KÜNYE
T.C. ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.c
- Mercii
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/669
- Karar No
- 2024/828
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
Karar Metni
1.179 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
...
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2024/669
KARAR NO : 2024/828
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/10/2024
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin,.... .... .... İşletmesi ile 21.12.2018 tarihinde sözleşme imzalamış olup işbu sözleşmenin konusunun. İktisadi işletmenin bağlı olduğu.... .... .... bağlı alt birliklerin (il ve ilçe birlikleri) web sayfalarının yapılması, Merkez Birliği ile alt birliklerin üye varlık işlemlerinin yapılabileceği, merkezi yapıda, web tabanlı otomasyon sisteminin kurulması,
Alt Birliklerin üyeleri için üye kimlik kartlarının oluşturulması ve batırılması olduğunu, işbu sözleşme kapsamında Merkez Birliği ve alt birliklerin web sayfalarının yapımı hususu ve alt birliklerin üyeleri için üye kimlik kartlarının oluşturulması hususunun müvekkili şirketçe yerine getirildiği ve kartların ".... .... .... ilk kez 2022 yılının başında fatura kesilebildiğini, bu kesilen faturalar doğrultusunda bazı alt birlikler ödeme yaparken, bazı birlikler TSÜMB Genel Kurul kararına rağmen ödeme yapmadığını ve merkez birliğinin işbu alt birliklere herhangi bir yaptırım uygulamadığını,
2023 yılında ise ödemelerin yine sene başında yapılması gerekirken yönetim kurulu tarafından verilen keyfi karar ile 2023 Eylül ayına ertelenmiş olup 2024 yılında da yine davalı tarafın keyfi tutumu doğrultusunda fatura kesilemediğini, müvekkili şirketin haklı fesih sebepleri mevcut olmasına rağmen uzun zamandır müvekkili ve davalı arasında süregelen sözleşmesel ve ikili ilişkiler ile ticari güven ilkesi gereğince sözleşmeden kaynaklı yükümlülükler devam ettiriliyor iken davalı tarafından hukuka aykırı, haksız ve usulsüz bir şekilde sözleşme feshedildiğini,
taraflar arasında imzalanan 21.12.2018 tarihli "merkez ve alt birlikler web sayfalarının yapılması, merkez otomasyon siteminin kurulması, üye kimlik kartı oluşturulması sözleşmesi"nin haksız olarak feshinin ve fesih hükümlerinin uygulanmasının öncelikle teminatsız olarak, aksi durumda teminat karşılığı ihtiyati tedbir ile ivedilikle durdurulmasını, taraflar arasında imzalanan 21.12.2018 tarihli "merkez ve alt birlikler web sayfalarının yapılması, merkez otomasyon siteminin kurulması,
üye kimlik kartı oluşturulması sözleşmesi"nin davalı tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedilmesi nedeniyle haksız ve usulsüz feshin ve fesih hükümlerinin uygulanmasının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı tarafın sözleşmenin bir başka fesih nedeni olarak ".... .... .... isimli kişi olduğunu, yani iki birliğin de yetkilisinin aynı olması ile birlikte biri diğerinin alt birliği olduğunu, kaldı ki karşı tarafın bu tutanak ile iradesini açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde yine sorumluluğunun müvekkil tarafa yüklemeye yönelik bir beyanı olan "Kaldı ki,
sözleşmenin feshi hükümlerinin düzenlendiği 14.madde de sözleşme feshi durumunda bu işlemi kimin yerine getireceği belirtilmemiştir ve işbu sözleşme Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu onayı sonucu davalı İktisadi İşletme ile imzalandığından sözleşmenin feshinin de yine aynı şekilde yapılması gerekirken sözleşme fesih bildirimi ve işlemini yetkisiz kişi usulsüz olarak yapmıştır. bu nedenle sözleşmenin fesih işlemi baştan hükümsüzdür." şeklinde ki beyanlarına taraflarının herhangi bir açıklama yapmasına gerek kalmaksızın taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 14 numaralı maddesi ve devamı bir cevap niteliğinde
olacağını, davalı tarafın sözleşmede fesihle alakalı özel hüküm bulunmaması sebebiyle kötü niyetli beyanları hiçbir şekilde kabul etmediklerini, zira sözleşmelerde eksik hususların bulunması halinde ilgili kanunların tamamlayıcı hükümleriyle eksikliklerin giderileceğini, sözleşmenin ancak taraflar feshedebileceğini, keza mevcut durumun da bu şekilde olduğunu, sözleşmenin ne şekilde akdedildiğinden bağımsız olarak feshin haklı sebeple olması halinde yazılı bir bildiri ile derhal feshedilebileceğini,
davacı tarafın ekte sunduğu sitenin ekran görüntüsünün aslında gerekli alt yapının devamlı olarak sağlanmaması sebebiyle kullanılamaz halde olduğunu, bu süreçte müvekkili şirketin davalı şirkete sürekli olarak ödeme yaptığını, davalı tarafın dava dilekçesinde öne sürdüğü ödeme yapılmadığına dair beyanları kesin bir şekilde reddettiklerini, asıl mağdur tarafın müvekkili olduğunu, karşı tarafa bedel ödediği halde ödenen bedelin hizmet karşılığını alamadığını,
bütün uyarılara rağmen yüklenici tarafından müvekkiline herhangi bir geri dönüş olmaması üzerine müvekkilinin TSUMB 09.07.2024 tarihinde tüm yasal haklarını saklı tutarak 21.12.2018 tarihli eser akdini feshettiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan feshin ardından davalı şirketin müvekkili şirketin tebligatlarını usulsüz kılmak adına TTK md. 18 vd. Hükümlerine göre bir tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüklerine aykırı davranarak,
ticaret sicilinde yasal adresini değiştirdiğini, Türk Borçlar Kanununun hükümleri çok açık olup, davalı şirketin yapılan akit gereği üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi zamanında ifa etmemesi ve müvekkilinin TSUMB tarafından yapılan bütün yazılı uyarılara ve davalı şirketin tutanak altına alınarak yapılan taahhüte uyulmaması üzerine müvekkili şirketin yazılı bildirimle yaptığı sözleşme feshinin, yerinde ve haklı bir neden teşkil ettiğini, hayvan varlığı modülü oluşturulması adına müvekkili şirkete düşen bütün yükümlülüklerin yerine getirilmiş olmasına rağmen davacı şirketin gereği gibi işi ifa etmediğini,
davacı şirket tarafından yapılan çiğ süt analizi sisteme entegre edilmediğini, taraflar arasında yapılmış olan sözleşme gereği çiğ süt analizinin yapılması, akabinde sisteme entegre edilmiş olması gerekmekteyken davacı şirket tarafından yapılan 36.000,00 (otuz altı bin) çiğ süt analizi verisi sisteme entegre edilmediğini bu sebeple müvekkili şirketin tarım bakanlığından destek alamamış olup 2.000,00 (iki bin) kişi maddi zarara uğradığını, gerekli hayvan varlığı modülü sisteminin kurulmaması sebebiyle üreticilerin Tarsim'den hayvanlarını gerektiği gibi sigortalayamadığını,
taraflar arasında imzalanan akde davacı şirket tarafından üçüncü kişiler dahil edildiğini ve kişisel verilerin sızdırıldığını, sözleşmede tayin edilen süre içerisinde işin bitirilmediğini, iş sahibi, yükleniciye sms(kısa mesaj) analizi işi sebebiyle 2.500.000,00 (iki buçuk milyon) TL para ödediğini, hem fazla süt analizi, hem de yazılım analizi sebebiyle alt birliklerden para toplanarak yüklenici şirkete 2.500.000,00 (iki buçuk milyon) TL ödeme yapıldığını, yükleniciye yapılan yazılı ve sözlü uyarılara cevap verilmeyerek müvekkile başka seçenek bırakılmadığını, sözleşmede yer alan cezai şart hakkaniyete uygun şekilde düzenlendiğini,
davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız ve usulsüz feshin ve fesih hükümlerinin uygulanmasının iptali istemine ilişkindir.
Davacının talebinin feshin haksız ve usulsuz olduğunun tespitini içermesi nedeniyle davanın esası tespit davasıdır .Tespit davasının şartı, hukuki yarardır. Yani, davacının tespit davasına konu yapılan hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararının bulunması şarttır. Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu, tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir.
Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının dava açmada hukuki yararı yoktur. Buna göre davacının derhal eda davası açması mümkün olduğundan aynı konuda tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.Davacı açacağı eda davasıyla da alcağını tespitini talep edilebilecek, alacak tek dava yoluyla çözülecektir.
Davalının iddia ettiği alacak ve miktarı bu konuya ilişkin açılacak davada zaten tespit edileceğinden bu aşamada işbu davanın açılmasında HMK'nun 114/1-h gereğince korunmaya değer hukuki bir yarar bulunmadığı ,yine mahkemenin irade serbesti gereği taraflar yerine geçip karar vererek ihalenin feshini iptal etmesinin mümkün olmadığı bu itibarla davacının davasının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır. Hakim ... · ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/669, K. 2024/828, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama