KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2019
- T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/878 Esas - 2019/268
Karar Metni
841 kelime·4 dk okuma·20 bölüm
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO
2018/878 Esas
KARAR NO : 2019/268
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI : 1-
VEKİLLERİ
DAVALI : 2-
VEKİLİ
DAVA İHBAR OLUNAN: 1-
VEKİLİ
DAVA İHBAR OLUNANLAR : 2-
3-
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 11/12/2018
KARAR TARİHİ : 16/04/2019
K. YAZIM TARİHİ: 14/05/2019
Yukarıda tarafları yazılı davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 11/12/2010 tarihinde işleteni ... ... Ltd. Şti, sürücüsü ... olan ... plakalı aracın karıştığı kazada otobüste yolcu olarak bulunan müvekkili ...'un ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, meydana gelen kazada otobüs şoförü olan davalı ...'nun asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası başlatılan soruşturma neticesinde Ankara Batı ....
ASCM nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile davalı ...'nun mahkumiyetine karar verildiğini beyan ederek, kaza nedeniyle müvekkilinin uğradığı bedensel zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi tazminatın işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, ileride davaya dahil edilecek sigortacı şirket yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline,
ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 11/12/2018 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda, davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Eldeki davada uyuşmazlık, temelinde haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalı ... ... İth. İhr. Ldt. Şti. Dışındaki davanın tarafları tacir değildir, ayrıca zorunlu mali sorumluluk sigortasına bağlı bir talep de sözkonusu değildir. Bu durumda ihtilafın TBK'da düzenlenen hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar dava, sigorta şirketlerine ihbar edilmişse de; ihbar olunan sigorta şirketleri hakkında sonuç itibariyle herhangi bir hüküm kurulamayacağından, bu husus mahkemenin görevine etki etmemektedir.
Tüm dosya kapsamı, yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve yerleşik Yargıtay uygulamaları birlikte değerlendirilerek; taraflar arasındaki temel ihtilafın haksız fiilden kaynaklandığı, davanın taraflarının tacir olmadığı, ZMSS poliçesine bağlı bir talebin de söz konusu olmadığı, 6102 sayılı TTK'nun 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmenin mümkün olmadığı, ihtilafın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği, görev hususunun davanın her aşamasında dikkate alınabileceği sonuç ve kanaatiyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim · e-imza e-imza
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/878, K. 2019/268, 16 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama