KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/459 Esas - 2024/25
- Esas no
- 2023/459 Esas
- Karar no
- 2024/25
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 10/10/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/01/2024
Karar Metni
2.132 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 10/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yapımcılık sektöründe özgün ve dinamik bir sanat anlayışına sahip olan;
sinema, dizi ve reklam filmleri başta olmak üzere üç boyutlu ve iki boyutlu animasyon filmleri, jenerik,
infografik, sinema-sahne sunum ve tasarım çalışmaları alanlarında çalışmalar yürüten, çeşitli kurum ve
kuruluşlar için sosyal medya danışmanlığı yapıp kurumsal kimlik çalışmaları sunan profesyonel bir
medya kuruluşu olduğunu, müvekkili şirket adına 27.09.2022 tarihinde ... başvuru nolu “...”
ibareli markanın; mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasına ilişkin tebliğe göre .... nolu sınıflarda kayıtlı mal ve hizmetler üzerinde tescili talebi
ile gerçekleştirilen marka başvurusunun, ... ... tarafından 6769 sayılı
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 5/1 maddesinin (b) ve (c) bentleri uyarınca tüm mal ve hizmet
sınıflarına yönelik olarak reddedilmiş olduğunu, müvekkilinin, tescilini talep etmiş olduğu mal ve hizmetler bakımından
yapılacak somut ayırt edicilik değerlendirmesinde müvekkili markasının parçalara ayrılmadan
bir bütün olarak ele alınması ve her bir mal ve hizmet bakımından tasviri nitelik taşıyıp taşımadığının
ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, tescili talep edilen “...” markasının, müvekkili tarafından meydana getirilen
özgün bir işaret olduğunu, marka koruma fonksiyonu açısından sadece salt bir ibareyi ihtiva etmediği için
işaretin ayırt edicilik noktasında ret sebebi doğurmasının mümkün olmadığını, marka içerisinde en az kelime
unsuru kadar dikkat çekici olan özgün, karmaşık ve ön plana çıkarılmış görsel bir yön bulunmakta olduğunu, bu nedenle markanın ayırt edicilik vasfının salt kelime unsuru üzerinden yapılmış olmasının hakkaniyetle
bağdaşan bir yaklaşım olmadığını, davalının, müvekkili marka başvurusu hakkında ayırt edicilik ve tanımlayıcılık
bakımından değerlendirme yaparken, salt olarak müvekkili markasının kavramsal yönünden
yola çıkarak ayırt edici olmadığını ileri sürüyorsa; aynı değerlendirmeyi “sana özgü” markası
açısından neden yapmadığını izah etmesi gerektiğini, müvekkilinin “...” ibaresine sahip olan marka
başvurusuna bakıldığında; işaretin sahip olduğu tüm nitelikler itibarıyla oldukça özgün bir imaja sahip
olduğu anlaşılmakla birlikte ayırt edicilik hususunda kendine münhasır olan bir vasfa sahip olduğunun da
yeterince tespit edilebilmekte olduğunu, başvuru konusu işaret ile tescili talep edilen mal ve hizmetler
kıyaslandığı zaman da markanın mal ve hizmetlerle hiçbir açıdan yakın olmadığı, hiçbir tasvir edici
niteliğinin bulunmadığının anlaşılmakta olduğunu beyanla; ...’nun, müvekkili adına gerçekleştirilen ... nolu “...” ibareli marka tescil başvurusunun
reddine ilişkin, ... sayılı 09.08.2023 tarihli kararının iptaline;
karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 20/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru konusu işaretin tüketici nezdinde marka algısı
oluşturmayan ve markanın asli işlevi olan kaynak gösterme işlevini yerine getirmeyen, asgari
ayırt edicilikten yoksun bir işaret olduğunu, bu yönüyle de SMK 5/1. maddesinin (b) ve (c) bendi
kapsamında olan bir işaret olduğunu, yapılan değerlendirme sonucu dava
konusu başvurunun salt "..." ibaresinden oluştuğu ve başkaca ek herhangi bir
unsura yer verilmediğinin görülmüş olduğunu, başvuru konusu ibarenin içerdiği kelimelerin
anlamlarından başka bir anlam ifade etmediği, söz konusu ibarenin tüketiciler tarafından
"kadınlara özgü/ kadınlara yönelik" mal ve hizmetleri ifade edecek şekilde anlaşılacağı,
dolayısıyla başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler için SMK 5/1-(b) maddesi
bakımından ayırt edici olmadığı, SMK 5/1-(c) maddesi kapsamında tanımlayıcı olduğunu, başvuru kapsamında tescili talep edilen mal/hizmetler
bakımından ortalama tüketiciler nezdinde, tescili talep edilen ibarenin doğrudan anlamı
dahilinde bir algılamaya yol açacağı, başvuru konusu ibarenin anlamının herkes tarafından
bilinen açık, belirgin ve oldukça genel bir ifade olduğu ve ret kapsamında bulunan
mallar/hizmetler bakımından ticari kaynak belirtme, ayırt etme vasfı bulunmadığı, marka algısı
yaratır nitelikte olmadığı, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi
sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve malların/hizmetlerin vasfını/karakteristik özelliğini
belirtiyor olması nedeniyle ayrıca tanımlayıcı nitelikte olduğunu, müvekkil kurum tarafından 6769 sayılı SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri gereğince
verilen başvurunun reddi kararının yerinde olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalının tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı, tasviri nitelikte olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının "..." ibareli 27.09.2022 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü gereği reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 29.12.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 11.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
Markanın; ayırt etme, mal veya hizmetin işletmesel kökenini gösterme, mal veya hizmetin niteliklerini garanti etme, reklam, tekelleştirme ve koruma işlevleri bulunduğu kabul edilir. (....) Ayırt etme işlevi, marka kavramına dahil olan, piyasada bir mal ya da hizmeti diğerlerinden farklılaştırmaya hizmet eden, mal ya da hizmete adeta kişilik kazandıran, o mal ya da hizmete bir ad veren temel unsuru ifade eder.
Köken işlevi, malın ya da hizmetin hangi işletmeye ait olduğunun marka ile gösterildiği anlamına gelip, bu işlevin bugün anlamını yitirdiği, globalleşen ekonomi ve piyasada bulunan aktörlerin ve ürünlerin çeşitliliği ile dinamizmi karşısında alıcılardan pek azının piyasadaki mal ya da hizmetlerin hangi işletmeye ait olduğunu markadan anladıkları söylenebilir.
Garanti işlevi, bir marka altında pazarlanan mal ya hizmetin kalitesi ile ilgili olup, bu işlev sayesinde alıcı, piyasada bulunan ve deneyimlediği mal ya da hizmetleri nitelik olarak değerlendirme imkanına sahip olmakta, buna bağlı olarak bazı mal ya da hizmetlerin imajında değer artışı, bazılarında ise değer azalışı meydana gelebilmektedir.
Reklam işlevi, markanın, ait olduğu mal ya da hizmetin ayırt ediciliğini sağlayan işaret olduğuna göre, bu işaretin mal ya da emek sarfedilerek geniş halk kitlesine ulaştırılmasını, böylece ilgili markaya konu mal ya da hizmetin pazar payının arttırılmasını ifade eder. Bununla bağlantılı olarak ilgili mal ya da hizmetin piyasada gördüğü rağbetin hakim duruma gelmesi söz konusu olabilecek, bu da markanın tekelleştirme işlevine hizmet edecektir.
Markanın en önemli fonksiyonu ayırt edici bir işaret olmasıdır. Markaya bu fonksiyonu kazandıran, soyut ayırt ediciliğidir. Soyut ayırt edicilik; bir işaretin, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Bir işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip değilse, ayırt edicilik fonksiyonuna da sahip olmayacaktır.
Marka, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Bu yolla tüketiciler, almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilmektedirler. Ayrıca, mal ve hizmetlerin piyasada teşhis edilebilir hale getirilmesi ile, farklı teşebbüslerin mal ve hizmetleri için piyasa şeffaflığı sağlanmaktadır.
Piyasa şeffaflığının yerine getirilebilmesi, markanın iletişim fonksiyonu ile kolaylaşır. Markanın iletişim fonksiyonu, piyasada mal ve hizmet arz edenlerle talep edenlerin aralarında iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Bu yolla marka, teşebbüslerin mal ve hizmetlerini kolayca pazarlamalarına, tüketicilerin malın imajı hakkında bilgilendirilmelerine hizmet etmektedir.
Markanın çok fonksiyonluluğu, marka hukukuna ilişkin düzenlemelerin uygulama alanının tayininde ve problemlerin çözümünde büyük önem arz etmekte ve dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, bir işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesinde markanın belirtilen bu fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerekir. (...)
Soyut ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının tespiti ile tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının bir ilgisi yoktur; bu ayırt edicilik türünde marka olacak işaretin bütünlük arz etmesi, kolayca algılanabilir ve sınırlarının tespit edilebilir olması, ayırt edicilik fonksiyonunu haiz olması aranır. 6769 sayılı Kanun m.5/1-b bendinde belirtilen "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" somut ayırt edici güçten yoksun işaretlerdir. Bu işaretler, hiçbir ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler olarak madde gerekçesinde açıklanmıştır.
Somut ayırt edicilik, marka olarak tescili talep edilen işaretin, tescile konu mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Soyut ayırt edici gücü haiz bir işaretin somut ayırt edici güce sahip olup olmadığının tespitinde, işaretin tescil başvurusuna konu olan mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olup olmadığının dikkate alınması gerekmektedir.
İşaretin, somut ayırt edici güce sahip olup olmadığı, piyasada oluşan kanaate göre tespit edilmektedir. Bu kanaatin oluşmasında değişik faktörler etkili olmaktadır. İşaretin orijinalliği, tanınmışlığı, piyasada genel olarak kullanılırlığı, kullanımın süresi ve yoğunluğu gibi kıstaslar, bu ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.
Eğer bir işaret, piyasada oluşan kanaate göre tescili talep edilen mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahipse, kullanım sonucu ayırt edici güç kazanmasına gerek kalmaksızın marka olarak tescil edilebilecektir. O an için işaretin ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul ediliyorsa, işaret ancak kullanım neticesi bu gücü kazanabilir veya zaman içerisinde piyasadaki kanaatin değişmesi neticesi bu güç kazanılabilir.
6769 sayılı SMK m.5/1-c bendinde; Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Hüküm uyarınca, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten, üretim hizmetlerinin yapıldığı zamanı gösteren, malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini ifade eden sözcükleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak alınamazlar.
Bu mutlak red nedeninin kabulünün birinci sebebi; marka olarak tescili istenen işaretin, ilgili mal veya hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini belirten ad veya işaretlerden oluşması halinde, sözkonusu işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, bu sebeple mezkûr işaretin ayırt edici nitelik unsurundan yoksun bulunmasıdır.
İkinci sebep ise; malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini ifade eden bir işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir.(....)
Tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; stilize tarzda "..." kelime unsuru ile basit şekil unsurundan oluştuğu, markanın genel görünümü dikkate alındığında, hemen ve ilk bakışta ilgili tüketici kesimince algılanan ibarenin "..." ibaresi olduğu, başvuruda yer alan şekil unsurunun kelime unsuruna göre baskın karakterde olmadığı, markasal fonksiyon icra etmediği tespit edilmiştir.
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin, davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, hemen ve ilk bakışta, başkaca bir araştırma yapılmasına gerek kalmaksızın başvuru markasını "..." olarak algılayacağı, söz konusu söz dizisinin "Kadınlara Yönelik", "Kadın Tüketicilere Hitap Eden" mal ve hizmetlerin bulunduğu yönünde doğrudan çağrışım oluşturduğu,
bu nedenle tasviri fonksiyon icra edeceği, mal ve hizmetlerin birbirinden ayırt edilmesine yönelik markasal fonksiyon ifa etmeyeceği, başka bir deyişle, davaya konu marka başvurusu ile karşılaşan ilgili tüketici kesiminin söz konusu marka başvurusunu, mal ve hizmetlerin birbirinden ayırt edilmesini sağlamaya matuf "marka" olarak algılamayacağı, sunulan mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin tipolojisini açıklayan bir söz dizisi olarak algılayacağı, dolayısıyla davaya konu marka başvurusunun somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, tasviri nitelikte olduğu,
SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun davalı tarafından mutlak tescil engeline tabi tutulmadığını ifade etse de, eldeki uyuşmazlığın konusunu ... sayılı markanın mutlak tescil engeline tabi olup olmaması hususunun oluşturmadığı, her bir marka başvurusunun kendisini oluşturan unsurların tamamı dikkate alınarak tescil engeline tabi olup olmadığı bakımından değerlendirileceği, eldeki uyuşmazlıkta ise davaya konu marka başvurusunun mutlak tescil engellerine tabi kaldığı anlaşıldığından, açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/459, K. 2024/25, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama