KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2024
- Esas no
- 2023/415 Esas
- Karar no
- 2024/220
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ...
- Vekilleri
- Av. ... - ...
Karar Metni
6.038 kelime·30 dk okuma·12 bölüm
Av. ... -... DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ
Av. ... - ... ...
DAVALI
2- ... -... ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 14/09/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
YAZIM TARİHİ : 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 14/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkiline ait ... sayılı marka başvurusundan SMK 5-1-ç maddesi kapsamında çıkartılan mal ve hizmetler yönünden dava yoluna gidildiğini, davada ... kararının iptaline karar verildiğini, davalının ilan edilen müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, itirazın kısmen kabul edildiğini, bu defa markanın SMK 6/1 maddesine göre karıştırılma ihtimali olduğu kanaatine varıldığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin, 1966 yılından itibaren gıda sektöründe faaliyet gösteren, bu sektörde özellikle kendi ürettiği “... bekri tipi hardal” ile tanınmış olan ve market zincirlerinden, otellere, otellerden restoranlara,
toptancılara vb. birçok yere ürün dağıtımı yapan bir firma olduğunu, 57 yıldır faaliyet alanı olan gıda sektöründe “...” ismini kullandığından müvekkili markası ile davalıya ait markaların (yanında ayırt edici “...” ve “...” ibarelerinin de bulunduğu gözetildiğinde) hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici grubunca aynı işletmeye ait olduğunu/işletmeler arasında bir bağlantı kurulmayacağını, davalının hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe faaliyet gösterdiğini, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı,
her iki tarafın da farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler olması sebebiyle bu markalar kapsamında kalan mal/hizmetlerin de birbirinden farklı olduğu, ortalama alıcı/tüketici nezdinde de bu farklılıklar sebebiyle karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını iddia ederek; .... 'nun 13.07.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptali ve müvekkiline ait “...” markasının mahkeme kararıyla yayımlanan hizmetlerde tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 24/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Başvuruya konu markanın, sarı ve kırmızı-beyaz pötikareli zemin üzerine küçük ve sarı harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, redde mesnet markaların ise, siyah ve büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ve bu ibarenin altında yer alan “...” ibaresi ile beyaz ve küçük harflerle yazılmış “...” ibaresi ile bu ibarenin altında yer alan “...” ibaresinden oluştuğunu, ön plana çıkan esas unsurun, birbirinin tıpatıp aynısı olan “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğunu, davacı başvurusunun konusu olan işareti gören ve duyan tüketicilerin zihninde belirecek olan iz,
hemen redde mesnet markanın bıraktığını hatırlatacağını, bu hatırlatma, anılan işaretin, redde mesnet markanın bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini, davacı vekilinin, müvekkilinin “...” markası üzerinde 6769 sayılı SMK m.6/3 uyarınca eskiye dayalı kullanım hakkı bulunduğunu ileri sürmekte ise de, davacının bu talebinin ... sayılı kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının, kendi başvurusu derdest iken eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ya da kullanım sonucu hak sahipliği yolundaki talebini,
kendi başvurusunun reddi kararına itiraz prosedürü içerisinde değil, davalıya ait marka başvurularının ilanı üzerine yapılacak itiraz prosedürü içerisinde gündeme getirmesi (getirmiş olması) ve yapmış olduğu itirazların iş bu davadan bağımsız biçimde dinlenip karara bağlanması gerektiğini, SMK m.6/3 hükmünün, bir markayı tescilsiz olarak kullanan kişinin yapılan marka başvurularına itiraz edebilmesi olanağı tanınması ile ilgili olduğunu, somut olayda böyle bir husus söz konusu olmadığından, bu hükme göre de tescilli bir marka ile karıştırılabilecek nitelikteki markaya tescil imkanı tanınmasının söz konusu olmadığını savunarak;
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 20/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Kurum kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin tescilli olan ... tescil numaralı ... ibareli markaları ile 24, 25 ve 35. sınıf , ... başvuru numaralı ... ... markaları ile 03, 07, 08, 09, 14, 18, 21, 25, 35. sınıfta, ... başvuru numaralı ... ... markasıyla 35. sınıfa giren hizmetlerde faaliyet verdiğini ve bu faaliyet neticesinde de ... bareli markalarını piyasasında tanınmış hale getirdiğini, taraf markalarının benzer olduğunu, ... ibareli markanın başvuru sahibi ...
LTD.ŞTİ.'nin müvekkilinin ... ve ... ... ibareli markalarını bildiğini ve taklit ettiğini, tarafların aynı ve benzer sektörde yer aldığını, orta seviyedeki tüketicinin karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, davacının markasının 35. sınıfta tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin markalarının da 03, 07, 08, 09, 14, 18, 21, 25, 35. sınıflarda tescilli olduğunu, karşılaştırılan markaların sınıflarının birebir aynı ve benzer olduğunu, başvuru markasının, müvekkilinin bir alt markası, serisi gibi algılanacağını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet ... ve ... sayılı markalar arasında 13/06/2022 tarih ve 398 sayılı Bülten'de ilan edilen ve 35.sınıfta somutlaştırılan mal ve hizmetlerin perakendeciliği hizmetleri bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi kök ve ek raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davacı yanın 02.11.2018 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusundan yapılan ilk incelemeler sonrasında SMK m.5/1-ç hükmü gereği bir kısım hizmetlerin başvurudan çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı tarafından yapılan itirazın ... sayılı ... kararı ile reddedildiği, .... sayılı kararı ile belirtilen ... kararının iptal edilmesi üzerine başvuruya dahil edilen 35.sınıftaki hizmetlerin 13/06/2022 tarih 398 sayılı ....'nde ilan edildiği,
davalı şirketin 09.08.2022 tarihinde ..., ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yayına itiraz dilekçesi sunduğu, davacı yanın bu itiraza karşı 23.11.2022 tarihli karşı görüş dilekçesi sunduğu, ...'nın yapılan itirazı SMK m.6/1 hükmü ve .... sayılı markaları mesnet alarak kabul ettiği ve başvuruyu reddettiği, bu karara karşı davacının 10.01.2023 tarihinde itiraz ettiği, davalı şirketin bu itiraza karşı 04.03.2023 tarihli karşı görüş dilekçesi sunduğu, itirazı değerlendiren .... 'nun 13.07.2023 tarihinde "İtirazın kısmen kabulüne;
usul hatası ile başvuru kapsamından çıkartılan Sınıf Kodu 35 Reklamcılık,
pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu
hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama
hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin
derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale
getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe
ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri,
ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma,
trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.nin
başvuru sahibine iadesine oybirliği ile karar verilmiştir.
" şeklinde karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 14.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre; .... Dairesi'nin ve ... 'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 13.07.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Davaya konu ... kararı incelendiğinde; davaya konu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan hizmetler ile redde mesnet .... sayılı markaların tescil kapsamlarında yer alan sırasıyla.
"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." ve "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri." nin aynı/aynı tür olduğu, bu hizmetler baz alınarak SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğunun belirtildiği, redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mallar ile davaya konu hizmetler arasında ise benzerlik ilişkisi kurulmadığı,
dolayısıyla redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mallar bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu yönünde bir değerlendirmenin yapılmadığı müşahede edildiğinden ve iş bu davanın davacısı, başvurusu kısmen reddedilen marka sahibi olduğundan, marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve davanın konusunu oluşturduğu anlaşılan redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan 35.sınıftaki genel mağazacılık/perakendecilik hizmeti baz alınarak değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan hizmetler 35.sınıfta mağazacılık/perakendecilik hizmeti bağlamında sayma suretiyle somutlaştırılmış, redde mesnet markaların kapsamlarındaki 35.sınıfta mağazacılık/perakendecilik hizmeti ise genel olarak düzenlenmiştir.
.... sayılı müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere; mal ya da hizmetlerin, daha önceki tarihte 35.sınıf için bir belirleme yapılmaksızın genel olarak tescil edilmiş bir marka ile aynı ya da benzer tür olduklarının kabulü için, tescilli marka sahibinin itiraz ettiği başvuru kapsamında sayılan malların da kendisi tarafından bu hizmet altında satışa sunulmasının kanıtlanması gerektiği,
genel perakende satış hizmetleri için tescilli bir markanın koruma kapsamının "Çoğun içinde az da vardır." görüşüyle ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmesinin markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından korunması ilkesine uygun düşmeyeceği gibi benzer işaretler altında ancak farklı sektörlerde satışa arz edilecek mallar bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacağı düşüncesinin de kabul edilemeyeceği, ilkeleri benimsenmiştir.
Buna göre; somut olayda, davalı şirket tarafından sunulan evrakların incelenmesi neticesinde, sunulan fotoğrafların davalının “... tekstil” kullanıcı adına sahip facebook hesabından alındığı, bu hesabın görselinin de sunulan evraklar içerisinde yer aldığı, hesapta bulunan fotoğrafların marka işlem dosyasına sunulduğu ve siteye yüklenme tarihlerinin 2016 ve 2017 yılına ait olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu fotoğraflar tekstil mağazasına ilişkin fotoğraflar ile birkaç adet giyim ürününe ait paylaşımlardır. Dolayısıyla; davacıya ait başvuru markası kapsamından çıkartılan ve iş bu davaya konu olan 35.05 perakendecilik sınıfında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 25. sınıf/ Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.
Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtialarının satışına ilişkin hizmetler ile davalı markalarındaki 35.05. sınıf kapsamındaki yalnızca 25. sınıfın satışı hizmetlerinin aynı, aynı tür olduğu, davaya konu sair hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan 35.sınıftaki genel mağazacılık/perakendecilik hizmetleri arasında benzerlik ilişkisinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; sarı alt zemin üzerine kırmızı beyaz desenin yerleştirildiği, bunun üzerine ise karakteristik şekilde ve yine siyah çerçeve ve sarı renkle oluşturulmuş “...” ibaresinden oluşmaktadır. Redde mesnet markalar incelendiğinde; karakteristik yazıyla oluşturulmuş “...” asıl unsurundan oluşmaktadırlar. Markalardan birinin üstünde yer alan ... harfleri ise ibarede yer alan sessiz harflerin birleşimi olup markaya ciddi bir ayırt edicilik katmamakta, diğer markada yer alan “...” ibaresi ise yine ayırt ediciliği bulunmayan markada çok küçük puntolarla yer alan bir ibaredir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 25. sınıf/ Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.
Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtialarının satışına ilişkin hizmetler ile davalı markalarındaki 35.05. sınıf kapsamındaki yalnızca 25. sınıfın satışı hizmetlerinin aynı, aynı tür olduğu, davaya konu sair hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan 35.sınıftaki genel mağazacılık/perakendecilik hizmetleri arasında benzerlik ilişkisinin bulunmadığı, gerek başvuru markasının, gerekse redde mesnet markaların esas unsurlarının müşterek olarak "..." ibaresinden oluştuğu, buna göre.
“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 25. sınıf/ Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.
Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtialarının satışına ilişkin hizmetler bakımından karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davaya konu sair hizmetler bakımından ise, karşılaştırılan hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olmadığı tespit edildiğinden, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği iddiasını ileri sürse de, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususları değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu marka başvurusunun tescilini de talep etmişse de, .... sayılı kararında belirtildiği üzere, markanın tescili 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) sisteminde idari bir sürecin neticesinde gerçekleşir. Marka başvuru sahibi, başvuru ile bir hukuki durum içine girer ancak başvuru, sahibine şarta bağlı bir talep hakkı verir. Söz konusu olan beklenen bir haktır.
Gerekli şartların yerine getirilmesi ile birlikte bir sonuca (tescile) ulaşacaktır (...). Adı geçen KHK (somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Tescil istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle yukarıda belirtilen gerekçelerle davaya konu ... sayılı ... kararının kısmen iptali ile yetinilmiş, tescil istemi yönünde olumlu/olumsuz ayrıca hüküm kurulmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/415, K. 2024/220, 17 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama