KÜNYE
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2025
- T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/251 Esas - 2025/67
- Esas no
- 2024/251 Esas
- Karar no
- 2025/67
Karar Metni
1.171 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
....
DAVA
İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2024
KARAR TARİHİ : 03/02/2025
KARAR Y.TARİHİ : 04/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı.... arasında Genel Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme uyarınca müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ....sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yerleşim yerinin .... ilçesinde yer aldığından yetkili mahkemenin ....
Mahkemeleri ile icra daireleri olduğunu, davaya konu edilen 08/11/2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde mevcut kefalete dayalı takip yapma hakkına ilişkin hak düşürücü sürenin 08/11/2016 tarihi itibariyle sona erdiğini ve bu sürenin bitiminden sonra 08/12/2023 tarihinde ikame edilen icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu, bu nedenle davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davaya iddiaları kabul anlamına gelmemek kadıyla davacı tarafından icra takibine konu edilen kredi tutarının kullandırıldığı ve bu tutarın geri ödenmediğini ispata elverişli delillerin dosyaya ibraz edilmediğini, talep edilen faiz miktarı,
tarih ve oranlarının hukuka aykırı olduğunu, alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini savunmuş haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usul yönünden, aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, davacının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
1. Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı.
2..... sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı .... tarafından, borçlular .... aleyhine 19.999,50 TL asıl alacak, 82.156,97 TL temerrüt faizi, 4.196,96 TL BSMV olmak üzere toplam 106.353,43 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine, borçlu vekilinin 23.12.2023 tarihli dilekçesi ile ödeme emrine itiraz ettiği, süresi içerisinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
3.Davacı banka tarafından, dava dışı .... aleyhine keşide edilen .... arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kredi tesis edilerek kullandırıldığı, diğer muhatabın müteselsil kefil/rehin/ipotek borçlusu olduğunu, Kredi hesaplarının 10.01.2008 tarihi itibariyle kat edildiği, bu tarih itibariyle alacağın baliğ olduğu 18.519,91 YTL'nin ilgili sözleşme hükümleri gereğince tamamen ödenerek tasfiye edileceği tarihe kadar %31,20 temerrüt faiz oranı üzerinden işleyecek faiz, bsmv, kkdf, masraf ve her türlü sair ferileriyle birlikte en geç 10 gün içinde ödenmesi, aksi takdirde haklarında yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği anlaşılmıştır.
3. Dava konusu genel kredi sözleşmesi'nin incelenmesinde; 08.11.2006 tarihli 50.000,00 TL tutarlı Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin, davalı dışı ... tarafından kefaleten imzalandığı; kredi limitinin (tarih atılmamış) 30.000,00 TL artırılarak toplam kredi limitinin 80.000,00 TL'ye çıkarıldığı, söz konusu Kredi Sözleşmesi Limitinin Artırılması belgesinin dava dışı .... tarafından (tarih atılmamış) kefaleten imzalandığı anlaşılmıştır.
4. Mahkememizce dosya üzerinde bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup; bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan 18.519,91 TL asıl alacak, 79.777,45 TL işlemiş akdi faiz, 3.988,87 TL BSMV olmak üzere toplam 102.286,23 TL olarak hesaplandığı, takibin devamına karar verilmesi halinde 18.519,91 TL'lik asıl alacak kısmının takip tarihinden tahsil tarihine kadar genel ticari kredi sözleşmesinde yapılan düzenleme uyarınca %74,25 oranında temerrüt faiz oranından işleyecek faiz ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte ödenmesi gerektiği şeklide görüş bildirilmiştir.
IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
Dava, genel ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik girişilen icra takibinde, davalı yanın vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davalı kefil, TBK'nın md 598/3 hükmü uyarınca hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı takibe konu edilen kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kredi sözleşmesinin akdedildiği tarih 08.11.2006 olup bu anlamda sözkonusu kredi sözleşmesine mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde;
“Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.
Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Kefalet süresinin uzatılmasına ilişkin usul ise; TBK’nın 598/5 maddesiyle düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre azami sorumluluk süresinin uzatılmasının geçerli olabilmesi için; kefil tarafından verilmiş kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı beyan bulunmalıdır, uzatma süresi on yılı aşmamalıdır, uzatma beyanı azami sorumluluk süresinin son yılında verilmiş olmalıdır ki somut olayda kefalet sözleşmesinin süre yönünden uzatılmadığı sabittir.
Kanunda öngörülen on yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan hakim tarafından re’sen gözetilecektir. Hak düşürücü süre olmasının bir diğer özelliği ise zamanaşımı süresinden farklı olarak durma veya kesilme söz konusu olmayacaktır. On yıllık sürenin dolmasıyla birlikte gerçek kişi kefilin sorumluluğu kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Ancak süre dolmadan kefile karşı takip başlatılmış yahut dava açılmışsa sorumluluk süresinin dolması söz konusu takip veya davayı olumsuz etkilemeyecektir. Ne var ki; takip alacaklıdan kaynaklanan bir sebeple kesintiye uğramış ve kesinti sırasında sorumluluk süresi dolmuş ise artık hak düşürücü sürenin dolduğunun kabulü gerekmektedir.
Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... arasında 08.11.2006 tarihli 50.000,00 TL limitli "Genel Ticari Kredi Sözleşmesi" imzalandığı, davalı ...., söz konusu sözleşmeyi aynı tarihte kefil sıfatı ile imzaladığı anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından asıl borçlu ....dosyasında davalı kefil aleyhine takibe girişildiği görülmüştür.
Az yukarıda yer verilen TBK m. 598/3 hükmü uyarınca, eldeki uyuşmazlıkta on yıllık hak düşürücü sürenin yasanın açık hükmü karşısında kefalet sözleşmesinin yapıldığı 08.11.2006 tarihinde işlemeye başlayacağı ve 08.11.2016 tarihinde dolacağı, dava konusu takip tarihinin ise 08.12.2023 olduğu, takip tarihinde 08.11.2006 tarihli kefalet sözleşmesi yönünden hak düşürücü süre dolduğundan kefaletin sona erdiği, davacının bu kefalet sözleşmesine davalı olarak davalıya karşı başvuru hakkı ortadan kalktığı anlaşılmakla, davanın TBK nın 598/3 fıkrası uyarınca hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalının kötüniyet tazminatı isteminin ise; davalının takibe girişmekte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
....
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/251, K. 2025/67, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama