KÜNYE
- Mercii
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/300 Esas - 2024/366
Karar Metni
1.518 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO
2023/300 Esas
KARAR NO : 2024/366
HAKİM : .... KATİP : ....
DAVACI : .... VEKİLLERİ : Av. .... Av. ....
DAVALI :1-) ....
VEKİLİ
Av. ... - ... DAVALI : 2-) ... VEKİLİ : Av. ..... DAVALILAR : 3-) .... 4- ) ....
DAVA : RÜCUEN TAZMİNAT
DAVA TARİHİ : 27/04/2023
KARAR TARİHİ : 13/05/2024
YAZIM TARİHİ : 16/05/2024
Mahkememizde açılan rücuen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili.
Davacı tarafından işletilen yerlerle ilgili olarak çeşitli hizmetlerinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca piyasadan hizmet alımı şeklinde davalılar tarafından yerine getirildiğini, bu hizmet yerine getirilir iken çalıştırılan ... tarafından işçilik alacaklarının tahsili için arabulucuya başvurduğunu, asıl iş veren olan ... tarafından arabuluculuk anlaşma tutanağında belirtilen tazminat ve alacakların ödenmesi konusunda anlaşıldığını, anlaşılan miktarı ödeyen .... nin davacıdan olan hak ediş alacağından ödediği 38.946,78 TL yi mahsup ettiğini,
taraflar arasındaki hizmetinin yerine getirilmesine ilişkin sözleşme ve eki mevzuaat uyarınca çalıştırılan personele ilişkin mali yükümlülüklerin davalı yükleniciler tarafından karşılanacağına ilişkin düzenleme bulunduğunu belirtip, dava dışı çalışana ödedikleri miktar için şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 15/09/2024 tarihli dilekçe ekinde tüm ödeme miktarlarına karşılık gelen eksik harcı tamamlamıştır.
YANIT
Davalılardan ... ve ... şirketleri vekili ; Ödenen miktar belirli olduğu halde kısmi dava açılamayacağını, bu nedenle eksik harcın tamamlanması gerektiğini, iş yeri devri olup olmadığı araştırılarak sorumluluğun bu durum gözetilerek belirlenmesi gerektiğini, talebin zaman aşımına uğradığını, son iş veren olmadıkları için ihbar tazminatından sorumlu olmadıklarını, yapılan ödemelerin denetime açık ve çalışma ile uyumlu olmadığını, kıdem tazminatından kendilerinde gerçekleşen süre ve kendilerince ödenen son ücret dikkate alınarak sorumlu olduklarını, davacının alacağının olması halinde davacıda bulunan hak ediş ve teminatlarından mahsup işlemi yapılması gerektiğini belirtip, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... şirketi vekili ; Alacağın zaman aşımına uğradığını, arabuluculuk görüşmesine kendilerinin davet edilmediğini, kendilerindeki çalışmanın 02/04/2016 - 16/12/2016 tarihleri arasında gerçekleştiğini, bu süre için kıdem tazminatı hakkı doğmadığını, tüm işçilik alacaklarını dava dışı çalışanın bankada bulunan hesabına ödediklerini, yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatından son iş verenin sorumlu olduğunu, iş yeri devri olup olmadığı araştırılarak sorumluluğun bu durum gözetilerek belirlenmesi gerektiğini, davacıdan olan alacakları ile teminatlarından dolayı takas ve mahsup yapılması gerektiğini belirtip, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı ... şirketine usulüne uygun biçimde davetiye tebliğ edildiği halde duruşmalara katılan olmadığı gibi yanıtta verilmemiştir.
DELİLLER
-Davacı ile davalı şirketler arasında imzalanan sözleşme ve ekleri, -Dava ... ile ... arasındaki arabuluculuk anlaşma tutanağı, -... ödemesi ve dayanağı belgeler, -Bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor, -Arabulucu anlaşmazlık son tutanağı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalılar tarafından sözleşme ile yerine getirilen işte çalışan dava dışı kişi için arabuluculuk anlaşması sonucu ... tarafından ödenip davacının hak edişlerinden yapılan kesintiye konu ödemenin bu ödemelerden sorumlu oldukları gerekçesi ile davalılardan geri alınması istemine ilişkindir.
Davanın her iki tarafı tacir olup uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması nedeni ile Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları kabul edilmiştir.
Davacı taraf yaptığı ödemeleri sözleşmeden kaynaklanan rücu hakkına dayanarak davalılardan talep etmekte olup, sözleşmeden kaynaklanan alacaklar için BK. nun 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresi öngörülmüş olup, sürenin ödemenin yapıldığı 25/08/2022 tarihinden başlaması gerektiği, bu sürenin dava tarihi itibarı ile dolmadığı kabul edilmiştir.
Davacıya ait peyzaj hizmetlerinin yerine getirilmesi amacı ile davacı ile davalı şirketler arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca 15/05/2013 - 02/03/2017 tarihleri arasındaki hizmetler davalı şirketler tarafından kendi elemanları çalıştırılarak yerine getirilmiştir.
Bu işlerde çalışan Mehmetdede'nin hizmet sözleşmesi 06/09/2022 tarihinde sona erdirilmiş, işçilik alacaklarının ödenmesi için arabulucuya başvuran davacı ile asıl iş veren ... arasında varılan anlaşma üzerine, davacıya 26.400,00 TL kıdem tazminatı, 3.190,00 TL ihbar tazminatı, 4.210,00 TL fazla çalışma ücreti, 1.200,00 TLUBGT ücreti ve 3.000,00 TL de Yıllık izin ücreti olmak üzere 38.000,00 TL ödenmesine karar verilmiş, 946,78 TL arabulucu ücreti dahil olmak üzere toplam 38.946,78 TL bu kişiye ödenmiş, daha sonra da davacının ... deki hak edişlerinden 25/08/2022 tarihinde kesinti yapılmak sureti ile davacıdan tahsil edilmiştir.
Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu son işverenin davada taraf olmayan ... şirketi olup, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinden son işverenin sorumlu olması nedeni ile bu iki gurup ödemenin davalılardan talep edilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
Her ne kadar davalılar vekilleri kıdem tazminatı yönünden kendilerinde geçen süre itibarı ile kıdem tazminatı talep hakkı doğmadığını, doğmuş ise kendilerinde geçen süre ve son ödedikleri ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüş iseler de, çalışan tarafından her bir iş vereninine karşı alacak davası açıldığında bu ilkeden hareket edilmesi gerekmekte ise de, ... uygulamasına göre, asıl işveren olan davacı gibi şirketlere karşı dava yada anlaşma yolu ile işçilik alacakları belirlendiğinde, ödemeyi yapan asıl iş verenin yukarıdaki ilkelere bağlı olmaksızın ödediği miktarları her bir davalıda geçen çalışma süresi ile oranlamak sureti ile talep etmesinin mümkün olması nedeni ile davalıların bu itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davalı ... şirketi tüm işçilik alacaklarının dava dışı çalışanın banka hesabına ödendiğini ileri sürmüş ise de, yapılan inceleme sonucu davaya konu ödemelerin yapıldığı konusunda delile ulaşılamamıştır.
Davacıların davalıda alacakları ve teminatları bulunduğu, var ise davacının alacağını burulardan tahsil etmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacı ile davalılar arasındaki hizmet alımını konu alan sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar devam ettiği için davacının teminat yada kesinleşmeyen hak edişlerden kesinti yapmasının ve mahkememiz tarafından ise takas mahsup işlemi yapılmasının koşulları olan vadesi gelmiş veya kesinleşmiş alacak bulunmadığı için takas mahsubunda yapılmasının mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
Davalılar arasında iş yeri devri olmaksızın ayrı ayrı sözleşmeler ile ve kendi çalışanları ile hizmetin yürütülmesi nedeni ile olayda iş yeri devrinin de söz konusu olmadığı kabul edilmiştir.
Benzeri uyuşmazlıklar ile ilgili ... 'nın 21/12/2021 tarih ve ... ., sayılı kararında da belirtildiği gibi; hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılması amacıyla düzenlenmekte olup, davalılar gibi yüklenici konumunda olan şirketlerin hizmetleri kendi çalışanları ile sözleşme hükümlerine göre yerine getirecekleri, somut olayda da dava dışı çalışanın davalı şirketlerin ...'lı çalışanları olduğu, sözleşmelerin niteliği gereği yüklenici tarafından çalıştırılan işçilerin işçilik alacaklarının ödenmesinden yüklenicilerin kendilerinin sorumlu olduğu,
sözleşmelerde asıl işveren konumunda olan davacının işçilik alacaklarının ödenmesinden sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunmadığı, ihale bedeli içerisinde tüm işçilik alacaklarının dikkate alınarak iş bedelinin belirlenip, davalılarla sözleşme yapıldığı,
bu durumda işçilik alacaklarından kıdem tazminatı yönünden her bir iş verenin kendisinde gerçekleşen çalışma süresine karşılık gelen miktar ile sorumlu olması gerektiği, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağından son iş verenin sorumlu olması gerektiği, diğer işçilik alacakları yönünden de yine kıdem tazminatında olduğu gibi her bir davalının kendisinde gerçekleşen çalışma süresi ile orantılı olarak yapılan ödemelerden sorumlu olması gerektiği kabul edilmiştir.
Davadaki her bir davalıya yönelik alacağın belirlenmesi tamamen teknik hesaplamayı gerektirdiği için bilirkişilerden rapor alınmıştır. Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun ve denetime açık olduğu için hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilen rapora göre ; dava dışı ... tarafından yapılan ödemelerin dava dışı çalışanın çalışma süreleri ve her bir davalıda geçen süreler dikkate alındığında doğru belirlendiği, davacı ödemesinin 10.215,31 TL'sinden davalı ...
Şirketi'nin, 4.618,50 TL'sinden .... Şirketi'nin , 9.805,79 TL'sinden davalı ... Şirketi'nin ve 5.892,58 TL'sinden davalı ....
Şirketinin sorumlu olması gerektiği, kalan 6.344,23 TL ihbar ve yıllık izin ücreti alacağından son işveren olması nedeni ile dava dışı .... şirketinin, çalışma süresine bağlı olarak 2.070,36 TL diğer alacaklardan olmak üzere toplam 8.414,59 TL den yine dava dışı ... şirketinin sorumlu olması gerektiği, taraflar tacir olduğu için davacı alacağına avans faizi talep edilmesinin yerinde olduğu, yine davacı alacağına 25/08/2022 ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
13/05/2024 Katip ... Hakim ....
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/300, K. 2024/366, 13 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama