KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/128 Esas - 2024/348
- Esas no
- 2024/128 Esas
- Karar no
- 2024/348
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 15/03/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/09/2024
Karar Metni
728 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 15/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ... A.Ş.'nin perakende sektörünün öncülerinden olan bir firma olduğunu, “...” markasına ilişkin tanınmışlık başvurularının ... tarafından kabul edildiğini, davalılardan ...
Şirketi tarafından ... başvuru numaralı “... ...” markasının 29 / 30 / 35 / 43 / sınıflarda tescili talebinde bulunulduğunu, müvekkili şirketin .../... ibareli seri markaları yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış tanınmış markalar olduğunu, davacı markalarının asıl unsurunu “...” ve “...” ibarelerinin oluşturmakta olduğunu, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğunu,
dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabul edildiğini, itiraza konu “... ...” ibareli markanın, müvekkile ait ... ibareli alan adı ile benzer olduğunu, bu hususun da ... tarafından hatalı değerlendirildiğini, davalı şirkete ait marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının sabit olduğunu belirterek; ... başvuru nolu “... ...” markası ile mal ve hizmet üretimi, pazarlaması,
satış ve dağıtımı, tanıtımı, reklamı yapılmaması ve dava konusu markanın yargılama süresince 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, markanın tescil sürecinin devam etmesi halinde ise ... nezdindeki ... başvuru nolu “... ...” marka başvurusunun tescil işlemlerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasını, dava konusu edilen ... başvuru nolu “... ...” markasının müvekkiline ait itiraza mesnet markalar ile iltibas oluşturduğunun tespitini, ... 'nun 16.01.2024 tarihli,
... karar sayılı ret kararının iptalini ve ... başvuru nolu “... ...” marka başvurusunun başvurusu devam eden tüm mal ve hizmetler için tümden reddi ile tescil işlemlerinin durdurulmasını, markanın tescil edilmiş olması durumunda SMK'nın 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 22/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu markada ilk unsur olarak "..." ibaresine yer verildiğini, en başta yer alan "..." ibaresinin markada ilk görülen ve algılanan unsur olduğunun sabit olduğunu, markadaki kullanımı ve konumlandırılışı itibariyle vurgunun bu ibare üzerinde olduğunu, bu ibarenin yanında “...” tamlamasına yer verildiğini, söz konusu tamlamanın tasviri anlama sahip olduğunu, markada gerçek ve tasviri anlamıyla kullanıldığını, geri plandaki bu tali unsur üzerinde marka algısının olmayacağını, gerçek ve tasviri anlamıyla kullanılan "..." ibaresinin markanın asli unsurunun "..." olduğu gerçeğini değiştirmediğini, markaların tertip tarzının farklı olduğunu,
her ikisinin de tescilli markalar olsa da ayırt edici gücünün zayıf bir markanın yararlanacağı koruma düzeyinin, hiçbir şekilde ayırt edici gücü yüksek bir markanın yararlanacağı koruma düzeyiyle eşit olmayacağını, korumanın kapsamı belirlenirken bu durumun göz önüne alınmasının gerekli olduğunu, bütünsel açıdan markalar arasında iltibasa sebep olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, ayırt ediciliğin sağlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ŞİRKETİ, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
GEREKÇE
Davacı vekili 28/08/2024 tarihli dilekçesi ile; iş bu davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekilinin sunmuş olduğu vekaletnamede açıkça feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK m.307) Feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ya da mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (HMK m.309/2) Somut olayda davacı vekili dilekçe ile feragat beyanında bulunduğundan feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Katip .... · E- İmzalıdır Hakim ... · E- İmzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/128, K. 2024/348, 2 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama