KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Ocak 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/87 Esas - 2024/11
- Esas no
- 2023/87 Esas
- Karar no
- 2024/11
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ....
Karar Metni
2.357 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
Av. .... DAVALI : 1-.... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 20/02/2023
KARAR TARİHİ : 12/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 20/02/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin tanınmış “...” markalarının devamı niteliğindeki “... ...” şeklindeki markasını birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de 09 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerde başvuru konusu ettiğini, ... sayılı başvurularına karşılık davalı yanın ... sayılı “...” markasına dayalı olarak itirazda bulunduğunu, itirazların kısmen kabul edildiğini, anılan markanın kullanılmadığı gerekçesiyle açtıkları ....
E sayılı bir iptal davası olduğunu, bu davanın iş bu dava açısından bekletici mesele yapılması gerektiğini, bununla birlikte redde dayanak marka kapsamında sınıflandırma tebliğine göre genel mal ve hizmetlerin yer aldığını, müvekkili marka başvurusunda ise özellikli olarak emtiaların belirlendiğini, taraf markaları arasında bir benzerlik olmadığını, müvekkili markasında tanınmış “...” ibaresinin yer aldığını, markaların genel izlenim itibariyle karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşımadıklarını, “...” ibaresinin ... nezdinde farklı hak sahipleri adına da tescilli olduğunu,
bu nedenle tek başına ayırt ediciliğinin zayıf yorumlanması gerektiğini, tarafların birlikte var oldukları sektörün kendine has bir yapısı olduğunu, bu nedenle tüketici grubunun nitelikli kabul edilmesi gerektiğini iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini talep ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı ... vekili 13/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; .... başvuru numaralı marka ile kısmen kabule konu marka arasında görsel, işitsel ve yazısal olarak benzerlik olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, başvuru konusu marka “...” çatı markasının yanında “...” kelime ibaresinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş ve 9 ile 42. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescili istenen bir ibare iken.
9. sınıf yönünden tescilli ve ilgili mal ve hizmetler yönünden tescilli davalı markası ise “...” kelime ibaresinden oluşan bir marka olduğunu, taraf markaları arasında “...” ibaresi davacı tarafın “...” ibaresinin çatı ibare olması nedeniyle kısmen kabule konu mal ve hizmetler bakımından açık bir benzerlik bulunmakta olduğunu, bu açık benzerlik taraf markaların kısmen kabule konu mal ve hizmetlerinin de aynı olduğu dikkate alındığında taraf markalarını gören hedef tüketici kesimin markaları birbirinin serisi olarak algılamasının kuvvetle muhtemel olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili 27/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacıya ait “... ..." marka başvurusu ile kısmi redde mesnet "..." markası karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin asgari ayırt ediciliğe haiz olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet .... sayılı "..." ibareli marka arasında "İşbirliği yazılımı; işbirliği yazılım platformları; işbirliği yönetimi yazılım platformları" emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, redde mesnet markanın kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkin .... Esas sayılı dava dosyasının neticesinin iş bu dava bakımından bekletici mesele sayılmasının gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davacının "... ..." ibareli 02.11.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.12.2021 tarih ve 387 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı yanın 17.02.2022 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacı yanın 13.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen kabul edildiği ve başvuru kapsamından 09. Sınıftaki “İşbirliği yazılımı; işbirliği yazılım platformları;
işbirliği yönetimi yazılım platformları.” in çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 20.09.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 20.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... 'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T,... ) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (...) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 16.12.2022 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Marka işlem dosyası incelendiğinde; ... karar tarihi itibari ile redde mesnet markanın iptal edilmesi için açılmış herhangi bir dava bulunmadığı, iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle redde mesnet markanın beş yıldan daha az süreli olarak tescilli olduğu, dolayısıyla, davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle redde mesnet markanın kullanmama def'ine tabi marka olamayacağı kanaatine varılmıştır.
..... Dairesi'nin 19/01/2023 tarih .... , 16/01/2023 tarih .... sayılı onama kararlarına mesnet ilk derece ve istinaf daire kararları da dikkate alınarak; ... kararının iptali istemine ilişkin iş bu davada, ... kararında redde mesnet gösterilen marka hakkında, ... karar tarihinden sonra yürütülen kullanmama nedeniyle iptal davasının neticesinin, ... kararının denetimini yapan mahkememiz bakımından bekletici mesele sayılması isteminin reddine karar verilmiş ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında reddine karar verilen 09. sınıfta yer alan malların tamamı yazılım/yazılım platformu olarak tanımlanan ürünlerdir. Davalı yanın ret gerekçesi markası kapsamında ise “yazılımlar” doğrudan bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra davalı yanın önceki tarihli markasında bilgisayar donanım ve bileşenleri ürünleri de yer almakta olup bilgisayar bileşenleri bilgisayarın içerisinde/kasasında olabileceği gibi çevre donanımları olarak bilinen ve bir bilgisayar ile bağlantılı olarak çalışan yazıcı, tarayıcı, hoparlör, kamera gibi parçalar da yine bilgisayarların bağlı parçaları olup tüm bu parçalar birbirlerini tamamlayıcı/birleştirici nitelikte ve bir bilgisayar toplanırken ihtiyaç duyulabilen parçalardır.
Bilindiği üzere yazılım ürünleri veya bilgisayar programları, bilgisayardaki işletim sisteminden ofis uygulamalarına, bios yazılımından bilgisayarın çalışması esnasında ihtiyaç duyulan/kullanımı mümkün olan tüm ana/yardımcı uygulamaları kapsayan bir bütündür.
Dolayısıyla her ne kadar donanım ve yazılım/programlama birbirinden farklı iki sektör/ürün grubu gibi görülebilir ise de bilgisayar hizmetleri sektöründe yazılım/donanım geliştirme, üretim, satış vb. ticari faaliyetleri aynı kaynaktan gerçekleştiren çok sayıda işletme mevcuttur.
Hatta en basit bir örneklemede firmaların kendi donanımlarının değişen/gelişen teknolojiye uyum sağlayabilmesi için yazılım güncellemeleri gerçekleştirmekte olduğu bilinen bir durum olup bu yazılımların da aynı firmalarca hazırlanmakta olduğu aşikardır.
Başka bir ifadeyle bilgisayar donanım ve yazılımlarının hitap ettiği tüketici grubu açısından, ilgili tüketicinin her iki ürün gamını birbirinden bağımsız olarak doğrudan algılamayacakları açık olup söz konusu mallar arasında birbirlerini tamamlayıcı, birbirleri ile doğrudan bağlantılı bir ilişki mevcuttur.
Bu çerçevede bilirkişi raporunda altı çizili ve koyu renk ile gösterilen 09. sınıfta yer alan bu malların tamamı, yüksek düzeyde benzerlik ilişkisi içerisinde olan, benzer tüketici kitlelerine hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri ile doğrudan rekabet içerisinde olan, birbirleri yerine ikame edilebilir ya da birbirlerini tamamlar özellikler gösteren, satış, sunum ve dağıtım kanalları benzer olan elektronik-teknolojik ekipmanlar ve bu ekipmanlarda kullanılacak yazılımlara ilişkin mallardır.
Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan emtiaların bilişim ve teknoloji ürünlerine yönelik emtialar oldukları, bu malların ilgili tüketicilerinin bu emtialardan faydalanmak isteyen herhangi bir kimse olabileceği, ancak ilgili mal ve hizmetlerin niteliği gereği bu satın alımların çoğu zaman anlık kararlar ile gerçekleştirilmeyeceği, tüketicinin, yararlanmayı düşündüğü hizmetin niteliği, fiyatlandırması ve riskleri karşısında harcayacağı dikkat, özen ve seçicilik seviyesinin ortalamanın daha üstü olacağı değerlendirilmektedir.
Bu anlamda ilgili tüketici kitlesinin standart ortalama tüketici olarak belirlenmesi mümkün olmayıp dikkat, özen ve bilgi düzeyi nispeten yüksek tüketiciler olacakları düşünülmekle birlikte bu nitelikteki tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları gibi tespitte bulunulması mümkün olmayıp tam tersi dikkat düzeyi yükselen tüketicilerin algıda seçicilik seviyesinin de daha yüksek olacağı ve daha önceden bildiği/tanıdığı bir marka ile benzer şekilde yaratılmış sonraki markayı da önceki işletme ile bağlantılandırma ihtimalinin bulunacağı dikkate alınmalıdır.
Dava konusu başvurunun "... ..." şeklinde bir sözcük grubu markası olduğu, markanın ön kısmındaki "...” ibaresinin, davacı yanın da belirttiği üzere davacıya ait dünya çapında tanınmış bir marka olarak “çatı/lider” marka sıfatında konumlandırıldığı, ayrıca davacının ticaret ünvanının ayırt edici unsuru olduğu, markadaki ikinci sözcük olan "...” kelimesinin ise “döngü” anlamına gelen İngilizce bir sözcük olduğu, bu anlamıyla uyuşmazlık konusu emtialar yönünden tanımlayıcı olmadığı gibi ayırt edici vasfının zayıf olduğunun da söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Davalı yanın redde gerekçe markası ise stilize bir şekilde yazım ile tasarlanmış olup markanın tek ve ayırt edici unsuru “...” kelimesinin kendisidir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan emtialar ile redde mesnet marka kapsamında yer alan bir kısım emtiaların aynı tür veya benzer oldukları, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün gerek ticaret ünvanının kılavuz unsuru, gerekse çatı marka vasfı nedeniyle markanın genel görünümü içinde "..." sözcüğüne göre arka planda kaldığı, başka bir deyişle; "..." sözcüğünün markanın genel görünümü içinde ticari köken gösterme işlevini üstlendiği,
"..." sözcüğünün ise davacının "..." çatı markalı diğer ürünlerinden farklı ürünleri işaretlemek bakımından, markanın ayırt edici fonksiyonunu üstlendiği, redde mesnet markanın esas unsurunun da "..." sözcüğünden oluştuğu, buna göre;
daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin dahi, daha sonra davaya konu marka başvurusunu, davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet marka ile ilişkilendireceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı,
dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/87, K. 2024/11, 12 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama