İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/261 K.2024/43

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2023/261Karar2024/43Tarih26 Ocak 2024Okuma17 dk · 3.330 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
26 Ocak 2024
Esas no
2023/261 Esas
Karar no
2024/43
Hakim
... ...
Katip
... ...
Davacı
....
Vekili
Av. ... - ...
Davalı
1- ... - ...
Vekili
Av. ... -...
Davalı
2-...
Vekili
Av. ....
Dava
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü
Dava tarihi
30/05/2023
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
02/02/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.330 kelime·17 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili 30/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin “...” markalarının ilk olarak 1992 yılında 11, 20 ve 21. Sınıf mallarda tescil edildiğini, yine .... sayılı markalarının bulunduğunu, müvekkilinin “...” markalarının aynı zamanda .... sayısı ile tanınmış marka sicilinde de kayıtlı olduğunu, yurt içi ve yurt dışında çok sayıda tescillerinin bulunduğunu, ... gibi web siteleri üzerinden yayınları olduğunu, özellikle mobilya sektöründe 2019 yılında sektörün en beğenilen 3 şirketinden biri olarak gösterildiğini, kısaca müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu ... no’lu “...” ibaresinin 20. Sınıf malları kapsayacak şekilde başvuru konusu edildiğini,

başvuruya itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markaları arasında yüksek düzeyli benzerlik olduğunu, “...” ibaresinin, müvekkilinin “...” markası ile benzer bir telaffuzu olduğunu, “...”” şeklinde telaffuz edilecek bu ibarenin markanın hakim unsuru olduğunu, marka kapsamında doğrudan 20. Sınıf emtiaların yer aldığını, bu emtia sınıfının müvekkili markalarının tanınmışlığının bulunduğu sınıf olduğunu, “...” ibaresinin bütünsel algıyı değiştirmediğini, dava konusu markanın bu haliyle müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını,

müvekkilinin 30 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösterdiğini, “...” kelimesinin başına veya sonuna eklenerek oluşturulan markaların tesciline izin verilmesinin müvekkilinin markalarına zarar verecek sonuçlar doğuracağını, taraf markalarının tescil kapsamlarının benzer olduğunu, müvekkilinin hem 20. Sınıfta hem de 35. Sınıftaki satış hizmetlerinde 20. Sınıf malların satışına özgülenmiş şekilde tescilleri olduğunu, taraf markaları benzer görülmeseler dahi müvekkilinin 20. Sınıftaki tanınmışlığından ötürü dava konusu markanın tesciline izin verilmemesi gerektiğini, ....

E. Sayılı dosyasında “...” şeklindeki markanın müvekkili markaları ile benzer görüldüğünü, yine .... E. Sayılı dosyasında “...”, ....

Esas sayılı dosyasında “...”; ... sayılı kararında “...” gibi markaların müvekkili markaları ile benzer görüldüklerini, yine Kurum nezdinde de “....” gibi markaların müvekkili itirazları üzerine reddedildiğini, müvekkili lehine verilmiş çok sayıda mahkeme kararının mevcut olduğunu, hatta diğer davalı Kurum tarafından verilmiş pek çok kararda da müvekkili markalarının korunduğu,

“...” gibi markaların mahkemelerce müvekkili markaları ile benzer görüldüğünü, dava konusu markanın da müvekkili markalarının serisi gibi algılanacak olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlık düzeyi karşısında dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar verebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığının da birçok mahkeme kararında tespit edildiğini, taraf markaları kapsamındaki emtiaların ilgili tüketicilerinin çok ayrıntılı değerlendirmeler yapmayan tüketiciler olduklarını, bu nedenle dava konusu markayı, müvekkili markalarının devamı gibi algılama ihtimallerinin mevcut olacağını,

müvekkilinin “...” ibaresi sabit kalmak kaydıyla oluşturduğu çok sayıda markasının bulunduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, emsal nitelikte çok sayıda mahkeme kararını dosyaya ibraz ettiklerini iddia ederek. 20. Sınıf malların tamamı açısından ... sayılı ... kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmektedir.

CEVAP

Davalı ... vekili 14/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında markaların benzer olmadığını, tanınmış markaya dayalı ret koşullarının oluşmamış olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... LTD.ŞTİ. vekili 03/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin bahçe mobilyaları üreticisi olduğunu, “...” markasının yanında dava konusu markayı 2021 yılında meydana getirdiğini, davacı şirketin bahçe mobilyalarına yönelik bir faaliyeti olmadığını, davacı markasının bilinirlik iddialarının müvekkili markasının tescili açısından önem taşımadığını, davacının hiçbir faaliyeti bulunmadığı bir alanda müvekkili markasının tescilini engelleyemeyeceğini, müvekkili markasındaki “...” kelimesinin de müvekkilinin faaliyet alanına atıf yaptığını, “...” ve “...” markalarının benzer olarak görülemeyeceklerini, müvekkilinin yatırımlarının görmezden gelinemeyeceğini,

taraf markalarının gerek işitsel gerekse görsel ve gerekse ait olduğu ürün bakımından benzer olmadıklarını, davacı markalarının “...” şeklinde okunmayacağını, tüketicinin müvekkili markalarını gördüğünde davacı markalarını anımsamasının mümkün olmayacağını, mahkemenin yetkili olmadığını, .... Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davanın süresi içinde açılmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep ettiği görülmektedir.

UYUŞMAZLIK

Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şirket vekilinin ileri sürdüğü yetki ilk itirazının yerinde olup olmadığı, iş bu davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, davalı şirket tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı, davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi taraflara tebliğ edilmiş, dilekçe teati aşaması tamamlanmış, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış,

06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İşlem dosyasının tetkikinde.

Davalı şirketin 02.12.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 27.12.2021 tarih 387 sayılı .... 'inde ilan edildiği, davacının 25.02.2022 tarihinde SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümlerine ve ... sayılı markalarına dayalı olarak yayına itiraz ettiği, itiraza karşı davalı şirketin 21.03.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, ...'nca itirazların incelemesi sonucunda reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı 08.09.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunduğu, davalı şirketin 26.09.2022 tarihinde itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu,

yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 20.06.2023 tarihinde tescil edilmiştir.

İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... sayılı kararı gereği ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemli davaların birlikte görülmesi gerektiği ve SMK m.156/2 hükmü uyarınca ... kararının iptali istemi bakımından mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşıldığından, yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.

Davalı şirket vekili her ne kadar zamanaşımı def'inde bulunmuşsa da; iş bu davanın niteliği gereği zamanaşımı def'ine tabi olmadığı tespit edildiğinden, davalı şirket vekilince ileri sürülen zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.

Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.

Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.

Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.

Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.

Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.

Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.

Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.

Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.

Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu başvuru kapsamında yer alan 20. Sınıf emtiaların tamamı, davacı yanın gerek marka işlem, gerekse de hükümsüzlük talepli dava dosyasına dayanak tuttuğu markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan 20. Sınıftaki mallar ile birebir aynı türdeki malları kapsamakta olup taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmasına ihtiyaç olmaksızın aynı tüketici grubuna hitap eden, birbiri ile doğrudan benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile rekabet ilişkisi içerisinde olmalarına yol açan, satış, sunum ve pazarlama teknikleri,

dağıtım biçimleri benzer olarak, birbirlerine yerine tercih edilebilir ya da birbirlerini tamamlayıcı özelliklerdeki mallarda tescil edilmek istenildikleri görülmektedir.

Davalı yanın, müvekkilinin fiili olarak “bahçe mobilyaları” grubunda faaliyet gösterdiğini, davacı yanın bu sektörde doğrudan faaliyeti bulunmadığını ileri sürdüğü görülmekle birlikte tarafların fiili anlamdaki kullanımlarının ... kararının iptali ve hükümsüzlük talepli iş bu dava yönünden sonucu etkilemeyeceği, zira yapılacak incelemenin taraf markalarının sicildeki marka örnekleri ve mal/hizmet listesi kapsamları itibariyle yapılmasının gerektiği, fiili anlamda markaların benzer ya da farklı sektörlerde kullanılıp kullanılmadığı hususunun bu incelemenin konusu olmayacağı kanaatine varılmıştır (....).

Dava konusu marka başvurusunun "..." şeklinde yalnızca sözcüklerden oluşan bir marka olduğu, markanın ön sesinin “...” kelimesinden oluştuğu, bu kelimenin Türkçe'de anlamı olan bir kelime olmadığı gibi yaygın bilinen yabancı dillerde de bir anlamının bulunmadığı, davalı şirket vekili her ne kadar söz konusu sözcüğün Arapça'da anlamlı bir kelime olduğunu ileri sürse de, davaya konu emtiaların hitap ettiği ülkemiz ortalama tüketici kesiminin Arapça diline aşina olmadığı,

dolayısıyla söz konusu sözcüğün Arapça anlamlı bir kelime olduğunu bilemeyeceği, davaya konu marka başvurusunun, yazımına uygun şekilde “...” şeklinde telaffuz edileceği, “...” kelimesinin ise İngilizce “bahçe” anlamına gelen bir sözcük olduğu, marka içerisindeki kullanımı itibariyle ikincil sözcük unsuru olan bu kelimenin, “bahçe ürünleri”ne ilişkin mal ve hizmetler yönünden sektörde yaygın kullanılan ve kullanım biçimi itibariyle de malın/hizmetin niteliğine ilişkin bilgilendirme sağlama ihtimali bulunan, bu nedenle de tüketici nezdindeki markasal etkisi, “...” kelimesine göre daha geri planda kalacak bir ibare olduğu değerlendirilmektedir.

Bu halde davalı markasının esas unsuru “...” kelimesidir.

Davacı yanın markaları ise; hem marka işlem, hem de hükümsüzlük talebine dayanak markası olan "..." şeklindeki marka ve "...+..." şeklindeki ... unsurunu da ihtiva eden hükümsüzlük talebine dayanak markası olup "..." markasının tek unsuru “...” kelimesiyken, ... unsuru da ihtiva eden markasında oldukça küçük şekilde konumlandırılmış ve tali pozisyonda yer alan “...” kelimesi ile birlikte üst kısımda rastgele dizilim ile düzenlenmiş “C” harflerini ihtiva eden altıgen bir logoya yer verildiği,

... ve sözcük unsurundan oluşan markalarda, tüketici algısında ön plandaki unsur sözcük unsuru olacağından “...” kelimesinin esas unsur olarak kullanıldığı noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır. Davacı yanın hükümsüzlük talebine dayanak sair markaları da yine “...” sözcük unsurundan oluşan markalardır.

Bu bağlamda “...” ve “...” şeklindeki sözcük unsurlarını haiz taraf markaları arasında, benzerliği tespit olunan emtiaların ilgili tüketici kitleleri nezdinde, işaretlerin ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerlik taşıyıp taşımadıklarının tespiti gerekmektedir.

Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu marka kapsamında yer alan emtialar ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı/aynı tür olduğu, davacı markalarının esaslı unsurunun "..." ibaresi, davalı şirkete ait markanın esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacı markalarının "..." şeklinde, davalı şirkete ait markanın ise "..." şeklinde telaffuz edileceği, markalar arasında özellikle fonetik olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, görsel olarak da müşterek harf ortaklığından kaynaklı benzerlik bulunduğu,

kavramsal olarak markaların farklı nesnelere çağrışım oluşturmadıkları, gerek markaların telaffuzundan, gerekse de görsel algıya hitap eden bu benzerlik halinden kaynaklı olarak ortalama tüketici kesiminin 20. Sınıfta uzun yıllardır tescilli ve fiili olarak kullanıldığı görülen davacıya ait “...” markasını deneyimlediği/bildiği bir durumda, dava konusu “...” şeklindeki markayı, davacı yanın “bahçe ürün/mobilya/malzemeleri” için yarattığı yeni bir markası, aynı iktisadi kaynağın alternatif bir markası olarak algılama ihtimali bulunacağı,

bu durumda birbirinden farklı markalar ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da iktisadi olarak aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği, “...” şeklinde bir markayı, davacı yanın markalarının bilinirliğinin de bulunduğu kabul edilen “mobilya sektörü”ne yönelik mallarda gören bir tüketicinin, zihnine davacı yan markalarının gelme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı, belirtilen nedenlerle; davalı şirkete ait marka ile davacıya ait markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.

SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;

A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,

B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,

C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.

Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.

Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,

yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.

Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.

Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.

Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.

Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.

Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.

Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.

Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın dosya kapsamına ek olarak sunduğu çok sayıda delil, davacı markalarının ... tanınmış markalar sicilinde özel olarak korunan markalar arasında olması ve dahası muhtelif tarihlerde muhtelif mahkemelerce verilmiş kararlarda, davacı markalarının hususiyetle “mobilya ve ev dekorasyon” ürünlerinde sektörel tanınmışlığının kabul edildiği görülmektedir.

Bu bağlamda başvuru kapsamında yer alan 20. Sınıf malların, aslen davacı yan markalarının tanınırlığının kabul edildiği emtia grubunu kapsıyor oluşu, taraf markaları arasındaki benzerlik halinin ortaya çıkaracağı iltibas riskini güçlendiren bir durum ortaya koyduğu gibi dava konusu marka gibi markaların tescillerinin, davacı yan markalarının ilgili sektördeki tanınırlığının zaman içerisinde zayıflamasına yol açacak şekilde benzer şekilde yaratılmış markaların oluşumuna neden olabileceği, bu durumun davacı markalarının sulanmasına neden olabileceği,

dolayısıyla SMK m.6/5 kapsamında aranılan koşullardan biri olan sulandırma riskinin somut olayda mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.

SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.

Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.

Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.

Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)

Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 ve m.6/5 hükmü koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,

2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,

3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,

4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 64,00 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 220,00 TL posta-tebligat ücreti olmak üzere toplam 6.143,80 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı ... Ltd.şti. tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,

Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/01/2024

Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/261, K. 2024/43, 26 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Uyuşmazlık
  7. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/261
Karar No
2024/43
Tarih
26 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2023/263 K.2024/36
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2023/265 K.2024/165
  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/268 K.2024/42
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/272 K.2024/24
  • Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/274 K.2024/68
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/276 K.2024/109

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.