KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2020
- Esas no
- 2018/91
- Karar no
- 2020/396
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 14/02/2018
Karar Metni
2.232 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A.TALEP
1.Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin sevk ve idaresinde olan ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken ... tarihinde... plakalı araç ile çarpışma neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, davalı ... plakalı ... .... adına ruhsatlı ... marka ... model araçta şoför olarak çalıştığını, trafik kazasının araç işleteni davalı ... .'ye bağlı olarak çalışan davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan kamyonet ile gerçekleştiğini, ...'ın asli kusurlu olduğunu, müvekkili ... ...'a atfedilecek bir kusurun olmadığını, müvekkillerinin yaralandığını, manevi olarak da zarar gördüklerini beyan ederek; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. TARAF TEŞKİLİ
2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz. İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)
3.Bu açıklamalar ışığında,... mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP
4.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kusura itiraz ettiklerini, ATK dan maluliyete ilişkin rapor aldırılmasını istediklerini, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. 5.Diğer davalılar her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmışlardır.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ
6.Dava, trafik kazasına dayalı (haksız fiile dayalı) maddi-manevi tazminat talebinden ibarettir.
7.Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder. İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir).
Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
8.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; dava haksız fiile dayanmakla; TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır.
9.Olayla ilgili olarak, Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .. esas, ... karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığı uyaptaki belgelerden anlaşılmaktadır. İlgili ceza dosyasında iş bu davanın davacıları şikayetçi, davalı ... ise sanık olarak yargılanmıştır ve atılı suç, "taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçudur. Yargılama sonunda şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir.
Hüküm istinaf edilmeden ... tarihinde kesinleşmiştir.
10.5237 sayılı kanun m. 73/7 gereği; Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
Böyle bir açıklama ceza davasında mevcut olmadığından davacıların iş bu davayı açmasında bu yönden bir engel yoktur.
11.6100 Sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazalarında kusur durumunun belirlenmesi uzmanlığı gerektiren konulardandır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2014/21130 esas, 2017/5282 karar) Bu nedenle, mahkememizce kusur raporu aldırılmıştır.
12.... tarihli ATK raporunda özetle; sürücü ...'ın %75, sürücü ... ...'ın ise %25 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
13.Ceza dosyasında aldırılan kusur raporunda da sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ... ...'ın ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
14.6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu"nda (m. 74) düzenlenmiştir. Buna göre;
"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."
15.T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz.
16.Bu nedenle mahkememizce kusur raporu aldırılmış ve her iki dosyada aldırılan raporların da öz itibariyle birbirini teyit ettiği anlaşılmıştır.
17.Mahkememizce maluliyet raporları aldırılmıştır.
18.Davacı ... ... hakkında düzenlenen ... tarihli ATK raporunda özetle; davacının maluliyet tayinine yer olmadığı, iyileşme süresinin .. tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
19.Davacı ... ... hakkında düzenlenen ... tarihli ATK raporunda özetle; davacının maluliyetinin % 5 olduğu, iyileşme süresinin ... tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
20.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
21.Ceza dosyasındaki kusur raporu ile mahkememizce aldırılan kusur raporunun birbirini teyit etmesi, oluşa uygun olduğunun mahkememizce kabul edilmesi karşısında mahkememizce aldırılan kusur raporu hükme esas alınmıştır. Yine, maluliyet raporları da İstanbul ATK dan alınmıştır. İstanbul ATK bu hususta yetkin bir kurumdur ve ayrıca dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere, öncelikle ön rapor düzenlemiş ve eksiklikler tamamlanınca asıl raporu düzenlemiştir.
Rapor içeriğine bakıldığında, tıbbi değerlendirmelerin yapıldığı, incelendiği görülmektedir. Tekrar rapor alınmasına yol açacak bilgileri içerir, somut veriler içerir bir itiraz dosyada mevcut değildir. Ayrıca kaza tarihine göre, maluliyet hesabı yapılacak yönetmelik, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'tir. Maluliyet raporlarına bakıldığında, bu yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Maluliyet raporları da mahkememizce hükme esas alınmıştır.
22.Davacılar vekili, ... tarihli duruşmada özetle; maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketinden ödeme aldıklarını, maddi tazminat taleplerinin tüm davalılar yönünden konusuz kaldığını beyan etmiştir. 23.Davacılar vekilinin bu beyanı gereği maddi tazminat talepleri yönünden konusuz kalan dava hakkında, karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurmak gerekmiştir.
24.HMK m. 331 gereği. Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Ayrıca, Kural olarak bir davada asıl talebin konusuz hale gelmesi durumunda, bunun fer-i (yan) niteliğindeki diğer talepler hakkında yargılamaya devam edilerek, bunlar hakkında da bir karar verilmesi gerekir.
Davanın konusuz kalması halinde ise, mahkemenin yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine (bu arada vekalet ücretine de) mahkum etmesi gerekir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Bkz. KURU, Baki. Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, İst. 2001, c.3, s.3030 vd., ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s.150-151, Yarg.
14. HD. 03/03/2008, 1087-2645, 18. HD. 09/11/2006, 5557/8964, 13. HD. 02/06/2005, 3752-9494, 3. HD., 25/04/2006, 2465-4930). Ödeme nedeniyle dava konusuz kaldığından kural olarak davacının dava açıldığı anda haklı olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama giderine hükmedilirken bu husus göz önüne alınmıştır. Sigorta şirketi tarafından asıl alacak, faiz ve ferileri, avukatlık ücreti ödendiği belirilmiş ise de açıkça yargılama giderlerinin de ödendiği belirtilmemiştir.
25.Davacıların manevi tazminat taleplerine bakıldığında; 26.6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun, 56 ıncı maddesi (mülga 818 Sayılı BK un 47 md) uyarınca bedensel zarar gören ve yakınları kendisine uygun bir paranın manevi tazminat olarak ödenmesini isteyebilir. 27.Mahkememizce aşamalarda, gerçek kişi tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yaptırılmıştır.
28.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır.
Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3.
Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar.
Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir.
Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah.
Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi).
29.Somut olayda, gerçekleşen haksız fiil/trafik kazası nedeni ile davacıların manevi zarara uğramaları mutlaktır. Tarafların sosyal ekonomik durumları, olaydaki sürücü kusurları, davacı ... ...'ın ise sürücü olmaması, olayın oluşu, aracı diğer davacının kullanması (onlar bakımından takdiri etkileyen hususlar içinde), davacıların maluliyeti, dava dilekçesindeki talep miktarı, yaş durumları, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği şekilde manevi tazminatlara hükmetmek, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır ¸
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/91, K. 2020/396, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama