İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/441 K.2024/50

Av. .... DAVALILAR : 1- ... 2- .... VEKİLİ : Av. ... ...

Esas2022/441Karar2024/50Tarih31 Ocak 2024Okuma15 dk · 3.010 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
31 Ocak 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2022/441 Esas - 2024/50
Esas no
2022/441 Esas
Karar no
2024/50
Hakim
....
Katip
...
Davacı
....
Vekilleri
Av. ....
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.010 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

Av. .... DAVALILAR : 1- ... 2- .... VEKİLİ : Av. ... ...

DAVA

Marka Hakkı İhlali - Haksız Rekabet

DAVA TARİHİ : 22/11/2022

KARAR TARİHİ : 31/01/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 17/02/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkı İhlali - Haksız Rekabet davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili 22/11/2022 tarihli dava ve 04/01/2023 tarihli replik dilekçelerinde özetle.

Müvekkilinin ticari faaliyetlerine endüstriyel dişli pompa ve vanaların ticareti ile başladığını, sonrasında yol yapım makineleri üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini ve bu alanda birçok öncü tasarım gerçekleştirerek markalaştığını, müvekkilinin 2014 yılında ... ibaresini marka olarak ... numara ile tescil ettirdiğini, bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, davalı şirketlerden .... 'un, 19 Haziran 2022 tarihinde yayınlanan "..." isimli programının 1:04:37 dakikasında ve devamında "..." ve "...." başlıkları eşliğinde, sunucu ve yorumcu tarafindan yol,

asfalt mıcır serici ihalelerinde büyük dolandırıcılıklar yapıldığının ve yolsuzlukların olduğunun söylendiğini, bu iddialar başka bir firmaya atfen söylenmiş olsa dahi yolsuzluk başlıkları ve yolsuzluk konusu konuşulurken arka planda ... yazılı müvekkili firmasının ve iş makinesinin fotoğrafının kullanıldığını, doğal olarak bu iddiaların müvekkiline yöneltildiği algısının oluştuğunu, bu durumun müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini, maddi ve manevi zarar meydana getirdiğini, davacı tarafın, davalı şirketlerden .... tarafından 19 Haziran 2022 tarihinde yayınlanan "..." isimli programda,

müvekkiline ait tescilli sınai hakkına tecavüz eder mahiyetteki ürünlerin ve fotoğrafların davalıya ait "...." internet sitesinde yayınlandığını, davalı eylemlerinin müvekkiline ait marka hakkına tecavüz ve müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin tüzel kişiliğinden kaynaklı haklarının ihlal edildiğini belirterek; davalıların, müvekkili markasından doğan haklara tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine,

tecavüz teşkil eden haberin internet sitesinden kaldırılmasına ve tecavüzün önlenmesi için davalıların elindeki belge ve verilerin imhasına, davalılar hakkında verilecek mahkeme kararının masrafları tecavüz eden davalılar tarafından karşılanarak ilgililere tebliğ edilmesi ve ülkemizdeki en yüksek tirajlı iki gazetede kamuya ilan yolu ile duyurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık olmak üzere 5.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 29/11/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; İş bu davada talep edilen 5.000,00 TL'lik maddi tazminat (yoksun kalınan kar) taleplerini 367.904,00 TL artırarak 372.904,00 TL'ye yükseltildiğini beyan etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili 21/12/2022 tarihli cevap ve 23/01/2023 tarihli düplik dilekçelerinde özetle.

Dava konusu programda davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek herhangi bir ifade, yorum ya da açıklamanın yer almadığını, söz konusu programda bazı iddiaların değerlendirildiğini, davacının tüzel kişiliğine suç isnat etme saikinin olmadığını, söz konusu programda gazeteci ... tarafından ....'nde asfalt ihaleleriyle ilgili bazı iddialarda bulunulduğunu, ancak bu iddiaların, davacı şirkete yönelik yapılmadığını, programda bahsedilen konuyla ilgili görsel kullanıldığını, dava konusu yapılan aracın kullanılmasının tek nedeninin bu olduğunu, konuk ...'ın iddialarının başkaca firmalarla alakalı olduğunu,

davacı şirketin ne adının anıldığını ne de ima edildiğini, dava konusu yapılan videoda davacının marka ismi dahi belli olmayan görüntü nedeniyle hukuki menfaati oluşmadığı gibi, maddi ve manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını, müvekkili ...

ŞİRKETİ'nde söz konusu videonun yapmış oldukları araştırmada yayınlanmadığını tespit ettiklerini, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini, basının görevinin toplumu uyarmak olduğunu, basın özgürlüğünün bulunduğunu, yayının hukuka uygun olduğunu, yayında kişilik hakları ihlali olmadığını, manevi tazminat olarak talep edilen miktarın fahiş olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK

Dava; marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarından kaynaklı hukuki korunma istemlerine yöneliktir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı ... A.Ş'nin pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davalıların, davacıya ait marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylemlerin önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, imha, hükmün ilanı, maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, dilekçe teati aşaması tamamlanmış, marka tescil belgesi ...'ten celp edilmiş, tarafların ibraz ettikleri evrak dosya arasına alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlar bakımından bilirkişi raporları alınmış,

06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri deliller, celp edilen marka tescil belgeleri, özel veya teknik hususlar bakımından saptamalar barındıran bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;

Davacı taraf ... sayılı ve "... chip spreader" ibareli markanın sahibi olup, söz konusu marka 7 ve 37. sınıflarda tescillidir. Bu tescil kapsamında markanın hukuki koruma süresi devam etmektedir. Davacı markası incelendiğinde; en üstte büyük harflerle ve büyük puntolarla ... ibaresine yer verildiği, ibarenin markada ilk görülen ve algılanan unsuru olduğu, markadaki kullanımı ve konumlandırılışı göz önüne alındığında bu markanın baskın ve ayırt edici esas unsurunun "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir.

Dava dilekçesinde belirtilen "...." adresinin linkine güncel erişim imkanının olmadığı, videonun kaynağından kaldırıldığı, ancak, linke ait web-arşiv kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla; davalı ... ŞİRKETİ'nin iş bu dava bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı savunması yerinde değildir. Web-arşiv kaydına göre, davaya konu videonun davalı şirkete ait "..." isimli internet gazetesinde de yayınlandığı tespit edilmiştir.

Davaya konu olup ... TV'de yayınlandığı hususunda çekişme bulunmayan video içeriği incelendiğinde. 1:01:59’uncu dakikadan itibaren konuşmaların yapıldığı ve bu sırada arka planda bilirkişi raporunda yer verilen görselin bulunduğu tespit edilmiştir. Yayın içerisinde 1:02:18-1:02:48’inci dakikalar arasında bilirkişi raporunda saptanan görsele yer verildiği ve “...” alt yazısının kullanıldığı tespit edilmiştir.

Yayın içerisinde, 1:02:48-1:04:06’ncı dakikalar arasında aynı görselin altında haber başlığının “....” şeklinde değiştirildiği tespit edilmiştir. Yayının 1:04:06-1:05:00’nci dakikaları arasında yine aynı görselin kullanımı devam ederken altındaki haber başlığının “...: ” şeklinde değiştiği tespit edilmiştir.

Çekişme konusu görselin yayın akışı içerisinde 1:02:17’inci dakikadan 1:04:34’üncü dakikaya kadar ekranda sabit şekilde yer aldığı, bu dakikada kaldırıldığı, bu bölüme dair konuşma/değerlendirmelerin ise 1:05:39’uncu dakikada bittiği tespit edilmiştir.

Ekrandaki iş makinasının üzerinde “...” ibaresine yer verildiği tespit edilmiştir. Söz konusu kullanımın ... esas unsurundan oluştuğu tespit edilmiştir. Bu haliyle ürün üzerinde yer alan markanın davacı markasıyla benzer olduğu, aynı esas unsuru içerdiği değerlendirilmektedir.

Ancak; davacı markası 7 ve 37. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescilliyken, davalılar eylemi esasen tartışma/haber programı yayını olup, Sınıflandırma Tebliği’nin 38. sınıfında yer alan “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri.” hizmetleri ile 41. sınıfında yer alan “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.

Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri.” hizmetleri kapsamında kalmaktadır. Bu yönüyle mal ve hizmetlerin kapsamının farklı olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, çekişme konusu programda markasal olarak “...+...” ibaresinin kullanıldığı, bu markasal kullanımın davacı markasından farklı olduğu, davacı markasını taşıyan iş makinesi ürününün arka planda yer aldığı ve esasen SMK kapsamında markasal etki doğuracak şekilde kullanılmadığı tespit edilmiştir.

Nitekim programda söz konusu iş makinesi görseline yer verilmişse de bu programda davacı markası kapsamında herhangi bir mal ya da hizmet sunulmadığı, söz konusu görsel kullanımının markasal anlamda ticari bir fonksiyon içermediği, bu tür bir kullanımın SMK kapsamında markasal bir kullanım olmadığı ve marka hakkı ihlaline neden olmayacağı kanaatine varılmıştır.

Davalıların, davacıya ait marka hakkını ihlal eder eylemlerde bulunmadığı anlaşıldığından, marka hakkının ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Haksız rekabet iddiası bakımından yapılan incelemede; dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı ve yukarıda açıklandığı üzere, yayın sırasında üzerinde ... markası yer alan iş makinesi ürününün görseline yer verilmiştir. Davacı markasını taşıyan iş makinesi ürününün izleyici kitlesinin kolaylıkla algılayabileceği şekilde ve sürede ekranda kaldığı, ürün üzerindeki markanın algılanabilir ve okunabilir olduğu tespit edilmiştir.

Bu ürün görselinin ekranda kaldığı süreçte 100 milyon TL’yi aşkın değere sahip 320 tanker bitüm (zift) ile ilgili yaşanan yolsuzluk iddiası konuşulmaktadır. Bunun belli firmalar üzerinden yapıldığı, adli ve idari sürecin başlatılması gerektiği iddia edilmekte “…100 milyon TL lik bitüm daha da aşkın bu rakamı aşkın para kayıp nerede olduğu belli değil şimdi bunu örtmeye çalışıyorlar. Ben .... burdan çağrıda bulunuyorum. ... mali şubeyede çağrıda bulunuyorum.

Kardeşim bu işe el atın bunu örtmeye çalışıyorlar. Bunu belli firmalar üzerinden örtmeye çalışıyorlar.” ifadelerine yer verilmektedir. Yine bu yolsuzluk sürecine firmaların dahil olduğu hatta bir firmayla ilgili olarak “ama şunu söylememiz lazım bu kayıp olan bitümle ilgili hedefte bir firma var. 1 Haziran 2022 günü yeni bir asfalt ihalesi yapılıyor.

O firma yasaldır değildir onu bilemem ama o firma bu ihaleye de giriyor ve bu ihalede en uygun fiyat teklifini veriyor.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Bu iddia ve açıklamalar sırasında da davacı markasını taşıyan ürüne ekranda yer verilmektedir. Yine konuşulan konunun davacının tescilli markasının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı sektöre ilişkin olduğu görülmektedir.

Yayın incelendiğinde ve sektör de göz önüne alındığında söz konusu iddiaların, tüketici kitlesi tarafından davacı tarafla ve markayla ilişkilendirilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

Kaldı ki yayında öz ile biçim arasında uyum olmadığı, söz konusu davacı markalı ürününün yayın akışı içerisinde yer almasının anonim bir görsel kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, yayında yer verilen iddialar basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek olsa dahi davacının markasını taşıyan görselin ve markanın kullanılmasının bu kapsamda yer almadığı değerlendirilmiştir.

Davalıların tacir olduğu, ancak basiretli bir tacir gibi davranmadıkları, açıklamalar sırasında davacının markalı ürününün kullanılmasının 6100 sayılı TTK m.55/1-a-1 hükmü uyarınca “yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek.” olarak değerlendirilebileceği ve bu eylemin haksız rekabet oluşturacak kusurlu bir eylem olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Zira bu tür bir kullanım, davacı markası ile izleyici zihninde yanlış bir izlenim bırakılmasına, çağrışım yapılmasına ve iddialarla ilgili olduğu izlenimi yaratılmasına neden olabilecektir. Söz konusu kullanımın, ticari hayattaki dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır. Basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalıların, kendilerinden beklenen özen ve dikkati göstermedikleri, bu yönüyle kusurlu hareket ettikleri görülmüştür.

Bu nedenlerle, somut olayda haksız rekabet koşullarının oluştuğu, kullanım şeklinin ve davalılar eylemlerinin haksız rekabet olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.

Davacı yan, davalılar eylemlerinin marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar eylemi her ne kadar marka hakkı ihlali oluşturmasa da, haksız rekabet oluşturduğu yukarıda belirtildiğinden, davacı yanın maddi tazminat istemi 6102 sayılı TTK m.56/1-d hükmüne göre hesaplanmaya çalışılmıştır.

Davalılar vekili 11/12/2023 tarihli dilekçesi ile davacı vekilinin kısmi ıslah ile artırdığı maddi tazminat istemine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuşsa da; 6102 sayılı TTK m.55, m.60, m.62 ve 5237 sayılı TCK m.66 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davalılar vekilinin ıslah dilekçesine karşı yönelttikleri zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.

Davaya konu "..." isimli programın yayınlandığı 19/06/2022 ile dava tarihi arasındaki dönem nazara alınarak, dava konusu programda davacıya ait "..." markalı iş ürününe görsel olarak yer verilmesi ve bu görsel üzerinden yukarıda belirtilen ve haksız rekabete sebebiyet veren konuşmaların yapılması suretiyle 6102 sayılı TTK m.56/1-d hükmü uyarınca davacının yoksun kaldığı kazanç miktarının ne kadar olabileceğine ilişkin olarak davacının ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenmiştir.

6102 sayılı TTK m. 56/1-d hükmüne göre; haksız rekabet sebebiyle davacının zararı: (Davacının mahrum kaldığı satış tutarı x davacının karlılık oranı) şeklindeki formül ile hesaplanabilmektedir. Ancak, gelirin oluşumu; satışa sunulan ürünün ya da verilen hizmetin kalitesi, faaliyette bulunulan sektör, firmanın organizasyon yapısı, satış ve dağıtım ağı, reklam ve tanıtım faaliyetleri, pazarlama tekniği, sektördeki rekabetin yoğunluğu, sektördeki rakip firmaların satış politikaları, pazardaki arz ve talep miktarları, ikame ürün çeşidi vb. unsurlara doğrudan veya dolaylı olarak bağlıdır.

Satışın gerçekleşmesi ve kazancın sağlanmasında rol oynayan yukarıda sayılan unsurlardan hangisinin ne oranda etkili olduğunun net olarak tespiti pek mümkün değildir. Ancak olayımızda öncelikle yapılması gereken 19/06/2022-22/11/2022 tarihleri arasındaki dönemde davacı şirketin cirosunda/satışlarında azalma olup olmadığı hususunun tespit edilmesidir.

Bilirkişi raporunda yer verilen tablodan anlaşılacağı üzere; davacının, ... isimli programın yayınlandığı 19/06/2022 tarihinden davanın ikame edildiği 22/11/2022 tarih aralığına denk düşen günlerdeki satışlarında/cirosunda günlük ortalama (156.153,68 TL - 130.992,82 TL=) 25.160,86 TL tutarında azalış olduğu, 157 günlük sürede ise (25.160,86 TL x 157 gün=) 3.950.254,26 TL tutarında azalış olduğu tespit edilmiştir.

Davacı şirketin 2022 yılında tüm faaliyetlerinden %9,44 oranında kar elde ettiği tespit edilmiştir. Bu bilgiler dahilinde hesaplama yapıldığında, davacı şirketin yoksun kaldığı kazancın (3.950.254,26 X9,44=) 372.904,00 TL tutarında olduğu anlaşılmışsa da; bu yoksun kalınan kazancın, yukarıda sayılan nedenlerin hangisinden kaynaklandığı defter kayıtlarından tespit edilememiştir.

Yine dava konusu programda davacıya ait “...” markalı iş ürününe görsel olarak yer verilmesi ve bu görsel üzerinden önceki bilirkişi raporunda yer verilen konuşmaların yapılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının defter belgeleri üzerinden tespit edilmesi mümkün değildir. Ancak ticari hayatta olumsuz reklam ve tanıtımların ciroyu azaltıcı yönde etkisi olduğu bilinmektedir.

Bilirkişi incelemesi ile belirlenen 372.904,00 TL tutarındaki kazanç yokluğunun içinde; davalıların, davacı aleyhine oluşturdukları haksız rekabet eylemlerinin etkisi yadsınamazsa da, yukarıda izah olunduğu üzere; satışa sunuan ürünün ya da verilen hizmetin kalitesi, faaliyette bulunulan sektör, firmanın organizasyon yapısı, satış ve dağıtım ağı, reklam ve tanıtım faaliyetleri, pazarlama tekniği, sektördeki rekabetin yoğunluğu, sektördeki rakip firmaların satış politikaları, pazardaki arz ve talep miktarları, ikame ürün çeşidi vb. unsurlar da bu kazanç yokluğuna etki eden sair etmenlerdir.

Böylesi bir durumda, salt davalıların haksız rekabet oluşturan eylemlerinden kaynaklı olarak davacı yanın yoksun kaldığı kazancın 372.904,00 TL olduğunun söylenemeyeceği, davalılar eylemlerinin münhasıran davacının yoksun kaldığı kazanç miktarını oransal olarak ne kadar etkilediğinin tespitinin mümkün olmadığı, bu durumda 6098 sayılı TBK m.50/2 hükmü uyarınca; uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak,

zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemesi gerektiği, söz konusu Kanun hükmü uyarınca, davalıların ulusal düzeyde yayın yapan televizyon kanalı ve internet gazetesinde haksız rekabet oluşturan eylemlere yer vermeleri, davacı markasının ekranda kaldığı süre, davacı markası ekrandayken programda yapılan konuşmaların içeriği, ticari hayatta güven unsurunun önemi gibi unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, davalıların haksız rekabet oluşturan eylemlerinden kaynaklı olarak davacı yanın talep edebileceği maddi tazminatın 6102 sayılı TTK m.56/1-d ve 6098 sayılı TBK m.50/2 hükmü uyarınca 100.000,00 TL olabileceği kanaatine varılmıştır.

Dolayısıyla. 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Davacı yan, davalılar eylemlerinin marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturduğunu belirterek manevi tazminat isteminde de bulunmuştur. Davalılar eylemi her ne kadar marka hakkı ihlali oluşturmasa da, haksız rekabet oluşturduğu yukarıda belirtildiğinden, davacı yanın manevi tazminat istemi 6102 sayılı TTK m.56/1-e hükmüne göre belirlenmiştir.

6102 sayılı TTK m.56/1-e hükmüne göre; Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.

6098 sayılı TBK m.58/1 hükmüne göre; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Somut olayda yapılan değerlendirmede; davalıların, davacının hak sahibi olduğu markayı hukuka aykırı olarak kötüleyecek şekilde yayın yaparak, davacı markasının ticari piyasada edindiği imajı zedelediği, bu nedenle manevi tazminat talep etme koşulunun somut olayda oluştuğu anlaşılmakla; ihlale konu eylemlerin süresi, yoğunluğu ve niteliği, ihlale konu ticari sektörün türü, tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam, davalıların paylaşıma konu ettiği programda, davacının hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna ilişkin ilgili tüketici kesimi nezdinde izlenim oluşturduğu,

bu izlenime ilişkin nesnel herhangi bir veri, test, doküman paylaşmadığı, bu durumun, davacı markasının piyasada edindiği imajı ciddi surette zedelediği, manevi tazminatın gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandırması gerektiği (....) ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde.

100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

Davacı yan, hükmün ilan edilmesi isteminde de bulunmuştur. 6102 sayılı TTK m.59 hükmüne göre; Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme belirler. Somut olayda, davalıların davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğu sabit olduğundan, karar kesinleştiğinde, masrafı davalılardan karşılanarak ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede hükmün ilan edilmesine, karar verilmiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;

Marka hakkının ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerinin REDDİNE,

Haksız rekabet iddiasından kaynaklı 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

Haksız rekabet iddiasından kaynaklı 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

Karar kesinleştiğinde, masrafı davalılardan karşılanarak ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede HÜKMÜN İLAN EDİLMESİNE,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.662,00 TL karar ve ilam harcının peşin ve ıslah ile alınan 15.073,11 TL'den mahsubu ile arta kalan 1.411,11 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine

3-Marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemleri bakımından davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4-Davacı; maddi tazminat istemi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen kısma ilişkin olarak, karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 ve m.13 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalılar; maddi tazminat istemi bakımından kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, reddedilen kısma ilişkin olarak, karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 ve m.13 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

6-Davacı; manevi tazminat istemi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3, m.10 ve m.13 hükümleri gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalılar; manevi tazminat istemi bakımından kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, reddedilen kısma ilişkin olarak, karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3, m.10 ve m.13 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

8-Davanın kabul ret oranının %23 olarak kabul edilmesine,

9-Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin ve ıslah ile yatırdığı 15.073,11 TL harcın tamamının müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

10-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 37,10 TL vekalet harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 298,00 TL posta, tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.461,22 TL yargılama giderinin %23'ü olan 1.026,08 TL'nin müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 3.435,14 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,

11-Davalılar tarafından yapılan 11,50 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin %77'si olan 8,86 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalan 2,64 TL'nin davalılar üzerinde bırakılmasına,

12-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,

Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/01/2024

Katip .... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/441, K. 2024/50, 31 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Dava Tarihi : 22/11/2022
  5. Karar Tarihi : 31/01/2024
  6. Gerekçeli Kararın
  7. Yazıldığı Tarih : 17/02/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Dava
  10. Cevap
  11. Uyuşmazlık
  12. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/441
Karar No
2024/50
Tarih
31 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/441 K.2024/69
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/441 K.2024/59
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/441 K.2024/9
  • Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/442 K.2024/16
  • Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/443 K.2024/49
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/445 K.2024/44

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.