KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Mart 2018
- Esas no
- 2018/4
- Karar no
- 2018/208
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 26/06/2014
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.176 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle ; davalı ile müvekkili arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden borçluya ... nolu kredili mevduat hesabı kullandırıldığını, bu hesapdan doğan borcun ödenmemesi üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, daha sonra davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini beyan etmekle davanın kabulü ile, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davayı kabul etmediklerini, icra dosyasında ve mahkeme dosyasında borcun sebebi belli olmadığını, kredi sözleşmesinin örneğinin yer almadığını, müvekkilinin kelif sıfatı ile taşıdığı ve borçtan sorumlu olduğu davacı tarafça ispat edilemediğini, diğer borçlu ... Şti'nin müvekkilinin şirket sebebi ile borcunun bulunmadığını, icra takibinde alacaklı tarafından talep edilen asıl alacağın sebebi miktarı ve başlangıç tarihleri belli olmadığını, icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını beyan etmekle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce usül ve yasaya uygun araştırma ve inceleme yapılarak ; tarafların göstermiş olduğu deliller toplanmış, ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
Mahkememizce usül ve yasaya uygun araştırma ve inceleme yapılarak, toplanan deliller kapsamında davanın reddine dair .../.../... tarih .../... Esas ve .../... sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin .../.../... tarih .../... esas .../... karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, mahkememizce usul ve kanuna uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Dava; Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan mevduat hesabından kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil aleyhine girişilen ilamsız takibe yapılan itirazın iptali talebidir.
... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacı banka tarafından davalı ... ve dava dışı ... Şti aleyhine 5.130,00.-TL Asıl alacak, 5.473,79.-TL işlemiş faiz (yıllık %131,76.-TL oranında hesaplanan), 241,52.-TL BSMV ve KKDF toplamı, 92,78.-TL masraf olmak üzere toplam 10.938,09.-TL alacağın tahsili için ilamsız takibe geçildiğini, davalı ...'nin takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan .../.../... tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak.
Davacı banka tarafından asıl borçlu ...Şti'ne davalı ...'nin kefaletiyle birlikte imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde kredil imevduat hesabı açıldığı ve kullandırıldığı, ancak açılan kredili mevduat hesabının ... tarihinde borcunun ödenerek tamamen kapatıldığı ve bu hususun davacı bankayatıları ile de sabit olduğu, davalı ...'nin ... tarihinde ...Şti. 'ndeki paylarını devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, ... tarihinde aradan 2 yıldan fazla birzaman geçtikten sonra bu defa yeni bir kredili mevduat hesabı üzerinden vekaletle para ödemesi yapıldığı,
yeni hesap nedeniyle yeni bir kredi sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği hususunda dosyada bilgi olmadığı, kredili mevduat hesaplarının cari hesap mantığıyla işleyen krediler olduğu, incelene sözleşme hükümlerinin, hesap kapama durumları da dahil olmak üzere, kefaletin yazılı bir bildirim olmadığı sürece devam ettiği yönünde olduğu, keza doktrinde de borçlu cari hesaplarda, kefaletin sona ermesinin yazılı bildirime bağlı olduğu görüşünün savunulduğu, ancak, somut olayda asıl borçlunun kullandığı kredili mevduat hesabı borç bakiyesinin ödenerek hesabın kapatıldığı,
aaradan 2 yıl 3 ay gibi oldukça uzun sayılabilecek bir süre geçtikten sonra asıl borçluya farklı birhesap üzerinden kredili mevduat hesabı kullandırılmaya (üstelik asıl borçlunun daha önceki hesap hareketlerinde hiç görülmediği şekilde vekaletle para çekilerek) başlandığı, bu noktada, davacı banka ile asıl borçlu şirketin yeni ortakları arasında yeni kredi hesabı açılması nedeniyle yeni bir kredi sözleşmesi düzenlenmiş olup olmamasının davalının kefalet yükümlülüğünün sona ermesi açısından ir öneminin bulunmadığı,
yukarıda incelenen Mülga 818 Sayılı Kanun hükümleri ve Yargıtay Kararları doğrultusunda eski hesabın kapanmasıyla, davalının kefalet yükümlülüğünün sona erdiği ve yeni bir hesap üzerinden kullanılan kredili mevduat hesabı borcundan ötürü davalının sorumlu tutulamayacağı görüş ve kanaatinde varılmakla beraber nihayetinde bu konunun Sayın Mahkeme'nin takdirlerinde bulunduğu, mahkemece davalı kefilin sorumluluğu cihetine gidilmesi halinde ise; asıl alacak 5.000,00.-TL, işlemiş faiz 2.324,10.-TL, BSMV 116,21.-TL ve 92,78.-TL masraf olmak üzere toplam 7.533,09.-TL üzerinden sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumundadır. Dava konusu borç davalının müteselsil kefil olduğu sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Genel kredi sözleşmesine bağlı hesap veya hesapların bir dönem bakiyesinin sıfırlanmış olması daha sonraki dönem kredi kullanılmasından dolayı kefilin sorumluluğunu sona erdirmeyeceğinden gerekçeli ve denetine elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile Takibin asıl alacak 5.000,00.-TL, işlemiş faiz 2.324,10.-TL, BSMV 116,21.-TL ve 92,78.-TL masraf olmak üzere toplam 7.533,09.-TL üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İcra İnkar tazminatı açısından ise. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak geçerli bir icra takibinin yapılması, borçlunun süresi içerinde ödeme emrine itiraz etmesi, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması ve borçlunun haksızlığına karar verilmesi gerekir.
Dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, 7 günlük itiraz süresi içerisinde davalının ödeme emrine itiraz etmiş olduğu ve yine itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Borçlunun haksızlığından kasıt ise alacak miktarının likit yani belirlenebilir olmasıdır. Borçlu şayet alacak miktarını belirlemek için bütün unsurları biliyor ise alacak likit sayılır.
Ayrıca borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi şartı kanunda aranmamıştır.
Somut davada alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp, davalıya usulüne uygun olarak hesap kat edilip tebliğ edilmiş olmasına göre alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına, davacının kötüniyetli olarak hareket ettiği davalı tarafından ispat edilemediğinden davalı lehine reddedilen dava değeri üzerinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · ¸(e-imzalı) Hakim ... · ¸(e-imzalı)
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/4, K. 2018/208, 9 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama