KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/283 Esas - 2024/129
- Esas no
- 2023/283 Esas
- Karar no
- 2024/129
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
3.456 kelime·17 dk okuma·10 bölüm
Av. .... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. .... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 12/06/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 12/06/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından SMK m.6/1, 6/3, 6/6 ve 6/9 hükümleri uyarınca itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak ... ...’nın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 18.05.2012 tarihinde tıbbi cihaz, ürün, yedek parçaları vb. cihazlara yönelik araştırma, geliştirme, üretim, ithalat, ihracat, danışmanlık faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulduğunu,
müvekkili şirket tarafından yapılan ... çalışmaları neticesinde yeni doğanlarda beslenme olgunluğu ölçümlenmesi için sağlık çalışanlarına objektif bir metot sunacak yenilikçi bir tıbbi cihaz projesi geliştirildiğini, 2013 yılından bu yana gelişen süreçte müvekkili tarafından geliştirilen ve tanıtılan bu ürünün “...” markalı ürün olduğunu, “...” markasının müvekkili tarafından ihdas edildiğini ve maruf hale getirildiğini, müvekkili şirketin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu marka başvurusundan çok daha önceki bir zamandan beri “...” ibaresinin müvekkili şirket tarafından 05,
10 ve 44. Sınıflarda ticari anlamda ve markasal olarak kullanıldığını, müvekkili şirkete ait .... web sitesinde “...” markasına yer verildiğini, müvekkili şirket tarafından “...” markasının tescili için 10.08.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile 10 ve 44. Sınıflar için başvuru yapıldığını, başvurunun tesciline karar verilmesine rağmen ücret ödemesi başarılı şekilde tamamlanamadığı için başvuru sürecinin neticelendirilemediğini, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak marka başvurusu yapıldığını, davalı şirketin müvekkili markalarından haberdar olduğunu,
davalı şirketle “...” ürünü özelinde iş birliği yapmak için yapılan görüşmeden kısa süre sonra kötü niyetli olarak dava konusu marka başvurusunun yapıldığını, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait “...” markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, müvekkilinin seri markalarından “...” ve “...” markalarının dava konusu marka ile benzer olduğunu, markaların aynı ve aynı türden ürün/hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirketin .... alan adının sahibi olduğunu, müvekkiline ait alan adı ve ticaret unvanının da dava konusu marka başvurusu ile karıştırılması ihtimali bulunduğunu,
davalı şirketin “...” markasını ...’de markasal olarak müvekkilinden önceki tarihte kullanımını ispat edemediğini beyanla; ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 21/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Başvuru konusu ibarenin ihtiva ettiği anlam, genel görünüm ve markaların farklı şekil ve kelime ibarelerini içermesi nedeniyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etkinin davacıya ait markalardan farklı olduğunu, davacı tarafça kuruma itiraz aşamasında mesnet olarak gösterilen markalardan ... sayılı ve "..." ibareli markanın görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, mesnet olarak ileri sürülen ..., ... sayılı ve "...", "..." ibareli markaların ise iş bu itirazın incelendiği tarih itibarıyla Kurum nezdinde işlemlerinin sona erdiğini,
her iki tarafın gönderdiği bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde itiraza konu mal/hizmetlerden "cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar." alt grubunda yer alan ürünler üzerinde her iki tarafın da markasal kullanımlarının bulunduğu belgelerin yer aldığının tespit edildiğini, ancak söz konusu kullanımların tarih itibariyle işbu başvuru sahibi adına "..." ibaresi üzerinde daha eskiye dayandırıldığını, başvuruya konu markanın başvuru tarihinden önce ve tescili talep edilen mallar ve hizmetler için markasal kullanımın ispatlanamadığını,
davacı şirketin kötü niyet iddiasını destekleyecek yeterli delil sunulmadığını, ... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... MEDİKAL SAN. VE TİC. A.Ş. vekili 13/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin 1962 yılında kurulmuş ....’ın ...’de faaliyet gösteren iştiraki olduğunu, sağlık profesyonelleri için yüksek teknolojili cihazlar ve tek kullanımlık tıbbi ürünler tasarladığını, ürettiğini ve pazarladığını, davacı tarafından itiraza mesnet gösterilen “...” markası ile müvekkili şirkete ait “...” ibareli markanın görsel, işitsel veya anlamsal açıdan benzer olmadığını, markaların genel görünümleri itibarıyla iltibas yaratma ihtimali bulunmadığını, davacının mesnet gösterdiği ... sayılı markanın hükümsüz olduğunu, ... sayılı markanın ise müvekkilinin marka başvurusundan sonra yapıldığını,
davacı şirketin mesnet gösterdiği mezkur markaların haklı ve hukuki bir dayanak oluşturmayacağını, “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, müvekkilinin bağlı olduğu ... firmasının “...” markasını ilk olarak 31.05.2001 tarihinde menşe ülke ...’da 10. Sınıf için tescil ettirdiğini, müvekkili şirket yetkilisi ile davacı tarafın görüşmeleri olduğunu, aynı sektörde aynı ürünler ile iş yapan davacı tarafın müvekkilinin markasından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasını 2010 yılından bu yana ...’de fiilen kullandığını,
davacının SMK 6/3 maddesine dayalı iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının kötü niyete dayalı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı şirket ile yapılan görüşmede “...” markasının ...’a ait olduğu ve markanın çok uzun süreden beri ... pazarında da yer aldığı belirtilerek marka kullanımı konusunda uzlaşma yollarının aranması gerektiğinin davacı tarafa iletildiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacıya ait alan adı ve ticaret ünvanı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 04.11.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 11.03.2022 tarihinde ..., ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 28.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 23.11.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu,
davalı şirketin 29.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 10.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 14.04.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı tarafından itiraza mesnet gösterilen ... sayılı markanın tescili/başvurusu geçersiz olduğundan, ... sayılı marka ise dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olduğundan aşağıda yapılan incelemede dikkate alınmamışlardır.
Dava konusu marka başvurusu; 05, 10 ve 44. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescil edilmiştir. Davacıya ait .... sayılı marka ise 10, 37, 42 ve 44. sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “10. Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. 44. Sınıf: Tıbbi hizmetler” mal ve hizmetleri, davacıya ait ... sayılı marka kapsamında aynen yer almaktadır. Dolayısıyla, bu mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluşmuştur.
Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetler ise, davacıya ait marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklıdır.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “10. Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. 44. Sınıf: Tıbbi hizmetler” bakımından, emtiaların aynı ya da benzer olması şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu; “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir şekil ya da renk unsuru bulunmamaktadır. Siyah renk ve standart bir yazı karakteri ile oluşturulan markada, sadece ilk harfin yazılışında büyük harf kullanılmıştır. “...” ibaresinin herhangi bir anlamı tespit edilememiştir. Buna karşın markayı oluşturan “...” ve “...” ibareleri, İngilizce kelimeler olup, “...” ibaresi, “yeni anlamı veren bir ön ek”tir. “...” ibaresi ise, İngilizce’de “güvenilir, emniyette, tehlikesiz, güvende” anlamına gelmektedir. Dava konusu marka, “..." şeklinde telaffuz edilmekte olup, “...” ibaresi, dava konusu markanın tek ve esas unsurudur.
Davacıya ait ... sayılı marka ise “...” ibaresinden oluşmaktadır. Markada bulunan “A” harfi yerine, kırmızı bir üçgen şekli konumlandırılmıştır. Fakat yine de kelime “...” olarak algılanmaktadır. Markada yer alan üçgen şekli haricindeki tüm harfler, siyah renk ve standart bir yazı karakteri ile yazılmıştır. “...” ibaresinin herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Fakat kelimeyi oluşturan “...” ve “...” ibareleri, İngilizce kelimelerdir. “...” ibaresi, “düzeltme yapılmayacağını belirten sözcük” olarak tanımlanmıştır. Davacıya ait markanın esas unsuru bir bütün olarak “...” ibaresi olup, kelime “..." şeklinde telaffuz edilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacının “...” ibareli markalarının biri hükümsüz, bir diğeri ise dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğundan incelemede dikkate alınmamıştır. Davacıya ait “...” ibareli marka ise, dava konusu markadan görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklıdır.
Taraf markaları arasında her ne kadar bir kısım mal ve hizmetler bakımından ayniyet bulunmakta ise de, bu mal ve hizmetlerin ilgili tüketicisinin bilinç, dikkat ve özen seviyesinin ortalamanın üstünde olduğu, dolayısıyla tüketicinin taraf markalarını gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması nedeniyle, somut olay bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı taraf, ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur:
• ... Web Sayfası -Horizon 2020 olduğu belirtilen İngilizce içerikli sayfa
• 30.01.2020 tarihli .... başlıklı sayfa 13.10.2021 tarihli .... adresi ekran görüntüleri
• ... Ürün Künyesi
• Ürün etiketi
• Ürün görseli
• Broşür
• ... 2018 Fuarına katılım tahsilat makbuzu (... markası bulunmamaktadır)
•18.12.2018 tarihli “cihaz kutusu ambalajı” açıklamalı fatura (... markası bulunmamaktadır)
•28.12.2018 tarihli “medikal probe yapışkan bant kesimi cihaz ön panel serigrafik baskı” açıklamalı fatura (... markası bulunmamaktadır)
• 27.02.2020 tarihli “Deney Raporu”
• 31.01.2020 tarihli “Deney Raporu”
• 28.02.2019 tarihli Kullanım Kılavuzu
• 24.05.2021 tarihli ..... Sertifikası
• 31.05.2021 tarihli .... sertifikası
• Ekim-Kasım-Aralık 2018 tarihli ... dergisinde yayınlanan ropörtaj
• Mail yazışmaları: 28.10.2021 tarihli yazışmada ... şirketinin ziyarete geleceğinden bahsedilmiş, 16.11.2021 tarihli yazışmada ise ... adresine “....” ibareli belgeler gönderilmiştir.
Yukarıda sayılan belgeler, dava aşamasında, dava dosyasına da sunulmuştur.
Sunulan belgeler incelendiğinde; davacı şirket yetkilisinin 2018 yılında verdiği röportajda “...” markalı ürünün tanıtımını yaptığı, davacı şirketin ... markalı ürün için .... kapsamında fon desteğine hak kazandığı, bu hususun 01/03/2018 tarihinde .... adresinde ilan edildiği, ürünün 2020 tarihli deney raporlarının ve 2021 tarihli sertifikalarının dosyaya sunulduğu, “...” markalı ürünün bir “yenidoğan oral beslenme monitörü” olduğu, ürüne ilişkin kullanma kılavuzu ve broşürlerin dosyaya sunulduğu tespit edilmiştir.
Bahsi geçen ürün, tıbbi bir cihaz olup, bu emtianın, dava konusu marka kapsamında “10.
Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar” alt sınıfı kapsamında yer aldığı, davacının sunduğu belgelerde yer alan “...” markası ile dava konusu markanın ayniyet derecesinde benzer olduğu, dosyaya sunulan belgeler çerçevesinde, davacının dava konusu markanın başvuru tarihinden önce “...” markasını “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için tıbbi cihaz” emtiası üzerinde kullandığı tespit edilmiştir.
Bununla birlikte; davalı başvuru sahibi vekili, müvekkili şirketin “...” markasını 2010 yılından bu yana ...’de fiilen kullandığını, davacının SMK 6/3 maddesine dayalı iddialarının mesnetsiz olduğunu belirtmiş ve aşağıdaki belgeleri, hem itiraz aşamasında hem dava aşamasında dosyaya sunmuştur: • Dava dışı ... firmasına ait ... markasının 12.03.2003 tarihli ... numaralı uluslararası marka tescili • 2016-2021 tarih aralığına ilişkin fatura örnekleri • 2010 tarihli faturalar • 17.07.2018 tarihli, ... ürün takip sisteminde “kan örneklemesi için iğne” olarak yer alan kayda ilişkin ekran görüntüsü
Sunulan belgeler incelendiğinde; davalının 2010 yılından bu yana “...” ibareli ürünün satışını yaptığı, davalıya ait ürünün ... ürün takip sisteminde, “kan örneklemesi için iğne” olarak kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından sunulan faturalarda “needle (Türkçe; iğne)” olarak açıklama yer aldığı, davalı şirketin sunduğu bir adet broşürde “...” markalı ürünün “kan örneği alma cihazı” olarak tanımlandığı tespit edilmişse de, bu tanımın, ürün takip sistemindeki kayıttan farklılaştığı, ürün takip sistemindeki kayıt dikkate alındığında, davalı şirketin “...” ibareli ürününün “kan örneklemesi için iğne” olduğu, bu ürünün “10.
Sınıf: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar” kapsamında yer aldığı, davalı başvuru sahibinin "..." ibareli markasal kullanımının, davacı yanın "..." ibareli markalı kullanımlarından önceki tarihe dayandığından, SMK m.6/3 hükmü uyarınca söz konusu ibare bakımından davacı yanın gerçek hak sahipliğinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar.
Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ....
Dairesi'nin 13.03.2019 tarih .... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davalıya ait markanın esaslı unsuru, tüketici nezdinde marka algısı yaratan kısmı “...” ibaresidir. Davacıya ait ticaret ünvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsuru “...” ibaresidir. Zira davacının ticaret ünvanı kapsamında yer alan “.... DAN. EĞT. SAN. VE TİC. A.Ş.” ibareleri, faaliyet konularını belirten, marka vasfı bulunmayan, tali unsur niteliğindeki kelimelerdir. “...” ve “...” ibareleri, karşılaştırma konusu yapılmayacak derecede farklıdır. Buna göre; dava konusu marka ile davacı ticaret ünvanı arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu markanın davacıya ait ticaret ünvanı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf, .... adresi ile davalıya ait markalar arasında iltibas bulunduğunu iddia etmiştir. .... adresinin arşiv görüntüleri incelendiğinde, internet sitesinin İngilizce dilinde olduğu, internet sitesinde ana marka olarak “...” markasının yer aldığı, internet sitesinde herhangi bir şirket ismi bulunmadığı, 27.03.2019 tarihinden sonraki görüntülerde “...” markalı ürüne yer verilmiş olup, “...” markalı ürün “...” olarak tanımlanmıştır.
Bu ibareden ürünün yenidoğan bebeklerin beslenmelerinin izlenmesi için tıbbi bir cihaz olduğu tespit edilmiştir. İnternet adresindeki görüntülerde, ürün üzerinde de “...” markası yer almaktadır.
Davacı yana ait alan adının ayırt edici unsuru “...” ibaresi olup, söz konusu ibare ile dava konusu “...” markası görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirlerinden farklı olduğundan davacı yana ait alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı yana ait alan adı içeriğinde yer alan ve 27.03.2019 tarihinden sonraki görüntülerde yer alan "..." ibareli markasal kullanımlar ancak davacı yanın gerçek hak sahipliği iddiası bakımından değerlendirilebilirse de, yukarıda izah edildiği üzere, davalı şirketin "..." ibareli markasal kullanımlarının 2010 yılına kadar geri gittiği nazara alındığında, öncelik ilkesi uyarınca, davacı yanın 27.03.2019 tarihinden sonraki görüntülerde yer alan "..." ibareli markasal kullanımlar nedeniyle iş bu dava bakımından üstün bir hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin veya başkaca bir üstün hakkının bulunmadığı, davalı şirketin davaya konu markasının ticari hayatta kullanımının, davacı şirketten önceki tarihlere dayandığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/283, K. 2024/129, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama