KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2021
- Esas no
- 2017/745
- Karar no
- 2021/349
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/12/2017
Karar Metni
1.583 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından davalıdan satın alınan ... gram altın için altının o günkü gram değeri olan ... TL üzerinden toplamda ... TL kendisine borçlanıldığını ve karşılığında borç tutarı kadar ... keşide ve ödeme tarihli bono verildiğini, davalı tarafından bonoya istinaden ... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişilerek senet bedeli ... TL asıl alacak ... TL işlemiş faiz ...
TL komisyon olmak üzere toplam ... TL üzerinden temerrüt faizi talep edilmeksizin ödeme emri gönderildiğini, taraflar arasında altın alım satımına ilişkin bu anlaşma dışında baykaca bir ticari ilişki bulunmadığını, söz konusu takip dosyasında toplam borç miktarının ...
TL olarak bulunduğunu, dosya kapak hesabının hatalı olduğunu, taraflar arasında takipten sonra ... tarihinde bir araya gelinerek protokol imzalandığını, söz konusu protokol uyarınca müvekkilin borcunun ... gr altın olarak belirlendiğini, protokol uyarınca müvekkiline ait olup üzerine haciz konulan ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... numaralı bağımsız bölüm ile ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel ... blok, ... numaralı bağımsız bölümün alacaklı tarafından satılarak bedelinin ipoteklerin kaldırıldığı tarihteki gr altın kurundan yapılacak hesaplama ile borçtan mahsubunun kararlaştırıldığını,
müvekkil tarafından alacaklıya verilen vekaletnamelerle ...daki dairenin ... tarihinde ... TL bedelle satıldığını, anlaşma uyarınca ipotek borcunun davalı tarafından satış bedelinden ödenmesi gerekirken ödenmediğini, müvekkilinin eşi tarafından yapılan ödemelerle ipoteğin kaldırıldığını, böylece icra borcuna mahsuben davalıya ... TL ödeme yapıldığını, aynı tarihte alacaklı ...'a elden ...
TL ödeme yapıldığını, bu paranın da davalının banka hesabına yatırıldığını, ... tarihinde 1 gr has altının değerinin ... TL olduğunu, karşılığının ... gram altına denk geldiğini, böylece davalıya olan borç tutarı altın üzerinde kalmadığı gibi, müvekkilinin alacaklı hale geldiğini, bundan sonra ... tarihinde müvekkili tarafından bir türlü kapatılmayan icra takibi nedeniyle davalı hesabına banka kanalıya ... TL gönderilmiş olup bu tarih itibariyle 1 gr altının ...
TL değerinde olduğunu, yani altın esas alınırsa müvekkilince ... gr daha ödeme yapıldığını, bu ödemelerin icra dosyasına bildirilmediği için icra takibine devam edildiğini, borcun fazlasıyla sıfırlanmış olmasına rağmen müvekkiline miras yolu ile intikal eden...ki daire hissesi dahi icra yoluyla satıldığını, söz konusu daire payının ihaleden borca mahsuben davalı tarafından satın alındığını, ödemeler dikkate alındığında, ...'taki evin gereksiz biçimde elden çıktığının anlaşılacağını beyan ederek; müvekkilinin Antalya ...
İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasında takibe konu borcun ... TL si üzerinde kalan ancak müvekkilden tahsil edilmiş bulunan ... TL'lik bölümünden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespitine, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasından fazladan tahsil edilen şimdilik ...
TL'nin tahsilatın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan istirdatına, borca mahsuben borç kalmadığı halde satılan ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kaim ... numaralı bağımsız bölümün müvekkile ait iken icraen satılan .../... payının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, taşınmazın tapu kaydına davalıdır şerhinin konulmasına, ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve kocası ile müvekkili arasında ticari ilişki olduğunu, davacı ile kocasının 2014 yılında müvekkilinin ... gram altın borç aldığını, davacının bu altınları 2014 yılında farklı tarihlerde alındığını belirtmediğini, aralarında senet imzalayarak borcu resmiyete döktüklerini, senedi davacının imzaladığını, senedin miktarının ...
TL olduğunu, takibe itiraz etmediğini, takip kesinleştikten sonra 3 adet taşınmaza haciz konulduğunu, taraflar arasında ... tarihinde anlaşma yapıldığını, davacı tarafın protokole uymadığını ve ödeme yapmadığını, taşınmazların satışının istendiğini, borçlu tarafın taşınmazları biz elden satalım borcumuz azalsın dediğini, müvekkilinin de iyi niyetle kabul ettiğini, ilk ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... numaralı taşınmazın satıldığını, bu taşınmazın üstündeki ipotek miktarı düşüldükten sonra kalan ...
TL nin müvekkilinin hesabına havale edildiğini, bu taşınmazın satışı sırasında müvekkilden yardım istendiğini, beraber satışı yaptıklarını, daha sonra davacının kendi imkanları ile satışını yaptığı ... ili, ... ilçesindeki evin satışını gerçekleştirdiğini, bu satışın miktarını müvekkilinin bilmediğini, bu satıştan sonra müvekkili hesabına ...
TL gönderdiğini, davacının eşinin ... bulunan miras yolu ile kendilerine kalan taşınmazın satılmamasını borcunu ödeyeceğini beyan ettiğini, fakat bu ödemeyi de yapmadığını, müvekkilinin iyi niyetinden dolayı bir yıl beklediğini, müvekkilinin borcu kapatmaları karşılığında evin satışından vazgeçeceğini davacıya bildirdiğini, aradan geçen zamana karşın müvekkilinin oyalandığını, müvekkilin bunun üzerine ...'taki evi satışa çıkardığını, ihaleye kimsenin katılmaması sonucu müvekkilinin alacağına mahsuben taşınmazı aldığını, müvekkiline yapılan ...
TL nakit ve icra satışından ... TL haricinde hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin ödemelerin yasal olması gerekçesiyle elden nakit para talep etmediğini, ödeme yapacakları durumunda banka aracılığı ile alacağını tahsil etmek istediğini, davacının eşinin dekontları talep ettiğini ve ona verildiğini, müvekkilinin bu sırada ... ta bulunan taşınmazın satışını engellemek için borçlunun kendi annesinden ...
TL para aldığını fakat bu parayı farklı yerlerde kullandığını öğrendiğini, davacının beyanlarında tutarsızlık olduğunu, yapılan tüm satışların borçlunun ve eşinin bilgisi ile kendi rıza ve onaylarıyla yapılan satışlar olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının talebi; müvekkilinin Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasında takibe konu borcun ... TL si üzerinde kalan ancak müvekkilden tahsil edilmiş bulunan ... TL'lik bölümünden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespitine, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasından fazladan tahsil edilen şimdilik ... TL'nin tahsilatın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan istirdatına, borca mahsuben borç kalmadığı halde satılan ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kaim ... numaralı bağımsız bölümün müvekkile ait iken icraen satılan .../... payının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesine ilişkindir.
Dava, menfi tespit, istirdat ve tapu iptal tescil talepleri bir aradadır ve talepler bir bütün olmakla, terditli değildir.
Yetki, bir uyuşmazlığa veya talebe hangi yerdeki görevli mahkemenin bakacağını ifade eder. Mahkemelerin yetkisi bazı hallerde ise, kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu hususun dava şartı olduğu 6100 sayılı HMK 114/1-ç maddesinde açıkça belirtilmiştir.
Kamu düzenine ilişkin yetki kuralları “tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular”dır.
Kanunun ifadesinden, kanunda belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kuralı kesin yetki kuralıdır. Kesin yetkili olarak tek bir mahkeme öngörülmüş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. HMK’ da düzenlenen kesin yetki kurallarının başında taşınmazın aynından doğan davalara ilişkin yetki kuralı gelir. Taşınmazın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yerde açılır(m.12).
HMK. m.14/2, m.11/ 1-a ve 11/1-b, m.15/2 ’de düzenlenen yetki kuralları da kesin yetki kuralıdır. Kural olarak yetki, dava şartı olmayıp ilk itirazdır. Bu sebeple mahkeme yetkiyi kendiliğinden dikkate alamaz. Ancak kesin yetki hallerinde, davanın mutlaka kesin yetkili mahkemede açılması gerekir. HMK 114 /1-ç maddesine göre, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartıdır (H. Pekcanıtez/O. Atalay/ M.Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, 2013, s.416).
Davacının tapu iptal tescil talebi de mevcut olmakla, kesin yetkili mahkeme .../... mahkemesidir. Menfi tespit, istirdat taleplerinin incelenmesi de tapu iptal talebinin incelenmesi bir bütünlük arz edecektir. Davada talepler de terditli sunulmamıştır. Ayrı davaların açılması ihtimalinde dahi davaların birleştirilmesi usulen mümkün ve gereklidir ki iş bu dava bir arada açılmıştır. Dayanılan vakıalar aynıdır. Taşınmazın aynından doğan davalarda, kesin yetkinin mevcut olmasının usuli bir sebebi de usul ekonomisi, davaların en uygun masrafla, kısa sürede bitirilmesidir.
Emsal olarak alacak talebi veya menfi tespit talebi ile birlikte açılan ipoteğin fekki taleplerinde Yargıtay kararlarında da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu belirtilmektedir.
"...Dava ipoteğin fekki ve alacak istemine ilişkindir.
İpotek taşınmaz üzerinde bir hak doğurduğundan bu hakkın ortadan kaldırılmasını amaçlayan ipoteğin fekki davasının HUMK.nun 13.maddesinde düzenlenmiş bulunan kesin yetki kuralına göre taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerekir.Bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu durumda ipoteğin fekki talebi yönünden dava tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken bu yönün gözetilmemiş olması isabetsizdir."
(Yargıtay 19. HD., 2006/6553 E, 2006/12252 K.)
"....Mahkemece açılan davanın 3.kişinin borcu için verilmiş ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte satış sonucu elde edilecek paranın davalılara ödenmemesi istemine dayandığı yani bir anlamda menfi tespit davası olduğu Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere ipotek taşınmaz üzerinde bir hak doğurduğundan , bu hakkın ortadan kaldırılmasını amaçlayan ipoteğin fekki davasının HUMK.nun 13.maddesinde düzenlenmiş bulunan kesin yetki kuralına göre taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemece re’sen gözetileceğini, bu durumda ipoteğin fekki niteliğindeki davada ...
İli ... İlçesinde bulunan taşınmazdaki ipotek nedeniyle dava açılmış olduğundan, mahkemenin yetkisizliğine, dava dilekçesinin HUMK.nun13.maddesi gereğince yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle dava tarihindeki durum ve HUMK.nun 13.maddesi hükmü gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına"
(Yargıtay 19. HD., 2008/ 5113 E., 2009/481 K.)
"Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipotek fekki davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,gereği konuşulup düşünüldü.......
.........Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle HMK'nun 12/1.maddesi uyarınca taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olup ipoteğe konu taşınmazın ...'da bulunduğu anlaşıldığından somut olayda ... Mahkemeleri kesin yetkilidir. Kesin yetki, 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesinde dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un 115. maddesinde ise dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda mahkemece davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir......."
(Yargıtay 19. HD., 2016/12427 E, 2017/6756 K.)
Tüm dosya kapsamına göre, ... (...) mahkemelerinin kesin yetkili olduğu, mahkememizin yetkisiz olduğu, kesin yetkinin dava şartı olduğu anlaşılmakla, davanın usulden ret kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın kesin yetki dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına,
4-İhtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına,
Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/06/2021
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/745, K. 2021/349, 2 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama