KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/886 Esas
- Karar no
- 2025/790 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/09/2025
Karar Metni
768 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafından müvekkilinin verdiği bonolardan bahisle iki adet icra takibi başlatıldığını, taraflar arasındaki bonoların ve alacak verecek ilişkisinin temeli eser sözleşmesine dayandığını, dolayısı ile her ne kadar bono görünse de iş eser sözleşmesi olduğunu, dava menfi tespit davası olup, davalı yan haksız ve hatalı şekilde ilk takip ile 3 adet bonoyu icra takibine koyduğunu, bonoların vadeleri ...-... ve ... olup her senet ... ...
TL olduğunu, icra takibinden çok önce olmak üzere; ... tarihinde ... ... tl ( ... USD OLARAK) ... tarihinde ... ... TL, ve ayrı olarak ... ... tl, ... tarihinde ... ... TL ve ayrıca ... ... TL olmak üzere toplam ... ...
TL aralarındaki eser sözleşmesi uyarınca ödeme gerçekleştirdiğini, hal böyle olmakla birlikte davalı yan vekilini eksik bilgilendirerek söz konusu icra takibinde haksız yere 3 adet bono yönünden borçlu göstererek cebri icra tehdidi ile baş başa bıraktığını, ancak çok basit bir inceleme ile ortaya çıkacağı neredeyse sabit olan işbu dava dosyasında davalı yan kötüniyetle takip başlattığını, açıklanan sebeplerle, en eski tarihli iki bono ve buna dair istenilen faiz yönünden borçlu olmadıklarının tespiti gerektiğini,
ayrıca davalı yan hem ilk takipte kalan bono için hem de diğer takibinde icraya koyduğu bono açısından ticari temerrüt faizi de isteyerek hatalı ve çok fahiş talepte bulunduğunu, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesine dayanmakta olup, müvekkilinin oturduğu yere ilişkin bir eser sözleşmesi icra edildiğini, hal böyle olunca her iki takipte de kalan bonolar açısından müvekkili aleyhine istenilen faizlerin de fahiş ve hatalı olduğunu, taraflar ve aralarındaki ilişki dikkate alınarak faiz yönünden de hesaplama yapılması ve kanuni faiz istenilmesi gerektiğini,
davalı yan iki bono açısından kötüniyetle takibe geçtiğini ve bu konuda husumet dahi bulunmayacağını, bu sebeple de %20 kötüniyet tazminatı talebi bulunduğunu, yine banka dekontlarıyla yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği inancıyla, kötüniyetle ve haksız yere yüksek bedeller isteyerek takip başlatan davalı aleyhine yargılama devam ederken tedbir talebi bulunduğunu, izah edilen nedenlerle haksız yere cebri icra yolu ile istenilen ...
TL nin ve faizleri yönünden borçlu olmadığının tespiti ile, kötüniyetli takip başlatan davalı aleyhine borç tutarı yönünden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, ayrıca her iki takip yönünden istenilen faizin de fahiş ve hatalı olması sebebiyle istenilen faizlerin iptali ile tekrardan hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Dava ... Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasında bulunan ..., ..., ... tarihli tarihli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine yöneliktir.
28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; dava dosyasının mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmayıp, dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca tensip zaptında alınan ve tebliğ edilen ara karara rağmen arabuluculuk tutanağı kesin süre içerisinde dava dosyasına ibraz edilmemiştir. Arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ e-imzalıdır Hakim ... · ¸ e-imzalıdır
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/886, K. 2025/790, 7 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama