KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2019
- Esas no
- 2019/355
- Karar no
- 2019/803
- Dava
- Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz
- Dava tarihi
- 04/07/2017
Karar Metni
1.772 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı, müflis .... Bünyesinde, ... tarihinde numune bölümünde çalışmaya başladığını, ... tarihinde işten çıkarıldığını, tazminat, ücret hak ve alacaklarının ödenmediğini, işveren şirketin iflasına karar verilmesi üzerine oluşturulan Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../...
İflas sayılı dosyasına işveren tarafından verilen yazılı belgeye istinaden alacak bildiriminde bulunulduğunu, davacıya tebliğ edilen alacaklılar sıra cetvelinde, davacının alacak talebinin müflis şirketle alacak ilişkisi tespit edilemediği gerekçesiyle reddedildiğini ve sıraya dahil edilmediğini, davacının çalıştığı ... nın müflis ....'ye ait bir şirket olduğunu, müflis şirketin, davacının işvereni konumunda olduğunu, müflis şirketin ...
Şubesinin adresinin davacının çalıştığı ... nın adresi olduğunu, davacı alacağının sıra cetvelinde gösterilmemesi nedeniyle telafisi imkansız zararların oluşmasına engel olmak için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle 2. Alacaklılar toplantısına katılmalarına, Antalya ...İcra ve İflas Müdürlüğünün .../... sayılı İflas dosyasında düzenlenen alacaklılar sıra cetveline, davacının bildirdiği ...
TL alacağın ve ferilerinin, işçi alacağı ve öncelikli alacak olarak kaydının yapılmasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi memuru vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, .... ile ilgili evraklar kapsamında ... tarihli başvuru dilekçesinde ...-TL. alacak talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın bu alacak talebinin Müflis şirket ile ilgili olmamasından dolayı reddedildiğini, davacı tarafça başvuru dilekçesinde de, herhangi bir icra takibinden bahsedilmediğini, anılan belgelerin de müflis şirket ile ilgili bulunmadığını, bu kapsamda da talebin reddedildiğini, Müflis şirket ile davacı tarafın asıl alacaklısı olduğu ...'nin ayrı ayrı tüzel kişiliklerinin ve adreslerinin olduğunu,
birbirinden bağımsız şirketler olduklarını, davacının ...'nde çalıştığını, bu çalışmasından dolayı ödenmeyen ücret vs. hak edişleri ile ilgili olarak da ... ile protokol imzaladığını, bu durum çevresinde davacı tarafın, alacak konusu iddia ettiği hususları ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu, iflas eden şirket ile davacının çalıştığı şirketin grup şirket olmasının davacının ...‘nden ayrı olarak müflis şirkette çalıştığı anlamına gelmeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılarak davacının işe giriş ve çıkışlarını gösterir sicil dosyası celp edilmiştir. İcra takip dosyasından tebliğ tarihi itibariyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında; dosyanın SGK iş hukuku alanında uzman bir bilirkişiye tevdii ile; ... ve ... kayıtları ve ticaret sicil kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle davacının işçi alacağının miktarı, ...' nin bu işçi alacağından sorumlu olup olmadığı, ... ve ... arasında organik ve yönetsel bağ bulunup bulunmadığı,
bu suretle davacının işçi alacaklarından her iki şirketin müteselsil sorumlu tutulması gerekip gerekmediği ile davacının işçi alacağının iflas masasına kayıt/kabulünün gerekip gerekmediğine ilişkin rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ... ve ticaret hukukunda uzman akademisyen bilirkişi ... tarafından tanzim edilen ... tarihli raporda özetle; "...1-Davalı ... İle dava dışı ...
Arasında organik ve yönetimsel bağlantı bulunduğu, 2-Davacı işçinin iflas sıra cetveline ... TL bedelle alınmasına" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizin ... gün ve .../... Esas, .../... sayılı kararı ile davanın HMK 150/5. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye MAhkemesi ... Hukuk Dairesinin ... gün ve .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamıyla "...Somut olayda, mahkemenin ... tarihli duruşmasında taraf vekilleri mazeret dilekçesi sunmuşlar, mahkemece taraf vekillerinin mazereti kabul edilerek duruşma gün ve saatinin UYAP'tan öğrenilmesine, duruşmanın ... günü saat ...'ye ertelenmesine karar verilmiştir.
