KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/176 Esas - 2024/63
- Esas no
- 2023/176 Esas
- Karar no
- 2024/63
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 07/04/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 27/02/2024
Karar Metni
4.529 kelime·23 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 07/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket markaları ile davalı marka başvurusunun ortalama tüketici nezdinde okunuş bakımından karıştırılma ihtimali oldukça yüksek olduğu, davalı marka başvurusu ve müvekkili şirket markalarının asli unsurlarının “...” ibaresi olduğu, markalar arasında bir bağlantı olduğu izlenimi oluşacağı ve iltibasın gerçekleşeceği, müvekkili şirketin, “...” markasının 29., 30. ve 43. sınıflara, diğer “...” markası 29., 30. ve 42. sınıflara, “... ...” markası 29. ve 30. sınıflara ve "... ...” markası 29.,30.,35. ve 43. sınıflarda tescil edilmiş olduğu,
davalı marka başvurusu "...” için ise, 29. ve 43. sınıflar bakımından tescilinin talep edilmekte olduğu, dolayısıyla, müvekkili şirketin markaları ile davalı marka başvurusunun, aynı sınıflara tescili talep edildiğinden de karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğu, müvekkili şirket markaları gibi, davalı marka başvurusununda da logo ve isminden yiyecek sektörünün önemli bir unsuru olan tavuğa vurgu yapıldığı,
müvekkili şirketin yiyecek sektörü bakımından tanınmışlığı göz önüne alındığında aynı/benzer ürünler ve hizmetler için tescil başvurusu yapılan “...” başvurusunun müvekkili şirkete ait yeni bir marka olarak algılanacağı, bu durumlar dikkate alındığında, davalı marka başvurusu ile müvekkili şirket markalarının aynı sınıfta yer alan emtia ve hizmetler için kullanılacağı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılacağı, hususlarını beyan etmekte, emsal yargı kararlarına yer vermekte ve .... ’nun 30.01.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP
Davalı ... vekili 19/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Somut olayda SMK 6/1 maddesinde yer alan şartların oluşmadığı, davacı tarafın markasının tanınmış olduğunu iddia etmekte olduğu, bu iddianın isabetli olmadığı, davalı markasının, davacı markalarının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği, davacı markanın itibarına zarar verebileceği ya da ayırt edici karakterini zedeleyebileceği ihtimallerinin somut olayda gerçekleşeceğine ilişkin davacı tarafça bilgi ve belge sunulmamış olduğu,
tanınmışlığı iddia edilen dava konusu markanın, kendisi ile karıştırılma ihtimali olmayan marka ile söz konusu durumları doğuracak bir ilişki içinde olduğu iddiasının yerinde olmayacağı, davacının, kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu,
kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddianın, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacağı, davacının sunmuş olduğu delillerin davalının marka ticareti yapmak, yedekleme veya şantaj yahut davacıyı engelleme, pazara girişini güçleştirmek veya davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiğini kabule yeterli olmadığı, somut olayda SMK 6/3 maddesinin de şartlarının oluşmamış olduğu,
...tarafından yapılan incelemede, davacı tarafından, iddialarını ispatlar ve kendisinin davalının marka başvurusu üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu gösterir ibareyi Türkiye’de bilinir hale getirdiğini, ciddi kullanımının olduğunu ve ibare üzerinde Türkiye’de bir hak elde ettiğini ispatlar yönde delilin sunulmadığının tespit edilmiş olduğu, davacı tarafından, eskiye dayalı kullanıma, işaretin bilinir hale getirilip üzerinde hak elde edildiğine ve gerçek hak sahipliğine ilişkin yeterli bilgi, belge ve delil sunulmamış olduğu,
davacı tarafın, marka üzerinde önceki kullanıma dayalı bir hak elde ettiğinden bahsedilemeyeceği, bu nedenle SMK 6 maddesi hükümlerinin somut olayda uygulama alanı bulamayacağı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ... vekili 13/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkiline ait marka ile davacı yana ait markalar arasında görsel olarak hiçbir benzerlik bulunmadığı, söz konusu markaların farklı harf stilleri ile yazılmış, farklı puntolarda farklı renk ve farklı arka plana sahip oldukları, davacının "...’ markasının tamamen renkli ve ayırt edilebilir bir zemin üzerine yazılmış olup hiçbir şekilde müvekkilinin markasının davacı yönünden iltibasa sebep olmadığı, müvekkiline ait markanın görsel olarak beyaz zemin üzerine siyah renkli yazıyla yazılarak ... figürü ile başlayıp ince yazıyla ... figüründen esinlenerek oluşturulmuş "..." harfleri ile devam etmiş olduğu,
davacı tarafın markalarının ise renkli zemin üzerine siyah, turuncu renkli yazıyla farklı puntolarda ve farklı yazı stilleri ile oluşturulmuş olduğu, dolayısıyla ortalama bir tüketicinin kolaylıkla birbirinden ayrı markalar olduğunu ayırt edebileceği, taraflara ait markalar arasında iltibasa sebep olamayacak kadar açık görsel, işaretsel farklılıkların mevcut olduğu, dava dilekçesinde her ne kadar markalar arasında esas unsurunun aynı olduğu davacı taraf markası ile müvekkiline ait marka arasında yalnızca "m" harfinin farklı olduğu üzerinde durulmuşsa da bu durumun kabulünün mümkün olmadığı,
bir markanın içinde aynı harflerin ve kelimelerin farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılmasının - tıpkı söz konusu markada olduğu gibi- harfin sağladığı hem anlamsal farklılık hem de görsel, işaretsel farklılık dolayısıyla markaların birbirinden ayırt edilebilmesini sağladığı ve kelimelerin birbirinden ayrılarak tescil edilebilecek duruma geldiği, her ne kadar fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada; taraf markalarında biçimsel ortak unsur olan “...” ibaresinde ses benzerliği olduğu iddia edilse de, karşı taraf markaları yazım, renk, şekil ve faaliyet alanı bakımından farklılaştığından, bu hali ile markaların birbirlerine yakın olmadığı,
anlamsal açıdan yapılan karşılaştırmada; taraf markaları arasında tamamen ortak unsur olmasa da “...” kelimesinin, ...
Güncel Türkçe Sözlük’te; "çili olan” şeklinde tanımlandığı, esasen davacı yanın markasındaki ... ifadesinin bir soy ismi ifade ettiği ve müvekkilinin başvuru yaptığı markada ise "..." kelimesinin yer aldığı, dolayısıyla anlamsal olarak da hiçbir benzerlik bulunmadığı, bir kişinin ismi ve soy isminden oluşan "... ..." markasının "..." markası ile anlamsal olarak da karıştırılmayacağı, davacı taraf markaları tali unsurlarla (... ...- ... ...) farklılaştığından anlamsal olarak karıştırılma ihtimalinin olmadığı, "..." ifadesi tavukla mütenasip olmuş olup harcıalem bir isim olduğu,
sadece bir kişinin tekeline bırakılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı, markalar bir bütün olarak incelendiğinde; marka isimlerine bakıldığında aralarında ortak bir unsur dahi olmadığı, müvekkiline ait markanın "..." kelimesini içermekte davacı taraf markalarının ise tamamen "..." kelimesini içermekte olduğu, aynı zamanda müvekkilin markasında geçen ... kelimesinin davacı taraf markalarının hiçbirinde geçmediği,
markalar arasında ortak esaslı unsur dahi olmadan iltibasa sebep olacak kadar benzer olmasının düşünülemeyeceği, davacı tarafın markasında yer alan esaslı unsurun "... ...", "... " ifadeleri olup söz konusu markaların müvekkilinin markası ile herhangi bir benzerliği bulunmadığı, sonuç olarak; davacı taraf markaları arasında hem mal/hizmet benzerliği bulunmaması,
hem de anlamsal, fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde yapılan değerlendirilme sonucunda, aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmaması nedeniyle SMK’nın 5/1-... maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları gibi taraf markalarının birbirinin aynı veya devamı olduğu intibasını uyandırmadıklarından SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi de olmadığı hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ...Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ...kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahıs tarafından ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şahsın "..." ibareli 17.05.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.07.2021 tarih ve 377 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacının 24.09.2021 tarihinde ...., ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şahsın 21.10.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde .... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü,
davacı yanın 14.01.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacının 03.06.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunduğu, davalı şahsın 15.07.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ...kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 09.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki;.... Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (.....) ...kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki davada da ...karar tarihi olan 30.01.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle marka işlem dosyasına sunulmayan, ancak dava aşamasında dava sebebi yapılan hususlar ve deliller, değerlendirme dışında bırakılmıştır.
İtiraza mesnet ... sayılı marka hükümden düştüğünden, aşağıda yapılacak incelemede değerlendirme dışında bırakılmıştır.
Davalı şahsın idari süreçte ... nezdinde kullanmama def’i ileri sürdüğü davacı markaları ile davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu deliller incelenerek kullanmama def’i ileri sürülen markaların ...kararının iptali talebi kapsamında SMK m.19/2 hükmü bakımından başvuru tarihi (17.05.2021) itibarıyla beş yıldır tescilli olup olmadığının tespiti ile davacının beş yıldır tescilli olan markaları için ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanımının kanıtlanıp kanıtlanmadığının tespiti gerekmektedir.
İtiraza mesnet olup hakkında davalı şahıs tarafından kullanmama def'i ileri sürülen; .... ve ... sayılı davacı markalarının, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle 6769 sayılı SMK’nın 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def’ine tabi olduğu, dolayısıyla davacı şirkete ait bu markalar bakımından kullanımı kanıtlama zorunluluğu bulunduğu anlaşılmıştır.
... nezdinde 6769 Sayılı SMK’nın 19. maddesi kapsamındaki kullanım ispatı talebine istinaden itiraz sahibi (iş bu dosyadaki davacı) tarafından sunulan kullanım kanıtları aşağıda yer almaktadır:
1- Gazete haberleri ve dergi yayınları: Sunulan dokümanların birçoğunda tarih bulunmazken, bir kısmının ise 2003, 2005, 2006, 2007, 2013 yıllarına ait olduğu tespit edilmiştir.
2- ... ... isimli restoranlara (çeşitli şubelere) ait iç ve dış mekan ile tabela görselleri: Sunulan fotoğraflar tarih bilgisi içermemektedir.
3- .... katılımına ilişkin sertifika
4- Çeşitli şubelere ait görseller: Sunulan görseller tarih bilgisi içermemektedir.
5- ... ... isimli restorana ait menünün görseli
6- Tanıtım kataloğu ve broşürleri: Sunulan dokümanlar tarih bilgisi içermemektedir.
7- 2009 yılına ait indirim kuponları
8- Davacı şirket tarafından düzenlenen 10.03.2016 tarihli fatura
9- ... TİC. VE YAT. A.Ş. tarafından düzenlenen 30.04.2016 tarihli fatura
10- ... ... markalı ısıt ye et ve pilav ürünlerine ait tanıtım broşürleri: Sunulan dokümanlar tarih bilgisi içermemektedir.
11-.... uzantılı internet sitesi.
Sunulan dokümanların “... ...” markasını içermekte olduğu anlaşılmıştır. Ancak yapılan incelemede, söz konusu dokümanların büyük çoğunluğu üzerinde tarih bulunmadığı, üzerinde tarih bulunan dokümanların ise 2016 yılı ve öncesine ait olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından sunulan belgelerin birçoğunda tarihin bulunmaması direkt olarak kullanım ispatı için yeterli olmadığı anlamı taşımamaktadır. Davacı şirket tarafından Kurum nezdinde 14.01.2021 tarihli dilekçe ile sunulan .... uzantılı internet sitesinde ve tespit edilen kullanımın tarihlerini tespit edebilmek üzere mahkememizce oluşturulan bilirkişi heyeti marifetiyle .... internet arşiv sitesinde inceleme yapılmıştır.
Davacı şirket tarafından marka işlem dosyasına sunulan dokümanlar “... ...” ibareli markanın “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” üzerinde kullanıldığını göstermekteyse de, sunulan dokümanlar arasında markanın 2016 yılından sonraki kullanımlarını kanıtlar delillere rastlanmamıştır.
Bununla birlikte internet sitesinde "...." sayfasına yüklenen videolarda “... ...” ibareli markanın “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” üzerinde kullanıldığının tespit edilebildiği, videoların youtube video paylaşım platformuna 2022 yılında eklenmiş olduğu, bu tarihin davaya konu markanın başvuru tarihinden sonraki bir tarih olmasına rağmen görüntülerin idari süreçte sunulan eski tarihli dokümanlar ile eşleşmekte olduğu, sunulan hizmetlerin niteliği dikkate alındığında, davacı şirketin restoran hizmetlerini fasılalı kullanması veya simgesel kullanımı mümkün olmadığından,
marka işlem dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler bütüncül olarak değerlendirildiğinde; davacı şirketin davaya konu markanın başvuru tarihinden önceki 5 yıllık süreçte “... ...” ibareli markanın 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” üzerinde ciddi kullanımının bulunduğunun kabul edilebileceği düşünülmektedir.
Dolayısıyla davacı şirketin ...kararının iptali talebi bakımından SMK’nın 6/1 kapsamında itirazının ... sayılı "... ..." ibareli marka ve tescil kapsamında 43. Sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından dinlenebileceği, sair itiraza mesnet markaların kullanımı ispatlanamadığından SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü kapsamında dinlenemeyecekleri kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; Dava konusu marka kapsamında 43. sınıfta 01. alt grupta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile davacı şirkete ait markanın kullanımı kanıtlanan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” aynı/aynı tür hizmetlerdir.
Dava konusu marka kapsamında 29. sınıfta yer alan mallar ile 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ilişkili mal ve hizmetlerdir. 43. sınıfta yer alan yiyecek ve içeceklerin sağlanması hizmetleri, esas olarak restoran veya kafeterya ve snack bar gibi yerlerde verilen yemek hizmetlerini ya da benzer hizmetleri kapsar. Bu hizmetler, yiyecek ve içecekleri doğrudan tüketime sunmak için tasarlanmıştır.
Yiyecek ve içeceklerin bir restoranda tüketiliyor olması, ticari mallar aralarında benzerlik bulmak için yeterli bir neden değildir (örneğin restorandaki tuz). Bununla birlikte, belirli durumlarda bu mal ve hizmetler tamamlayıcı olabilir.
Özellikle, yiyecek ve içeceklerin tedarikinin ve bu tür malların imalatının aynı teşebbüs tarafından aynı ticari marka altında sunulması şeklindeyse, tüketiciler sorumluluğun aynı teşebbüste olduğunu düşünebilirler (Örneğin; kahve dükkanlarında kendi ürettiği kahve ürünlerinin satışı-servisi, dondurma salonlarında kendi ürettiği dondurmanın satışı-servisi, barlarda bira). Bu gibi durumlarda, bir dereceye kadar benzerlik vardır. Yüksek yargı kararları da bu yöndedir (....).
İlaveten, günümüzde pastanecilik sektörü başta olmak üzere yiyecek ve içecek sağlanması hizmeti veren işletmelerce verilen hizmetin bir parçası olarak kendi ürettikleri ürünlerin satışı da gerçekleştirilmekte ve bu işletmeler kendi hizmet markalarını taşıyan ambalajları, karton kutuları, karton bardakları kullanmak suretiyle tüketiciye al-götür servis şeklinde veya eve servis şeklinde sunum sağlayabilmektedir.
Bir diğer durum ise, günümüzde marketlerde hazır yemeklerin (örneğin mezelerin, mantı, makarna, börek vb. ürünlerin) satışı için ayrı bir reyon bulunmakta, yine market raflarında hazır yemeklerin gün geçtikçe artan düzeyde ve daha geniş skalada satışa arz edildiği bilinmektedir (Örnek olarak ambalajlanmış dondurulmuş hazır pastalar, hazır pideler, basit bir ısıtma işlemi ile yenilebilecek ambalajlı pilavlar, plakiler, döner, vd.).
Dolayısıyla, bahsi geçen mal ve hizmetin rekabeti gün geçtikçe artış kaydetmektedir.
Dava konusu marka kapsamında 43. sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri” ile davacı şirkete ait markanın kullanımı kanıtlanan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ilişkili/benzer hizmetlerdir.
Şöyle ki; yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetlerinin ilgili tüketici kesimlerinin örtüşmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve hizmetlerin kaynağı itibarıyla aynı işletmeler tarafından sağlanıyor olmaları nedeniyle aralarında benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim ....
Dairesi'nin 05/05/2011 tarih .....sayılı kararında, piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme veya rekabet etme olanaklarının bulunup bulunmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri, amaçları, hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı kriterlerini esas alarak yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri birlikte sunulan hizmetler olduğundan benzer olarak kabul edilmiştir.
Dava konusu "..." ibareli marka beyaz renkte zemin üzerinde siyah renkte büyük harflerle alt alta yazılmış “...” ibaresinden oluşmakta olup, “...” harfinin ... kafası figüründen, “...” harflerinin ise çatal ve kaşık figürleri ile stilize edildiği müşahede edilmiştir. Davaya konu marka kelime ve şekil unsurlarından oluşan karma bir markadır. Davalı yan markasında bulunan “...” ibaresinin başvuru kapsamında yer alan malları tanımlayıcı niteliği gereği markaya ayırt edicilik katmadığı, markanın esas unsurunun çeşitli figürlerle oluşturulmuş “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirkete ait davaya gerekçe olan ve kullanımı kanıtlanan ... sayılı "... ..." ibareli marka ise sarı renkte harflerle alt alta yazılmış “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Markada, “...” ibaresinin boyut bakımından daha ön planda yer alıyor ve “...” ibaresi de daha küçük olarak yazılmış olsa da markanın esas unsurunun bir bütün olarak “... ...” ibaresi olduğu düşünülmektedir. Zira; davacıya ait marka umumi intiba olarak isim-soyisim algısını hemen ve ilk bakışta ortalama tüketici kesimi nezdinde oluşturmaktadır.
Taraf markalarında müşterek olarak bulunan “...” ibaresinin tek başına taraf markaları marka kapsamındaki mal/hizmetler bakımından doğrudan cins, vasıf, kalite vs. bildirmediği açıktır. Diğer taraftan, “... ...” olarak bilinen ... çeşidi, ülkemiz ... yetiştiricileri tarafından “... ...” olarak da adlandırılabilmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, taraf markaları arasında ortak ibare olan “...” kelimesinin somut ayırt edicilik gücünün tespiti önem arz etmektedir. Bu ibarenin gıda emtialarını kapsayan dava dışı bir çok firmanın markasının asli unsuru/unsurları arasında bulunduğu görülmektedir. Tüm bu bilgiler çerçevesinde, “...” ibaresinin somut ayırt edicilik gücünün düşük olduğu kanaatine varılmıştır.
Buna göre; dava konusu marka davacıya ait ayırt ediciliği düşük olan, tek kelime ve 5 harften oluşan “...” ibaresine iyelik eki (1. tekil şahıs eki) eklenerek oluşturulmuş 6 harften meydana gelen “...” ibaresini esas unsur olarak içermektedir.
İyelik eki ve çeşitli figürler eklenerek oluşturulmuş "..." şeklindeki ibarenin davacı şirkete ait “... ...” ibareli markadan genel görünüm itibariyle uzaklaşmış olduğu, davaya konu markanın bir bütün olarak görsel ve işitsel bakımdan davacı markasından farklılaştığı düşünülmektedir.
Kavramsal bakımdan yapılan incelemede ise davacı markası “...” ve “...” ibarelerinden oluşmakta olup, “...” ibaresi yukarıda açıklandığı üzere bir ... türü olan Pleymut tavuğun halk arasında bilinen adı olmasının yanı sıra ...’ye göre “çili olan” anlamına da gelmektedir. “...” ibaresi ise erkek ismi olarak kullanılmaktadır.
Davaya konu marka ise “...” ibaresine iyelik eki eklenerek oluşturulduğundan “...” anlamına gelmekte, bu bağlamda taraf markaları arasında bir bütün olarak kavramsal bakımdan bir benzerliğin bulunmadığı düşünülmektedir.
Sonuç olarak, markaların oluşturuluş şekilleri, içerdikleri kelime ve şekil unsurları göz önüne alındığında, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle taraf markalarının benzer olmadığı, bu nedenle SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket tarafından marka işlem dosyasına’na sunulan deliller incelenmiş, davacı şirketin davaya konu “...” ibaresi için tek başına ya da “...” şeklinde birebir kullanımına ilişkin herhangi bir delile rastlanmamıştır.
Bununla birlikte yukarıda açıklandığı üzere sunulan delillerin davacı şirketin 2000'li yıllardan itibaren “... ...” ibareli marka kullanımları olduğu, uzun yıllardır .... ve .... 'da “... ...” markası ile yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, davacı şirketin davaya gerekçe "... ..." ibareli tescilli markası dikkate alındığında marka kullanımlarının tescile dayalı gerçekleştiği, "... ..." markasal kullanımı ile dava konusu "..." ibareli marka arasında benzerlik bulunmadığı,
bunun haricinde, dava konusu marka ile aynı ya da benzer tescilsiz bir işaretin, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı veya benzer emtialar üzerinde yoğun ve ciddi şekilde davacı yan tarafından kullanımı ispatlanamadığından SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.
Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,
yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.
Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.
Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.
Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirketin, marka işlem dosyasına sunduğu delillerin “...” veya "... ..." ibareli markaların Türkiye çapında tanınmışlığını kanıtlamada yeterli olmadığı, “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı kelime veya şekil unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla; davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markalarından haksız yararlanma sağlaması, davacı markalarının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliklerini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmamıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/176, K. 2024/63, 9 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama