KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/15 Esas - 2024/92
- Esas no
- 2024/15 Esas
- Karar no
- 2024/92
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ...
- Vekilleri
- Av. ....
Karar Metni
3.356 kelime·17 dk okuma·10 bölüm
Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 07/10/2020
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili mahkememizin .... Esas sayısına kaydedilen 07/10/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalının ... sayılı marka başvurusuna karşı itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin ... nezdinde “...” esas unsurunu taşıyan birden fazla tescili olduğunu, her bir markasında da bu ibarenin ön planda olduğunu, davalı taraf başvurusunun “...” ibaresinden oluştuğunu, markanın asli unsurunun “...” olduğunu, bu ibare ile müvekkili markası arasında benzerlik bulunduğunu, markalardaki harflerin aynı dizilimleri olduğunu, başlangıç seslerinin aynı olduğunu, markalardaki ortak harfler dışında dava konusu markada bir, müvekkili markasında iki harf kaldığını, markaların bu nedenle karıştırılacak derecede benzer olduklarını,
işitsel benzerliğe sahip olduklarını, her iki markanın da aynı sınıfları kapsadıklarını, markalar arasında kavramsal açıdan da benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin “...” anlamına geldiğini, tüketicinin her iki markada da başlangıçta yer alan “...” ibaresini ön planda tutacağını, markaların 25. Sınıfta aynı malları kapsadıklarını, 35. Sınıfta ise bu malların satışı hizmetlerini kapsadıklarını, müvekkili markasının ayırt edici gücünün yüksek olduğunu, “...” anlamına geldiğini, Türkiye çapında 15 tane mağazası bulunduğunu, yurtdışında ise 12 mağazası bulunduğunu, pek çok yerde satış noktalarının mevcut olduğu,
tüketicinin dava konusu markayı, müvekkili markaları ile ilişkilendireceğini iddia ederek; ... sayılı ... kararının 25. Sınıfta tüm mallar ve 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler.Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler.Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler.
Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Bebekler için kundak örtüleri. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.
Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından iptali ve yine aynı mal ve hizmetler yönünden dava konusu ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmektedir.
CEVA P
Davalı ... vekili mahkememizin .... Esas sayısına kaydedilen 17/10/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından ... sayılı ... kararının iptali ve diğer davalının ... sayılı "..." başvurulu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz kılınması ve sicilden terkinini talep ettiğini, söz konusu taleplerle açılmış bulunan iş bu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
Mahkememizin .... Esas sayılı dava dosyasında uyuşmazlığın. Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "25.SINIF:Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.
35.SINIF:Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler.Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler.Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar.
Ev tekstil ürünleri: yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Bebekler için kundak örtüleri. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.
Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... nolu "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, tescili halinde davalı markasının yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
GEREKÇE
Mahkememizin 09/07/2021 tarih .... sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekili söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. .... Dairesi'nin 22/12/2023 tarih .... sayılı kararı ile;
"6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
.... sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, .... sayılı .... , hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, 09.07.2021 tarihli kısa kararda dava 35. sınıftaki "Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler." mallarının perakendeciliği hizmetleri yönünden de kabul edilmiş ise de, gerekçeli kararda bu kısım hüküm fıkrasından çıkartılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan tefhim edilen hükümle gerekçeli karardaki hükmün birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkeme kararının gerekçesi ve hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle Dairemizce 10.04.1992 gün ve .... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi hüküm ile kararın gerekçesi arasındaki çelişki giderilecek şekilde davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklinde hüküm verilmiştir.
Mahkememize iade edilen dava dosyası yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.
.... kararında belirtilen usuli eksiklik giderilerek aşağıdaki şekilde yargılama sonuçlandırılmıştır.
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şahsın "..." ibaresinin 25. ve 35. sınıflarda bulunan mal ve hizmetlerinin tescili amacıyla 20.09.2019 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 14.10.2019 tarih ve 334 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı 12.12.2019 tarihinde davacı şirket tarafından SMK m.6/1 hükmü kapsamında .... sayılı markalar mesnet gösterilerek yayına itiraz edildiği, ...'nca ileri sürülen itirazın reddine karar verildiği, davacı yanın 09.04.2019 tarihinde karara yeniden itirazda bulunduğu,
itirazları değerlendiren ...’nun 06.08.2020 tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiği görülmektedir. ... kararı davacı marka vekiline 24.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından iki aylık yasal hak düşürücü süre içerisinde eldeki dava açılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 02.12.2020 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan ve dava konusu yapılan "25.SINIF:Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.
35.SINIF:Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler.Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler.Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar.
Ev tekstil ürünleri: yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Bebekler için kundak örtüleri. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.
Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri, davacıya ait itiraza mesnet .... hükümsüzlüğe mesnet .... sayılı markaların kapsamında bulunan ve bilirkişi raporunda koyu ve altı çizgili olarak belirtilen mal ve hizmetlerle benzerdir.
Zira; bu mal ve hizmetlerin benzer tüketici kitlesine hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılayan, benzer satış, sunum ve dağıtım kanalları bulunan, birbirlerini tamamlayıcı ya da birbirileri ile rekabet içerisinde olan mal ve hizmetler oldukları değerlendirilmiştir.
Dava konusu ... sayılı marka incelendiğinde; "..." şeklindeki markanın bütüne hakim bir kelime unsuru ve detayda kalan bir şekil unsurundan oluşmuş bileşke bir marka olduğu, hakim sözcük unsuru olduğu görülen “...” ibaresinin yabancı bir sözcük olduğu, “...” anlamına gelen “...” kelimesi ve “karışık” anlamına gelen “...” ibaresinin birleşimi ile oluşturulmuş bir marka olduğunun görülebildiği, bu haliyle markanın bütün olarak “... karışım” gibi bir anlama sahip olduğu, markada “...” kelimesinde yer alan “i” harfinin noktasının, ... renkli bir elmas şeklinde tasarlandığı, “...” kelimesinin ise bütün olarak kırmızı/bordo renkte yazıldığı görülmektedir.Bu haliyle dava konusu markanın esas unsuru “...” sözcüğüdür.
Davacı yanın itiraza mesnet markaları incelendiğinde; her bir markada münhasır esas unsur ya da marka içerisinde ön planda olan unsurun “...” kelimesi olduğu, “...” kelimesinin bütün olarak bir anlamının bulunmadığı, ancak “...” ve “...” İngilizce kelimelerinin birleşimi ile oluştuğu, “...” kelimesinin “...” anlamına geldiği, bu haliyle anılan ibarenin bütün olarak “... ...” anlamına geldiği, davacı markalarında “...” şeklinde ek sözcük unsurları ile çeşitli figüratif unsurların da yer almakta olduğu, bununla birlikte davacı markalarının esas unsurunun “...” kelimesi olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında. Davacı markalarının esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, davalı markasının esas unsurunu ise "..." ibaresinin oluşturduğu, markalarda müşterek bulunan "..." ibaresinin İngilizce bir kelime olup, Türkçe'de anlamı yaygın olarak bilinen ve bir ana renk olan "..." anlamına geldiği,
bu kelimenin tek başına davaya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı mahkememizin kabulünde olsa da, markaları oluşturan mizanpajlarda "..." kelimesi ile "..." ve "..." kelimelerinin bitişik halde yazıldığı ve bir bütün halinde genel görünümlerinin oluştuğu, dolayısıyla davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, markaları bir bütün olarak algılayan, markaların detaylarını analiz etmeyen, markaların hatırlarında kalan imajı ile hareket eden ortalama tüketici kesiminin, davacıya ait markaları bir bütün halinde "..." olarak algılayacağı,
davalıya ait markayı da yine bir bütün halinde "..." olarak algılayacağı, karşılaştırılan bu markaların ilk beş harfinin birebir aynı olduğu, altıncı harflerinin de birbirine benzer "I" ve "i" harflerinden oluştuğu, her iki markanın sadece son iki harflerinin birbirinden farklı olduğu,
ortalama tüketici kesiminin markaların başlangıç kısımlarına diğer kısımlarına nazaran daha fazla dikkat ettiği, bu nedenle markalar arasındaki ortak harf ve hecelerin benzerliği üzerinde dikkatlerinin benzer olmayan son kısımlarına göre daha çok yoğunlaşacağının söylenebileceği, yine davacı markalarının "...", dava konusu markanın ise "..." şeklinde telaffuz edileceği, işitsel olarak da markaların ilk iki hecesinin birebir aynı şekilde okunacağı, son hecelerinin de aynı harflerle başlayacağı ancak son seslerinde ayrışma yaşanacağı, bu nedenle markalar arasında işitsel benzerlik bulunduğundan da söz edilebileceği,
kavramsal olarak davacı markasının "... ...", davalı markasının "...
Karışım" gibi kavramsal bir karşılığı bulunsa da, kavramsal olarak bu anlamların farklı olmasının markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerliği bertaraf etme kabiliyetinin bulunmadığı, zira karşılaştırılan markaların bitişik olarak yazıldığı ve markalarda yer alan "..." ve "...", "..." ibarelerinin markaların genel görünümünde ayrıksaşarak bağımsızlıklarını korumadığı, bu nedenle karşılaştırılan markaların bir bütün halinde anlamsız iki ayrı kelime olarak algılanacağı, ayrıca davaya konu mal ve hizmetlerin giyim, tekstil emtiaları ile bunların mağazacılığı hizmetlerine ilişkin olduğu,
bu tür mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin bu mal ve hizmetlerden yararlanmak için genellikle görsel izleniminin zihninde oluşturduğu imaj ile hareket ettiği, genellikle giyim mağazalarında müşterilerin, satın almak istedikleri giysileri kendilerinin görerek seçtiği veya satış personeli tarafından desteklenerek satın alma tercihini belirlediği, mal ve marka ile ilgili sözlü iletişim hariç tutulmamakla birlikte, giyim eşyası seçiminin genellikle görsel olarak yapıldığı, bu nedenle bu tip emtialar bakımından markaların tüketicide oluşturduğu görsel algının, işitsel ve kavramsal algıların önüne geçebildiği,
böylece markaların görsel algısının tüketicide oluşturduğu algının iltibas tehlikesine dair global değerlendirmede, işitsel ve kavramsal algılamalara göre daha büyük bir rol oynayabildiği, ....
Genel Mahkemesi'nin 10.02.2021 tarihli ... sayılı ... kararının da aynı yönde olduğu (....)., somut olaydaki markalar arasında da davaya konu mal ve hizmetlerin niteliği gereği ortalama tüketici kesiminin görsel algısının, iltibas tehlikesi değerlendirmesinde işitsel ve kavramsal algısına göre daha ön planda olduğu,
bu hale göre daha önce davacıya ait "..." markalarını gören, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ortalama tüketici kesiminin daha sonra "..." markasını aynı/benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde, bu markayı davacıya ait markalardan biri ya da davacıya ait markaların serisi niteliğinde bir marka olduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği,
bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
... 'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle dava konusu uyuşmazlıkta SMK m.6/1 hükmü koşulu oluştuğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/15, K. 2024/92, 23 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama