KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/234 Esas
- Karar no
- 2024/4
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ....
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
2.386 kelime·12 dk okuma·14 bölüm
....
DAVALI
1- ... - ...
VEKİLİ
Av. ... -...
DAVALI
2- ... -... ...
VEKİLİ
Av. ... -...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 12/05/2023
KARAR TARİHİ : 10/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 12/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalı şahsın ... sayılı marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak ... tarafından reddedildiğini, davalı şahsa ait firmanın ticaret unvanının “... ...” olduğunu, “...” ibaresini marka olarak kullanabilmek amacıyla marka başvurusunda bu ibareye yer verdiğini, davalı şahsın “... ...” ibaresi ile çatı marka izlenimi vermek ve müvekkiline ait seri markalarda yer alan “...” ibaresini alt marka olarak göstermek istediğini, markanın davalı tarafından fiili olarak “....” şeklinde kullanıldığını, dava konusu markada vurgunun doğrudan “...” ibaresi üzerinde olduğunu,
ibarenin renkli ve ayırt edici olarak ön planda tutulduğunu, markadaki “...” ibaresinin ayırt edicilikten yoksun, tanımlayıcı ve jenerik bir ibare olduğunu, markaların aynı malları ve hizmetleri kapsadığını, ortalama tüketici nezdinde markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimali bulunduğunu, davalı şahsın daha önce reddedilen eski marka başvurularında yer alan “...” ibarelerini aynen ve tekrar kullanarak başvurular yaptığını, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, davalı kurumun dava konusu kararı ile önceki kararlarının çelişkili ve tutarsız olduğunu beyanla;
.... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 23/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Taraf markaları arasında karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibaın davacıya ait markanın bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, taraf markalarının aynı firmanın markası/serisi gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, dava konusu marka başvurusunun asli ve marka algısı yaratan unsurunun “... ... ” ibaresinin bütünü olduğunu, “...” ibaresinin davacının tekelinde olmadığını,
farklı yardımcı unsurlarla desteklenmek suretiyle farklı marka örnekleri oluşturmaya uygun ve toplumda yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğunu, ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 16/0102023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Davacının “...” ibaresini içeren her markanın sicilden terkini talebiyle davalar ikame ettiğini, dava konusu ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacı markası arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin “...” ibaresi yanında yardımcı unsurlarla farklı bir marka ortaya çıkardığını, davacının ayrıca müvekkiline ait “....” markasının hükümsüz olduğu iddiasıyla sicilden terkin edilmesi amacıyla marka tecavüzünün tespiti istemli dava açtığını, söz konusu davanın reddine karar verildiğini, davacının kötü niyetle hareket ederek ...’in alan kodu olan “...” ibaresini kullanan her markaya karşı dava ikame ettiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+... ... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şahsın 12.12.2020 tarihinde " ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 29.03.2021 tarih ve 369 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın itirazda bulunduğu, davalı şahsın itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde .... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın kısmen kabul edildiği, ...'nca marka tescil başvurusunun bir kısım hizmetler bakımından reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı şahıs tarafından itirazda bulunulduğu,
davacının itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 12.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 23.07.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka; 35, 38 ve 41. sınıflarda tescillidir.
Davacının, ... kararının iptali istemi bakımından gerekçe kabul edilen ... sayılı markası 04, 08, 10, 13, 17, 18, 22, 23, 26, 33, 34, 35. sınıflarda, ... sayılı markası 05, 09, 11, 14, 15, 19, 24, 27, 31, 32, 36, 37, 38, 39, 40, 42, 44, 45. sınıflarda, ... sayılı markası ise 29, 30, 41, 43. sınıflarda tescillidir. Dolayısıyla, dava konusu olan 35, 38 ve 41. sınıf hizmetler bakımından, taraf markaları arasında hali hazırda emtia ayniyeti oluşmuştur.
Davacının hükümsüzlük davası bakımından ayrıca gerekçe olarak gösterdiği .... sayılı markalar da 35, 38 ve 41. sınıflarda tescilli olup, taraf markalarında ayniyet taşıyan hizmetler, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda kırmızı renk ile gösterilmiştir.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında, “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu; hem ... hem de kelime unsurlarını barındıran karma nitelikte bir markadır. Markada; “...”, “...”, “...” ve “...” ibareleri yer almaktadır. “...” ibaresi, tanımlayıcı bir ibare olup, iş ile ilgili bilgi veren bir kelime öbeğidir. “...” ibaresi ise, bir anlamı olmamakla birlikte, isim ya da soy isim olarak kullanılan bir kelimedir. “...” ibaresi, ... çevrimiçi sözlüğünde “Kılavuz. Bazı bilgileri bulmayı kolaylaştıran fihrist mahiyetindeki kitap.
Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil.” olarak tanımlanmıştır. “...” ibaresinden sonra “...” sayısı yer almakta olup, bu kullanım şeklinden “...” ile “telefon rehberi” anlaşılmakta ve “...” sayısı da ...’in telefon koduna atıf yapmaktadır. Dava konusu markada, ayırt edici nitelik taşıyan ve diğer ibarelere nazaran ön planda olan, dolayısıyla esas unsur niteliği taşıyan ibare, “...” kelimesidir.
Davacıya ait markalar ise; “..., ..., ...” ibarelerinden oluşmaktadır. “...” sayısı, davacı markalarının ortak unsuru niteliğindedir. Davacıya ait bazı markalar ise, salt “...” sayısından oluşmaktadır. “...” sayısı, standart bir yazı karakteri ile yazılmamış, stilize bir şekilde yazılmıştır. Davacı markalarının esas unsuru, marka algısı yaratan kısmı “...” ibaresi olmakla birlikte, bir telefon kodu olması sebebiyle ayırt edici niteliği düşük bir markadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu markanın 35, 38 ve 41. sınıf hizmetleri içerdiği, bu hizmetlerin davacıya ait markalar kapsamında aynen yer aldığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında sınıfsal olarak ayniyet bulunduğu, bu hizmetlerin ortalama ve ortalamanın üstünde dikkat ve bilgi düzeyine sahip tüketici kitlesine hitap ettiği, dava konusu marka görselinin bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin davacı markalarından farklı olduğu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin, bir telefon kodu olması nedeniyle ayırt edici niteliğinin düşük olduğu,
davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin stilize bir şekilde oluşturulduğu, dolayısıyla bir bütün olarak korunması gerektiği, taraf markalarında ortak olan “...” sayısının oluşturulma biçimleri arasında benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın bütünsel anlamda, davacı markalarından farklı olduğu, dava konusu markanın kapsamında markaya ayırt edici nitelik katan farklı unsurların bulunduğu, davacı markalarının esas unsuru “...” sayısı iken, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, markaların esas unsur bakımından birbirinden farklı olduğu,
taraf markalarının ortak olarak “...” ibaresini içerdikleri, fakat bu ibarenin dava konusu markada esas unsur konumunda olmadığı gibi, “...” kelimesinin de varlığıyla birlikte, telefon kodu olduğu algısı yarattığı, marka algısı yaratmadığı, tali unsur niteliğinde olduğu, işletmenin faaliyet gösterdiği ili çağrıştırdığı şeklinde yorumlanmasının yüksek ihtimal olduğu, markaların esas unsur ve bütünsel karşılaştırmasında aralarında benzerlik olmadığı,
buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu gördüğünde veya işittiğinde, dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvurularının kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilebileceği, somut olayda, davalı şahsın belirtilen amaçlarla iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğuna ilişkin delil bulunmadığı,
davalı şahsın önceki tarihli marka başvurularında bulunmuş olmasının iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından davalı şahsın kötü niyetli olduğu şeklinde otomatik bir sonuca yol açmayacağı, zira; dava konusu iş bu marka başvurusunun umumi intiba olarak davacı markalarından farklılaştığı, .... 'nin 05.02.2020 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere;
daha önce benzer ibareli marka başvurusu yapılmasının, daha sonraki marka tescil istemi bakımından, tek başına kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirilemeyeceği, somut olayda da, davalı şahsın önceki tarihli olup davacı markaları ile benzer olduğu iddia edilen marka başvurularında bulunmuş olmasının, iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından davalı şahsın kötü niyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davalı şahsın, iş bu davaya konu marka başvurusunu davacı markalarından farklılaştırarak yaptığı da dikkate alındığında, davalı şahsın kötü niyetli olduğu iddiaları yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/234, K. 2024/4, 10 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama