KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/249 Esas
- Karar no
- 2024/27
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekilleri
- Av. ... - ...
Karar Metni
2.824 kelime·14 dk okuma·13 bölüm
Av. ... - .... Av. ... - ...
DAVALI
1- ... - ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVALI
2- ... - ... ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 24/05/2023
KARAR TARİHİ : 19/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 24/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafından başvurusu yapılan ... sayılı ... ibareli markaya karşı yapılan itirazların Kurum nezdinde reddi sebebiyle iş bu davanın açıldığını, dava konusu markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve benzer sınıfları kapsadığını, buna göre SMK m.5/1-ç, 6/1 ve 6/6 koşullarının oluştuğunu, farklı firmalar tarafından yapılan “...” ibareli başvurulara yaptıkları itirazların kabul edildiğini, dolayısıyla iş bu davanın da kabulü gerektiğini, aksi halde çelişkili bir karar ortaya çıkacağını, davalı markasının davacı markalarının serisi gibi algılanabileceğini, davalı markasının kullanımının haksız rekabet yaratacağını,
davalı şahsın kötü niyetli olduğunu belirterek, ... sayılı ... kararının iptaline, davalı şahsa ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 31/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Başvuru markasının, “...” ibaresini içerdiği, “....” ve “....” harflerinin renk unsuru ve figüratif yazım şekli ihtiva ettiğini, itiraza mesnet davacı markalarının bir kısmının sadece “...” ibaresini içerdiğini, bir kısım markalarda “...” ibaresinin önünde veya sonunda bitişik ya da ayrı olacak şekilde ilave hece ve/veya kelime unsurları ihtiva ettiğini, bazı markaların ... ve renk unsuru içerdiğini, bazılarının ... ve renk unsuru içermeyen kelime markaları olduğunu, markaların karşılaştırılması halinde tasarım, sahip oldukları kompozisyon,
... ve renk unsurlarının konumlandırılışı ve ihtiva ettiği tüm unsurlar itibariyle görsel açıdan benzerlik arz etmedikleri ve belirgin şekilde farklı olduklarını, başvuru markasında “...” ibaresinin ikinci hece olması nedeniyle vurgunun bu ibarede olmadığını, ayrıca markalarda yer alan harf, hece, kelime sayısı ve dizilimi itibariyle okunuşlarının farklı olduğunu ve işitsel olarak da başvuru markasının davacı markalarından farklı olduğunu, bunun yanında karşılaştırılan ibarelerin anlamlarının farklı olduğunu, başvuru markasının kavramsal bütünlük arz ettiğini, ilgili tüketicinin markayı bu bütünlük çerçevesinde algılayacağını,
kavramsal açıdan da taraf markalarının benzer olmadıklarını, bu kapsamda markaların bütüncül olarak değerlendirilmesi sonucu bıraktığı genel izlenim itibariyle başvuru markasının itiraza mesnet markalardan görsel, işitsel ve anlamsal olarak yeterli düzeyde ayırt edici niteliği haiz olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... müstafi vekili 16/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tescilli markasıyla davacının markası arasında, ayırt edilebilme bakımında oldukça açık farkların mevcut olduğunu, müvekkilinin kendi emeğiyle davaya konu markayı oluşturmuş, büyütmüş ve belli bir noktaya taşımış olduğunu, müvekkilinin bu emeğinin haksız ve mesnetsiz iddialarla elinden alınmasının hukuka, hakkaniyete ve vicdana sığmayacağını, davalı yanın, ...'na yapmış olduğu itirazın, haklı sebeplerle reddedilmiş olduğunu, kurumun yetkili ve ihtisas sahibi organlarıyla yapmış olduğu değerlendirmenin mahkemece dikkate alınması gerektiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda bulunup bulunmadığı, SMK m.6/9 hükmü uyarınca davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şahsın 21.02.2022 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.03.2022 tarih ve 393 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 29.04.2022 tarihinde "..." esas unsurlu markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 12.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği,
bu kararın davacı marka vekiline 18.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 03.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tescil edilmezler. (6769 sayılı SMK m.5/1-ç)
Mutlak red nedenleri, marka olarak seçilmiş bulunan işaretin niteliğinden kaynaklı, yetkili mercilerce re'sen incelenmesi gereken tescil engelleridir. Söz konusu engellerin dayanağı kamu menfaati ve kamu düzenidir.
Bu kategori içerisine giren işaretlerin, başka bir kişiye ait oldukları veya üzerlerinde üçüncü kişilerin hakları bulunduğu için değil, aksine herkesin kullanımına açık tutulmaları gerektiğinden üzerlerinde hiç kimsenin hak iddia edemeyeceği mülahazasıyla marka olarak tescilleri reddedilmektedir.
Bunun tek istisnasını, daha önce, aynı türdeki mal ya da hizmetler için tescil olunmuş veya tescili için müracaat edilmiş bulunan bir markanın aynısı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzeyen marka başvuruları oluşturmaktadır. Bu olasılık, üçüncü bir kişinin marka hakkı temeline dayanmakla birlikte mutlak red nedenleri arasında sayılmıştır. (....) Marka hukukunda öncelik ilkesi hakimdir.
Bu ilkeye göre, marka olarak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret, aynı mal ya da hizmetler için başkası tarafından tescil ettirilemez. Bu ilkenin görünümlerinden birini 6769 sayılı SMK m.5/1-ç bendinde düzenlenen mutlak red nedeni oluşturur.
SMK'nin 5.maddesi mutlak red nedenlerini düzenlemiş olup, bu maddede sayılan hususlar gerek ..., gerekse mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir. SMK'nin 6.maddesi ise, nisbi red sebeplerini düzenlemiş olup, bu maddede düzenlenen hususlar resen gözetilemez, ancak ilgili kişiler tarafından ileri sürülebilir.
SMK'nin 5/1-ç bendinde belirtilen "aynı" olma; karşılaştırılan işaretlerin özdeş, birbirinden farksız, birebir aynı, taklit v.b. olmalarını ifade eder. Bunun yanında, işaretlerin örneğin farklı renk veya büyüklükte olması, yazı karakteri ya da tipinin farklılaştırılması gibi değişiklikler de "aynı" olma durumunu etkilemez.
"Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" ise, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır.
Bu durumda, karşılaştırılan işaretlerin "aynı" ya da "ayırtedilemeyecek kadar benzer" olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında iltibasın varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan Kanunun 5/1-ç bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır.
Bu bakımdan, yukarıda da ifade edildiği gibi bir ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik mevcut ise ... tarafından re'sen başvurunun 6769 sayılı SMK 5/1-ç bendi uyarınca reddine karar verilebilecektir.
Ancak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 6769 sayılı SMK 6/1 fıkrasına göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende ilanı üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Kurumca işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir.
Bir başka deyişle, anılan madde hükmüne göre yapılacak benzerlik incelenmesinde asıl olan karıştırılma ihtimalidir.
Bu nedenle, 6769 sayılı SMK m.18. maddesi uyarınca Kurum tarafından 6. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Kurumca takdir yetkisinin kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir iltibasın varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" bulunduğundan bahisle re'sen, başvurunun reddine karar verilemez.
Çünkü, böyle bir durumda işaretlerin 6769 sayılı SMK m.6/1 fıkrası anlamında bir "benzer"liği söz konusu olacağından, artık bu husus nispi ret nedeni olarak ve ancak başvuruya itiraz halinde Kurumca değerlendirilebilecektir. Zira, nispi red sebepleri kamu menfaati ile ilgili olmadığından, mahkeme veya ... tarafından re'sen dikkate alınması mümkün değildir.
Bunların mutlaka 6769 sayılı SMK'nin düzenlediği prosedür çerçevesinde ilgili kişiler tarafından itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. SMK'nin 6/1 fıkrası kapsamında karıştırılma tehlikesine yol açıp açmadığının değerlendirilebilmesi ise ancak ilgililer tarafından anılan Kanun çerçevesinde itirazda bulunulmasına bağlıdır. Böyle bir değerlendirme yapılırken her tescil başvurusunun somut koşullarının gözetilmesi gerekliliği de göz ardı edilmemelidir.
(Mülga KHK dönemine ilişkin değerlendirme; ....)
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesinde, markaların kapsadıkları mal veya hizmet gruplarına göre belirlenecek olan ortalama tüketiciler esas alınacak ve yapılacak karşılaştırma sırasında markalardaki ayırt edici özellik taşımayan tali ve jenerik unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Ortalama tüketicinin dikkat ve algı düzeyi, mal veya hizmetin niteliğine, türüne ve fiyatına göre değişebilmektedir.
Markaların ortalama tüketici tarafından ne şekilde algılandıkları, ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesinde yapılacak global değerlendirme bakımından belirleyici role sahiptir. Ortalama tüketici. "İyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan, makul derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve makul derecede ihtiyatlı kimse"dir. Bu farazi kişi, markayı bir bütün olarak algılar, değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir.
Daha çok, markaları, hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar, detayların analizine girmez. (....)
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmelidir ki; davacıya ait .... sayılı markalar geçersiz durumda olduklarından aşağıda yapılacak incelemede değerlendirme dışı bırakılmışlardır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davalı markasının tescilli olduğu 03. sınıf malların tamamı ile 35. sınıf hizmetlerin tamamının, davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu tespit edilmiştir. Aynı/aynı tür olduğu tespit edilen mal ve hizmetler bilirkişi raporunda kalın yazı tipi ile vurgulanmıştır. Bunlar; aynı tür tüketici kesimine hitap ederler, aynı tür yerlerde satılırlar, aralarında rekabet veya birbiri yerine ikame imkânı bulunur.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; "..." ibaresinden oluştuğu, “C” harfinin renkli bir yarım daire izlenimi verdiği ve bir harften ziyade "..." ögesi olarak algılandığı, “cosmetics” sözcüğünün de tanımlayıcı olduğu, buna göre markanın görsel olarak “ideX” olarak seçildiği düşünülmektedir.
Davacıya ait mesnet markalar incelendiğinde; "...." ibarelerinden oluştukları tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında.
6769 sayılı SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları, ancak; davacının "...." sözcüğünün müstakilen, gerek "..." sözcüğü ile tanımlayıcı muhtelif unsurlu ekler ile, gerekse "..." sözcüğünün bütünleşik olarak hece sonunda bulunduğu seri markalarının varlığı tahtında, daha önce davacıya ait bu markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra "..." ibareli markayı davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, davaya konu markayı,
davacının "...." gibi markalarının serisi zannederek tüketim tercihinde bulunacağı, karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olması ve davaya konu markada "..." sözcüğünün, davacı markaları gibi hece sonunda kullanılması olgusunun, dava konusu markanın, davacı markaları arasına sızma riskine neden olacağı, davalı şahsın iş bu davaya konu marka başvurusunda bulunurken taşıdığı kastın SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılacak değerlendirmeye etkisinin olmadığı, önemli olan hususun ilgili tüketici kesiminin zihninde oluşan algı olduğu,
ilgili tüketici kesiminin bir kısmının markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı bu yöndeki iddiasını ... aşamasında bir itiraz sebebi olarak işaretlemiş ancak gerekçelendirmemiş, davalının markasını davalıdan önce kanun metninde aranan bir tescile dayalı olarak kullandığına ilişkin delillerini dosyaya sunmamış olduğundan SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulu oluştuğundan, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/249, K. 2024/27, 19 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama