İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/388 K.2023/556

... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/388Karar2023/556Tarih22 Aralık 2023Okuma20 dk · 3.965 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
22 Aralık 2023
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2022/388 Esas - 2023/556
Esas no
2022/388 Esas
Karar no
2023/556
Hakim
...
Katip
...
Davacı
...
Vekili
Av. ...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.965 kelime·20 dk okuma·8 bölüm

... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA

Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)

DAVA TARİHİ : 17/10/2022

KARAR TARİHİ : 22/12/2023

YAZIM TARİHİ : 25/12/2023

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili 17/10/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili... ŞİRKETİ tarafından, davalı ... SAN. TİC.

A.Ş.’nin ... numaralı “... ...” ibareli başvurusunun müracaatına müvekkiline ait tescilli “...” ibareli markalara istinaden itiraz edildiğini, bu itirazın reddedildiğini ve bunun üzerine müvekkili tarafından ... nezdinde itiraz edildiğini, ... ’nun 17.08.2022 tarihli ve ... sayılı kararı ile itirazlarının reddine karar verildiğini, iş bu kararın usul ve yasaya aykırı olup iptalinin gerektiğini, zira;

müvekkilinin 2000 yılında pet şişe ve kavanoz üretimiyle ticari hayatına başlayarak 2003 yılında ... üretimine başladığını, şu anda su preformu, meşrubat preformu ve bitkisel yağ preformu olan ana ürünlerinin yanı sıra farklı ebatlarda pet şişe üretimi yaptığını, müvekkiline ait ... nolu “...” ibareli markanın 21. Sınıfta, ...nolu “...” ibareli markanın 01, 16, 17, 20, 21 ve 35. Sınıfta, ... nolu “...” ibareli markanın 20, 21 ve 35. Sınıfta tescilli olduğunu, dava konusu ... numaralı "... ..." ibareli marka başvurusunun 01, 16, 40. sınıflar için yapıldığını,

sayısal olarak nice sınıfların farklı gibi göründüğü hallerde dahi emtiaların ve hizmetlerin çakışmasının, alt sınıfta benzeşmesinin mümkün olup bu halde de mal ve hizmetlerin benzerliğinin ortaya çıkabildiğini, somut olayda da aynı olan nice sınıfının haricindeki sınıflar açısından benzeşmenin olduğunu, müvekkiline ait “...” markaları ile itiraza konu “... ...” markasının görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu ve bu benzerliğin her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandırdığını,

dava konusu marka ibaresinde müvekkilinin markası olan “...” ibaresinin sonuna yan unsur olacak şekilde “...” ibaresi eklenerek farklılık yaratılmaya çalışıldığını, buradaki “...” kelimesinin pul, granül anlamına gelmekte olup ürün/hizmet/vasıf teşkil ettiğini, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığını ve bu ibarenin esas ve ayırt edici unsur olduğunu, “...” ibaresindeki “K” harfinin aynı okunuştaki “C” harfi ile ve “A” harfinin “O” harfi ile değiştirildiğini, ancak kullanılan bu harflerin görsel olarak birbirlerine çok benzediğini, bu markaların işitsel olarak da farklılık içermediğini,

dolayısıyla dava konusu markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, Kurum kararında kullanım ispatının sağlanamadığından bahsedilmişse de bu tespitin hatalı olduğunu, zira kendilerince sunulan ve davalı kurum uhdesinde bulunan kullanım beyanı dilekçesi içeriği ve eklerinde yer alan görsel ve diğer belgelerden bahse konu markanın müvekkili tarafından uzun yıllardır aktif olarak kullanıldığının açıkça görüldüğünü, tüketici nezdinde “... ...” ibaresinin müvekkilinin bir alt veya yan markası olarak algılanacak ve markalar arasında irtibat algısı oluşacak mahiyette olduğunu,

bu markanın tescil edilmesi halinde müvekkiline ait markanın itibarının zarara uğrayacağını, davalı firmanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, müvekkiline ait ... markasının dikkat çekici yazılış ve okunuş bakımından ve ayrıca uzun yıllardan beri kullanılmakta olması ve tanınmışlık kazanmış olması itibariyle de yüksek bir ayırt edici özelliğe sahip olduğunu, davalının birçok seçenek arasından kötü niyetli olarak ... ... ibaresini kullanmak istediğini iddia ederek 17.08.2022 tarihli ve ... sayılı ... kararının iptaline ve ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili 01/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından yapılan incelemede başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında işitsel olarak kısmi bir benzerlik bulunduğu sonucuna varıldığını, ancak benzerlik tespitinde diğer kriter olan mal/hizmet incelemesinde itiraza mesnet ..., ... sayılı markaların başvuru konusu marka ile aynı/benzer mal ve hizmetleri ihtiva etmediğinin tespit edildiğini, itiraza mesnet ... sayılı marka için ise başvuru konusu marka sahibi tarafından kullanım ispatı talep edildiğini,

ancak anılan markanın belirtilen mal ve hizmetlerde kullanımını kanıtlar nitelikte yeterli delil sunulmadığını, bu nedenle SMK m.6/1 kapsamında benzerlik incelemesinde değerlendirmeye alınmadığını, davacının diğer davalının kötü niyetli olduğu yönündeki iddialarının yersiz olduğunu, zira davaya konu markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılmadığını, davacı tarafından davalının başvurusunun SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunun ispat edilemediğini,

dolayısıyla verilen kurum kararının yerinde olduğunu iddia ederek; davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... SAN. TİC. A.Ş. vekili 21/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili ...

SANATİ VE TİCARET A.Ş.’ye ait “... ...” markasına davacı tarafından itiraz edildiğini ve bu itirazın reddedildiğini, ... tarafından verilen kararın yerinde olduğunu, zira: davacı tarafın itiraza gerekçe markalarından yalnızca birisinin müvekkilinin markası ile ortak olarak 1 ve 16. sınıflarda tescilli olduğunu, davacı tarafın bu markayla son 5 yıllık dönemde faal olduğunu gösterir delil sunmadığını, davacı ile müvekkilinin farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini;

davacının ... üretimi gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ise pet ... üretimi gerçekleştirdiğini, dolayısıyla rakip olma gibi bir durumlarının bulunmadığını, piyasa algısı, hedef tüketiciler, benzer ihtiyaçları karşılama, birbiriyle ikame edilebilme ve rekabet olasılığı, kullanım amacı, birbirini tamamlama, ortak dağıtım kanalları ve kullanım yöntemleri gibi etmenler göz önünde bulundurulduğunda markalar arasında mal ve hizmet benzerliğinin olmadığını, dava konusu markaların logolarının birbirine benzemediğini, davacının kötü niyete ilişkin iddialarını kabul etmediklerini,

mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK

Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, gerek marka işlem dosyasında gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,

06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İşlem dosyasının tetkikinde.

Davalı şirketin 06.11.2020 tarihinde "...+... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.03.2021 tarih ve 368 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 11.05.2021 tarihinde ...... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 22.06.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü,

davacı yanın 13.09.2021 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 17.01.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 17.02.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu marka 15.12.2022 tarihinde tescil edilmiştir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.

Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.

Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.

Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.

Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.

Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.

Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.

Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.

Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.

Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

İlk olarak; gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.

Davaya konu ... numaralı markanın başvuru tarihi olan 06.11.2020 itibariyle, kullanımının ispatlanması talep edilmiş olan ... numaralı itiraz gerekçesi markanın Türkiye’de neredeyse sekiz yıldır, ... numaralı itiraz gerekçesi markanın da on sekiz yıldan uzun süredir tescilli olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davalı tarafından sunulan kullanım ispatı talebi hukuka uygundur.

İş bu kullanım ispatı talebini içerir karşı görüş dilekçesi, itiraz sahibi/davacı tarafa 11.08.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, itiraz sahibi/davacı tarafından bir aylık yasal süre içerisinde (11.09.2021 gününün resmî tatile denk gelmesi sebebiyle) 13.09.2021 tarihinde ... numaralı Marka Kullanım İspatı Sunma formu ve aynı tarihli ... numaralı Ek Belge Sunma formu ile birtakım deliller sunulmuştur.

Yukarıdaki bilgiler ışığında, davacı/itiraz sahibi tarafından sunulan deliller aşağıda incelenecektir:

30/12/2013 tarihli bir adet fatura: Belirlenen tarih aralığı dışında olup, dikkate alınmaması gerekmektedir.

08/12/2014 tarihli bir adet fatura: Belirlenen tarih aralığı dışında olup, dikkate alınmaması gerekmektedir.

12/12/2015 tarihli bir adet fatura: Toplamda 221.568 adet ürün (...) satışını göstermektedir.

20/12/2016 tarihli bir adet fatura: Toplamda 445.632 adet ürün (...) satışını göstermektedir.

25/09/2017 tarihli bir adet fatura: Toplamda 798.912 adet ürün (...) satışını göstermektedir.

22/10/2018 tarihli bir adet fatura: Toplamda 585.312 adet ürün (...) satışını göstermektedir.

20/11/2019 tarihli bir adet fatura: Toplamda 726.816 adet ürün (...) satışını göstermektedir.

30/11/2020 tarihli bir adet fatura: Belirlenen tarih aralığı dışında olup, dikkate alınmaması gerekmektedir.

15/08/2021 tarihli bir adet fatura: Belirlenen tarih aralığı dışında olup, dikkate alınmaması gerekmektedir.

İki adet ürün ambalaj görseli: Tarih bilgisi yer almadığından dikkate alınmaması gerekmektedir.

Öncelikle, 2013 tarihli faturanın “... PET ÜRÜNLERİ LTD.ŞTİ.” tarafından, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 tarihli faturaların “... .SAN.TİC.LTD.ŞTİ.” tarafından, 2019, 2020 ve 2021 tarihli faturaların ise “... AMBALAJ SAN.VE TİC.A.Ş.” tarafından düzenlendiği görülmektedir.

Türk Ticaret Sicil Gazetesi ve Mersis üzerinden yapılan incelemede, “... PET ÜRÜNLERİ LTD.ŞTİ.” ve “... .SAN.TİC.LTD.ŞTİ.” unvanlarının davacı şirketin ilgili fatura tarihlerine tekabül eden eski ticaret unvanları olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, kullanım ispatı amacıyla sunulan tüm faturaların davacı şirket tarafından düzenlendiği kanaatine varılmıştır.

Kullanımın ispat edilmesi gereken tarih aralığına ait olan 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 tarihli faturalar incelendiğinde, davacı şirketin “...” satışı yaptığı ve yapılan satışların tutarları ile ürün miktarları göz önünde bulundurulduğunda, bu satışların ciddi kullanım olarak değerlendirilebileceği tespit edilmiştir.

Bu noktada, kullanımı ispat edilen “...” emtiasının niteliği konusunda açıklama yapmak gerekmektedir. ... (...) şişenin şişmeden önceki hali olan bir yarı mamul (...) olduğu anlaşılmıştır. “PET şişe üretiminde, tek aşamalı ve çift aşamalı olmak üzere iki yöntem kullanılmaktadır. Tek aşamalı yöntemde şişe enjeksiyon makinelerinde önceden üretilmiş bulunan “...”lardan şişirilerek elde edilirken; çift aşamalı yöntemde granülden önce ... sonra şişe yapmak suretiyle imal edilir.” ... )

Yukarıdaki bilgiler ışığında, davacının satışa sunduğu “...” emtiasının, hammaddesi plastik olan bir çeşit yarı işlenmiş mamul olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ..., 17. sınıf altındaki yarı mamul niteliğindeki plastik ürünler kapsamında değerlendirilmektedir.

Böylece davacı tarafından sunulan delillerin, kullanım ispatına konu markaların tescilli olduğu 35. Sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” kapsamında spesifik olarak 17. sınıfa dahil “...” emtiasının toptan satışına yönelik hizmetler bakımından markanın ciddi biçimde kullanıldığını ispat etmek için yeterli olduğu düşünülmektedir.

Davacının itiraza mesnet gösterilen markalarından kullanım ispatına tabi olmayan ... numaralı marka, 21. Sınıf bakımından tescillidir. İş bu marka kapsamındaki mallar ile dava konusu markanın kapsadığı mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, davacının kullanım ispatına tabi olan “...” ibareli markalarını yalnızca yarı mamul niteliğindeki “...” ürünlerinin toptan satışı hizmeti bakımından kullandığı tespit edilmiş olup, mal ve hizmet benzerliğine yönelik değerlendirmeler bu kapsamda yapılacaktır. Kullanımı ispat edilen “...” malları ile dava konusu markanın kapsadığı mal ve hizmetler arasında doğrudan bir çakışma bulunmayıp, bu mal ve hizmetler aynı veya aynı tür olarak değerlendirilemeyecektir.

Dava konusu markada yer alan 1. sınıf “İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler” hammadde niteliğinde mallar olup, birçok sektörde yarı mamul ve mamul malların üretiminde kullanılmaktadır. Dolayısıyla, her ne kadar ... üretiminde plastik hammaddesi kullanılıyor olsa da, bu malların doğası, kullanım amaçları, kullanım şekilleri, dağıtım kanalları, ticari kaynakları farklıdır ve bunlar birbirinin ikamesi ya da tamamlayıcısı niteliğinde değildir. Dolayısıyla, dava konusu markanın tescilli olduğu 1. sınıf emtialar ile benzerliğin söz konusu olmadığı düşünülmektedir.

Dava konusu markada yer alan 16. sınıf “Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri” ise, plastik hammaddeden üretilmiş mallar olup, birçok sektöre ait ürünlerin ambalajlanması aşamasında kullanılmaktadır. Dolayısıyla, hammaddesi ... ile aynı olmasına rağmen, bu malların da doğası, kullanım amaçları, kullanım şekilleri, dağıtım kanalları, ticari kaynakları farklıdır ve bunlar, ... ile birbirinin ikamesi ya da tamamlayıcısı niteliğindeki mallar değildir. İş bu sebeple, 16. sınıfa dahil emtiaların da ... satış hizmetleri ile benzer olmadığı düşünülmektedir.

Öte yandan, dava konusu markada 40. Sınıf altında yer alan “Plastik işleme hizmetleri” ile ... ürünlerinin satış hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu, ticari kaynaklarının da aynı olabileceği, dolayısıyla bu hizmetlerin benzer olduğu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, dava konusu markanın kapsamında yer alan 40. sınıf “Plastik işleme hizmetleri”nin davacının itiraza mesnet markalarının kullanımını ispat ettiği düşünülen mal ve hizmetlerle benzer/ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Somut olayda, dava konusu marka ile davacı markalarının kapsamında benzer olarak değerlendirilen hizmetler, 40. sınıfa dâhil plastik işleme hizmetleridir. Söz konusu hizmetlerin nitelikleri incelendiğinde, bu hizmetlerin genel anlamda halk kitlesine hitap eden hizmetler olmadığı, bu hizmetlerin ilgili tüketici kesiminin, plastik ürünleri işleyecek veya başka bir ürünün imalatında kullanacak profesyonel kişiler olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, ilgili tüketicilerin bu hizmetleri satın alırken nispeten dikkatli davranacağı kanaatine varılmıştır.

Davalının dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; bu işaretin “... ...” kelime unsurlarından ve ... unsurundan oluştuğu görülmektedir. İlk olarak, markada yer alan “...” kelimesi İngilizcede “pul/tanecik” anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla bu kelime unsurunun tamamlayıcı nitelikte olduğu ve çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı düşünülmektedir. Markada yer alan ... unsuru incelendiğinde ise, bir dünya figürünün çevresini saran geri dönüşüm işaretinden oluştuğu, dolayısıyla çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından düşük ayırt ediciliği bulunduğu görülmektedir. İş bu sebeple, davalıya ait markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğu sonucuna varılmıştır.

Davacı tarafa ait itiraza ve davaya mesnet markalar incelendiğinde; bunların “...” kelime unsurunu içerdiği, böylece, davacıya ait markaların asli unsurunun “...” kelime unsuru olduğu sonucuna varılmıştır.

Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan "Plastik işleme hizmetleri." ile davacıya ait ... sayılı markaların tescil kapsamlarında yer alan ve kullanımı ispatlanan hizmetlerin benzer olduğu,

dava konusu marka başvurusunun esaslı unsurunun "...", davacıya ait markaların esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarelerin görsel ve işitsel olarak müşterek harf ortaklığından kaynaklı benzer oldukları, kavramsal olarak farklı nesnelere çağrışım oluşturmadıkları, bu nedenle kavramsal olarak farklılaştıklarının söylenemeyeceği, buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin dahi daha sonra davaya konu markayı yukarıda belirtilen hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde,

bu markayı davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında "Plastik işleme hizmetleri." bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.

SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;

A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,

B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,

C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.

Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.

Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,

yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.

Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.

Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.

Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.

Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.

Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.

Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.

Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı tarafından sunulan delillerin, davacıya ait markaların tanınmışlık mertebesine ulaştığını ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.

Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.

Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.

Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)

Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "Plastik işleme hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

2-Dava konusu ... sayılı markanın "Plastik işleme hizmetleri." bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü gereği hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,

4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 189,15 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/3 olarak kabulüne,

8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 80,70 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 612,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.249,62 TL yargılama giderinin 1/3'ü olan 1.416,54 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 2.833,08 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

10-Davalı ... SAN. TİC. A.Ş. tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 2/3'ü olan 17,06 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... SAN. TİC. A.Ş.'ye verilmesine, kalan 8,54 TL'nin davalı ... SAN. TİC. A.Ş. üzerinde bırakılmasına,

11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,

Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/12/2023 Katip ... E-imza

Hakim ... · E-imza

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/388, K. 2023/556, 22 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Dava Tarihi : 17/10/2022
  5. Karar Tarihi : 22/12/2023
  6. Yazım Tarihi : 25/12/2023
  7. Gereği Düşünüldü
  8. Cevap
  9. Uyuşmazlık
  10. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/388
Karar No
2023/556
Tarih
22 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/388 K.2023/897
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/389 K.2023/510
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/389 K.2023/723
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/390 K.2023/1808
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/390 K.2023/907
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/391 K.2023/825

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.