... tarihli duruşmaya sadece davalı vekili katılmış ve davayı takip etmeyeceğini bildirmiş olup, mahkemece davacı asil ve vekilinin hazır olmadıkları, mazeret de bildirmedikleri duruşma zaptına geçilerek takip edilmeyen dosyanın HMK'nın 150.maddesince süresi içerisinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, akabinde ... tarihinde dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda üç aylık yenileme süresi içerisinde yenilenmeyen davanın HMK'nın 150/5.maddesince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafın mazeret dilekçesi sunduğu ... tarihli duruşma için mazeret dilekçesi ekinde posta pulu olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kalem personeli tarafından bu hususta tutulan bir tutanak bulunmamaktadır. UYAP'tan yapılan incelemede de o tarih itibariyle davacının mazeretinin kabulü durumunda yeni duruşma gününün tebliği için davacı tarafça yatırılmış bir gider avansı bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece davacı vekilinin mazeretinin gerekli tebligat gideri bulunmadığından reddedilmesi gerekirken mazeretin kabulü ve duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi şeklinde kurulan ara karar HMK düzenlemesine uygun değildir.
Mahkemece tebliğ için avansı bulunmayan davacı vekilinin mazereti buna rağmen kabul edildiğine göre, davacı vekiline ... tarihli duruşmada tayin edilen yeni duruşma gününün ... tarihi olduğu yönünde herhangi bir tebligat yapılması gerekirken, bu husus ikmal edilmemiştir.
Bu durumda, ... tarihli duruşmaya davacı asil ile vekilinin gelmedikleri ve mazeret de bildirmediklerinden dava dosyasının işlemden kaldırılması ve akabinde üç aylık süre içerisinde yenilenmediğinden bahisle davanın HMK'nın 150/5.maddesince açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, mahkemenin yargılamaya devamla tarafların bildirdikleri delillerde toplanmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine..."şeklinde karar verilerek dava dosyası mahkememize gönderilmiş,Mahkememizin .../... Esas sırasına kaydı yapıldıktan sonra yeniden yapılan değerlendirmede:
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, davacının müflis şirket ve müflis şirketle aynı grup şirket olduğu belirtilen şirketlerde çalıştığı döneme ilişkin işçi alacağı nedeniyle iflas masasına başvurulduktan sonra iflas masası tarafından talebin reddi nedeniyle açılan sıra cetveline itiraz ile alacağın kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.
İİK.245.maddesinde"Alacaklıların masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görmedikleri bir iddianın takibi hakkı isteyen alacaklıya devrolunur. Hasıl olan neticeden masraflar çıkarıldıktan sonra devralanın alacağı verilir ve artanı masaya yatırılır." şeklinde belirtilmiştir.
Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... İflas sayılı dosyasında müflis .... İle borçlu .... Arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle iflas masasına alacağın kaydı istemiyle talepte bulunulduğu, iflas idare memurluğunun ... tarihli kararı ile alacağın iflas masasına kaydı talebinin reddedildiği görülmüştür.
Dava dilekçesi ekinde sunulan ... tarihli işçilik alacaklarının tasfiyesine ilişkin protokolde; ....'ye ait kaşe ve imzanın bulunduğu belgede davacının kıdem, ihbar tazminatı, diğer işçilik alacaklarından doğan ... TL'nin şirket tarafından kabul edildiği anlaşılmış, bu belgeyedeki imza ve kaşeye ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmamıştır.
Mahkememizce çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın; borçlu ... İle Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... İflas sayılı dosyasında müflis .... Arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, davacının alacağını iflas masasından talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı görülmüştür.
Mahkememizce uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak müflis şirket ile borçlu ...'nin ticaret sicil kayıtları da dikkate alınmak suretiyle davacı tarafından talep edilen işçi alacağından müflis şirketin sorumlu olup olmadığı, her iki şirket arasında organik ve yönetsel bağ bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememizce yukarıda tarih ve sayısı belirtilen bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir.
Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 19/06/2017 tarih, 2017/35577 Esas, 2017/14610 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Her iki şirketle ilgili ticaret sicil kayıtları getirtilmeli, ortakları ve faaliyet alanları belirlenmeli, dava dışı şirket ile davalı arasındaki ilişkinin gerçek bir işyeri devrine dayanıp dayanmadığı tespit olunmalıdır. Ticaret sicil kayıtları ile gerekirse Vergi Dairesi ve Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtları da getirtilerek etraflıca incelenmelidir. Bu doğrultuda çalışmanın devamı olgusu ... ile ... arasındaki ilişki değerlendirilmeli ve çalışma süresi yeniden tespit edilmelidir..." şeklinde belirtilmiştir.
Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 16/09/2015 tarih, 2015/31421 Esas, 2015/15318 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Uygulamada işverenlerin değişik isimler adında işletme ve şirket kurdukları, aynı yerde değişik isimler adı altında faaliyet yürüttükleri görülmektedir. Buna paralel olarak da işçi bu değişik şirketlerde girdi çıktı veya tabela şirketinde çalışırken sigortası başka bir şirket tarafından yatırılıyor gösterilmektedir. Bu gibi olayların çözümünde organik bağ ve birlikte istihdam konuları araştırılmalıdır.
Ticaret sicil kayıtlarından şirketlerin hakim sermaye ortakları ile diğer şirketin ortaklarının aynı olması, şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı adreslerinin aynı olması, faaliyet konularının aynı olması, aynı adreste faaliyet göstermeleri hallerinde organik bağdan söz edilebilir.
Firmaların ticari merkezleri, faaliyet alanları ve yönetim kurulu üyelerinin aynı kişiler olması, davacının ara vermeksizin bir şirketten diğerine geçiş yapması, kesintisiz çalışmaya devam etmesi hallerinde şirketler arasında organik bağ bulunmaktadır
Bir şirketin kapatılarak kapanan şirketin çalışanlarının aynı ortaklara bağlı başka şirkette çalıştırılması halinde de işyeri devrinden değil organik bağdan hareket etmek gerekir.
Organik bağ birlikte istihdam şeklinde de karşımıza çıkabilir. Birlikte istihdam bir işçinin aynı hizmeti, birbiri ile yönetimsel, ticari veya sözleşmesel bir bağı bulunan birden fazla işverene sunmasıdır. Bu şirketler genel olarak grup veya aile şirketleri olarak karşımıza çıkar. Kısmi süreli çalışma gibi ayrım yapılması hangi şirkete ne kadar hizmet verdiği çalışma içiçe girdiğinden bilinmesi mümkün değildir.
Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmesi, işçinin bütün şirketlere aynı anda hizmet etmesi halinde, ücret işverenlerin biri ya da birkaçı tarafından ödense veya sosyal sigorta priminin başka bir işverence yatırılsa bile birlikte istihdam sözkonusudur.
Organik bağ ve birlikte istihdam hallerinde bütün şirketler işçilik alacaklarından müteselsilen sorumludurlar..." şeklinde belirtilmiştir.
Dava konusu somut olayda, yukarıda belirtilen kanun maddesi ve emsal içtihadlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Mahkememizce alınan hüküm kurmaya, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde. Mahkememizdeki aynı müflis şirkete karşı açılan ve karar verilen diğer sıra cetveline itiraz ve kayıt-kabul davalarında da tespit edildiği üzere.
Müflis şirket ile borçlu şirketin yönetim kurulu başkanlarının aynı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin de çoğunluk olarak aynı kişilerden oluştuğu ve şirketin aynı kişiler tarafından yönetildiği, müflis şirketin borçlu ...'nin logosunu kullandığı, müflis şirketin faturalarındaki kaşelerde de fatura düzenleyen olarak her iki şirketin isminin belirtildiği, davacının müflis şirkette işe başladığı ve borçlu şirkette çalışmasına kesintisiz olarak devam ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde her iki şirket arasında organik ve yönetsel bağ bulunduğu,
buna göre davacının işçilik alacağı ile ilgili olarak müflis şirket ile borçlu şirket arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu anlaşılmakla davacının ... TL işçi alacağından davalı müflis ...'nin sorumlu olduğunun kabulü ile alacağın Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... İflas dosyasına kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 26/02/2018 tarih, 2017/1979 Esas, 2018/542 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Kayıt kabul davaları maktu harç ve maktu vekalet ücretine tabidir. Bu nedenle mahkemece davalı müflis şirket hakkında nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır..." şeklinde belirtildiği üzere Mahkememizce açılan davada alınması gereken harcın maktu harç olduğu ve yine taraf vekilleri lehine de maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiş ve açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸E- İmzalı Hakim ... · ¸E- İmzalı
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/355, K. 2019/803, 3 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama