aynı dönemde iş akitlerini sona erdirerek müvekkili şirket ile

aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduğunu,

Bununla birlikte davalı şirkette çalışan 27 işçiden 14’ünün de müvekkili şirkette

çalışmakta iken ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başladığını,

Davalı şirketin açıkça müvekkili şirketin işçilerini “ayartarak” kendi bünyesine

kattığını,

TTK 55/1-b-2 bendine göre “Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı

kişilerine, hakketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı

davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya

başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak” eyleminin haksız rekabet olduğunu,

Müvekkili şirketten ayrılan 14 işçinin ayrıldıktan hemen sonra doğrudan davalı şirkette

işe girmelerinin tesadüf olamayacağını,

Bu işçiler ile davalı şirketin fikir birliği içerisinde oldukları, organize şekilde hareket

ettiklerinin ve işçilerin müvekkili işyerinde kalma iradelerinin yönlendirildiğinin açık

olduğunu, Davalıların eylemlerinin öncelikle TTK’nın 55. Maddesinde düzenlenen dürüstlük

ilkesine ve daha özelinde ise 55’inci maddenin (b-c-d-e) fıkralarındaki hükümlere

açıkça aykırılık teşkil ettiğini,

Davalı şirket tarafından diğer işçilere bir menfaat sağlanması şart olmadığı gibi bunun

önerilmesi ve teklif edilmesinin bile haksız rekabet teşkil ettiğini, Müvekkili şirket tarafından yetiştirilmiş, kendilerine ücretli eğitimler verilmiş,

meslekteki tüm bilgi ve deneyimini müvekkili şirkette edinmiş ve şirketin tüm satış

sırlarını, müşteri listelerini, satış fiyatlarını, satış stratejisini, know-how’ını bilen davalı

işçilerin eylemlerinin de haksız rekabet teşkil ettiğini,

Davalı işçilerin ayartılması nedeniyle müvekkili şirketin tüm eğitim ve yatırım

masraflarının boşa gittiğini ve davalı şirketin herhangi bir maliyete katlanmaksızın kötü

niyetli olarak bilgi ve tecrübeye sahip davacı şirket işçilerini bünyesine katarak hazıra

konduğunu,

Davalı şirketin ayartma suretiyle işe aldığı işçiler aracılığıyla sır niteliğindeki bilgilere

ulaşması ve bunları kullanmasının da haksız rekabet teşkil ettiğini,

Müvekkilinin işçilerinin ayartılması nedeniyle bilgili ve tecrübeli işçilerini

kaybetmesinin yanı sıra yeni işçilerin ikamesi ve eğitimi için de önemli masraflar

yapmak zorunda kaldığını,

Ayartılan işçilerin sayısının fazla olması nedeniyle işletme sürecinin devamlılığında da

kesinti olması nedeniyle müvekkilinin ciddi maddi ve manevi zarara uğradığını,

Davalı işçiler ile müvekkili şirket arasında akdedilen iş sözleşmelerinin “Rekabet

Yasağı” başlıklı 8. Maddesi ile “işçinin eğitimi ve sonuçları” başlıklı 11. Maddesindeki

cezai şartlara rağmen davalı işçilerin tereddüt etmeksizin iş akitlerini sona erdirerek

davalı şirkette çalışmaya başlamalarının davalı işçilere belirli bir menfaat vadedildiğinin

kanıtı olduğunu,

Bu hususta davalı işçilere yöneltilecek dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını,

Davalı şirketin müvekkili şirketin işçilerinin yanında müşteri kitlesini de ayarttığını,

• Dava dışı ... firmasının müvekkili şirkete gönderdiği 28.10.2022 tarihli fesih

bildirimi ile 31.01.2023 tarihinden itibaren feshettiğini belirttikten sonra 01.02.2023

tarihinde davalı şirket ile sözleşme imzaladığına ilişkin mail yazışmalarının dosyaya

sunulduğunu,

Müvekkilinin temsilcisi olduğu “...” firmasının ürünlerinin satışının

yapıldığı endüstri sistemler satış departmanında çalışan davalılardan .... .... ....

(21.09.2022) tarihinde iş akitlerini istifa suretiyle feshederek işten ayrılmalarının

akabinde davalı şirkette çalışmaya başladıklarını,

Aynı temsilciliğin ürünlerinin satışında çalışan bu 7 işçinin ayartılarak davalı şirkette

çalışmaya başlamasının akabinde “...” firmasının müvekkili şirketler

olan sözleşmesini feshederek davalı şirketle çalışmaya başladığını,

Bu hususun dahi ayartılarak davalı şirkette çalışmaya başlayan işçilerin müşteri listesini

ve bunlara ilişkin bilgileri davalı şirkete aktardıklarını gösterdiğini, “...” firmasının müvekkili ile olan sözleşmeyi feshettikten sonra da

davalı şirketin müvekkilinin işçilerini ayartmaya devam ettiğini,

Davalılardan .... .... .... 20.02.2023 tarihinde müvekkili şirketten ayrılarak davalı şirkette

işe girdiğini,

Davalı şirket ile “...” şirketinin iş ilişkisinin müvekkili şirket ile olan

sözleşmeyi feshetmeden önce de var olduğunu,

Bunun müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlayan Çağrı

Polat tarafından o tarihte müvekkili şirkette çalışan.... .... .... ’ya atılan mailde

yer alan imzada “...” şirketinin logosunun kullanılması ile anlaşıldığını,

Dolayısıyla davalı şirketin müvekkil şirket ile sözleşmesi devam eden

“...” şirketini iş bu sözleşmeyi feshetmeye yönlendirdiğinin açık

olduğunu,

Her ne kadar iş bu davaya konu edilmese de dava dışı FOSS şirketi ile müvekkili şirketi

arasındaki ticari ilişkinin sonlandırılma sürecinin de aynı olduğunu,

Özellikle ve yoğunlukla FOSS ürünlerinin satışının yapıldığı Analitik Sistemler Satış

Departmanının müdür yardımcısı Barbaros Buyrukbilen’in istifa ederek müvekkili

şirketten ayrılmasından hemen sonra adı geçen firma temsilciliklerinin sona erdirildiğini

ve akabinde toplam 7 kişinin üç ay içerisinde rakip firmaya geçtiğini,

TTK 55/1-b,1 uyarınca müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları

başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmenin dürüstlük

kuralına aykırı olduğunu,

Davalı şirket tarafından müvekkili şirketin hem işçileri hem müşterileri hem de

tedarikçilerinin müvekkili şirketle aralarında düzenlenmiş olan akitlere aykırı

davranmaları yönünde yönlendirilmesi nedeniyle bahse konu tüm akitlerin haksız bir

şekilde sonlandırıldığını, Dosyaya sunulan emsal Yargıtay Kararları uyarınca davalıların eylemlerinin açıkça

haksız rekabet teşkil ettiğini,

Davalıların haksız rekabetleri neticesinde müvekkilinin iş ve ticari sırlarının da davalı

şirkete aktarıldığını ve bunun emek ilkesine aykırı olduğunu,

iddia ederek işbu huzurdaki şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi

tazminat talepli haksız rekabetin tespiti ve men’i davasını açtığı tespit olunmuştur.

CEVAP

Davalı ...şirketi vekili 07/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının, hitap ettikleri sektörlerin,

müşteri profillerinin birbirinden farklı olduğunu ve davacının bu yöndeki iddiaları ile

sayın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını,

Müvekkili şirketin 2011 yılından itibaren ana faaliyet konusunun başta gıda tarım ve

hayvancılık sektörü olmak üzere otomotiv, tekstil, kimya gibi çeşitli diğer sektörlerde

üretim yapan firmalara kalite ve süreç kontrollerinde kullanılmak üzere ya da akademik

araştırmalar için üniversitelere, araştırma geliştirme merkezlerine teknik analiz cihazları

satış, pazarlama, dağıtım ve servis hizmetleri olduğunu,

Davacının ana faaliyet konusunun ise medikal ve tıbbi cihazların kamu, vakıf özel

hastanelere satış, pazarlama ve dağıtım ve servis hizmetleri olduğunu,

Müvekkili şirketin hiçbir şekilde davacının iddia ettiği gibi, medikal ve tıbbi cihaz

sektöründe faaliyette bulunmadığını ve bu hususun sektörün tüm diğer temsilcileri

tarafından da bilindiğini,

Müvekkili davalı şirket ve davacı şirketin faaliyet alanlarının birbirlerinden çok farklı

olması nedeniyle bugüne kadar ne kamu kurumlarının açtığı bir ihale de ne de büyük

özel kurumsal şirketlerin satın alma süreçlerinde açtığı ihalelerde davalı ve davacının

aynı ihale sürecine katılıp, birbirlerine rakip olmadığını,

Müvekkili şirketin mevcut ortaklarından bazılarının bundan 12 yıl önce davacı şirkette

gördükleri bir takım zorlayıcı ve kabul edilmez mobbing içeren tutum ve davranışlardan

dolayı davacı şirketten istifa ederek akabinde tamamen farklı bir sektörde faaliyet

gösteren davalı şirketi kurduklarını,

Öte yandan, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının haksız

rekabete ilişkin mesnetsiz iddiasının TTK 60. Maddesi hükmü gereğince zamanaşımına

uğradığını,

Dava dışı yurtdışı merkezli görüntüleme cihazları üreten ... isimli şirketten

edinilen bilgiye göre, bu şirketin 2020 yılı başlarında RVI (Videoskop) cihazlarında

davacıya münhasır OLMAYAN satış yetkisi verdiğini ve ancak sonrasında davacının

performansından memnun olmamaları nedeniyle davacı ile aralarındaki sözleşmeyi

feshettiğini,

Akabinde yalnızca RVI (Videoskop) cihazlarında yine münhasır olmayan Türkiye satış

yetkisinin 08 Ağustos 2022 tarihli sözleşme ile müvekkili şirkete verildiğini,

RVI (Videoskop) cihazlarının dava dışı ... firmasının beş (5) önemli ürün grubu

olduğundan yalnızca bir tanesi olduğunu,

Davacı ile dava dışı ... firması arasındaki sözleşmenin münhasır olmayan bir

sözleşme olması nedeniyle dava dışı ... şirketinin dilediği herhangi bir üçüncü

şirketle de ticari ilişki kurabileceğini,

Davacının, serbest piyasa ekonomisinde, kendi yükümlülüklerini yerine getirmeden

... firmasından kendilerine bağımlı olarak kalmasını beklemesinin abesle iştigal

olduğunu,

Davacının dava dilekçesinde beyan ettiği müvekkili şirketle dava dışı ...

firmasının ticari ilişkisinin kendileriyle olan sözleşmenin feshinden daha önce başladığı

yönündeki iddiasının açıkça Sayın Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu,

Davacının dosyaya delil olarak sunduğu .... .... .... 08 Ağustos 2022

tarihinde yapılan sözleşmeden sonra olduğunu ve bu tarihte müvekkilinin zaten RVI

(Videoskop) ürün gamında Türkiye satış temsilcisi olarak yetkilendirildiğini,

Davacının, müvekkili şirketi ...’in o tarihte yetkili temsilcisi değilmiş gibi

göstermeye çalıştığını,

2022 yılında ... firmasının RVI (Videoskop) kategorisindeki cihazların Türkiye

satış yetkisinin müvekkili şirkete verilmesinden önce mikroskop alanında müvekkilinin

herhangi bir faaliyeti olmadığını,

Haksız rekabetten bahsedebilmek için taraflar arasında veya tedarikçiler ile müşteriler

arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ya da dürüstlük kurallarına aykırı davranış ve

ticari uygulamaların varlığının gerektiğini,

Müvekkili şirketin ne aldatıcı ne de dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının söz

konusu olmadığını,

Yine tazminatın söz konusu olabilmesi için ise haksız rekabete konu olan fiili

gerçekleştiren kişinin kusurlu hareketi sebebi ile bir zararın meydana gelmesi

gerektiğini ve somut olayımızda bu unsurların hiçbirinin bulunmadığını,

Müvekkili şirketin davacı şirketten ayrılan çalışanlara hiçbir şekilde herhangi bir

menfaat sunmadığı gibi bu yönde bir vaatte de bulunmadığını,

Diğer davalıların kendi özgür iradeleriyle müvekkili şirkette çalışmak için

başvurduklarını,

Müvekkili şirketin dava dışı ... firması ile sözleşme imzalanmasının sektördeki

başka pek çok çalışanı müvekkili şirkette çalışmak için motive ettiğini,

Dolayısıyla müvekkili şirketin tercih edilmesinin fazlasıyla öngörülebilir durumdayken

taraflarına yapılan "ayartma" ifadesinin aldatıcılıktan öteye gitmediğini,

Diğer davalılardan pek çoğunun dava dışı ... firmasının müvekkili şirkete Türkiye

satış yetkisi vermeden önce müvekkili şirkette bambaşka ürün gamı ile ilgili çalışmaya

başladıklarını,

Davacı şirketin önceden bünyesinde bulunan çalışanları eğitim için yurt dışına

gönderdiği, kendilerinden ayrılıp müvekkili şirkette çalışmaya başlayan tüm

çalışanların eğitimlerinin, tecrübelerinin tam olduğu iddialarının asılsız olduğunu, Davalılardan yalnızca Sinan Batuhan Emre ve Ahmet Berker Çelikörs’ün dava dışı

... firması tarafından eğitilmek üzere yurt dışına gönderildiğini ve bu eğitimler için

davacının yurt dışı konaklama ve ulaşım masrafları dışında herhangi bir ödeme

yapmadığını,

Davalıların birçoğunun 2-3 yıllık deneyime sahip, tecrübeli sayılmayacak çalışanlar

olarak müvekkili şirket bünyesine dahil olduklarını ve çalışanların ihtiyacı olan eğitim,

bilgi ve deneyimlerin müvekkili şirket tarafından karşılanmakta olduğunu,

Davacı şirketin müşterilerinin, müvekkili şirket olan Tekafos'u tercih etmelerinin

sebebinin şirketin başarısı ve sektörde bilinen bir şirket olmasından başka bir şey

olmadığını,

savunarak iş bu davanın reddini talep ettiği görülmüştür.

Davalı gerçek kişiler vekili 20/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı iddialarının tamamıyla soyut, hiçbir somut vakıaya ve delile dayanmayan,

çıkarım ve varsayımlardan ibaret ve gerçek dışı olduğunu,

Davacının tüm iddialarının Dr. Kemal ŞENOCAK 'ın makalesini tekrardan öteye

gidemeyen, soyut ve dayanaksız iddialar olduğunu,

• Davacının talebinin tam ve kesin olarak hesaplayabilmesinin mümkün olması nedeniyle

belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesinin HMK hükümlerine aykırı olduğunu, Müvekkillerinin işçi olması nedeniyle davada İş Mahkemelerinin görevli olduğunu,

Müvekkillerinin, emeklilik, çalışma koşullarının ağırlığı, ücret, prim ve diğer haklarının

hiç veya zamanında ödenmemesi, patronlar ve üst düzey yöneticiler tarafından

uygulanan mobbing (örneğin sigara içine fazla mesai cezası verilmesi) ve buna benzer

haklı sebeplerle davacı işyerinden ayrıldıklarını ve müvekkillerinin diğer davalı şirket

tarafından ayartılmasının söz konusu olmadığını,

Davacının, müvekkillerinin İş sözleşmelerinde açıkça rekabet yasağı ve eğitimlere

yönelik cezai şart olmasına rağmen tereddüt etmeksizin iş akitlerini feshederek davalı

şirkette çalışmaya başlamalarının, davalı şirket tarafından kendilerine bir menfaat

vaadedilmesinin sonucu olduğu yönündeki iddiasının gerçek dışı bir varsayım

olduğunu,

Cezai şart ve eğitim gideri hakkını saklı tuttuğunu söyleyen davacının, bugüne kadar

hiçbir müvekkiline karşı dava açmadığını,

Kendisi ve ailesinin geçimini teminen çalışmak zorunda olan müvekkillerinin, çalışma

koşullarının piyasadaki birçok şirketten daha iyi olması, kurucularının işçilikten gelen

kişiler olması nedeniyle ve tamamıyla kendi tercihleri ile diğer davalı şirkete

başvurduklarını,

Davalı şirket tarafından müvekkillerine bir menfaat sağlanması ve önerilmesinin söz

konusu olmadığını,

Diğer davalı ...şirketinin cevap dilekçesinin II/1 maddesinde de ayrıntıları ile

belirtildiği gibi davacının aynı sektörde faaliyet gösterildiği iddiasının tamamıyla

gerçek dışı olduğunu ve davacı şirketin bu gerçek dışı iddiaya dayanarak eski

çalışanlarından haksız kazanç sağlama amacında olduğunu,

Müvekkillerinin ne toplu olarak ne de aynı zamanda değil, 28.10.2020 tarihinden

başlayarak 20.02.2023 tarihine kadar yani 2 yıl 4 aylık bir süreçte farklı zamanlarda ve

tek tek davacı şirketten ayrıldıklarını,

Yani davacının, davalı işçilerin iş sözleşmelerini haksız ve organize şekilde feshettiği

iddiasının tamamıyla gerçek dışı olduğunu,

Yargıtay .... .... .... K sayılı ilamında da " davacı

şirket çalışanı …’un şirketten ayrıldıktan sonra davalı 3E şirketini kurduğu, bu şirkette

çalışmaya başladığı, bir kısım davacı şirket çalışanlarının da davacıdan ayrıldıktan

sonra davalı 3E firmasında çalışmaya başladığı ancak davacı şirket çalışanlarının

davalı şirkete geçmesinin başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, aksinin

kabulünün Anayasa’nın 48. m. ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin ihlali

anlamına geleceği, davacının, davalı şirkete geçen çalışanlarının ticari sırlarına vakıf

olduğunu ve bu ticari sırların davacı şirket aleyhine kullanıldığını, sadece

davalılardan… firmasına hizmet etmek üzere kurulduğunu iddia etmiş ise de, bu

iddialarını ispat edemediği, kural olarak davacı şirket çalışanlarının davalı tarafından

ayartılması suretiyle davacı şirkette çalışırken davalı şirket adına faaliyette

bulunulması haksız rekabet teşkil edeceğinden işten ayrılan çalışanların davalı şirkete

geçmiş olmalarının haksız rekabet teşkil etmeyeceği " açıkça ifade edildiğini,

Davalı ...şirketinin 02.12.2011 tarihinde faaliyete başladığı göz önüne

alındığında, davacının organize bir faaliyet olarak nitelediği işçilerin davacı şirketten

ayartılarak ayrılmaları sürecinin 11 yıl 3 ay gibi zaman diliminde gerçekleşmiş olması

gerektiğini ve böylesi uzun bir süreçte işçilerin organize olduğundan yahut

ayartıldığından söz etmenin mümkün olamayacağını,

Kabul anlamına gelmemek üzere, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasının TTK 60.

Maddesinin açık hükmü gereğince zamanaşımına uğradığını,

Müvekkillerinin diğer davalı ...şirketinin haksız rekabetine katkıda bulundukları

ve böylece davacının zarara uğradığı iddiasının somut hiçbir delile dayanmayan

tamamıyla soyut iddialardan ibaret olduğunu,

Davacı şirketin mesnetsiz haksız rekabet iddiasını, yalnızca ... (önceki ismi

Olmypus) firmasının aralarındaki münhasır olmayan satıcılık sözleşmesinin(davacının

performansından memnun olmaması nedeniyle) feshetmesine dayandırdığını,

Diğer davalı ...şirketinin cevap dilekçesinin II/2 maddesinde de ayrıntıları ile

belirtildiği gibi müvekkillerinden bazılarının davacı işyerinden ayrılmadan çok önce

davalı ...şirketinin, dava dışı ... firması ile satıcılık sözleşmesini imzaladığını,

Davalı ...şirketinin, 08.08.2022 tarihli sözleşme ile ... firmasının RVI

(Videoskop) ürün gamında Türkiye satış temsilcisi olarak yetkilendirildiği ve o tarihte

davalı ...şirketinde çalışan müvekkili .... .... ... ve logosunu kullanmasının

son derece doğal olduğunu,

... RVI (Videoskop) ürünlerinin, uçak sanayisinde kullanılan, tamamı çok büyük,

kurumsal ve herkes tarafından bilenen en fazla 30 müşteriye pazarlanan ürünler

olduğunu,

Dava dışı ... firmasının, satılan her ürünün nihai kullanıcısının (end user) kim

olduğunu gösteren yazılı beyanın kendisine verilmesini istediğinden, Türkiye'de hangi

ürününün hangi müşteriye satıldığını bildiğini,

Aynı zamanda Firmanın Türkiye'deki tüm müşteri listesine sahip olduğunu ve müşteri

listesini yeni satıcılarına bizzat kendisinin verdiğini,

Dünyaca ünlü ve çok büyük bir üretici olan ... (Olympus) firmasının tüm dünyada

ve Türkiye'de de geçerli olacak satış sırrını, stratejisini, know-how’ını kendisinin

belirlediğini ve satıcıların tamamının buna uymakla yükümlü olacağını,

Bu nedenle davacının yegane dayanağı olan ... ürünlerine ilişkin, satış sırrı,

müşteri listesi, satış fiyatı ve en önemlisi know-how'ından söz edilemeyeceği için

müvekkillerinin bunları diğer davalı şirkete aktarmasının da mümkün olmadığını,

Müvekkillerinin, davacı şirket tarafından yetiştirildiği, kendilerine ücretli eğitimler

verildiği, meslekteki tüm bilgi ve deneyimini davacı şirkette edindiği iddialarının da

gerçek olmadığını,

Müvekkillerden.... .... .... i ve diğer 9 müvekkilinin ise

yüksek öğrenim mezunu olması sebebiyle teknolojik ürünlerin satış ve servisi işinde

davacı şirketten önce de tecrübe sahibi, eğitimli kişiler olduğunu,

Davalılardan yalnızca.... .... ... ün dava dışı

... firması tarafından eğitilmek üzere yurt dışına gönderildiğini ve bu eğitimler için

davacının yurt dışı konaklama ve ulaşım masrafları dışında herhangi bir ödeme

yapmadığını,

Müvekkillerinin davacı şirkette yaşadıkları olumsuz çalışma şartları nedeniyle istifa

ettiklerini, istifa sürecinde de mobbingle karşılaştıklarını ve kendi istekleri ile diğer

davalı şirkete başvurduklarını,

savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.

DELİLER VE GEREKÇE

Dava, " Davacının davalıların haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiği eylemlerine dayanarak, davalı işçiler ve davalı şirketten fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili " istemine ilişkindir. Talep, cevaplar, SGK kayıtları, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabı, eğitim belgeleri, işe giriş çıkış bildirgeleri, maaş bordroları, ticari defterler, tanık beyanları, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 10/10/2024 tarihli rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Talimat yolu ile dinlenen davalı ...şirketi tanığı Eyüp Özgür duruşmada "Ben 15 Şubat 2011 yılında davalı Tekafos.... Ltd.

Şti. kurucularından biriyim, davacı şirkette 2003/2011 yılının ocak ayına kadar çalıştım, davacı Medikal cihazlara yönelik ithalat işlemi yapmaktadır, bu ürünleri de yurt içinde ki şirketlere satmaktadır, davalı şirkette gıda ürünlerine yönelik analiz cihazlarının onarımını ve bunlara yönelik uygulama eğitimi veren bir şirkettir, diğer işçilerin işten nasıl ayrıldıklarına ilişkin bir bilgim yoktur, ancak kendim çalıştığım dönemde son 2 yılımda şirkette çok fazla huzursuzluk yaşadık ve davacı şirket tarafından bana taahhütname imzalamamı söylediler,

bu taahhütname içerisinde eğer onların izni olmadan mail atıp dışırı bilgi sızdırırsam 500.000 EURO ödeyeceğim yazıyordu, bende bunu kabul etmedim ve bu sebeple de işten çıkarıldım, davalı şirket tarafından, diğer davalı işçilerin işten ayrılmasına yönelik herhangi bir faaliyette bulunmamıştır, herhangi bir yönlendirmesi de olmamıştır, davacı şirket her ne kadar diğer davalı işçilerin kendi şirketine yönelik bilgileri ve müşterileri davalı şirkette kullandığını ileri sürmüş ise de;

davalı şirket ile davacı şirket hiçbir zaman aynı alanda faaliyet göstermemiştir, ortak noktada da buluşmamışlardır, diğer davalı işçilerin işten nasıl ayrıldıklarına yönelik herhangi bir bilgim yoktur, benim zamanımda yani 2011 yılında davacı şirkette çalışan sayısı 248 iken şuanda 100'ün altında olduğunu duydum, bunun sebebi de davacı şirkette çalışan işçilerin huzursuzluk yaşamalarından dolayı orada çalışmak istememelerinden kaynaklıdır. davalı şirkette çalışmaya başlayan bir kısım işçileri yurt dışında birden fazla kez eğitime gönderdik, bunun sebebi zaten cihazların onarımına ve kullanımına yönelik olduğu içindir,

diğer davalı işçilerin davacı şirketten ne zaman istifa ettiklerini bilmiyorum, bizim iş yerinde çalışmaya başlama tarihleri de SGK kayıtlarında ortaya çıkacaktır, diğer davalı işçiler bizim bünyemizde çalışmaya başladıklarında bizde daha önce aynı koşullardan geçtiğimiz için onların nasıl huzurlu olabileceğini bildiğimiz için ona göre bir ücret veriyorduk, bu ücrette davacı şirketin verdiği ücretten daha yüksektir " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Talimat yolu ile dinlenen davalı ...şirketi tanığı ... duruşmada " Ben davalı şirkette çalışmaktayım aynı zamanda kurucu ortağıyım, davalı şirket gıda, tarım, tahıl ve diğer endüstriyel sektörlerde kalite kontrol cihazı satışı ve satış sonrası kontrol bakım hizmeti vermektedir, davacı şirkette 2002/2011 yıllarında çalıştım, davacı şirketin faaliyet alanı tıbbi cihaz satışı ve satış sonrası hizmet vermektedir, davacı şirkette çalışırken 2010 yılının ortasında aramızda yapılan sözleşmeye ek bir madde eklenerek taahhütname istendi bizden bu taahhütname de belirsiz muallek ifadeler vardı,

ihlal sonucunda yaklaşık 500.000 EURO bedelin ödenmesi öngörülüyordu, ihlal olarak gösterilen şeyde bizim kullandığımız müşteri takip programı vardı, buradaki bilgilerin herhangi bir şekilde dışarı sızdırılması halinde bu bedeli ödememiz yazıyordu ancak bu takip programının davacı tarafından nasıl korunacağına dair hiçbir önlem alınmamıştı, benim gibi diğer çalışan arkadaşlarımda bunu kabul etmediği için işten çıkarıldık, davacı şirket sektörde çalışan işçilerine huzursuzluk veren bir şirket olarak bilinir, çalışma ortamı genelde kaoustur, bu yüzden orda çalışanlar genelde sektörde farklı işyerlerine yönelim eğilimindedirler,

davalı işçiler her ne kadar bizim şirkette çalışmaya başlamışlar ise de; davacı şirketin bilgilerini ve müşteri çevresini bizim şirkette kullanmamışlardır, biz işçilerimize ücretten daha çok çalışma ortamında huzur yaratmaya çalışıyoruz, ücretleri ülkemizde yaşanan enflasyona uygun olarak vermeye çalışmaktayız ve davacı şirketle hemen hemen aynı ücret veriyoruz, çalışan işçilerimizi çalıştıkları sektörlere göre ilgili bölümlere ve uğraştıkları cihazlara yönelik eğitimlere gönderiyoruz, zaten davacı şirketle aynı iş konusunda faaliyet göstermiyoruz, bizim faaliyet alanımız farklıdır,

tabi ki aynı müşteriye farklı ürün dallarından müşteriye satışımız olmuş olabilir, davacı firma ile herhangi bir kamu ihalesi ile özel ihale de veya özel bir sektördeki herhangi bir işe teklif verdiğimiz yoktur, davalı işçiler davacı şirketten ne zaman ayrılıp davalı şirkette ne zaman işe başladığı hususunda bir bilgim yoktur, SGK kayıtlarında ortaya çıkacaktı " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Talimat yolu ile dinlenen davalı ...şirketi tanığı İbrahim Ulu duruşmada " Ben davalı şirkette 2012 yılından itibaren halen çalışmaktayım, davalı şirketin faaliyet konusu gıda analiz cihazlarının ithalatını yapıp satışını yapmaktayız, davacı firmanın faaliyet konusu ise onlar sağlık sektöründe faaliyet göstermektedir ve onlarda sağlık sektörüne yönelik cihazların ithalatını yapıp satışını yapmaktadır, davalı kişiler davalı işyerinde müdür konumunda çalışan kişilerde vardır, ayrıca sahada satış personeli olarak çalışan kişilerde vardır, davalıların davacı şirkette hangi konumda ve pozisyonda çalıştıklarını bilmiyorum,

davalı kişiler davacı şirkette elde ettikleri herhangi bir bilgi ve müşteriye bizimle paylaşmadılar ancak davalılardan çoğu sahada çalıştıkları için sektördeki çoğu firmaya dokunmaları gerekir, bu nedenle davacı ile çalışmış olan müşteri ile de görüşme söz konusu olmuştur, davalılar aynı tarihte davalı şirkette işe başlamamıştır, hangi tarihte işe başladıklarını tam olarak hatırlamıyorum, ... firması ...görüntüleme cihazını üreten ve satan firmadır, bu firma davacı şirkete münhasır yetki vermemiştir, münhasır yetki vermediği için davacı dışında diğer şirketlere de satış yapabilir,

ayrıca belirtmek gerekirki davacı şirket tıbbi cihazlar satın alırken bizim şirket endüstri alanındaki cihazları satın almaktadır, davalılar davalı işyerinde çalışmaya başladıktan sonra tabi ki şirketin elde ettiği kar artacak ancak enflasyonist ortamda kar marjınız düşer, davalılar elbetteki kendi sektöründe davacı şirketin alanı dışında yeni müşteriler şirketimizi kazandırmıştır, davalı kişilerin davalı şirkette çalışmalarına yönelik şirket tarafından herhangi bir menfaat önerilmemiştir, " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Mahkememizce dinlenen davalı gerçek kişilerin tanıklarından;

Tanık Akın Akar duruşmada" Davalılar ile akrabalığım yoktur hepsi mesai arkadaşlarımdı olur şu an özel sektörde çalışıyorum davalı gerçek kişiler ile davacı şirket bünyesinde 2016 yılı Haziran ayından 2021 yılı Aralık ayına kadar birlikte çalışmıştık davalı gerçek kişiler mobing nedeniyle davacı şirketten ayrıldılar hepsi farklı tarihlerde ayrılmıştı tarihlerini bilemiyorum ayrılmamalar 2-2,5 yıllık bir süreçte olmuştur ben davalı şirkette hiç çalışmadım ancak ismen biliyorum davacı ve davalı şirket medikal sektöründe hizmet vermektedir hastanelere tıbbi kurumlara tıbbi cihazların satışını ihale usulü yada direkt olarak

gerçekleştirmektedirler çoğunlukla ithalat cihazları satışını yapmaktadırlar davacı şirketin satışlarının hemen hemen hepsi ithal cihazlardan oluşmaktadır davalı gerçek kişilerin bir kısmı eğitim amacıyla davacı şirkette çalışırken yurtdışına gönderilmiştir yurtdışına gönderilmeyenlerde kendi bölüm ve birimine uygun şekilde birim içinde eğitim almışlardı davalı gerçek kişiler davacı şirket bünyesinde çalışırken mecburen müşteri ve şirketi bilgilerine vakıflardı her biri farklı birimlerde çalışıyorlardı ancak aynı birimde çalışanlarda vardı davalı gerçek kişiler davacı şirketten ayrıldıktan sonra bir kısmı hemen davalı şirkete bir kısmı da

bir süre boşta kaldıktan sonra işe başlamıştır tam tarihleri bilmiyorum davacı ve davalı şirketler aynı faaliyet alanında aynı müşterilere hitap ettikleri için sektörel anlamda davalılar davacı şirketten ayrıldıktan sonra yeni bir iş arayışı anlamında maaş mevcut şartlar anlamında bir değerlendirme yaparak davalı şirkete geçmişlerdir ben davalı gerçek kişilerin davalı şirkete geçmesi anlamında davalı şirketten onlara vaadedilen parasal ya da başka bir neden anlamında girişim olduğunu bilmiyordum. ...şirketinde çalışmaya başlayan davalılardan bir kısmı daha yüksek bir kısmı ise daha düşük maaş ile çalışmaya başlamıştı.

Davacı şirkette çalışanlar kimse kimsenin maaşını ve aldıkları pirimleri bilmezlerdi ve bu durumdan şikayetçilerdi aldıkları ücretlerin piyasa şartlarına göre düşük olduğundan yakınırlardı.

Müdürler daha mobing anlamında üst perdeden konuşurlardı satış baskısı vardı bazı arkadaşlarımızı bir kaç hafta şirkette göremezdik satış için devamlı şehir dışına giderlerdi benim çalıştığım dönemde davacı şirkette çok fazla sayıda sirkülasyon oldu işten çıkanlar ve çıkarılanlar oldu ben çıkarıldım yerine yenileri gelmişti davalılardan Neriman Hanım emekli olup ayrılmıştı kendisi ayrılanlarda vardı bildiğim kadarıyla davalılardan davacı şirketin işten çıkardığı kişiler yoktu yurtdışı eğitim masraflarını kimin karşıladığı konusunda bir bilgim yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık Serkan Kuşçu duruşmada "Davalı gerçek kişiler ile akrabalığım yoktur ancak hepsini hepsini tanırım 2012-2017 yılları arasında davacı şirkette çalışmıştım davalıları bu dönemde tanıdım birlikte çalıştık Neriman Hanım ile aynı birimdeydik diğer kişiler farklı birimlerindeydi ama aynı çalışma ortamında çalışıyorduk gerek benim dönemimde gerekse genel olarak çalışma koşullarının ağırlaşması nedeniyle iş anlamında değişiklikler olmaktadır davalıların davacı şirketten iş koşulları ağırlaştığından dolayı ayrıldılar sürekli bir satış baskısı vardı mobing ve ücret düşüklüğü de söz konusuydu süreç içerisinde davalılar davacı şirketten ayrıldılar

tam ayrılma tarihlerini bilemiyorum 1 yıllık bir zaman zarfında davacı şirketten ayrılmalar gerçekleşti davalı şirketin kendisi bünyesinde çalışmaya başlayan davalı işçileri bu yönde bir vaatleri olmamıştır davacı ve davalı şirket endüstriyel laboratuar sistemleri anlamında aynı alanda faaliyet göstermektedir davalıların davacı şirkette çalışırken müşteri ve şirket bilgilerine ulaşmaları mümkün değildir ekran görüntüsü bile alsalar sistemden tespit edilebiliyordu davalı şirkette çalışan davalıların daha yüksek ücrette çalıştıklarını biliyorum ancak miktarını bilmiyorum benim davacı şirkette çalıştığım dönemde şirketin çalışma koşullarındaki

olumsuzluklar nedeniyle bazen işçiler kendileri bazen de davacı şirketin çıkarması ile işten ayrılıyorlardı yeni personel alınıyordu yani bir sirkülasyon durumu söz konusuydu benim çalıştığım zamanda davacı şirkette eğitim verilmiyordu ben bizzat eğitim veren bir kişi olarak yeni personelin eğitilmesi konusuda davacı şirketten talepte bulunuyordum senede bir kez ,

1 ya da 2 kişi yurtdışındaki firmaların talebi üzerine eğitim masrafları yurdışı firmalar tarafından karşılanmak suretiyle eğitim için yurtdışına gönderiliyordu davalı işçilerin davalı şirketin kendilerinin geçtiğini biliyorum davacı şirkette benim çalıştığım dönemde mesai saatleri çok fazla esnetiliyordu örneğin ben gece 02:30'da şehirdışından evime geliyordum aynı gün sabah 07:30'da mesaide olmam söyleniyordu alacağımız pirimlerin tutarını önceden bilemiyorduk neye göre hesaplama yapıldığını da bilmiyorduk ayrıca pirimlerimiz zamanında yatmazdı her birimde çalışan personelin maaşları farklıydı şirketi politikası gereği birbirimizin

maaşlarını da bilmezdik Müşteri bilgileri sistemde telefon numarası ve adres olarak geçiyordu sistem üzerinden aldığımız bilgiler ile müşterilere ulaşıp burdan iletişime geçip akabinde üst amirlerimiz ve müdürlerimizden fiyat alıp satış diyaloğunu oluşturuyorduk diğer zamanda satış yapılacak şirketlere ait bilgiler internet üzerinden isimleri yazıldığından çıkan bilgilerdir harici bilgilere ulaşmamız mümkün değildir.

Benim ayrıldığım zaman zarfında davalıların yarısı ile birlikte çalışıyorduk ben davacı şirketten ayrıldıktan sonra da diğer davalılar ile aynı sektörde çalıştığımız için arkadaşlık anlamında diyaloğumuz vardı.

Öncelikle satış baskısına istinaden üzerimize fazladan yük bildiriliyordu bunun haricinde sürekli başarısız olduğumuz ve daha çok çalışmamız gerektiği konusunda baskılar vardı ben işten ayrılmadan önce en başarılı satış temsilcisi seçilip, 4 ay sonra başarısız olduğum gerekçesiyle savunmam istenilerek 1 ay sonrasında da işten çıkarılmıştım kurumsal bir şirket görüntüsünden ziyade faaliyetlerde aksamalar olup yer yer şirket genel müdürleri ile müdürler ve personeller herkesin içinde hakaret içeren konuşmalar geçmekteydi " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık Fatih Eren duruşmada " Davalılardan ... .... ... isimli kişileri tanırım beraber çalışmıştık davalıların hiçbiri ile akrabalığım yoktur davacı firmada 2000-2019 yılları arasında birlikte çalışmıştık diğer davalıları tanımam tanıdığım ve ismini söylediğim kişilere ilişkin olarak çalışma ortamından memnun olmadıkları huzursuz oldukları için benden sonra davacı şirketten ayrılmışlar verilen pirimlerin gününde ödememesi hangi pirimin ne zaman ödeneceği konusunda bilgi verilmemesi maaşlar kişiye göre olmakla birlikte piyasaya göre düşüktü zam oranları da piyasa artışının altındaydı yöneticiler her zaman üst perdeden konuşurlardı ben

yurtdışı eğitimi almadım ancak şirket içinde eğitim verilirdi idari amirleri kendi personellerini eğitim veriyordu zaten çalışanlar eğitimli kişilerdi yurtdışına 1 kişi gönderilip döndükten sonra şirket içinde eğitim verirdi yurtdışı eğitim masrafını kimin karşıladığını bilmiyorum davacı şirket ve davalı şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterip göstermediği konusunda bir bilgim yoktur müşteri bilgilerini vakıf olmadan satış yapmak mümkün değildir benim bildiğim kadarıyla adını saydığım kişiler istifa ederek davacı şirketten ayrıldılar Neriman hanım emekli olmuştu ayrılma nedenleri ekonomik olarak düşük gelir almaları ve uğradıkları

mobbingden kaynaklanıyordu hayatın olağan akışı anlamında özel sektör koşulları da dikkate alınırsa daha iyi koşullarda çalışma ortamı sunan bir şirket çalışan için daha caziptir ben davalı şirketin kendi bünyesine geçen davalı işçileri bu yönde bir vaadi ya da yönlendirmesi olup olmadığı konusunda bir şey duymadım teklifler zaten kişiye özel yapılır davacı şirkette çalıştığım dönemde özel sektörün gereği işten çıkarmalar ve ayrılmalar olurdu yıl sonunda ayrılanların ya da çıkarılanların yerine biri gelirdi davacı şirkette sirkülasyon sürekli olurdu SGK kayıtlarında da zaten anlaşılabilir ismini saydığım kişilerin davacı şirketten ayrıldığı

tarihleri bilemiyorum bu süreçlere ilişkinde bilgim yoktur şu anda başka bir sektörde çalışıyorum 2019 yılından beri genetik sektöründe çalışıyorum mesai saatlerini tam hatırlamıyorum seyahatler dışında mesai saatlerini hatırlamıyorum ancak normal mesai diye hatırlıyorum şehir dışı durumunda mesai durumu tamamen değişir.Cihazlar satıldığında hangi müşteriye gittiği ve satış anlamında müşteri iletişim bilgilerine benim çalıştığım dönemde, herkes ulaşabiliyordu.

Davacının kendine ait bir yazılım programı vardı müşteri bilgilerine hem bu yazılım üzerinden hemde Google'dan tüm personel ulaşa biliyordu. Davacı şirketin müşteri bilgilerinin olduğu yazılım programında müşteri bilgilerine benim gibi teknik serviste çalışan personel haricinde satışta çalışan her personel ulaşabiliyordu " şeklinde beyanda bulunmuştur.

10/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;

davacı şirketin davalı şirketin fiillerinin TTK’nın 55 maddesi uyarınca haksız

rekabet teşkil ettiği yönündeki iddiasını ispat edemediği,

davacı şirketin diğer davalıların fiillerinin TTK 55’nın maddesi uyarınca haksız

rekabet teşkil ettiği yönündeki iddiasının somut delillere dayanmadığı,

davacı şirketin TTK’nın 56 maddesi uyarınca maddi tazminat talep etme şartlarının

oluşmadığı,

görüş ve kanaatine varılmıştır.

Yukarıda içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan 10/10/2024 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacının koşulları oluşmayan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş yine bu bağlamda manevi tazminat davasının da şartlarından biri olan davalıların fiilerinin haksız rekabet teşkil etmesi gerektiği bir başka deyişle davalıların hukuka aykırı eylemlerinin olması koşulu bakımından da somut olayda bu şartın gerçekleşmediği ciheti ile davacının manevi tazminat isteminin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,

2-A) Maddi tazminat talebi bakımından alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 3.432,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.004,98 TL harcın davacıya iadesine,

B) Maddi tazminat talebi bakımından davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

3-A) Manevi tazminat talebi bakımından alınması gerekli 427,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

B) Manevi tazminat talebi bakımından davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. Maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

6-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/11/2024

E-imza E-imza

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/465, K. 2024/790, 15 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Yargılama Yetkisini Kullanan Mahkememizce Verilen Karar
  5. Esas No
  6. Karar No : 2024/790
  7. Dava
  8. Dava Tarihi : 05/07/2023
  9. Karar Tarihi : 15/11/2024
  10. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 25/11/2024
  11. Dava
  12. Cevap
  13. Deliler Ve Gerekçe
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/465
Karar No
2024/790
Tarih
15 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/466 K.2024/803
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/466 K.2024/751
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/466 K.2024/894
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/467 K.2024/847
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/468 K.2024/1087
  • Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/468 K.2024/811

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.