KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/195 Esas - 2024/67
- Esas no
- 2023/195 Esas
- Karar no
- 2024/67
- Hakim
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ....
- Vekilleri
- Av. ....
Karar Metni
3.091 kelime·15 dk okuma·10 bölüm
Av. ... DAVALI : 1- .... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 2-.... ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 17/04/2023
KARAR TARİHİ : 09/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 17/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili firmanın ... nezdinde adına kayıtlı 2013 yılından beridir tescilli ... no.lu ..., ... no.lu ..., ... no.lu karaca ... serisi, ...no.lu ..., ... no.lu karaca ..., ... no.lu .... vb. ... ibareli markalarının bulunduğunu, ... ibareli ilgili markaların hem bir seri marka hem de tanınmış marka olduğunu, ilgili markaların tescil edildiği günden bu yana 6 yılı aşkın süredir müvekkili tarafından kesintisiz ve etkili bir şekilde kullanıldığını, müvekkilinin dava konusu “... ... ...” markasının da bu seri markaların birer devamı olup slogan markası olarak ürünlere dikkat çekme amacıyla kullanılmış olduğunu,
slogan markalarında yer alan ek kelimelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve bunların davalıya ait benzer görülen markadan tamamen farklılaştığının yerleşik içtihatlarla da sabit olduğunu, davalının markaları ile müvekkilinin “... ... ... ” ibareli markası, tüm unsurlarıyla bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilgili markaların orta düzeydeki alıcı üzerindeki izlenimlerinin benzer olmadığını, müvekkilinin seri markasından ibaret olduğu,
ortalama tüketicinin bu markaların farklı işletmelerden kaynaklandığını ve müvekkilinin markasının davalıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu ilk bakışta algılayacağını, dolayısıyla bu markalar arasında karıştırılma ihtimali doğuracak bir benzerlik bulunmadığını, “...’’ ibaresi ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli bir ibare olup, katlanma yükümlülüğü hususlarının gözetilmesi gerektiğini, ....
Dairesinin de “....” markasıyla davalının ... ibareli markalarını benzer görmemiş olduğunu, ....
Mahkemesinin müvekkilinin “...” markasıyla davalının ... ibareli markalarını benzer görmemiş olduğunu, ürünün alıcı kitlesi genellikle yeni evlenecek olan çiftler veya yemek takımını değiştirmeye karar veren kişiler olup dikkat seviyelerinin son derece yüksek olduğunu, zira fiyatı bu denli yüksek olan ve ömürlerinde 1 veya 2 kez bu malları satın alan ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin düşük olması ihtimal dışı olup, ürünü alan tüketicilerin markaları karıştırmayacağını, dolayısıyla markalar arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas doğmayacağını ifade ederek, ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 28/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Taraf markalarının ortak ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davacının itiraza mesnet markaların mal/hizmetlerinden kullanımı ispatlanan “... yemek takımı” malları ile başvuru kapsamında aynı/aynı tür malların olduğu tespit edilerek ....
“Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri” çıkarılmış olup taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin önlenmiş olduğunu,
dolayısıyla çıkarılan mal/hizmetlerde tüketici tarafından her iki markanın karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimali bulunmakta olup çıkarılan emtialar açısından taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK nın 6/1 maddesi anlamında benzerliğin olduğunu, ayrıca,
bir markanın seri marka olabilmesi için önceki markalarındaki ... unsurlarının tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenimin yeni markada da yer alması gerektiği ve bir markanın seri marka olarak nitelendirilebilmesi için başvurunun başkaca tescilli bir marka ile benzetme veya iltibas tehlikesi oluşturmayacak derecede meydana getirilmiş olması gerektiğinin ... kararlarında da ifade edildiğini, bu kriterlerin somut olayda sağlanmamış olduğunu ifade ederek, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili 22/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davaya konu markanın hem işaretsel hem de sınıfsal olarak müvekkilinin mesnet markaları ile iltibas derecesinde benzer olduğunu, müvekkilinin itiraza mesnet markalarından birinin “... ...” ibaresi olduğunu, ... ibaresinin ürüne dair tanımlama olarak yer aldığından markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davacı tarafın ise müvekkili markası ile birebir aynı sınıfta “...” kelime unsurunu ön plana çıkararak marka tescili elde etmeye çalışmış olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu iddia etmiş olduğunu,
marka ibarelerinin zayıf ibare olup olmadığının tespitinde tescil edilmek istendiği sınıfa göre değerlendirme yapılmasının gerektiğini, huzurdaki dava konusu markaya ilişkin sınıfın 21.sınıf olduğunu, 21.sınıfa bakıldığında ise yemek servis takımlarının yanı sıra elektriksiz pişirme aletlerinin bulunduğunu, iş bu emtia açısından “...” ibaresinin tanımlayıcı veya emtiayı niteleyici bir ibare olmadığını, iş bu sebeple davacı tarafın zayıf marka olduğu yönündeki iddialarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın birtakım mahkeme kararlarından bahsederek ... ibaresi ile seri markalara sahip olduğunu iddia etmiş olduğunu,
davacı tarafın belirtmiş olduğu markaların; “....” “....” vb. şeklindeki markalar olduğunu, iş bu markaların “...” ibaresi üzerinden davacı tarafa herhangi bir hak sağladığından bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı tarafın emsal gösterdiği bu markaların hepsinde “...” ibaresinin yanında birtakım başkaca kelime unsurlarının yer aldığını, ancak müvekkiline ait tescilli marka incelendiğinde “... ...” şeklinde bir tescilin olduğu ve “...” ibaresi üzerinde 21.sınıfta gerçek ve tek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet alınan .... sayılı markalar arasında "Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri." emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı yanın müktesep hakkının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davacının "... ... ..." ibareli 11.01.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.04.2021 tarih ve 371 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı yanın 15.06.2021 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, davacının 15.09.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ..... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı yanın 03.11.2021 tarihli marka kulanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabul edildiği,
SMK m.6/1 hükmü kapsamında "21.SINIF: Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri." mallarının başvurudan çıkarıldığı, redde mesnet olarak .... sayılı markaların gösterildiği, davacının bu karara karşı 25.04.2022 tarihinde itirazda bulunduğu, davalı şirketin 27.05.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verildiği,
bu kararın davacı marka vekiline 27.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; ....'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 22.02.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Davacı tarafından, davalı şirketin redde gerekçe markaları hakkında idari aşamada kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, dosya kapsamına sunulan kullanıma ilişkin belgelerin incelenmesi neticesinde, bu belgelerin “...” markalı yemek takımı satışının yapıldığı .... uzantılı online alışveriş sitelerinden ve ... isimli market zincirinin kataloglarından alınan görseller, yine “...” markalı yemek takımı satışının yapıldığı 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait davalı tarafından düzenlenmiş faturalar, ayrıca 2020 yılına ait çeşitli firmalar tarafından ilan, reklam,
gazete aboneliği için davalı adına düzenlenmiş faturaların olduğu tespit edilmiştir. İbraz edilen belgelere göre; davalı şirketin “...” esas unsurlu redde gerekçe markalarını dava konusu mallar ile aynı/aynı tür/benzer olan “yemek takımı” malları bakımından kullanımının ispatlandığı değerlendirilmektedir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan emtialar ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan, kullanımı ispatlanan ve bilirkişi raporunda kırmızı ile renklendirilen emtiaların aynı, aynı tür veya benzer olduğu tespit edilmiştir. Zira söz konusu emtialar aynı tür tüketici kesimine hitap ederler, aynı tür ihtiyaçları karşılarlar, aralarında rekabet veya birbiri yerine ikame imkânı bulunur, dağıtım kanalları ortaktır.
Dava konusu “... ... ...” ibareli marka başvurusunda; beyaz zemin üzerine, siyah renkte, ilk harfleri büyük “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markası olduğu tespit edilmiştir.
Davalıya ait redde mesnet markalardan “... ...” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, küçük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin altında daha küçük punto ile dava konusu mallar bakımından tanımlayıcı olan “...” ibaresinin yer aldığı herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.
Davalıya ait redde mesnet markalardan “...” ibareli marka, siyah renkte, italik harflerle, ilk harfleri büyük “... ...” ibaresi ile bu ibarenin sağ altında, standart, büyük harflerle “...” ibaresi, en altta dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliği haiz olmayan “...” ibaresi ve tabak figürünün yer aldığı karma bir markadır.
Dava konusu markada yer alan “...” ibarelerinin davaya konu mallar için nitelik belirttiği, ürünün belirli bir özelliğinin diğer benzer ürünlerden daha fazla olduğunu ifade ettiği, öte yandan dava konusu mallar dikkate alındığında bu malların “oldukça ince” mallar olduğunu vurgulamak için “...” ibaresinin ilgili tüketici tarafından slogan olarak algılanacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, ... ..." ibaresinin davalı şirketin ticaret ünvanının ayırt edici unsuru olduğu, "..." ve "..." ibarelerinin tasviri sözcükler oldukları, "..." unsurunun da tabak figürünü içermesi nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre; redde mesnet bu markaların esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarındaki emtiaların yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı, markaları oluşturan işaretlerin ortak olarak “...” ibaresini içerdiği, bu ibarenin tescil kapsamındaki emtialar açısından ayırt edici vasfı bulunan bir ibare olduğu, bu ibarenin dava konusu marka başvurusunun ve her iki davalı markasının da asli ayırt edici unsuru olduğu, bu anlamda işaretler arasında yüksek düzeyli işitsel, kavramsal ve görsel benzerliklerin mevcut olduğu,
emtia benzerliği ve işaret benzerliği bir bütün olarak ele alındığında markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar olarak algılanabilecekleri, ortalama tüketicinin taraf markaları ile her koşulda yan yana karşılaşma imkanı olmadığından, farklı zamanlarda farklı yerlerde anılan markalar ile aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karşılaştığında, önceden tanıdığı davalı markaları ile dava konusu markayı doğrudan ilişkilendirme eğiliminin kuvvetli olacağı, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu,
sonuç olarak reddedilen emtiaların tamamında taraf markaları arasında SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
....''nun 08/06/2016 tarih ..... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun kısmen aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir. Davacı taraf, müktesep hak iddiasında bulunmuştur. ....’nin 19.09.2008 tarih ve ..... sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
.... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve .... Sayılı kararına göre.
Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır.
Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: • müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, • markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, • dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması. Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır.
Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır.
Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir.
Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz.
Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... 'nin 06/01/2020 tarih ... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; Dava konusu marka başvurusu 11.01.2021 tarihinde tescil başvurusuna konu edilmiştir. Bu kapsamda bakıldığında, yalnızca ... ve ... sayılı markaların 5 yıllık başvuru sürelerini doldurduğu; sair markaların ise 5 yıllık süreyi doldurmaması sebebiyle müktesep hak sağlayamayacağı kanaatine varılmıştır. ... sayılı markanın tescil sınıfının 27. sınıf olduğu ve çekişme konusu emtiaları içermediği görülmekle müktesep hak sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. Nihayeten ... sayılı marka ise “...” ibaresinden oluşmakta olup davaya konu markada bu esaslı unsurun korunmadığı kanaatine varılmakla müktesep hak sağlamayacağı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; davacı yanın ileri sürdüğü müktesep hak iddiası yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle davaya konu ... kararının iptalini gerektirir hukuka aykırı bir yön tespit edilmediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/195, K. 2024/67, 9 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama